
Deri kanserinde erken teşhisin hayati öneme sahip olduğunu belirten Türk Dermatoloji Derneği Başkanı Doç. Dr. Aslan Yürekli, toplumda “kendi kendine ben muayenesi” bilincinin oluşturulması gerektiğine dikkat çekti. Bu yöntemin tıpkı meme muayenesi gibi kolayca uygulanabileceğini dile getiren Doç. Dr. Yürekli, benlerin düzenli olarak ABCDE kuralına göre izlenebileceğini ve şüpheli bir değişim görüldüğünde ise vakit kaybetmeden bir dermatoloğa başvurulabileceğini vurguladı.
Sosyal medyada hızla yayılan “bronz ten eşittir sağlık ve güzellik” algısının, özellikle genç kuşaklar arasında güneş yanığı ve yapay ultraviyole (UV) ışınlarına maruz kalma riskini tehlikeli boyutta arttırdığını söyleyen Prof. Dr. Bengü Nisa Akay ise solaryumun yarattığı riske dikkat çekerek “Solaryuma bir kere girmek bile cilt kanseri (melanom) riskini iki kat artırıyor. Bu uygulamanın Türkiye’de tamamen yasaklanması gerekir” dedi.
Türk Dermatoloji Derneği (TDD), küresel Euromelanoma kampanyası kapsamında 1 Haziran itibarıyla Türkiye genelinde kapsamlı bir deri kanseri ve ben tarama programı başlattı.
Prof. Dr. Bengü Nisa Akay: Çocukluk çağındaki güneş yanıkları cilt kanseri riskini artırıyor
Dernek Başkanı Doç. Dr. Aslan Yürekli, toplumda deri kanserine karşı kalıcı bir farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini ifade ederek, çalışmanın detaylarına ilişkin şu bilgileri aktardı:
“Binin üzerinde uzman dermatologla sahada, halkımızın deri ve ben taramalarını gerçekleştirerek olası kanser vakalarını erken evrede tespit etmeyi amaçlıyoruz. Taramalar, Türkiye genelinde 39 ildeki 71 merkezde eş zamanlı olarak yürütülecek. Bireyler, Türk Dermatoloji Derneği’nin resmi web sitesi üzerinden bulundukları illerdeki katılımcı kurumları, tarama günlerini ve saatlerini inceleyebilirler. İlgili kurumlardan telefonla randevu alarak bu ücretsiz ve kolayca uygulanabilen deri kanseri tarama programından faydalanabilirler.”
Toplumda iyi bilinen “kendi kendine meme muayenesi” yöntemini hatırlatan Doç. Dr. Aslan Yürekli, benzer bir alışkanlığın ben muayenesi için de kazanılması gerektiğini vurguladı.
Vatandaşların evde uygulayabileceği pratik muayene yöntemini anlatan Doç. Dr. Yürekli, şunları kaydetti:
“Nasıl ki kendi kendine meme muayenesi yapılabiliyorsa, kendi kendine ben muayenesi de kolayca yapılabilmektedir. Hastalarımızın evde benlerini basamak basamak izlemesi için ABCDE kuralı adını verdiğimiz bir formülümüz var. Bu pratik muayene yöntemine göre; A (Asimetri): Benin simetrik mi yoksa asimetrik mi olduğuna bakılır. B (Border line-Sınırlar): Benin sınırlarının düzenli olup olmadığı kontrol edilir. C (Color-Renk): Renk dağılımının düzeni ve tek bir renk mi yoksa birden fazla renk mi barındırdığı incelenir. D (Çap): Benin çapının 6 milimetreden büyük olup olmadığına bakılır. E (Genişleme/Evrim): Son zamanlarda bende bir genişleme veya kabarıklık olup olmadığı gözlemlenir. Hastalarımız bu basit kuralla benlerini gözlemleyerek bir sorun olduğunu düşündüklerinde vakit kaybetmeden bir dermatoloğa başvurmalıdır.”
Doç. Dr. Yürekli: Uyuz hastalığının görülme sıklığı pandemi sonrasında % 50 arttı
Euromelanoma Türkiye Ekibi Başkanı Dr. Serkan Yazıcı ise kampanyanın uluslararası boyutuna ve Türkiye’deki geçmişine dikkat çekti. Euromelanoma’nın 25 yılı aşkın bir süredir yaklaşık 40 ülkenin aktif katılımıyla yürütülen küresel bir sosyal sorumluluk projesi olduğunu belirten Dr. Yazıcı, Türk Dermatoloji Derneği olarak bu hareketi 2013 yılından beri kesintisiz ve aktif bir şekilde desteklediklerini ifade etti.
Dr. Yazıcı, yürütülen çalışmaların kapsamını şu sözlerle özetledi: “Temel amacımız, ulaştığımız tüm merkezlerde vatandaşlarımızın tam deri muayenesini ücretsiz olarak gerçekleştirmek, onları deri kanserlerine karşı bilgilendirmek ve erken tanı ile tedavi konusunda farkındalık yaratmaktır. Bu yıl 39 ilimizde yer alan 71 sağlık kuruluşunda ücretsiz taramalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz.”
Bu yılki kampanyanın ana temasının sosyal medyadaki bilgi kirliliğiyle mücadele olduğunu vurgulayan Dr. Serkan Yazıcı, uzman olmayan kişiler tarafından paylaşılan yanlış yönlendirmelerin halk sağlığını tehdit ettiğini belirtti.
“Güneş faydalıdır, bronzlaşmak sağlıklıdır” ya da “Güneş koruyucular tehlikelidir, kullanmayın” gibi hiçbir bilimsel temeli olmayan olumsuz iddiaların sosyal medyada hızla yayıldığına dikkat çeken Dr. Yazıcı, kampanya boyunca bu dezenformasyona karşı kanıta dayalı gerçeklerle yanıt vereceklerini ifade etti. Kampanya bilgilendirmelerinin ve tarama noktalarının Türk Dermatoloji Derneği ile Euromelanoma Türkiye resmi internet sayfalarından ve sosyal medya hesaplarından duyurulacağını belirten Dr. Yazıcı, tüm halkı ve meslektaşlarını bu anlamlı kampanyaya aktif destek vermeye davet etti.
Sosyal medyada hızla yayılan “bronz ten eşittir sağlık ve güzellik” algısının, özellikle genç kuşaklar arasında güneş yanığı ve yapay ultraviyole (UV) ışınlarına maruz kalma riskini tehlikeli boyutlara ulaştırdığına işaret eden Türk Dermatoloji Derneği Dermoskopi Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Bengü Nisa Akay ise solaryum uygulamalarının yarattığı tehlikelere dikkat çekti. Solaryumun dünya genelinde pek çok ülkede yasaklanmaya başladığını belirten Prof. Dr. Akay, bu uygulamanın Türkiye’de de tamamen yasaklanması gerektiğinin altını çizdi.
Melanom görülme oranı %237 arttı! Korunma ve tedavi nasıl olmalı?
Özellikle gençlerin tatile çıkmadan önce “güneşten korunma” amacıyla solaryuma girmelerinin tamamen yanlış bir inanış olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bengü Nisa Akay, yapay UV ışınlarının kanser tetikleyici etkisini şu sözlerle ifade etti:
“Solaryum, aslında yasaklanması gereken bir uygulama. Dünyanın pek çok yerinde zaten yasaklanmaya da başladı. Deri kanseri türü olan melanoma riski, özellikle yaşamın ilk 18 yılında geçirilen güneş yanıklarıyla ciddi oranda artıyor. Bir kere bile solaryuma girmek, melanoma riskini tam iki kat artırmaktadır. Tekrarlayan solaryum seanslarında ise bu risk katlanarak çok daha yüksek seviyelere ulaşıyor. Bu nedenle sadece gençlerimizin değil, hiç kimsenin bu uygulamalara rağbet etmemesi gerekiyor.”
Toplumda sıkça dile getirilen “Güneşten korunursak D vitaminini nasıl alacağız?” sorusuna da açıklık getiren Prof. Dr. Akay, sağlıklı bir yaşam için vücudu tehlikeli UV ışınlarına maruz bırakmaya gerek olmadığını kaydetti. D vitamini eksikliğinin tıbbi olarak çok kolay çözülebildiğini söyleyen Akay, şu alternatifleri sundu:
“D vitamini eksikliği, hekim kontrolünde kullanılacak damla ve ilaçlarla vücutta kolaylıkla yerine konulabilmektedir (replase edilmektedir). Güneşi illa doğrudan cilde almak zorunlu değildir. Eğer kişi D vitaminini doğal yollarla sentezlemek istiyorsa, tüm vücudunu güneş altında tehlikeye atmasına gerek yok. Türkiye’nin coğrafi konumuna göre UV ışınlarının en dik geldiği temmuz ve ağustos aylarında, vücudun sadece tek bir bölgesini (örneğin; kolun iç yüzünü) güneş koruyucu sürmeden, saat 10.30-11.00 veya 14.00-14.30 arasında yarım saat kadar güneşe göstermesi yeterli olmaktadır.”
Prof. Dr. Akay: Lazerle ben sildirme işlemleri ölümcül risklere yol açabilir
Dünyadaki pek çok ülkede solaryum kullanımına, özellikle de 18 yaş altına yönelik kesin yasaklar uygulandığını hatırlatan Prof. Dr. Bengü Nisa Akay, Türkiye’deki mevcut durum hakkında bilgi verdi. Akay, “Dünyada çoğu ülkede 18 yaş altına solaryum yasaklanmış durumda. Bizim ülkemizde ise henüz bu yönde resmi bir yasal kısıtlama veya uygulama bulunmuyor. Biz şu an için bu tarz farkındalık kampanyalarıyla sesimizi duyurmaya ve halkımızı bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Ancak bundan sonraki hedeflerimiz arasında, Sağlık Bakanlığı ile resmi görüşmeler gerçekleştirerek solaryumun ülkemizde de resmi olarak yasaklanmasını sağlamak amaçlanabilir” dedi.
Güneş kreminin mevsimsel kullanım rutinine de açıklık getiren Prof. Dr. Akay, sağlıklı ve yüksek risk taşımayan bireyler için dijital teknolojilerin sunduğu verilerin yol gösterici olabileceğini söyledi. Prof. Dr. Akay, kış aylarındaki fotokoruma stratejisini şu sözlerle özetledi:
“Kış aylarında koruyucu krem kullanımı noktasında atmosferik UV indeksine bakılabilir. Günümüzde havadaki UV indeksinin seviyesini bize artık cep telefonlarımız bile anlık olarak söylüyor. Rutin yaşamda risk grubunda yer almayan kişiler, kış aylarında bu endekse bakarak hareket edebilir; indeks düşükse kışın güneş kremi sürmeyebilir ve kendilerini sadece yaz aylarında koruyabilirler. Ancak kişi yüksek risk grubundaysa, bu durum tamamen değişir.”
Klinik yaklaşımda hastanın taşıdığı genetik ve fiziksel risk haritasının belirleyici olduğunu ifade eden Prof. Dr. Akay, kış ayları da dahil olmak üzere yılın 365 günü, vücudun açıkta kalan tüm bölgelerini koruması gereken yüksek risk gruplarını sıraladı.
Prof. Dr. Bengü Nisa Akay, “Risk grupları bizler için çok önemli. Daha önceden deri kanseri tanısı almış olanlar ve ailesinde deri kanseri öyküsü bulunanlar, açık ten rengine, renkli göz yapısına sahip olanlar ile vücudunda çok sayıda ben (nevüs) taşıyanlar, tıbbi literatürde “dev konjenital nevüs” olarak adlandırılan, doğuştan gelen büyük benlere sahip bireyler, yaşamın ilk 18 yılında, su toplayacak (büllü) seviyede yoğun ve şiddetli güneş yanığına maruz kalmış olanlar, mesleki veya çevresel nedenlerle kronik olarak güneş ışığına maruz kalmış ve cildinde belirgin güneş hasarı (solar hasar) gelişmiş kişilerin mevsimsel faktörlere bakılmaksızın açıkta kalan tüm epidermal dokularını güneş kremiyle düzenli olarak korumalarını tavsiye ediyoruz” diye konuştu.
Deri kanserleri arasında en agresif tür olarak bilinen melanomun tedavisindeki küresel gelişmeler ve Türkiye’deki mevcut klinik uygulamalar hakkında açıklamalarda bulanan Prof. Dr. Akay, son dönemde uluslararası tıp literatüründe sıkça yer bulan TIL (Tumor-Infiltrating Lymphocyte) tedavisi ve Türkiye’deki erişim olanakları ile ilgili bilgi verdi. Prof. Dr. Bengü Nisa Akay, sözlerini şöyle sürdürdü:
“TIL olarak adlandırılan bu yöntem, gerçekten son yıllarda küresel ölçekte yoğun bir şekilde gündeme gelen bir gelişmedir. Ancak biz şu anda bu tedaviyi ülkemizde aktif olarak uygulamıyoruz. Bununla birlikte, melanom hastalarımız için klinik olarak elimizde çok fazla tedavi seçeneği mevcut. Günümüzde yalnızca Türkiye’de değil, tüm dünyada melanom tedavisinde en yaygın yaklaşım cerrahi ve immünoterapinin birlikte uygulanmasıdır.”
Cilde yapılacak en küçük müdahale bile dermatolog kontrolünde olmalıdır!
Prof. Dr. Bengü Nisa Akay, deri kanserlerinin erken tanısında teknolojik imkanların yanı sıra toplumun bilinçlendirilmesine yönelik çalışmaların da önemli katkı sağladığını vurguladı. ASCO (American Society of Clinical Oncology) gibi küresel kongrelerde de sürekli olarak yeni teknolojik cihazların, yapay zekâ tabanlı sistemlerin ve tedavi modalitelerinin sunulduğunu ifade eden Akay, Türkiye’deki tanı başarısını şu sözlerle aktardı:
“Risk grubunda yer alan hastalarımızı bilgisayarlı dermatoskopi adı verilen ileri teknolojik cihazlarla kayıt altına alıyoruz. Deride yeni bir ben oluştuğunda veya mevcut bir bende mikroskobik bir değişim yaşandığında, bu dijital sistemler bizi doğrudan uyarıyor. Biz de bu erken uyarı sayesinde lezyonu cerrahi olarak çıkarıp, patolojik incelemeye gönderebiliyoruz.”
Türkiye’deki dermatoloji uzmanlarının tanı ve takip süreçlerinde yüksek bir yetkinliğe sahip olduğunu belirten Akay, özellikle genç dermatologların bilimsel gelişmeleri yakından takip ettiğini ve dermatoskopi alanındaki teknolojileri etkin şekilde kullandığını dile getirdi. Prof. Dr. Akay, Türkiye için melanom görülme sıklığının resmi kayıtlarda yüz binde üç ila dört olarak bildirildiğini ancak gerçek vaka sayısının bu istatistiklerin çok daha üzerinde olabileceğini tahmin ettiklerini sözlerine ekledi.
Euromelanoma Türkiye Ekibi Üyesi Dr. Burcu Beksaç ise çocukluk döneminde maruz kalınan tek bir güneş yanığının bile ilerleyen yaşlarda deri kanseri ve özellikle melanoma yakalanma riskini katlanarak artırdığını vurguladı.
Melanom nedir? Cilt kanseri melanomun nedenleri, belirtileri ve tedavisi
Bu yılki kampanyanın hedef kitlesine yönelik stratejik bir yol izlediklerini belirten Dr. Beksaç, şunları söyledi:
“Bu yılki kampanyanın özellikle gençlere odaklı olduğunu vurgulamak istiyorum. Çünkü kanserli hücrelerin oluşumu çocukluk ve gençlikte başlıyor. Çocuklukta ortaya çıkmış tek bir güneş yanığı bile ilerideki yaşamınızda deri kanseri, özellikle melanom riskinizi kat kat arttırıyor. Bu nedenle bu seneki kampanyayı gençlere adadık ve sosyal medya üzerinden yürütmemizin asıl sebebi bu. Tüm gençleri ben taramasına bekliyoruz.”
YAZIYI PAYLAŞ
YORUMUNUZ VAR MI?