
Çocuğun gelişiminde annenin rolünün yalnızca duygusal bağ ile sınırlı olmadığını söyleyen Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, anne sesi ve temasının nörolojik gelişim üzerinde kritik etkilere sahip olduğunu vurguladı. Beyin gelişiminin özellikle ilk üç yılda yüzde 80’i oranında tamamlandığını belirten Prof. Dr. Altuntaş, “Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalara göre, anne özellikle yaşamın ilk dönemlerinde bebeğin gelişimine çok kritik etkilerde bulunuyor. İlk temas çok önemli; dokunuş nörolojik gelişimi destekliyor. Annenin sesinin bebeğin nörolojik gelişimini olumlu yönde etkilediği gösterildi. Öte yandan emzirme başta enfeksiyonlar olmak üzere, alerjiden ve hatta bazı kanser türlerinden koruyor” dedi.
Anne Çocuk Eğitim ve Araştırma Derneği (AÇEAD) tarafından Anneler Günü kapsamında düzenlenen “Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller” sempozyumu Ankara’da gerçekleştirildi. Etkinlikte anne ve çocuk sağlığını merkeze alan; gebelik süreci, çocuk gelişimi, emzirme, anne sütünün önemi, anne ruh sağlığı, kadın sağlığı ve çocuk ruh sağlığı gibi birçok başlık alanında uzman bilim insanları tarafından ele alındı.
Prof. Dr. Nilgün Altuntaş: Anne sütü afet sonrası hastalıklara karşı koruyucudur
Sempozyum kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan AÇEAD Başkanı Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, anne sağlığının yalnızca bireysel değil toplumsal bir mesele olduğunu, özellikle yaşamın ilk yıllarında annenin biyolojik ve psikolojik varlığının çocuk gelişimi üzerindeki etkisinin bilimsel verilerle açıkça desteklendiğini vurguladı. Sempozyumun en önemli hedeflerinden birinin annelerin doğru ve güvenilir bilgiye erişimini desteklemek olduğunun altını çizen Prof. Dr. Altuntaş, “Bu etkinlikte toplumsal farkındalığı artırmayı ve toplum sağlığına katkı sağlamayı amaçlıyoruz” diye konuştu.
Lancet’te yayımlanan önemli bir çalışmaya değinen Prof. Dr. Altuntaş, emzirmenin toplum sağlığı açısından stratejik bir yatırım olduğunun altını çizdi. Sağlıklı nesillerin temelinde anne sütü ve güçlü anne desteğinin bulunduğuna işaret eden Prof. Dr. Altuntaş, şu bilgileri paylaştı: “Hayata en iyi başlangıçlardan biri normal doğumla dünyaya gelmek, ikincisi ise anne sütü alabilmek. Emzirme gerçekten en önemli yatırımlardan biri. Bunun için çok uğraşmamız gerekiyor. Hatta öğrencilerime ve yetiştirdiğimiz emzirme danışmanlarına, ‘Bunu bir vatan hizmeti olarak göreceksiniz’ diyorum. Emzirmenin yaygınlaştırılmasını ülkemize yapılmış çok büyük bir iyilik olarak görüyorum.”
Doğum sonrası dönemde bebeğin hem bedensel hem de zihinsel gelişimini belirleyen en kritik unsurun anne sütüyle beslenmek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, “Anne sütü artık mucizevi bir besin olarak tanımlanıyor ama aslında sadece bir besin değil; bebeğin ihtiyaçlarına göre içeriği dinamik olarak değişen “canlı” bir biyolojik sıvı. İçeriğinde bulunan başta sekretuar IgA olmak üzere immünolojik bileşenler sayesinde bebekleri enfeksiyonlara, ishal ve solunum yolu hastalıklarına karşı koruyor. Aynı zamanda protein, yağ ve vitaminler açısından yüksek biyo-yararlanıma sahip olması, besin öğelerinin maksimum düzeyde kullanılmasını sağlıyor. İmmünolojik açıdan son derece güçlü bir içeriğe sahip. Bir damlasında bir milyondan fazla hücre bulunan yaşayan bir sıvıdan söz ediyoruz” dedi.
Anne sütünün birçok sağlık problemine karşı koruyucu olduğunu da dile getiren Prof. Dr. Altuntaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Anne sütü; enfeksiyonlardan, alerjiden, hatta bazı kanser türlerinden koruyor. İçerisinde kök hücreler bile var. Bebek büyüdükçe içeriği değişiyor ve bebeğin ihtiyaçlarına göre kendini adapte ediyor. Anne sütü alan bebeklerde erken dönem ölüm oranları daha düşüktür. Anne sütü sadece erken dönemde enfeksiyonlardan korumuyor, erişkinlik dönemindeki sağlığı da etkiliyor. Kardiyovasküler hastalıklar ve diyabet gibi rahatsızlıkların daha az görüldüğünü biliyoruz.”
Doç. Dr. Salepçi: Çocuklara 3 yaşından önce doğru uyku alışkanlığı kazandırın
Anne sütünde bulunan DHA (dokosahekzaenoik asit) ve ARA (araşidonik asit) gibi uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitlerinin, özellikle beyin gelişimi açısından hayati öneme sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, “Bilimsel çalışmalar, anne sütüyle beslenen çocukların bilişsel gelişimlerinin daha iyi olduğunu ve uzun vadede bilişsel performanslarının olumlu etkilendiğini gösteriyor” diye konuitu.
Sağlıklı çocukların ülkenin geleceği açısından stratejik önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, “Bizim zeki ve sağlıklı nesillere ihtiyacımız var. Hiçbir çocuğun potansiyelinden bir puan bile eksilmemeli. Çünkü artık savaşlar bile teknolojik olarak yürütülüyor. Bilimi iyi öğrenen, teknolojiyi iyi kullanan mühendislerimize ihtiyacımız var. Sağlıklı nesiller yetiştirmek, ülkenin geleceğine ve hatta savunma sanayisine bile dolaylı katkı anlamına geliyor” dedi.
Çocuk sağlığında düzenli hekim kontrolünün öneminin altını çizen Prof. Dr. Altuntaş, gelişimsel farklılıkların erken dönemde fark edilmesinin çocukların yaşamına büyük katkı sağladığını söyledi. “İzlemlerde en önemli şeylerden biri, erken tespittir. Örneğin; otizm gibi bazı gelişimsel farklılıkları erken dönemde fark edip çocuğu erkenden desteklemeye başlarsak, süreç çok farklı ilerleyebilir” diye konuştu.
Aşılamanın modern tıbbın en büyük başarılarından biri olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Altuntaş, şunları kaydetti: “Anne sütü bebeğin ilk aşısıdır. Aşıların da düzgün bir şekilde yaptırılması gerekiyor. 1950’li yıllarda insanlar birçok bulaşıcı hastalıktan toplu şekilde hayatını kaybediyordu. Bugün aşılar sayesinde bu ölümcül hastalıkların büyük kısmı kontrol altına alındı. Ancak tamamen ortadan kalkmış değiller. Bu yüzden aşılama programlarına güçlü şekilde devam edilmesi gerekiyor.”
Doç. Dr. Gülçin Benbir Şenel: Sağlıklı uyku enfeksiyonla mücadeleyi kolaylaştırır
Son dönemde yaşanan toplumsal olayların çocuk ve ergen ruh sağlığını daha görünür hale getirdiğine işaret eden Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, ailelerin yalnızca fiziksel gelişime değil psikolojik gelişime de dikkat etmesi gerektiğini kaydetti. “Beden sağlığı yanında çocuğun ruh sağlığı da çok önemli. Son günlerde yaşanan olaylarla birlikte ruh sağlığının ne kadar dikkat edilmesi gereken bir alan olduğu daha net ortaya çıktı” diyen Altuntaş, ailelere düzenli takip ve doğru uzman desteği çağrısında bulundu.
Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, çocuk ve ergen ruh sağlığının yalnızca hastalık ortaya çıktığında müdahale edilmesi gereken bir alan olmadığını, riskler oluşmadan korunması gereken temel bir halk sağlığı önceliği olduğunu anlattı. Günümüzde duygusal ihmal, dijital bağımlılık, madde kullanımı, şiddet ve sosyal izolasyonun çocukların ruhsal gelişimini tehdit eden başlıca risk faktörleri arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. Altuntaş, “Çocuğun sevgi, ilgi, anlaşılma ve değer görme gibi temel psikososyal ihtiyaçlarının karşılanmaması özgüven kaybı, kaygı bozuklukları, davranış sorunları ve ilerleyen yaşlarda depresyon riskinde artış ile ilişkilendirilmektedir” şeklinde konuştu.
Kontrolsüz ekran kullanımının da günümüzün en önemli çevresel risklerinden biri haline geldiğine dikkat çeken Altuntaş, yoğun ekran maruziyeti ve çevrim içi şiddet içeriklerinin dikkat süresinde azalma, uyku bozuklukları, öfke kontrolünde zayıflama ve sosyal ilişkilerde gerileme gibi çok yönlü olumsuz etkiler oluşturduğunu belirtti.
Bebeklerin 4 ile 8. aylar arası alerjik besinlerle tanışması riski azaltır
Ruhsal sorunların erken dönemde fark edilmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, yaşa göre farklılık göstermekle birlikte; konuşma gecikmesi, sosyal iletişimde yetersizlik, yoğun öfke nöbetleri, içe kapanma, okul reddi, akademik başarıda ani düşüş, kendine zarar verme davranışları, teknoloji bağımlılığı, umutsuzluk ifadeleri ve şiddet eğiliminin önemli erken uyarı bulguları arasında yer aldığını bildirdi.
Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, sağlıklı nesillerin yetişmesinde annelerin desteklenmesinin kritik öneme sahip olduğunu belirterek, doğum sonrası dönemde annelerin psikolojik açıdan özel desteğe ihtiyaç duyduğunu söyledi. Altuntaş, “Postpartum depresyon yüzde 10-15 oranında görülebiliyor. Bu dönemde anneler stresli, gergin ve yorgun olabiliyor. Onlara sabırlı davranmalıyız, destek olmalıyız, yalnız hissettirmemeliyiz. Çünkü her anne aslında bizim geleceğimizi yetiştiriyor” dedi.
Probiyotik Desteği Prematüre Bebeklerde Ölüm Riskini Önemli Oranda Azaltabilir
Çocuk sağlığı konusunda doğru bilgiye ulaşmanın önemine de vurgu yapan Prof. Dr. Altuntaş, ailelerin özellikle bilimsel kaynaklara ve uzman hekimlere yönelmesi gerektiğini kaydetti. Sosyal medyadaki bilgi kirliliğine dikkat çeken Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, “Günümüzde özellikle sosyal medya kaynaklı bilgi kirliliği, anne adaylarının doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmasını zorlaştırıyor. Sosyal medyada anneler bilgiye ulaştıklarını düşünüyor ancak bunun doğru bilgi olup olmadığı çok önemli. Ben her zaman annelere şunu söylüyorum; çocukla ilgili bir bilgiyi çocuk hekiminden almalılar. Yani başka bir hekimden de değil, doğrudan alanında uzman kişilerden bilgi alınmalı. En büyük destek, doğru bilgidir” ifadelerini kullandı.
YAZIYI PAYLAŞ
YORUMUNUZ VAR MI?