Ulusal Radyasyon Onkolojisi Kongresi: Radyoterapinin tedavideki önemi artıyor

21 Nisan 2016 |   Kategori: Kongreler, Onkoloji Print

radyasyon-onkoloji1Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği (TROD) tarafından düzenlenen 12. Ulusal Radyasyon Onkolojisi Kongresi, Antalya’da yoğun bir bilimsel gündemle devam ediyor. Bu yıl 800’e yakın uzmanın katıldığı kongrede pek çok önemli bilimsel gelişme ele alındı. Kongreye başta radyasyon onkolojisi uzmanları olmak üzere tıbbi onkoloji, medikal onkoloji, iç hastalıkları gibi farklı alanlarda çalışan branş uzmanları da katılıyor. UROK, radyoterapi alanında düzenlenen tek kongre olup bu yıl yerli ve yabancı alanında isim yapmış pek çok uzman konuşmacı olarak yer alıyor.

Kongrenin ilk gününde bir basın toplantısı düzenleyen Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Başkanı ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Serdar Özkök, kongre ile ilgili kapsamlı bilgiler verdi. Basın toplantısına ayrıca Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Esra Kaytan Sağlam, Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Zeynep Özsaran, 12. Ulusal Radyasyon Onkolojisi Kongresi Sekreteri Prof. Dr. Yıldız Güney ve 12. Ulusal Radyasyon Onkolojisi Kongresi Bilimsel Program Sekreteri Prof. Dr. Ferah Yıldız katıldı.

Radyoterapi, kanser tedavisinin önemli silahlarından birisidir

Radyoterapinin kanser tedavisinin önemli silahlarından birisi olduğunu ve kanser tanısı alan olguların %65-70’ine hastalıklarının bir döneminde radyoterapi uygulandığını söyleyen Prof. Dr. Serdar Özkök, konuşmasında şu bilgileri verdi: ”İki yılda bir düzenlenen ulusal kongremizde meslektaşlarımızla biraraya gelerek kanser ve radyoterapi alanındaki yeni gelişmeleri takip etmek, farkındalığı arttırmak ve interaktif oturumlardaki tartışmalarla sorularımızı yanıtlamayı hedefliyoruz.

Kongremizde bu yıl çok yoğun olan bilimsel programımızda, meme, akciğer, prostat, beyin, mide, pankreas, başboyun, kemik, jinekolojik, çocukluk çağı ve benzeri kanserlerdeki radyoterapi yaklaşımları, kanser ve beslenme gibi oturumların yanısıra, kanserle savaşta ön plana çıkan immunoterapi, intraoperatif radyoterapi ve hedefe yönelik radyoterapi (streotaksik radyoterapi) konularına ağırlık verdik. Kongre programımızda 57 oturumda, yurtiçi ve yurtdışından alanında deneyimli 150 uzman bilgi ve deneyimlerini paylaşmaktadır. Meslektaşlarımızın 396 poster, 116 sözel olmak üzere toplamda 512 bildiri ile yaptıkları çalışmaları üç gün boyunca deneyimli hocaların değerlendirmelerine sunulmaktadır.

Kanser tedavisi sırasında yapılan beslenme hataları hastalara zarar veriyor

Türkiye’de proton dışındaki modern Radyoterapi cihazlarının hepsi bulunmakta ve kanser tedavisinde kullanılmaktadır. T.C. Sağlık Bakanlığı’nın katkıları ile bölgelerdeki büyük illere radyoterapi cihazları alınmış, hastalarımızın kullanımına sunulmuştur. Türkiye’deki en büyük sağlık hizmeti alıcısı SGK olup SUT üzerinden fiyatlandırma yapmaktadır. Radyoterapi SUT ücretleri yurt dışındakilerle karşılaştırıldığında son derece ucuzdur. SGK’lı hastalarımız Radyoterapi uygulamalarından fark ödememektedir. Ne yazık ki cihazlarımız ve yedek parçaları yurt dışından ithal edilmekte, SUT’taki ödenen rakamlar maliyeti karşılayamamaktadır.

Bu da kısa bir sürede kurumların bakım hizmet giderlerini karşılayamamasına ve tedavilerin sürdürülememesine yol açacaktır. Kanser tedavisinde tek başına uygulama ile 1/3’ünü tedavi edebilen ve tüm kanser hastalarının yaşamları süresince %65-70’ine uygulanan bu başarılı yöntemden yararlanamamasına yol açabilecektir. Kongremizde tartışılan konuların yalnız camiamızı değil toplumumuzu da ilgilendirdiğini biliyor, kongremizin kansere ışık tutmasını diliyoruz.”radyasyon-onkoloji2Kanser tedavisinde yeni bir yöntem: İMMUNOTERAPİ

İmmunoterapinin kişinin bağışıklık sisteminin kanser gibi hastalıklara karşı aktif veya diğer tedavilere ek olarak kullanıldığı bir yöntem olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yıldız Güney, son yıllarda yayımlanan yeni araştırmaların bu alanda heyecan verici sonuçlar verdiğini belirterek şu bilgileri paylaştı: ”Biyolojik terapi olarak da isimlendirilen bu yöntemle kanserle savaşta vücudun doğal koruma yeteneğinin kuvvetlendirilmesi amaçlanır. Kişinin bağışıklık sistemi uyarılarak kanser hücrelerinin hedeflenmesi sağlanır. Vücutta bağışıklık sistemi ve tümör hücreleri arasında dinamik bir denge mevcuttur. Çoğu zaman bağışıklık sistemi anormal hücreleri etkisiz hale getirir. Bağışıklık sistemi tümör hücrelerini tanıyıp yok etme yeteneği kaybetmiş olduğunda, kanser gelişimi görülür. Bağışıklık sisteminin yetersiz olduğu durumlarda ise, kanser hücreleri kontrolsüz aşırı büyümeye başlar ve hastalığın ilerlemesinin önü açılır.

Son zamanlarda kanser immüno-onkolojideki hızlı gelişmeler kanser tedavisinde çeşitli yeni yöntemlerin üretilmesini ve tümöre karşı bağışıklık cevabının güçlendirilmesini sağlamıştır. Bu tedavi yöntemleri ile ya bağışıklık sisteminin belirli kısımlarının aktivitesi uyarılır ya da kanser hücrelerince üretilen bağışıklık cevabı baskılayan sinyaller engellenir. İmmünoterapinin çeşitli tipleri mevcut olup bunlar; monoklonal antikorlar, kanser aşıları ve sınıflandırılmamış immünoterapi gibi uygulamaları kapsamaktadır.

Devam eden klinik çalışmalarda kanser tedavisinin diğer tipleri ile (cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi) tedavi edici kanser aşılarının birlikte uygulanması araştırılmaktadır. Radyoimmunoterapi ise bir ilacın radyoaktif maddeyle işaretlenerek enjeksiyon yoluyla hastaya verilip kanserli hücreyi bulması ve yok etmesini hedefleyen bir yöntemdir. Özellikle lenfoma gibi radyasyona hassas ve diğer tedavilere cevap alınmamış kanserde kullanımı ile başarı oranları görülmüş, meme ve barsak kanserlerinde de çalışmalar devam etmektedir.”

radyasyon-oknoloji-kong3

RADYOTERAPİNİN KANSER TEDAVİSİNDE YENİ SİLAHI STEREOTAKTİK RADYOCERRAHİ

Stereotaktik Radyocerrahi (SRC) veya Stereotaktik Radyoterapinin (SRT) stereotaktik olarak işaretlenmiş hedef hacme tek veya az sayıda fraksiyonlar halinde yüksek doz radyasyon uygulanarak yapılan bir tedavi şekli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ferah Yıldız, son yıllarda bu alandaki teknolojide kayda değer gelişmeler yaşandığını belirtti. Bu yöntemin en gelişmiş konformal tedavi tekniği olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ferah Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü: ”Bu yöntemde çok sayıda farklı açılardan ışın demetleri hedef hacme yönlendirilmekte, ışınların çakışma bölgesinde yüksek dozlara çıkılırken, hedef hacim dışındaki normal dokularda hızlı doz düşmesi gerçekleşmektedir. Özellikle 4 cm’den küçük hedef hacimlerde doz dağılımında diğer radyoterapi tekniklerine göre ciddi avantajlar sağlayan bu teknik ile hedef hacme çok az emniyetle yüksek doz uygulanmaktadır.

Bu nedenle hedef hacmin her fraksiyonda tam doğrulukla ışınlanması gerek tümör kontrolü gerekse normal doku komplikasyonlarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Günümüzde SRC için özel yapılmış Cyberknife veya Gamaknife gibi cihazlar yanı sıra yüksek teknolojiye sahip Linak temelli cihazlarla da bu tedaviyi uygulamak mümkündür.

Bu teknikle tedavi genelde tek bir fraksiyonda veya 1-5 arası fraksiyonda uygulanır.
SRC veya SRT günümüzde primer veya metastatik beyin veya omurilik yerleşimli tümörlerin tedavisinde sıklıkla kullanılmaktadır. Ayrıca arterovenöz malformasyonlar, akustik nörinomlar, meningiomlar gibi benign(iyi huylu) lezyonların tedavisinde de başarı ile uygulanmaktadır. Benzer şekilde erken evre akciğer kanseri, erken evre prostat kanseri ve akciğer-karaciğer metastazlarının tedavisinde yüksek lokal kontrol oranları ile etkinliğini kanıtlamış bir tedavi yöntemidir. SRC/SRT‘nin bir diğer kullanım alanı daha önce radyoterapi uygulanmış ve nüks etmiş olgularda ikinci seri radyoterapi şeklindedir. Bu yöntem ile sınırlı nüks gösteren olgularda tekrar tümör kontrolü veya palyasyonu sağlamak mümkün olabilmektedir.”


RADYOTERAPİDE YENİ UMUTLAR-İNTRAOPERATİF RADYOTERAPİ

Cerrahi sırasında yapılan radyoterapi uygulaması olan intraoperatif radyoterapi ilk olarak 100 yıl önce kullanılmaya başlandığını söyleyen Prof. Dr. Zeynep Özsaran, şu bilgileri verdi: ”1970’li yıllarda teknolojideki gelişmelere paralel olarak kullanım alanları yaygınlaşmıştır. İntraoperatif (IORT) konusundaki ilk uygulama endometrial kanserde Coma ve Prio tarafından yapılmış ardından barsak kanserlerinde ve özellikle tedavide başarısızlığın nedeni olduğu düşünülen tekrarlayan tümörlerde ve ileri evre hastalıkta lokal kontrolü artırmak amaçlı uygulanmıştır.

Seçilmiş hastalarda gövde ve ekstremitelerde sınırlı sarkomaların tedavisinde IORT kullanılmasının yüksek lokal kontrolü sağladığına ait sonuçlar bildirilmektedir. Prostat kanserinde IORT kullanımına dair erken bilgiler Kyoto üniversitesinden gelmiştir. Lokal ileri prostat kanserinde prostatektomi yapılmaksızın IORT yapılmıştır. Önceleri tekrarlayan ya da ameliyatla çıkarılamayan mide, pankreas kanseri, prostat kanseri veya yumuşak doku sarkomlarında kullanılan bir yöntem iken, günümüzde özellikle erken evre meme kanserlerinde giderek artan oranlarda kullanılmaya başlanmıştır.

İntraoperatif radyoterapi son yıllarda özel olarak geliştirilmiş hareket edebilen, sadece elektron enerjisi ya da yüzeyel x-ışını üreten, personel açısından çok fazla koruma gerektirmeyen bir cihazla ameliyathanede yapılmaktadır. Ameliyat sırasında doğrudan tümöre ya da tümör çıkarıldıktan sonra tümör yatağına özel aplikatörler yerleştirilerek tek seferde uygulama yapılır. En önemli avantajı cerrahi sırasında tümör yatağının daha doğru olarak belirlenebilmesi ve tedavinin tek seferde tamamlanmasıdır. Uygulamanın önemli dezavantajı ise cerrahi sırasında patoloji sonucunun ayrıntılı alınamamış olması ve cerrahi sınır kontrolünün netlik kazanmamasıdır. Tedavinin uzun dönem etkileri ve güvenirliliği kanıtlanana kadar hasta seçimi dikkatli yapılmalıdır.”

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla