Hareketsizlik en önemli ölüm nedenlerinden birisi

20 Aralık 2012   |    5 Ocak 2020    |   Kategori: Güncel / Literatür Print

‘Egzersiz İlaçtır’ hareketi Türkiye’de de başlıyor

Amerikan Tıp Derneği ve Amerikan Spor Hekimliği Derneği’nin fiziksel aktiviteyi hastalıkları önlemede ve tedavi etmede standart bir uygulama haline getirmek amacıyla yürüttüğü ‘Exercise is Medicine’ global hareketi Türkiye’de de Aktif Yaşam Derneği girişimiyle ‘Egzersiz İlaçtır’ ismiyle başlıyor. Kampanya çerçevesinde egzersizin ‘ilaç’ kadar etkili olduğuna dair bilinç yaratılacak. Toplum ve sağlık uzmanları fiziksel aktiviteye yönlendirilecek; düzenli fiziksel aktivitenin toplumun tüm katmanlarında yaygınlaştırılması için çalışmalar yapılacak. Ayrıca, hekimlere egzersiz hastalarına daha iyi anlatmaları için programlar düzenlenecek.

Proje kapsamında Aktif Yaşam Derneği tarafından ‘Exercise is Medicine’ global hareketinin temsilcileri Dr. Adrian Hutber, Dr. Scott K. Powers ve Dr. Robert E. Sallis’in katılımıyla İstanbul’da bir çalışma toplantısı düzenledi. Toplantıda Sağlık Bakanlığı temsilcileri ile hareketin yaygınlaştırılması için yapılan projeler paylaşıldı. ‘Egzersiz İlaçtır Platformu’, egzersizin bir ‘ilaç’ olduğuna dair bilinç yaratarak fiziksel aktivitenin toplumun her seviyesinde yaygınlaştırılması için, tüm kamu kurum ve kuruluşlarına, üniversitelere, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarına işbirliği çağrısında bulundu.

Hareketsizlik önlenebilir ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda
Toplantıda Türkiye’de hareketsizlik düzeyi ve yol açtığı sorunlar ile ilgili bilimsel verileri paylaşan Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Aktif Yaşam Derneği Başkanı Prof. Dr. Haydar Demirel, Türkiye’nin hareketsizlik konusunda pek çok ülkeden çok daha kötü bir durumda olduğunu ve hareketsizliğin önlenebilir ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer aldığını söyledi. Dünyada her yıl 5 milyona yakın insanın hareketsizlik nedeniyle öldüğünü dile getiren Prof. Dr. Demirel, “Hareketsizliğin en az sigara kadar ölümcül olduğunun anlaşılması gerekiyor. Fiziksel hareket ile bütün nedenlere bağlı ölümlerin %9.4 oranında azaltılmasının mümkün olduğu öngörülmektedir. Türkiye’deki duruma baktığımızda fiziksel hareketle bu önlenebilir ölüm oranının %15 oranında azaltılabileceği saptanmıştır. 2002 Dünya Sağlık Raporu’na göre fiziksel inaktivite, gelişmiş ülkelerdeki 10 ölüm nedeni arasında sigara, tansiyon, alkol, kolesterol, obezite ve yetersiz beslenmeden sonra 7. sırada yer almakta iken 2010 yılı Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerinde küresel ölüm faktörleri arasında 4. sıraya yükselmiştir” dedi.

Türkiye’nin %75’i hareketsiz yaşıyor
Dünya Sağlık Örgütü tarafından Türkiye’de hareketsizlikle ilgili yapılan bir çalışmanın verilerini de değerlendiren Prof. Dr. Demirel, şu bilgileri verdi: “2002-3 yılları arasında yapılan bu çalışmaya göre, ülkemizde hareketsizlik oranı erkeklerde %29, kadınlarda ise %43 civarındadır. 2011 yılından Aktif Yaşam Derneği’nin yaptığı başka bir çalışmaya göre toplumumuzda yeterli düzeyde hareketli olan kesim sadece %25’dir. Aynı çalışmaya göre ülkemizde yaşlılardan sonra en hareketsiz grup gençlerdir. Günümüzde internet ve televizyonlar gençler için önemli hareketsizlik nedenleri arasında yer alıyor. Türkiye, hareketsizlik konusunda diğer birçok ülkeyle kıyaslandığında daha ciddi bir risk altındadır.”

Hareketsizlik başta kanser olmak üzere pek çok hastalıktan sorumlu
Lancet Tıp Dergisi’nin 2012 yılında ana kapağını hareketsizliğe ayırdığını belirten Prof. Dr. Demirel, “Bu sorunun ciddiyetini anlamak için önemli bir gelişmeydi. Burada yayımlanan çalışmalara göre, egzersiz ile pek çok hastalıkta ölüm oranlarının ciddi şekilde azaltılabileceği gösteriliyordu. Bilimsel çalışmalara göre, koroner kalp hastalıklarından ölümlerin % 9.3’ünden, Tip II diyabet nedeniyle ölümlerin %11.5’inden, meme kanseri ölümlerinin %16.3’ünden ve kolon kanseri nedeniyle ölümlerin %16.6’sından hareketsizlik sorumludur. Hareketsiz yaşam hızla büyüyen bir kamu sağlığı sorunu haline gelmiştir. Çünkü obezite, diyabet ve kanser dahil olmak üzere pek çok kronik hastalığa yol açıyor. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere tüm dünyada hareketsizlik düzeyinin endişe verici boyutlarda olduğu da bilinen bir gerçek. Araştırmalar, doğru yoğunlukta ve doğru sürede yapılan egzersizin yaşam kalitesini artırabileceğini, kronik sağlık sorunlarını ve obeziteyi azaltabileceğini gösteriyor” dedi.

Egzersiz kronik hastalıklarda ölüm riskini azaltıyor
Hareketsizliğin tüm dünyada bir salgın halini aldığını belirten Amerikan Spor Hekimliği Derneği’nin kurucu başkanı Dr. Robert Sallis, “Fiziksel aktivite pek çok kronik hastalıkta ölüm riskini önemli oranda azaltmaktadır. Geçtiğimiz aylarda Lancet’te yayımlanan bilimsel veriler de bu konunun öneminin altını çiziyordu. Egzersiz kronik hastalıklara karşı korunmak ve insan ömrünü uzatmak için uzun zamandır aranılan bir aşı gibi. Egzersizin kanıtlanmış faydalarını bünyesinde barındırabilecek bir ilaç olsaydı, doktorlar bu ilacı her hastaya yazar, sağlık hizmeti sağlayıcıları bu mucize ilaca herkesin erişebilmesini sağlardı. Egzersiz dünyadaki sağlık sorunu için önemli bir çözüm ve başlı başına bir ilaçtır.”

Hareketsizlik sigaradan sonraki en ölümcül risk faktörü
Dünyada en önemli ölüm nedenleri arasında sigaradan sonra ikinci sırada hareketsizliğin geldiğini dile getiren Dr. Sallis, şu bilgileri verdi: “Şişman ve formda olmak, zayıf ve formsuz olmaktan iyidir. Form düşüklüğü, hafif ve orta dereceli obeziteye kıyasla daha yüksek ölüm riski taşıyor. Kilo farkı gözetmeksizin, fiziksel aktivite herkes için faydalı. Egzersizin diyabet, kanser, hipertansiyon, depresyon, kemik erimesi, bunama, koroner arter hastalığı ve kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümleri azalttığı kesin olarak kanıtlandı. Hareketsizliğin maliyeti ve sağlık üzerindeki negatif etkisi hakkında sayısız kanıt bulunuyor.”

Hipokrat: ‘Yürümek bizim için en iyi ilaçtır’
Diyabet, obezite, hipertansiyon ve hiperlipidemi gibi yaygın hastalıkların hareketsiz yaşamla doğrudan ilişkili olduğunu söyleyen Hacettepe Üniversitesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları öğretim üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, “Türkiye Endokrinoloji Derneğinin olarak özellikle bu hastalıkların hareketsiz yaşamla ilişkisi üzerine çalışmalar yürütüyoruz. Bu tür hastalıkların önlenmesinde ve kontrol altında tutulmasında hareketli yaşamın çok öneminin bir etkisi vardır. Bundan 2500 yıl önce Hipokrat ‘yürümek bizim için en iyi ilaçtır’ sözünü söylemiş. Ama biz hala bugün bunu nasıl yapabiliriz diye konuşuyoruz. ABD’de çok yakın zamanda yapılan bir çalışmada çocuklar 18 yaşına gelene kadar 18 bin saat televizyon izliyorlar. Biz bunları nasıl hareketlendirebiliriz diye çalışmalar yapıyoruz. Günlük televizyon izleme oranımız günde 2 saat arttığı zaman şeker hastalığına yakalanma oranımız %20 artıyor. Haftada 150 dakika hareket yapıldığında ise diyabete yakalanma riski %30 oranında azalıyor. Bugün için Avrupa Birliğine girersek, şu anda birinci olan Malta’yı geride bırakarak birinci sırada yer alacağız. Türkiye’de insanların %80’i hareket etmiyor bu hareket etmeyen insanları sadece %10 hareket ettirdiğimizde, diyabet hastalığında da %11’lik bir azalma sağlayabiliyoruz. Günlük 10 bin adımı 3 sloganla pekiştirecek olursak ‘Daha az oturalım’,   ‘Daha fazla yürüyelim’, ‘Egzersiz yapalım’. Bunları yaptığımızda gerek diyabet gerek kalp hastalığı gerek obezitenin önlenmesi yönünden çok yol almış olacağız” dedi.

Doğru yoğunlukta yapılan düzenli fiziksel aktivite ne tür avantajlar sağlıyor:
Genel sağlık durumunu önemli derecede iyileştirir
Kalp hastalığı riskini %40 oranında azaltır
İnme/felç riskini %27 oranında düşürür
Yüksek tansiyon görülme sıklığını yaklaşık %50 azaltır
Diyabet görülme sıklığını yaklaşık %50 azaltır
Meme kanserinde ölüm oranlarını ve tekrarlama riskini yaklaşık %50 oranında azaltabilir
Kolon kanseri riskini %60’ın üzerinde bir oranla azaltabilir
Alzheimer hastalığına yakalanma riskini üçte bir oranda azaltabilir
Depresyonu, ilaçlar veya davranışçı tedavi kadar etkili bir şekilde azaltabilir.

Toplatıya katılan konuşmacıların bilimsel verileri içeren sunumlarını aşağıdaki linklerden indirebilirsiniz:

Prof. Dr. Haydar Demirel’in sunumu için tıklayın

Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız’in sunumu için tıklayın

Dr. Robert Sallis’in sunumu için tıklayın

Dr. Adrian Hutber’in sunumu için tıklayın

Toplantıya katılan diğer uzmanların hareketli yaşamla ilgili yaptığı değerlendirmeler:

Kalp-damar hastalıkları ve egzersiz
Prof. Dr. Erdem Kaşıkcıoğlu:
Ülkemizde her yıl artan oranlarıyla en sık ve en önemli hastalık ve ölüm sebebi kalp-damar hastalıklarıdır. Toplum sağlık profilimizde olan birçok risk faktörü dolayısıyla giderek daha genç yaşlarda görülmeye başlanan bu önemli sorunun tedavisinde topyekun mücadele oldukça önemlidir. Toplum olarak kolesterol seviyemizin yüksekliği, olumlu etkiler sağlayan kolesterol seviyesinin düşüklüğü gibi kan lipit değerlerinin olumsuzluğu kalp damar hastalık riskimizi artırmaktadır. Kolayca üstesinden gelinebilecek risk faktörlerinden birisi de hareketsiz yaşam tarzımızdır. Egzersizi günlük yaşamımıza katmamız kalp-damar hastalık risklerinin hastalık yapıcı etkilerini azaltabileceği gibi hastalık gelişmiş bireylerdeki ölümcül hadiseleri de azaltabilecektir. Bu sebeplerle, kalp-damar hastalıklarının tedavisinde sıklıkla unutulan kişiye uygun egzersiz öneri ve uygulamalarını bir an önce yaşamımızın parçası haline getirmemiz oldukça hayati önem taşımaktadır.

Obezite ve egzersiz
Prof. Dr. Taner Damcı: Obezite sıklığı tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hızla artmaktadır. Ülkemizde son 10 yılda diyabetik insan sayısı %7.2’den %3.7’ye çıkarken; kadınlar ortalama 6; erkekler ise ortalama 7 kilo almışlardır. Obezitenin artışı metabolik sendrom denen kardiyovasküler risk faktörlerinin bir arada bulunma olasılığını ve insan sağlığını etkileme oranını artırmaktadır. Yapılan tüm çalışmalarda obezitenin ideal ve kalıcı tedavisi akılcı beslenmenin yanı sıra akılcı egzersizler yapmaktan geçmektedir. Bunun dışında tedavi şansı yoktur. Artmış fiziksel aktivite hem kilo kaybını sağlamakta hem de kilo kaybından bağımsız olarak obez insanlarda hastalık ve ölüm riskini azaltmaktadır. Bu sebeple egzersiz hekimler tarafından bir tedavi yöntemi olarak görülmeli ve hastalara ayrıntılı bir şekilde ve kişiye özel olarak reçete edilmelidir.

Eklem hastalıkları ve egzersiz
Dr. Ayşegül Ketenci:
2000-2010 yılı Dünya Sağlık Örgütü tarafından tüm dünyada kemik eklem dekadı olarak tanımlanmıştır. Bu tanımın amacı, tüm dünyada ikinci en sık özürlülük nedeni olan kas iskelet sistemi hastalıklarına dikkati çekmek ve kontrol altına alınması için çalışmaların yapılmasını teşvik etmektir. Ülkemizde kas iskelet sistemi yakınımları, yaşın ilerlemesi, fiziksel aktivitenin azalması, obezitenin artması gibi nedenlerle giderek daha sık olarak görünmektedir. Yapılan çalışmalarda ülkemizde osteoartrit sıklığının tüm yaş grupları için %8.42, 55 yaş üzerinde kalçada osteoartrit sıklığının %21.5, bel ağrısının (17-26 yaş grubunda) %40.9 oranında olduğu saptanmıştır ve egzersiz bu hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde en önemli yöntemlerden birisi olarak önerilmektedir.

Geriatri ve egzersiz
Prof. Dr. Yeşim Gökçe Kutsal: Ülkemizde 2010 yılı itibariyle 5 milyondan fazla yaşlı (65 yaş ve üstü) bulunmaktadır. 2025 yılında yaşlı nüfusun 8,4 milyon olacağı öngörülmektedir. Fiziksel aktivitenin sağlık için öneminin yeterince anlaşılamaması ve giderek daha hareketsiz bir yaşam tarzının benimsenmesi, yaşlanan toplumda obezite, kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, osteoporoz gibi kronik hastalıkların görülme sıklığını arttıran önemli nedenlerden biri olmuştur. Türkiye’deki yaşlı bireylerin fiziksel aktivite alışkanlıkları hakkında yeterli bilgi yoktur. Ülkemizde yapılan kimi çalışmaların sonuçlarına göre toplumumuzda sedanter  (hareketsiz) bireylerin (günde 1 kilometreden az yürüyen ve oturarak iş görenlerin) yüzdesi yaşla artmaktadır. Ayrıca kadınlar arasında fiziksel aktivite yapma düzeyi her yaş grubunda erkeklerden daha düşük bulunmaktadır. Araştırmalar ülkemizde yaklaşık her beş kişiden birisinin “hareketsiz” olduğunu, her altı kişiden birisinin de yetersiz düzeyde fizik aktivite yaptığını göstermiştir.

Egzersiz yaşlılarda sık görülen hastalıklar olan; kalp hastalığı, inme (felçler), şeker hastalığı, demans ve benzeri algı bozuklukların sıklığında gerilemelere neden olmaktadır. Ayrıca kemik yoğunluğu ve kas kuvvetini arttırdığı, omurga hareketliliği ve esnekliğini arttırdığı da bilinmektedir. Yaşlılar için en uygun egzersizler; dayanıklılık egzersizleri, dirençli egzersizler, esnekliği artıran egzersizler ve denge egzersizleridir. Egzersizin süresi, yoğunluğu ve sıklığı önemlidir. Süre ve yoğunluk artışı ılımlı düzeyde olmalıdır. Özellikle 80 yaş üstü kişilerde hazırlanan programlarda güçlendirme egzersizlerine ağırlık vermenin daha güvenli olduğu görüşü hakimdir. Yaşlılarda egzersiz programları, denge, esneklik, kuvvet ve çevikliğin gelişmesine katkıda bulunarak kişinin aktif yaşama katılmasını sağlamaktadır.

Osteoporoz ve egzersiz
Prof. Dr. Yeşim Gökçe Kutsal: Türkiye’ de 50 yaş üzerindeki kişilerde osteoporotik kalça kırığı görülme sıklığı onbinde 13,24 olup kadınlarda görülme sıklığı erkeklere görece 4,5 kattan daha fazladır. Düzenli egzersiz yapmayanlarda kalça kırığı %17, yapanlarda ise %5 oranında görüldü. Kalça kırıkları fiziksel olarak aktif yaşayanlarda daha az olmaktadır. Türkiye’de Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon kliniklerinde osteoporoz tanısıyla izlenmekte olan 707 hastadaki risk faktörleri araştırıldı. Osteoporoza neden olan risk faktörleri arasında sedanter (hareketsiz) yaşam tarzı (% 49.2) olarak bulundu. Osteoporozu olan kadınlarda hareketsiz yaşam tarzı %50, erkeklerde ise hareketsiz yaşam tarzı % 38 olarak bulundu. Yine bu osteoporoz hastaları arasında adölesan dönemde hareketsiz yaşam tarzının kadınlarda %23, erkeklerde ise %18 olduğu saptandı.

Fiziksel aktivite mekanik ve hormonal etkiler ile kemik yapısı üzerine etki eder ve yüklenmeye maruz kalan iskelet bölgelerinde mineral birikimi olur. Ayrıca fiziksel aktivite kasları kuvvetlendirir ve dengeyi geliştirir. Bütün bu etkiler ile düşme ve kırık riskini de azaltır. Osteoporozdan korunma için önerilen egzersizler, yürüyüş, düşük tempolu koşular, kuvvetlendirme egzersizleri gibi kemiklere yük taşıtan egzersizler, dengeyi geliştiren çalışmalar, düşmeyi önleyen, kasları güçlendiren egzersizler ve Tai chi egzersizleridir.

ACSM kimdir?
90 ülkede, 45.000 üye ve sertifikalı uzmanı bulunan Amerikan Spor Hekimliği Derneği’nin (American College Sports Medicine – ACSM), spor hekimliği alanındaki 70 alt uzmanlık grubunu temsil ederek bu alanı 360 derece değerlendiren ve bu alanı her yönüyle ele alan dünyadaki tek organizasyondur.  ACSM, tüm dünyadaki insanların daha uzun ve sağlıklı yaşam sürmesine yardım etmeyi amaçlamaktadır. ACSM 1954 yılından bu yana, bölgesel, ulusal ve uluslararası düzeyde, öğrenciler, hekimler, akademisyenler ve araştırmacılarla çalışmaktadır. Detaylı bilgi için www.acsm.org adresini ziyaret edebilirsiniz.

Aktif Yaşam Derneği Hakkında
Bilim ve teknolojinin hızla gelişmesiyle ortaya çıkan yenilikler, insanların yaşam tarzlarını değiştiriyor ve gündelik hayatlarının hareketsizleşmesine sebep oluyor. Oysa insanların sağlıklı ve kaliteli bir hayat sürmeleri için fiziksel aktiviteye ihtiyaçları var. Yılda 3.2 milyon insanın ölümüne yol açarak global düzeyde ölüme neden olan risk faktörleri arasında dördüncü sırada yer alan hareketsizlik / inaktivitenin önlenmesi için ulusal ve uluslararası düzeyde çalışmaların hızlanması ve fiziksel aktivitenin bir gündelik yaşam pratiğine dönüşmesi gerekiyor.

Aktif Yaşam Derneği, araştırma ve uygulama projeleri yapan bir grup akademisyen, sosyal bilimci, proje tasarım ve uygulama uzmanı tarafından 2008 yılında kuruldu. Dernek, düzenli fiziksel aktiviteye dayalı aktif yaşam tarzını okullarda, işyerlerinde, evlerde ve kamusal alanlarda her yaş, cinsiyet ve bedensel yapıdaki bireyin yaşamının bir parçası haline getirmek amacıyla bilgi üretiyor ve bu bilgileri sürdürülebilir projelerle gündelik hayat pratiğine dönüştürüyor. Detaylı bilgi için www.aktifyasam.org.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

Exercise is Medicine (Egzersiz İlaçtır) Hakkında:
Amerikan Spor Hekimliği Derneği (American College of Sports Medicine) 3 yılı aşkın bir süredir, hastalıkların önlenmesinde ve tedavi yöntemlerinde fiziksel aktivitenin önemini vurgulamak amacıyla “Exercise is Medicine – Egzersiz İlaçtır” adında global bir hareket yürütüyor.  Exercise is Medicine, bu amaca ulaşmak için birçok organizasyon ve farklı disiplin bir araya gelerek fiziksel aktivite ve egzersizin sağlığa katkısı için çalışmaktadır.

Egzersiz İlaçtır Hareketi:
• Egzersizin bir “ilaç” olduğuna dair bilinç yaratmayı,
• Fiziksel aktivite seviyesinin rutin bir hekim – hasta görüşmesinde sorgulanmasını,
• Hekim ve diğer sağlık çalışanlarının hastaları fiziksel aktiviteye yönlendirmelerine yardımcı olmayı,
• Klinik uygulamada, fiziksel aktivite danışmanlığı ve yönlendirmesi yapan kamu ve özel kurumların sağlık politikalarındaki değişime öncülük etmeyi,
• Sağlıklı bireylerin ve hastaların, sağlık çalışanlarından egzersiz konusunda bilgilendirilme ve “egzersizin reçetelendirilmesi” konusunda bir beklenti yaratmasını ve
• Hekimleri ve diğer sağlık çalışanlarını kendilerinin de fiziksel olarak aktif olmaları konusunda desteklemeyi hedeflemektedir.

YAZIYI PAYLAŞ

YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla