
Tıp dünyasının en prestijli organizasyonlarından biri olan Dünya Dermatoloji Kongresi’ni 2031 yılında İstanbul’da düzenlemek amacıyla resmî adaylık sürecini başlattıklarını açıklayan Türk Dermatoloji Derneği Başkanı Doç. Dr. Aslan Yürekli, Sağlık Bakanlığı’nın tam desteğiyle yürütülen bu önemli organizasyonun, 20 binin üzerinde uluslararası katılımcıyı ağırlayarak ülke ekonomisine ve tanıtımına büyük katkı sağlamasını hedeflediklerini açıkladı.
Türk Dermatoloji Derneği tarafından Antalya’da düzenlenen ve Türkiye’nin en büyük dermatoloji buluşması olan 34. Ulusal Dermatoloji Kongresi, yaklaşık 1800 uzman hekimin katılımıyla tamamlandı. Kongre çerçevesinde yapılan basın toplantısında konuşan Doç. Dr. Aslan Yürekli, organizasyonu Türkiye’ye kazandırmak için uluslararası alanda büyük bir mücadele yürüttüklerini belirterek, “Türkiye olarak, tıp dünyasının en saygın ve geniş katılımlı organizasyonlarından biri olan Dünya Dermatoloji Kongresi’ni 2031 yılında İstanbul’da düzenlemek üzere resmi adaylık sürecimizi başlattık” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Bengü Nisa Akay: Bir Kez Solaryuma Girmek Bile Melanom Riskini İki Kat Artırıyor!
Devletin ve hükümetin gücünü arkalarında hissettiklerini vurgulayan Doç. Dr. Aslan Yürekli, adaylık sürecinin Sağlık Bakanlığı himayesinde yürütüldüğünü belirtti. Doç. Dr. Yürekli, değerlendirmesinde şunları kaydetti: “Dünya Dermatoloji Kongresi’ne İstanbul şehrimizle adayız. Çok heyecanlıyız çünkü 4 yılda bir düzenlenen çok büyük bir organizasyon. Sağlık Bakanlığımız ve Sayın Bakanımız bu kongreyi himayeleri ve destekleri altına aldılar. Dolayısıyla hükümetimizin ve devletimizin desteğini hissederek bu kongreyi ülkemize kazandırma yolunda çok daha kararlı adımlarla ilerliyoruz. Desteklerinden dolayı Sağlık Bakanlığı’na çok teşekkür ediyoruz.”
2031 Dünya Dermatoloji Kongresi’nin İstanbul’da gerçekleşmesi halinde uluslararası ölçekte rekor bir katılımın beklendiğini kaydeden Doç. Dr. Yürekli, organizasyonun Türkiye’ye kazandıracağı katma değere dikkat çekti. Kongre kapsamında 20 bini aşkın uluslararası katılımcının ağırlanmasının hedeflendiğini belirten Yürekli, bu dev buluşmanın hem maddi hem de manevi anlamda Türkiye’ye ciddi bir değer katacağını vurgulayarak, organizasyonu ülkeye getirmek için ellerinden gelen tüm mücadeleyi sergileyeceklerini bildirdi.
Antalya’daki 34. Ulusal Dermatoloji Kongresi kapsamında düzenlenen basın toplantısında; çocukların cilt sağlığını olumsuz etkileyen faktörler, atopik egzama tedavisindeki gelişmeler, erken yaşta kozmetik kullanımı ve deri kanserinde erken teşhis gibi kritik başlıklar ele alındı.
Çocukluk döneminde maruz kalınan güneş yanıklarının ileriki yaşlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunan Doç. Dr. Aslan Yürekli, “Çocukluk çağında geçirilen güneş yanıkları, maalesef belki o dönemde basit bir kızarıklık olarak adlandırılabilir ama özellikle su toplayacak derecede gelişmiş ikinci derece yanıkların ileriki yaşamda melanoma dediğimiz çok ciddi bir deri kanserine yol açması ve yaşamı tehdit etmesi olasıdır” diye konuştu.
Prof. Dr. Bengü Nisa Akay: Çocukluk çağındaki güneş yanıkları cilt kanseri riskini artırıyor
Güneşten korunma önlemlerinin sadece tatil günleriyle sınırlı tutulmaması gerektiğini belirten Yürekli, çocukluk çağında kazandırılacak doğru güneşten korunma alışkanlıklarının, gelecekteki deri sağlığı açısından yapılabilecek en önemli yatırımlardan biri olduğunu söyledi.
Deri kanserinin erken teşhisinde toplum bilincinin artırılmasının önemine dikkat çeken Doç. Dr. Aslan Yürekli, “kendi kendine ben muayenesi” alışkanlığının tıpkı “kendi kendine meme muayenesi” gibi yaygınlaşması gerektiğinin altını çizdi. Kişilerin kendi benlerini muayene ederek şüpheli durumları fark edebileceğine işaret eden Yürekli, şüphe durumunda hekime başvurmanın kritik önem taşıdığını vurguladı.
Doç. Dr. Yürekli, “Şu an kendi kendine meme muayenesi dediğimiz zaman bir gerçek ortaya çıkıyor; herkes bunun farkında ve bir şüphe durumunda hekime başvuruyor. Belki de oturması gereken en önemli şeylerden bir tanesi, kendi kendine ben muayenesinin halkımız tarafından algılanmasıdır. Hastalarımız kendi benlerini muayene edebilir ve şüphelenebilir. Çünkü şüphe oluşmadan hasta hekime gelmiyor” dedi.
Şüpheli benlerin ayırt edilmesinde pratik bir algoritma olan ABCDE kuralının kullanılması gerektiğini hatırlatan Yürekli; asimetri, sınır düzensizliği, renk çeşitliliği, 6 milimetreden büyük çap ve zamanla meydana gelen büyüme ya da kabarıklık gibi değişimlerin kriter alındığını, bu parametrelerden en az birinin pozitif olması durumunda benin uzman kontrolünden geçmesi gerektiğini bildirdi.
Prof. Dr. Pelin Kartal: Evde yapılan kozmetik uygulamalar sağlığı tehdit ediyor
Şüphe üzerine hekime başvuran hastalarda gelişmiş tanı cihazlarının kullanıldığına değinen Doç. Dr. Aslan Yürekli, “Hastalarımız şüphelendiği zaman bize geldiğinde, elimizde o beni çok ayrıntılı inceleyecek başta dermoskopi olmak üzere pek çok cihazımız var. Dermoskopi adı verilen yöntemle benin bütün ayrıntılarını inceliyoruz. Benin kötü huylu olduğuna ve çıkarılması gerektiğine karar verebildiğimiz gibi kayıt altına alarak 3 ya da 6 ay sonraki kontrollerde milimetrik değişimleri de takip edebiliyoruz. Dolayısıyla hastanın bu aşamada bize ulaşması son derece önemlidir” dedi.
Çocuklarda kozmetik ve cilt bakım ürünü kullanımının anaokulu yaşlarına kadar düştüğüne dikkat çeken Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Özlem Su Küçük, “Çocuk cildinin kozmetik bir bakım rutinine ihtiyacı yok” uyarısında bulundu.
Sosyal medyada yer alan güzellik ve bakım rutinlerinden etkilenen çocukların; serum, peeling, retinol, asit ve yetişkinlere yönelik pek çok kozmetik ürünü kullanma eğiliminde olduğunu dile getiren Prof. Dr. Küçük, “Dermatolojik bir hastalık nedeniyle örneğin; egzama ya da ergenlik döneminde görülen akne gibi veya deri bariyerinin korunması için hekim tarafından verilen ürünler dışında, çocukların kozmetik ürün uygulamasını önermiyoruz. Günlük rutinler ve aşamalı ürünlerin kullanımı son derece yanlıştır” mesajını verdi.
Piyasada “kids” adı altında satılan ve sosyal medyada yoğun şekilde öne çıkarılan ürünlerin çocukların ilgisini çektiğini, bu ürünlerin erken yaşta kullanımının çocuk sağlığına ciddi zararlar verdiğini ifade eden Prof. Dr. Küçük, bu durumun ciltte kızarıklık, tahriş, sivilce benzeri yan etkiler, egzama tarzı döküntüler ve gereksiz leke oluşumlarına yol açtığını dile getirdi.
Polikliniklerde karşılaştıkları vakalara dikkat çeken Prof. Dr. Küçük, şu bilgileri paylaştı:
“Biz poliklinikte çok fazla hasta görüyoruz. 4-5 yaşında çocukların dahi yüzlerine makyaj yaptıklarını, annesinin yüzüne sürdüğü kozmetik ürünleri ve kapatıcıları kullandıklarını görüyoruz. ‘Yüzümde küçük bir leke var’ diyerek bunları kullanabiliyorlar. Anaokulu yaşındaki çocuklar maalesef sosyal medya aracılığıyla çok fazla etkilenebiliyor.”
Prof. Dr. Arzu Kılıç: Sedef hastasının tedavisi kişiye özgü olmalı, aktarlarda çare aramayın
Görsellik ve güzellik kavramının farklı bir yöne evrildiğini, cilt korumasından uzaklaşılarak tamamen kozmetik ürünlere yoğunlaşıldığını belirten Prof. Dr. Küçük, bu eğilimin hem ticari kaygılarla pompalandığını hem de sosyal medya dinamikleriyle körüklendiğini sözlerine ekledi.
Türk Dermatoloji Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. İlkay Can ise çocuklarda erken yaşta başlayan kozmetik ve cilt bakımı merakının temel kaynağının sosyal medya olduğuna işaret ederek, 1 Kasım’da yürürlüğe girmesi beklenen 15 yaş altı sosyal medya yasağı düzenlemesini desteklediklerini açıkladı.
Polikliniklerde karşılaştıkları vakalardan örnek veren Doç. Dr. Can, en küçük hastasının 10 yaşında olduğunu belirterek şunları kaydetti:
“Benim 10 yaşında bir hastam en düşük yaş. Polikliniğe gelme sebebi, tek şikâyeti bir cilt rutini oluşturmaktı, annesiyle birlikte geldi. Çocuklarda bunlara çok ihtiyacımız yok. Tabii ki hastalık durumlarında mevcut dermatozları gidermek için birtakım tedaviler, bazen kozmetik ürünler önermek durumunda kalabiliyoruz ama bu hastalık durumunda geçerlidir. Onun dışında rutinde böyle bir önerimiz yok.”
1 Kasım itibarıyla başlaması öngörülen 15 yaş altı sosyal medya yasağının çocuk sağlığı ve farkındalık açısından kıymetli bir adım olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Can, “15 yaş altı sosyal medya yasağı getirildiği için gerçekten bu anlamda çok teşekkür ediyorum. Uygun şekilde kullanıldığı takdirde, bizim için şu anda çok önemli bir gelişme olarak görünüyor” dedi.
Sedef hastaları en çok önyargılardan ve ‘alternatif tıptan’ çekiyor
Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Melikoğlu da son dönemde sosyal medyada popülerleşen retinol, kolajen ve antioksidan şatlarına ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Retinolün yaşlanma karşıtı ve cilt yenileyici etkilerinin yanı sıra ciltte soyulmaya yol açtığını ve güneşten korunmayı gerektirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Melikoğlu, leke tedavileri ve retinol gibi uygulamaların bilinçsiz kullanımda cilde daha fazla zarar verebileceğini vurguladı. Cildin mevcut durumunu en iyi bir dermatoloğun değerlendireceğini ifade eden Melikoğlu, bu tür ürünlerin mutlaka uzman bir hekim kontrolünde ve doğru zamanlamayla kullanılması gerektiğinin altını çizdi.
Sosyal medyadaki bilgi kirliliğine ve bilinmeyen bitkisel karışımların karaciğer üzerindeki toksik risklerine dikkat çeken Prof. Dr. Melikoğlu, kolajen üretimi ve cilt sağlığı için doğal C vitamini alımının önemini hatırlattı. C vitamininin vücutta depolanmadığını ve sıcakta özelliğini kaybettiğini vurgulayan Melikoğlu, portakal, mandalina, havuç ve taze yeşillikler gibi bilinen kaynakların günlük olarak tüketilmesini önerdi. Doğru kullanıldığında kolajen, retinol ve antioksidanların cilt gençleşmesini desteklediğini belirten Melikoğlu, vatandaşları kaynağı belirsiz tariflerden kaçınmaya ve tedavi süreçlerinde yalnızca deri hastalıkları uzmanlarının yönlendirmelerini esas almaya çağırdı.
YAZIYI PAYLAŞ
YORUMUNUZ VAR MI?