Hastalar, yaşlılar ve sağlık çalışanları covid-19 nedeniyle ayrımcılığa maruz kalıyor

Yazan Hatice Pala Kaya
Kategori: Güncel / Literatür, Ruhsal Sağlık, Sağlık Gündemi Print

Koronavirüs (Covid-19) kaygısının hastalara karşı ayrımcı ve damgalayıcı bir tutuma yol açabildiğini söyleyen Uzman Klinik Psikolog Yasemin Meriç Kazdal, koronavirüsün yarattığı bulaşma endişesi, virüsün henüz bilinmeyen yanları olması ve çok sayıda ölüme sebebiyet vermesinin toplumun bir kısmında hastalara, sağlık çalışanlarına ve yaşlılara karşı damgalama ve ayrımcılık davranışının ortaya çıkmasına neden olduğunu söyledi. Salgının yarattığı olumsuz etkileri değerlendiren Psikolog Kazdal, “Koronavirüs ölümcül olduğu için insanların buna dair büyük bir kaygı taşıması ve sağlıklı-sağlıksız ayrımını yapmaya olan ihtiyacı artmış olabilir. Bu da etiketlemeyi beraberinde getirebiliyor bazen” dedi.

Hasta olup, Covid-19 testi pozitif çıkan insanların ise toplumsal olarak dışlanacaklarından endişe duydukları için hastalığını gizleme isteği veya tedaviyi reddetmek gibi tepkiler verdiğini belirten Kazdal, “Bu hastalığı yense de damgadan kurtulmak ve halka kendini tekrar kabul ettirebilme süreci de kişiler için çok zor bir deneyim oluyor. Bu da depresyon, kaygı bozukluğu gibi ruhsal sorunlara sebebiyet verebilir” diye konuştu.

Uzman Klinik Psikolog Yasemin Meriç Kazdal, toplumun etiketleme davranışının altında yatan nedenler, covid pozitif hastası olup, damgalanan kişilerde ortaya çıkabilecek ruhsal sorunlar ve riskli olan gruplara karşı damgalamayı azaltmak için yapılabilecekler hakkında Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice PALA KAYA’ya açıklamalarda bulundu.

COVID-19 salgınının psikolojik etkilerini değerlendirir misiniz? Kişilerin kısıtlanan ve farklılaşan yaşam faaliyetleri, ne gibi tepkiler vermesine neden oldu?

Uzm. Klnk Psk.Kazdal: Covid-19 salgını ile birlikte günlük rutinlerimiz hepten değişti, hepimiz çok daha titiz ve dikkatli hale geldi. Hayatımızda birçok kısıtlamalar ve farklılaşmalar meydana geldi. Karantina sürecinde herkes evde kalma konusunda adaptasyon sorunu yaşadı. Özellikle 0-20 yaş ve 65 yaş üzerine gelen yasakla birçok genç ve yaşlı bireylerimiz bu duruma çok daha zor alıştı.

Koronavirüs REHBERİ: Nasıl bulaşır? Belirtileri, korunma yöntemleri ve tedavisi

Hem aile yaşantımızı hem iş yaşantımızı hem de sosyal hayatımızı da etkileyen bu durum bizleri sevdiklerimizden ve rutin yaşantımızdan alıkoydu. Bu tablo aslında bakarsanız tam anlamıyla bir travma olarak nitelendirilebilir. Tabi durumu travma olarak algılarsak birçoğumuzun da verdiği tepkileri travma sonrası strese bağlı olan tepkiler şeklinde değerlendirebiliriz.

Bu süreçte belki de en çok zorlanan obsesif kompulsif bozukluğu olan bireylerimizdir. Ellerini yıkamaktan çok fazla tahriş, yara etmiş insanlar var çevremizde. Aynı zamanda Genel Kaygı Bozukluğu olan bireylerde de ‘acaba virüs bulaştı mı, ölür müyüm…’ gibi yoğun stres ve endişe öngörülebilir.

COVID-19 salgınının başından itibaren kadar ayrımcı ve damgalayıcı söylemler ve davranışlar da gündeme geldi. Bunun nedenleri hakkında bilgi verir misiniz? Virüsün özelliklerinin bilinmemesi ve pek çok sayıda ölüme neden olması damgalanmayı da beraberinde getirdi diyebilir miyiz?

Uzm. Klnk Psk.Kazdal: Kesinlikle bu virüsün çok sayıda ölüme sebebiyet vermesi damgalanmayı beraberinde getirdi diyebiliriz. Bazı insanlar buna ‘Çin virüsü’ diyerek Covid-19’u ırkçı bir etiketle sunuyor ama bu herhangi başka bir ülkede veya bizim ülkemizde de çıkabilirdi, bunu çok doğru bulmuyorum. Ayrıca bu etiketleyici yaklaşımın hiçbir işlevselliği yok. Özellikle korona virüse yakalanan hastalara karşı ayrımcı ve damgalayıcı bir tutum da var toplumun bir kısmında.

Çevremizde akraba ve komşularımızda virüse yakalananlara karşı bazı insanlar farklı bir tutum içine girmişler, onları dışlamışlardır. Virüs ölümcül olduğu için insanların buna dair büyük bir kaygı taşıması ve “sağlıklı” “sağlıksız” ayrımını yapmaya olan ihtiyacı artmış olabilir. Bu da etiketlemeyi beraberinde getirebiliyor bazen. Tabi bu noktada hastalıkla ilgili ne kadar bilgi sahibi olduğumuz, kendi kişilik özelliklerimiz ve sosyal çevremizin tutumları da oldukça belirleyici durumda.

Bu ayrımcı ve damgalayıcı davranış şekli daha çok hangi kişileri ve grupları hedef aldı?

Uzm. Klnk. Psk.Kazdal: Bu ayrımcı ve damgalayıcı tutum; en çok hastaları, daha sonra hastane çalışanları ve yaşlıları hedef aldı. Ayırımcı tavır, çalışmak zorunda olan ve her gün dışarı çıkan kişilerin de karşılaştığı bir sıkıntı oldu sıklıkla. Tabi buna neden olan faktörün insanların ansızın içine düştükleri bu kaygılı ve yaşamsal risk içeren durumun oluşturduğu belirsiz ve korkulu deneyimin olduğunu söyleyebilirim.

Korona virüs ile ilgili yanlış bilgilere dayalı panik, virüsten çok daha tehlikeli!

Yurt dışından gelen insanlara karşı takınılan tavır, yaşlılara olan alaycı yaklaşım gibi durumları da göz önünde bulundurursak sadece bireysel psikolojik dinamiklerin değil, toplumsal psikolojik dinamiklerin de önemini hatırlamamız gerektiğini fark ediyoruz.

COVID pozitif hastası olup, damgalanan kişiler ne hissedip, ne yaşıyorlar? Toplumun dışlayıcı tutumu karşısında ne tür davranışlar, korkular veya ruhsal sorunlar ortaya çıkabiliyor?

Uzm. Klnk. Psk.Kazdal: Covid-19 testi pozitif çıkıp damgalanan insanlar, en başta “hasta” etiketini taşımak zorunda oluyorlar, bu da kendini bu süreçte yalnız hissetmesine sebep olabiliyor ve çok daha fazla kaygı, umutsuzluk ve korku yaşıyorlar. Bundan dolayı hastalığını gizleme isteği doğabiliyor veya tedaviyi reddetmek isteyen, hastaneden kaçmaya yeltenen insanları haberlerde izler hale geliyoruz.

Bu hastalığı yense de damgadan kurtulmak ve halka kendini tekrar kabul ettirebilme süreci de kişiler için çok zor bir deneyim oluyor. Bu da depresyon, kaygı bozukluğu gibi ruhsal sorunlara sebebiyet verebilir.

Her COVID-19 enfeksiyonu atlatan kişinin psikolojik veya psikiyatrik destek alması gerekir mi? Kimler destek almalı?

Uzm. Klnk. Psk.Kazdal: Her covid-19 hastalığını atlatan insan destek alması gerekir demek doğru olmaz. Bu süreçten herkes farklı şekillerde etkilenebilir, o nedenle psikolojik destek ihtiyacını bireye özel değerlendirmekte fayda var. Duygusal ve mental anlamada güçlü başa çıkma kapasitesi olan kişiler bu hastalıktan psikoloji olarak derin yaralar almadan kurtulabiliyor. Ancak bir kısım insan da tam tersi travmatize olup, duygu durum bozukluğu ya da anksiyete bozukluğu semptomları geliştiriyor. Bu kişilerin mutlaka uzman desteği alması gerekiyor.

Toplumda COVID-19 için daha riskli olan gruplara karşı damgalamayı azaltmak için neler önerirsiniz?

Uzm. Klnk. Psk.Kazdal: Toplumda daha riskli olan kesime karşı oluşan damgayı azaltmak için kesinlikle toplumu doğru bilgilendirme en önemli faktördür. Bu süreçle ilişkili hastalarla empati kurmanın önemini anlamaya yönelik medya daha fazla çalışmalar yapmalıdır. Özellikle yaşlılara ve çocuklara birden fazla şekilde olayları sebepleriyle birlikte doğru bir şekilde anlatmak önemlidir.

Koronavirüse karşı bağışıklığı güçlendirmek için dengeli beslenmeli

Aynı zamanda toplumsal dayanışma çok önemlidir, hasta olan akraba komşumuz varsa onları aramak, moral verecek konuşmalar yapmak en kısa zamanda iyileştiğinde görüşmeyi umduğunuzu söylemek onlar için hastalığı daha az stres ile geçirmesine sebep olur çünkü hastalık sürecinde sosyal destek ve mental açıdan sağlıklı olmanın iyileşmeyi hızlandırdığına çok inanıyorum.

Damgalama ile mücadelede medyaya ne gibi görevler düşüyor?

Uzm. Klnk. Psk.Kazdal: Damgalama sürecinde medyanın tüm süreci doğru ve eksiksiz bir şekilde halka anlatması önemlidir. Çıkan yalan haberlere itibar edilmemesini vurgulamalılar ve alınan kararların sebebiyle birlikte açıklanması halkın kurallara daha çok itibar etmesine sebep olur. Medyanın “covid-19 kurbanları” gibi kullanılan bu etiketler de damgalama ve önyargıları sürdürülebilir hale getirir.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla