Boşanma Çocukları Nasıl Etkiler? Ailelere Uzmanından 5 Kritik Not

Yazan Doç. Dr. Hesna GÜL
1 Mayıs 2026  |   Kategori: Çocuk Sağlığı, Ruhsal Sağlık, Üye Yazıları Print

Çocuk ve ergen psikiyatristi olarak klinikte en sık karşılaştığım durumlardan biri, ebeveyn ayrılığı sürecinde zorlanan çocuklardır. Boşanma, yetişkinler için bir ilişki kararı olsa da çocuklar için çoğu zaman duygusal bir belirsizlik ve güven sarsılması anlamına gelir. Bu sürecin nasıl yönetildiği, çocuğun ruhsal gelişimi açısından belirleyici olur.

1. Çocuklar Söylenmeyeni Hisseder

Boşanma çoğu zaman çocuklara açıklanmadan önce evin atmosferinde hissedilmeye başlanır. Anne ve babanın konuşmaması, gerginlik, duygusal mesafe gibi değişimler çocuk tarafından fark edilir. Ancak çocuk ne olduğunu bilmediğinde bu boşluğu kendi zihniyle doldurur. Bu yorum çoğu zaman gerçekçi değildir ve genellikle kendini suçlama ile sonuçlanır. Bu nedenle çocukları uzun süre belirsizlik içinde bırakmamak gerekir. Yaşına uygun, sade ve net bir açıklama yapmak çocuğun kaygısını azaltır.

2. “Bu Senin Suçun Değil” Mesajı Hayati Önem Taşır

Boşanma sürecinde çocukların en sık yaşadığı duygulardan biri suçluluktur. Çocuklar ebeveynlerinin ayrılmasını kendi davranışlarıyla ilişkilendirebilir. Bu nedenle çocuğa açık ve tekrar eden bir şekilde şu mesaj verilmelidir:
“Bu senin yüzünden olmadı.”

Bu cümle bir kez söylenip bırakılmamalı, süreç boyunca farklı zamanlarda yeniden ifade edilmelidir. Çünkü çocuklar bu gerçeği zamanla içselleştirir.

3. Değişim Çocuk İçin Kayıp Gibi Yaşanır

Boşanma ile birlikte çocuğun günlük yaşamında birçok değişiklik olur: ev düzeni, ebeveynlerle geçirilen zaman, rutinler… Çocuk bu değişimleri çoğu zaman kayıp olarak algılar. Bu noktada önemli olan, kaybı inkâr etmek değil; değişimin içinde devam eden güvenli bağları çocuğa göstermektir. “Baban artık bizimle yaşamayacak ama seni görmeye devam edecek” gibi net ifadeler çocuğun güven duygusunu destekler.

4. Çocuklar Duygularını Saklayabilir

Çocuklar bazen ebeveynlerini üzmemek için ya da güçlü görünmek adına gerçek duygularını gizleyebilirler. “Ben iyiyim” demeleri her zaman gerçekten iyi oldukları anlamına gelmez. Duyguların bastırılması uzun vadede davranışsal sorunlara, bedensel şikâyetlere ya da ani öfke tepkilerine yol açabilir. Bu nedenle çocuğa duygularını ifade edebileceği güvenli bir alan sunmak gerekir. Üzüntü, öfke, korku gibi duyguların normal olduğu açıkça belirtilmelidir.

5. İfade Edilen Duygu İyileşir

Çocuklar her zaman konuşarak kendilerini ifade edemezler. Bazı çocuklar duygularını çizerek, yazarak ya da oyun aracılığıyla daha rahat anlatırlar. Bu nedenle çocuğu konuşmaya zorlamak yerine, ifade edebileceği alternatif yollar sunmak önemlidir. Günlük tutmak, resim çizmek ya da oyun kurmak, çocuğun iç dünyasını düzenlemesine yardımcı olur. Duygular dışa vuruldukça anlam kazanır ve yönetilebilir hale gelir.

📘 Elif’in Günlüğü Üzerine Kısa Bir Not

Bu yazıda ele aldığım birçok duygusal süreci, “Elif’in Günlüğü: Annem ve Babam Ayrılıyor” adlı kitabımda bir çocuğun gözünden anlatmaya çalıştım. 9 yaşındaki Elif’in yaşadığı kaygı, öfke, suçluluk ve değişimle baş etme süreci; çocukların iç dünyasını anlamak isteyen ebeveynler için somut bir rehber sunmayı amaçlıyor.

YORUMUNUZ VAR MI?

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla