Çocuklarımızda ergenlik erken başlamıyor ama tutumlar erken değişiyor!

Kategori: Ruhsal Sağlık Print

Son yıllarda “ergenlik erken yaşta başlıyor” diye gezen bir bilgi var. Bu bilgiyi şöyle düzeltmek gerekiyor; Buluğ Çağı dediğimiz 10-12 yaş bandındaki çocuklarımızda fizyolojik olarak (insan bedeni biyolojik olarak çok çabuk değişemez)  değil ama tutumsal bir değişim gözler olduk. Özellikle ergenlik ile bağdaştırdığımız pek çok davranış grubunu Buluğ Çağı öncesinde de görebiliyoruz artık. Özellikle çocukların maruz kaldığı çevresel faktörler bu değişime neden oluyor diyebiliriz. Bilgisayarlar, tabletler, çocukların reklamlara ve her konuya kolay ulaşmaları tüketim alışkanlıkların değiştirip onların ergensi taraflarını çok çabuk geliştirdi.

“Buluğ Çağı en çok ebeveynleri vuruyor”

Bu durumdan en çok etkilenenler de tabi ki anne ve babalar diyen Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu, sözlerine şöyle devam etti; Karşılarında küçük yaş itibari ile daha özgür, haklarını savunan, itiraz eden, yaşından daha büyük davranmaya başlayan çocuklar olmaya başladı. Bana danışan anne ve babalarda en çok gözlemlediğimiz konu, bu hızlı davranışsal değişimler karşısında paniğe kapılmaları ve bu paniğin otorite boşluğu oluşturduğu yönünde. Çocuklar, davranışsal olarak değişim sürecine girdikleri bu dönemde, evde panikleyen ve otorite boşluğu yaratan anne babalarının hatalarını affetmiyor diyebiliriz. Anne ve babalar istemeyerek de olsa daha zorlu ve kontrol edilemez bir sürece davetiye çıkartabilirler.

Ergenlik çağındaki genç aşırı düzenliyse dikkat!

“Aileler doluya tutulmuş gibiler”

Ailelerin içine düştükleri panik durumundan bahseden Zahmacıoğlu, korku ve endişeye yatkınlığın  çocuğa kalıtsal olarak geçebildiğini belirtti.  Ayrıca,  anne ve babanın sergilediği kaygı kaynaklı korumacı tutumun çocuklardaki kaygıyı pekiştirdiğini vurguladı. “Çocuklarımızda erken dönemde başlayan davranışsal değişimler karşısında yapılacak en önemli şey; evdeki karar mekanizmasının anne ve baba olduğu gerçeğinin değişmediğinin, otoritenin hala anne babada olduğunun vurgulanmasıdır.

Ebeveynler “acaba biz yetersiz mi kalıyoruz, ona artık bakamıyor muyuz, anlamıyor muyuz” gibi kendilerini suçlayan düşüncelerden uzaklaşmalılar. Evdeki toparlayıcı çatı görevleri devam ettirmeliler. Kendilerinden emin olarak hiyerarşik yapıyı koruyan aileler çocuklarının daha çok yanında olup, onlara bu değişim sürecinde çok daha yardımcı olabilirler.”

“Anne ve babalar soğuk kanlı olmalı”

Çocuklara her zaman yanlarında olduklarını, danışmak istedikleri konular için hep yanlarında olduklarını hissettirmeliler. Tabi bunun yanında yukarıda da bahsettiğim otoriter yapı içinde net ve kararlı davranışlar sergilemelerini öneriyoruz. Çocuklara gerektiğinde ve makul ölçülerde ceza verilmelidir. Ceza derken; bunu kaba kuvvet ve bir takım aşağılayıcı tututmlar yani zorbalık olarak algılamayın. Onları istedikleri veya sevdikleri bir şeyden mahrum bırakma davranışından bahsediyorum. Ailelerin tüm bu soğuk kanlı tutumlarına karşı çocuklarda uyku bozukluğu, içe kapanıklık, arkadaşlık ilişkilerinde bozulma, iştah bozukluğu, okula gitme isteksizliği var ise zaman kaybetmeden çocuk psikiyatrisine gelmeliler.

Çoğu ailenin yaptığı en büyük hata bu gibi davranışları ilk fark ettikleri zaman değil de işler iyice içinden çıkılmaz olduğunda bizlere danışmalarıdır. Sorunlar ortaya çıkmaya başladığında bir uzman ile çözüme kolayca gitmek varken aileler hep son çare olarak bizi görür. Tabi burada geç fark etmenin yansıra tedavi yöntemlerinden korkmaları da etkili. Çoğu anne ve baba çocuğuna ilaç verileceği korkusunu yaşıyor. Halbuki ki bizim tedavi yöntemlerimizde her aileye otomatik olarak ilaç başlatmayız. Terapi, okuldaki öğretmenler ile ortak çalışma veya bir hobiye yönlendirme gibi çözümlerimiz var.

“Bahar ayları ruhsal sistemi etkiliyor”

Çocuklardaki davranışsal değişikliklerin kalıtsal özelliklerin yanı sıra dış etkenlerden de tetiklendiğinin bilgisini veren Zahmacıoğlu, özellikle bahar aylarının ruhsal sistemi olumsuz etkileleyebildiğinin bilgisini verdi. Eğer çocuklarımız genetik olarak depresyona meyilli ise Buluğ Çağı’nda daha fazla kaygı ve endişe yaşayabilirler. Ki zaten bu çağ başlı başına kaygı ve endişe duygularının yoğunlaştığı dönemdir. Bu dönemde aileler çocuklarını iyi gözlemlemelidir.

Bu arada belirtmek gerekir ki her çocuk bu dönemi aynı geçirmez. Bazıları daha sakin, içine kapanarak bazıları ise daha agresif tutumlar içine girebilir. Bazı çocuklar ciddi kaoslar yaşarken bazı çocuklarımız kimseye yük olmayayım, kimseyi üzmeyeyim düşüncesi ile içine kapanıp  derdini anlatmaktan sakınırlar. Bu nedenle Buluğ Çağı’nda sadece agresif ve öfkeli olmak değil, aşırı sessizlikte bir belirtidir.

Şizofreni ile ergenlik çılgınlığını karıştırmayın! Ergenlere nasıl davranmalı?

“Çocuklarınıza hobi edinmeleri için destek verin”

Buluğ Çağı’nda çocukların değişimlere kolay adapte olması ve olumsuz etkilerden kaçınmaları için birtakım önlemler alabilirsiniz diyen Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu, son olarak ailelere şu tavsiyeleri verdi;

Buluğ Çağı’ndaki çocuklar her şeye itiraz eden bir yapıdadır. Her kararı ona bırakamazsınız ve aynı şekilde her kararı siz veremezsiniz. Bu nedenle onlara yaptırmak istediklerinizi seçenekler sunarak yaptırabilirsiniz. Mesela bir kursa gitmesi faydalı olur. Bu durumda bir kurs seçip ona dayatmaktansa ona birkaç farklı kurs önerip birini seçmesi gerektiğini söyleyebilirsiniz. Böylece hem sizin istediğinizi yapmış olacak hem de kararı kendisinin verdiğini düşünecektir.

Unutulmaması gerekir ki; bu dönem iyi yönetilemezse çocuklarınızda büyüdükçe öz güven yitimi, dış ilişkilerinde kendisini değersiz görme gibi kalıcı hasarlar oluşabilir.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla