Uyuz hastalığında tüm aile bireyleri risk altında ve birlikte tedavi edilmeli

Yazan Hatice Pala Kaya
Kategori: Cilt Sağlığı, Sağlık Gündemi Print

Türkiye’de uyuz hastalığı görülme sıklığında son dönemde artış yaşandığını söyleyen Türk Dermatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Emel Erdal Çalıkoğlu, hastalığın çok bulaşıcı olduğunu, tüm aile ve yakın çevrenin risk altında olduğunu vurguladı. Uyuz hastalığı tedavisinin sadece hasta bireye değil, tüm ailesine de uygulanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Çalıkoğlu, “Etkili bir tedavi için sadece hastanın değil özellikle hastanın yakın temas ettiği tüm aile bireylerinin tedavisi şarttır. Ancak hastalarımız, tedavide kullanılan banyo sonrası bazı krem, losyon ve karışımları sadece kendi üzerinde kullanmayı tercih ettikleri için hastalığın iyileşme sürecini öteliyor” diye konuştu.

En büyük belirtisi şiddetli kaşıntı

Uyuz hastalığının deriye bulaştıktan 2-3 hafta sonra şiddetli kaşıntıya neden olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Çalıkoğlu, kaşıntının özellikle gece artış gösterdiğini, sıcak banyo ve duş ile şiddetlendiğini vurguladı. Prof. Dr. Çalıkoğlu, şu bilgileri verdi:

“Kaşıntıdan en sık etkilenen bölgeler el parmak araları, el bileğinin iç yüzü, koltuk altları, kulak arkaları, bel bölgesi, ayak bilekleri, ayaklar, kalçalar, kadınlarda meme uçları ve erkeklerde cinsel bölgedir. Yetişkin insanlarda saçlı deri etkilenmezken, çocuklarda saçlı deri de etkilenebilir. Uyuz hastalığının en önemli belirtisi deri içerisinde kazdıkları tünellerin görülmesidir. Bazen bu tünellerin sonunda küçük su toplayan kabarcıklar görülür”

Aile içi bulaşmalar önemli

Uyuzun bazı hastalarda hiçbir deri bulgusu olmadan kuru kaşıntıya neden olabildiğine vurgu yapan Prof. Dr. Çalıkoğlu, şunları söyledi: “Bu hastalarda uyuzu düşündüren en önemli bulgu; gece kaşıntının artması, kaşıntı haplarına yanıt alınmaması ve ailede kaşıntı olmasıdır. Uyuz, yakın temas ile bulaştığından genellikle aile içi bulaşmalar önemlidir. Kaşınan bir hastada ailede kaşıntı öyküsü var ise öncelikle uyuzu ekarte etmek gerekir.

Uyuz hastalığı nedir? Neden olur? Belirtileri ve tedavisi

Ancak bazen iki yıl kaşınan uyuz hastasının ailesinde kimsede kaşıntı olmayabilir. Bu nedenle ailede kaşıntı olmaması hastalığın ailede olmadığı anlamına gelmez. Uyuz hastalığının tanısı için kaşınan hastada tünellerin ve su toplayan kabarcıkların görülmesi gerekir. Bu tünellerden kazıntı alınarak mikroskop altında incelendiğinde parazit ve yumurtaları görülebilir. Son yıllarda dermatolojik muayenede kullanılan dermatoskopi aletleri de gözle görülmeyen tünellerin ve parazitlerin tespit edilmesini kolaylaştırmıştır.”

Parazitlerin insandan insana aynı yatakta yatmak veya ele ele tutuşmak gibi yakın temasla bulaşabileceğini dile getiren Prof. Dr. Çalıkoğlu, “Direkt temas olmadan giysiler yolu ile bulaşma oldukça nadirdir” bilgisini verdi.

Uyuzun en büyük sebebi hijyen eksikliği

Prof. Dr. Çalıkoğlu, uyuz hastalığının eskiden Türkiye’de oldukça nadir gözlenirken, son yıllarda artış gösterdiğini, uyuza sebep olan en büyük sorunun ise hijyen eksikliği olduğunu kaydetti. Hijyen koşulları sağlanmamış ‘merdiven altı’ güzellik salonlarının da uyuz hastalığının artmasına neden olduğuna işaret eden Prof. Dr. Çalıkoğlu, “Buna örnek olarak gerekli kontrolleri yapılmamış, hijyen-sağlık bilgisi olmayan güzellik ve masaj salonlarının hastalığın bulaşmasındaki rolünü gösterebiliriz.

Bu salonlardan çok sayıda mantar ve çeşitli virüs kapan hastalarımız olduğu gibi uyuz tanısı koyduğumuz ve bu yüzden klinikte tedavi uyguladığımız vakalarımız da gün geçtikçe artıyor. Bu nedenle vatandaşlarımıza hijyen konusunda güvenilmeyen, özellikle merdiven altı diye tabir edilen bu salonlardan uzak durmalarını tavsiye ediyoruz” dedi.

Tedavi doğru yapılmalı

Hastalığın tedavisine ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Emel Erdal Çalıkoğlu, uyuz hastalığının tedavisinin kişinin yaşına, bağışıklık sisteminin durumuna göre değişkenlik gösterdiğinin altını çizdi. Prof. Dr. Çalıkoğlu şunları söyledi: “Etkili bir tedavi için sadece hastanın değil özellikle hastanın yakın temas ettiği tüm aile bireylerinin tedavisi şarttır.

Ancak hastalarımız, tedavide kullanılan banyo sonrası bazı krem, losyon ve karışımları sadece kendi üzerinde kullanmayı tercih ettikleri için hastalığın iyileşme sürecini öteliyor. Ayrıca eskiden bazı krem ve losyonlar 8-12 saat kalıp yıkandığında kaşıntıların gerilemesini sağlarken, bazı durumlarda bu süre yeterli olmuyor.

HPV aşısıyla dünya genelinde 4 milyon rahim ağzı kanseri vakası önlendi

Bu nedenle karışımların üç gün üst üste uygulanması gerekiyor. Bu uygulamalardan sonrada giysilerin değiştirilmesi, yeni veya kaynatılmış giysilerin giyilmesi, çarşafların değiştirilmesi de önem arz ediyor. Tüm krem ve karışımlar ile düzelmeyen hastalarda ise bazı hapların kullanılması gerekebiliyor.”

Prof. Dr. Çalıkoğlu, etkili bir tedavi için bu hapların endikasyon kapsamına alınması gerektiğine işaret ederek, “Tedavide gecikmeler hastalığın yeni insanlara bulaşmasını ve hastalık sıklığının daha da artmasını sağlayacaktır” uyarısını yaptı.

Uyuz bildirilmesi zorunlu bir hastalıktır

Uyuzun bildirilmesi zorunlu bir hastalık olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Çalıkoğlu, “Bu amaçla, hasta insanların uygun tedavi edilmesi, hastaların yakınlarının da tedavi edilmesi, hastalığın sık görüldüğü bölgelerde taramalar yapılması gerekiyor. Ayrıca hastalığın etkin tedavisi için dirençli hastaların tedavisinde kullanılan bazı hapların yurt dışından temininde yaşanan zorlukların da giderilmesini bekliyoruz” dedi.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla