Her 3 yaşlıdan 2’si öğün atlıyor ve günlük besin ihtiyacını karşılayamıyor

Kategori: Beslenme ve Diyet, Sağlıklı Yaşam Print

Uzmanlar uyarıyor: Yaşlılarda tek tip beslenme doğru değil, yeterli ve dengeli beslenilmeli; zayıf veya kilolu olmak fark etmez, kas kaybını önlemek için yeterli ve proteinden zengin beslenmek gerek. Ayrıca uzmana danışmadan yaşlının zayıflamak için diyet yapması yanlış. Altmış beş yaş ve üzerindeki bireyleri sağlıklı beslenme ilkeleri konusunda bilinçlendirmek, beslenmede yapılan yanlışlıklar hakkında uyarmak, zayıflamanın sadece doktor kontrolünde olabileceğini anlatmak ve gerektiğinde bir hekime başvurmaları konusunda yönlendirmek amacıyla başlatılan kampanya ile “başarılı yaşlanma” ve yaşlılara “bağımsız yaşamalarına” katkıda bulunmak hedefleniyor. Uzun vadede yaşlıları sağlıklı ve üretken olan bir Türk toplumu olabilmeyi umuyoruz.

Akademik Geriatri Derneği tarafından, Nestlé Health Science’in koşulsuz katkılarıyla yapılan “Yaşlılarda Beslenme, Geriatri Hastalarını Bilinçlendirme ve Farkındalık Kampanyası” Kasım 2017–Şubat 2018 arasında, yaşlılara yönelik İstanbul, Ankara ve İzmir’de bulunan Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde ‘Yeterli Beslen, Sağlıklı Yaşlan’ sloganıyla etkinlikler yapıyor. 

İlki İstanbul’da 15 Kasım 2017’de Etiler Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliklerin 2. durağı Seyranbağları Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi oldu. Etkinlikle yaşlılardan gelen sorular yanıtlandı, bilgilendirici broşür dağıtıldı. Daha fazla bilgiye şu web sitesinden www.yeterlibeslen.org ulaşılabiliyor.

Yaşlanmayla birlikte hastalık sayısı ve kısıtlılıklar artmaktadır; bunda rol oynayan faktörlerden biri olan beslenme, yaşlıda daha da önemli hale gelmektedir. Kampanya ile Huzurevlerinde veya toplum içinde yaşayan yaşlı bireylerin ve toplumun doğru beslenme ve diyet konusunda daha bilinçli olması hedeflenmektedir.


Yaşlılık ve Beslenme: Püf noktaları nedir? Yaşlılar nasıl beslenmeli?

Geriatri nedir?

Akademik Geriatri Derneği Başkan Yardımcısı ve Ankara Güven Hastanesi İkinci Bahar Geriatri Merkezi Prof. Dr. Teslime Atlı konu ile ilgili şu bilgileri verdi: 
65 yaş ve üstü bireylerin hastalıkları, fonksiyonel durumları, sosyal yaşamları, yaşam kaliteleri, koruyucu hekimlik uygulamaları ve toplum yaşlanması ile ilgilenen bilim dalıdır. Amacı yaşlının mevcut sağlığını korumak, hastalıklarını tedavi etmek, bağımsız olarak yaşamını sürdürmeye yardımcı olmak ve yaşam kalitesini artırmaktır. Basit bir tanımlama ile Geriatri “yaşlı tıbbı”dır. Toplumların yaşlanması 20 yüzyılla gelişen bir kavramdır. Nüfusunun yaşlanması ile Geriatri ve Gerontoloji Bilim Dallarına ihtiyaç artmıştır.

Yaşlanma ve yaşlılık nedir? 

Yaşlanma, dünyaya gelen her canlının zaman içinde aldığı mesafe olup ölümle sona ermektedir. Yaşın artması anlamına gelen yaşlanma ile yaşamın spesifik bir bölümünü tanımlamak için kullanılan “yaşlılık” kavramı farklıdır. Yaşlılık; zamana bağlı olarak yaşamsal fonksiyonların sürekli azalması, çevresel faktörlere uyum sağlayabilme yeteneğinin azalması olarak tanımlanabilir.

65 Yaş üstü yaşlılarda sağlıklı ve yeterli beslenme kritik öneme sahip

Yaşamın bir bölümünü oluşturan yaşlılık, 65 yaş ve üstü olarak kabul edilir ve uzun bir dönemdir. Altmış beş yaşındaki bir kişi ile 90 yaşındaki kişiyi yaşlı olarak tanımlamamıza rağmen farklı özelliklere ve kabiliyete sahiptir. Uzun yaşlılık dönemi 3’e ayrılmıştır;

  • 65-74 yaş= genç yaşlı
  • 75-84 yaş= yaşlı
  • 85 yaş ve üstü= ileri yaşlı

Türkiye’de yaşlı nüfus verileri

Dünya nüfusunun yaşlanmasına paralel olarak Türkiye’de de yaşlı nüfus artmaktadır. Ülkemizde 2000 yılında yapılan nüfus sayımında 65 yaş ve üstü %5,7 iken, 2011 yılında %7,3, 2016 yılında % 8,3’e ulaşmıştır. TUİK verilerine göre Türkiye’de yaşlı nüfus son beş yılda %17 artarak 7 milyon kişi oldu. Doğuşta beklenen yaşam süresi de 78 yıldır.
Yaşlı nüfusun %62’si 65-74 yaş grubunda, %30’u 75-84 yaş grubunda ve %8,2’si 85 ve daha yukarı yaş grubunda yer almaktadır.

Gelişmiş ülkelerde yaşlı nüfus toplam nüfusun %15’ini oluşturmasına rağmen, hastane başvurularının %36’sını ve sağlık harcamalarının %50’sini kullanmaktadır. Hızla artmakta olan 80 yaş ve üstü nüfus en çok hastalığı olan, kırılgan ve fonksiyonel olarak kısıtlı nüfusu temsil etmektedir. Genç insanların sağlık sorunları üzerine yoğunlaşmış koruyucu sağlık hizmetleri ve özelleşmiş üst ihtisas dalları yaşlı hastanın kompleks problemlerini anlamada ve sağlık ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalmaktadır.

Türkiye’de Geriatri:

Türkiye’de Geriatri bilim dalı 1980’de Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde kurulmuş, o yıllarda Türkiye için lüks bir bilim dalı olduğu düşünülmüş ve ancak 1995’de yan dal olduktan sonra ivme kazanmıştır. Şu anda 12 devlet üniversitesinde Geriatri Bilim Dalı ve 100’e yakın Geriatrist bulunmaktadır. Geriatristleri çatısında birleştiren Akademik Geriatri Derneği 2005 yılında kurulmuştur. Derneğimizin Geriatri alanında akademik etkinliklerinin yanında toplumun bilinçlendirilmesine yönelik çalışmaları da vardır. “Yeterli Beslen, Sağlıklı Yaşlan” kampanyasında yaşlının besin ihtiyaçlarının gençlerden farklılığını, yeterli besin öğelerinin alımının sağlık üzerine olan etkilerini vurgulamak, bu konuda yaşlı ve yakınlarını bilgilendirmek amaçlanmaktadır.

Yaşlıda beslenmenin önemi nedir? 

Yaşlanmayla birlikte hastalık sayısı ve kısıtlılıklar artmakta bunda rol oynayan faktörlerden biri olan beslenme yaşlıda daha da önemli hale gelmektedir. Yetersiz beslenme (malnütrisyon) gelişmiş ülkelerde bile önemli ve sık görülen bir sağlık problemi olmayı sürdürmektedir. Toplum içinde yaşayan bağımsız yaşlılarda prevalansı %5-10 iken hastane veya bakımevinde kalanlarda bu oran daha yüksektir. Yetersiz beslenme vücuttaki her organı ve dokuyu etkileyen bir durumdur.

Yaşlanmayla organlarda meydana gelen değişiklikler, rezervlerin azalması, birden fazla hastalığın olması, çok sayıda ilaç kullanımı, psikolojik ve sosyal faktörler nedeniyle yaşlılar yetersiz beslenmenin olumsuz etkilerine gençlerden daha duyarlıdırlar.

İştah azalması ileri yaşlarda sık karşılaşılan bir durumdur ve yaşlıda iştahı olumsuz etkileyen çok sayıda faktör bulunur. Tat ve koku almada azalma, tatları ayır edebilme yeteneğinde azalma, ağız kuruluğu, diş ve çene problemleri, yutma güçlüğü, mide boşalmasında gecikme, çabuk doyma ve uzun süren doygunluk hissi, kabızlık gibi yaşlıda sık rastlanan durumlar iştahı olumsuz etkiler ve kilo kaybına yol açabilir.

Ayrıca eşlik eden hastalıklar, demans, depresyon, kullanılan ilaçlar, kısıtlılık, fakirlik, sosyal izolasyon yaşlının beslenmesini olumsuz etkileyen faktörlerdir. Yetersiz beslenen yaşlılarda; kas kütlesinde ve kas gücünde azalma düşme ve kırık riskini artırır, fiziksel kapasiteyi azaltır, yaşlıyı bağımlı hale getirir. Hastaneye yatış, infeksiyon hastalıkları ve ölüm oranları daha yüksektir. Yetersiz beslenenlerde bası yarası daha sık, yara iyileşmesi daha zordur. Yetersiz beslenme ve kilo kaybı meydan geldikten sonra bunun tedavisi daha zor ve maliyet daha yüksektir.

Yaşlının kilosu ne olmalı / Yaşlılar için ideal kilo ne olmalı?

Yaşlının besin ihtiyacı genç ve erişkinden farklıdır. Aynı şekilde yaşlının ideal kilosu da erişkinden farklıdır. Erişkinde aşırı kilo dediğimiz değerler (VKİ= 25-30 kg/m2), yaşlılıkta arzu edilen değerler olarak kabul edilir. VKİ (vücut kitle indeksi) normal veya biraz üzerinde olan yaşlıların günlük yaşam aktivitelerinde daha başarılı olduğu görülmüştür. Yine, zayıf olan yaşlılara göre normal veya fazla kilolu olan yaşlıların hastalıklarının tedavisinde başarı oranı da daha yüksektir. Gençlik ve orta yaşlılık dönemlerinde kilo fazlalığının, şişmanlığın zararlı sonuçlarını biliyoruz.

Yaşlılıkta VKİ 24-30 kg/m2 olanlarda mortalite (ölüm) ve bağımlılık daha düşük bulunmuştur. İleri yaşlarda zayıflık ve kilo kaybının olumsuz etkileri daha fazladır. Bu kampanyada vurgulamak istediğimiz; yeterli beslenmenin önemi, ileri yaşlarda kilolu olmanın zayıf olmaktan daha iyi olduğu, bunu sağlarken de proteinden zengin beslenmenin gerekliliği, mevcut hastalıklarına göre beslenmenin düzenlenmesi ve hekime danışmadan zayıflama diyetlerinin uygulanmamasıdır.

Yetersiz beslenme yaşlı popülasyonda sık rastlanan, yaşlının hastalıklara duyarlılığını artıran, yaşam kalitesini azaltan, bağımlılığını ve ölüm riskini artıran önlenebilecek bir durumdur.  Toplumun yaşlı beslenmesi konusunda bilinçlenmesi ve farkındalığın artırılması amacı ile düzenlenen bu kampanyaya yapmış oldukları koşulsuz destek için Nestle Health Science ve ekibine çok teşekkür ediyoruz.
Prof. Dr. Teslime Atlı


Nasıl sağlıklı beslenirim? Yaşlı beslenmesine yönelik öneriler

Akademik Geriatri Derneği Genel Sekreteri ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Geriatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Prof. Dr. Meltem Gülhan Halil, şu bilgileri verdi: Aşağıda yer alan başlıklarda; Yaşlı bir kişinin sağlıklı beslenmesi için ilkeleri gözden geçirmeyi ve dikkat edilmesi gereken konularda önerilerde bulunmak amaçlanmıştır. Kişinin hastalıklarına göre bu önerilerde değişiklik yapılması gerekebilir. Bu nedenle daima hekimlerimize ve diyet uzmanlarına danışmalıyız.

  • 1. Yaşlılıkta öğün sayısı artırılmalıdır.

Bağırsaktaki enzim ve emilim kapasitesindeki azalma ve yavaşlamaya bağlı olarak günlük tüketilmesi gereken besinler daha fazla sayıda öğüne (5-6) bölünerek alınmalıdır. Yaşlılarda öğün atlanması yetersiz beslenmenin bir göstergesidir. Genellikle sabah kahvaltısı atlanmaktadır. Tüm gece açlık sonrası güne sağlıklı başlayabilmek için mutlaka sabah kahvaltısı yapılmalıdır. Kahvaltı yapmak kadar kahvaltıda tüketilen besinlere de dikkat edilmelidir. Çay yerine süt, taze sıkılmış meyve suları veya bitki çayları tercih edilmelidir. Reçel, yağ gibi sadece enerji içeriği yüksek besinler yerine az yağlı peynir, yumurta gibi proteinden, domates-salatalık gibi vitamin zengini besinler yenilmelidir.

  • 2. Yaşlılıkta besin çeşitliliği sağlanmalıdır.

Her ana öğünde besin çeşitliliği sağlanarak, ihtiyaç duyulan miktarlarda besin tüketilmelidir. Yine farklı öğünlerde, aynı besin grubundan farklı besinler seçilerek çeşitlilik sağlanmalıdır. Vücudun ihtiyacı olan tüm besin öğelerini tek başına sağlayan mucize bir besin yoktur. Besinler içermiş oldukları besin öğelerine göre dört grupta sınıflandırmak mümkündür.

  • Süt ve süt ürünleri
  • Et ve benzeri besinler (et, yumurta, kuru baklagiller, yağlı tohumlar)
  • Taze sebze ve meyveler
  • Ekmek ve tahıl grubu (pirinç, bulgur, vb.)

Örneğin, bir öğünde sebze grubundan yeşil yapraklı sebzelerden tüketilirse, diğer öğünde sarı-kırmızı sebzelerden seçim yapılmalıdır(bütün renkler birlikte aynı öğünde de yenilebilir). Ispanak, marul, brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler folik asitten, havuç A vitamininden zengin iken karnıbahar, yeşil biber, lahana, domates, C vitamini zengininidir.

Yine kuru baklagiller tahıllar ile birlikte tüketildiğinde eksik amino asitler dengeleneceğinden protein kalitesi artar. Et yemekleri, yumurta ve kuru baklagil yemeklerinin yanında yeşil biber, maydanoz, domates, taze sıkılmış meyve suyu gibi C vitamini kaynağının tüketilmesi demir emilimini 2-3 kat artırır. Süt grubu besinler kalsiyum ve riboflavinden zengindir. Yoğurt, süte göre folik asitten daha zengindir.

  • 3. Yaşlılıkta yeterli miktarda protein tüketilmelidir

Proteinler kaslarımızın yapı taşıdır. Her öğünde protein içeren gıdalardan (et, tavuk, balık, kuru baklagiller, süt ve ürünleri, peynir, yoğurt, kefir, yumurta) tüketilmelidir. Günde 9-10 birim miktarında protein alımı gerekir.

1 Birim Protein = 1 köfte = 1 orta boy yumurta = 1 kibrit kutusu kadar peynir = 1 orta boy su bardağı kadar süt/yoğurt/kefir = 3-4 yemek kaşığı kuru baklagil = 5 hamsi = 2 istavrit. Yeterli protein alımı için bir gün içinde yenilmesi gereken besin maddeleri:
– 3-4 adet köfte (veya aynı miktarda kırmızı et, tavuk, balık) veya 9-10 yemek kaşığı kuru baklagil
– 2 kibrit kutusu kadar peynir, 1 yumurta
– 3 su bardağı kadar süt/yoğurt/kefir

Hayvansal kaynaklı proteinler: Kırmızı et, beyaz et, balık, yumurta, süt ve süt ürünleri
Bitkisel kaynaklı proteinler: Kuru baklagiller (nohut, fasulye, bezelye, mercimek), tahıllar (buğday, pirinç, yulaf), yağlı tohumlar (fındık, ceviz, badem), sebzeler kalsiyum ve demir yönünden zengindir.

  • 4. Yaşlılıkta Doymuş yağ tüketimi azaltılmalıdır

Diyette yağın azaltılmasında;

  • Kırmızı et haftada 2 kez yenilip diğer günlerde derisiz tavuk veya hindi eti tercih edilmeli,
  • Etler görünen yağlarından temizlenmeli, et yemeklerine ilave yağ eklenmemeli,
  • Besinlerin yağı azaltılmış “light” olanları tercih edilmeli (“light” süt, “light” yoğurt, “light” peynir vb),
  • Yağ içeriği yüksek (özellikle margarin içeren) bisküvi, kraker ve kek gibi paketli ürünler tüketilmemeli,
  • Yemekler hazırlanırken yağda kızartma yerine ızgara, fırında pişirme ve haşlama yöntemleri uygulanmalıdır.
  • Çoklu doymamış yağ asitleri (özellikle omega-3 yağ asitleri) içeriği nedeniyle, yaşlılar haftada en az iki kez balık yenilmelidir. Bu yağ asitlerinin görme, bilişsel fonksiyon, kemik-eklem hastalıkları, kan lipidleri üzerine olumlu etkileri vardır.
  • 5. Yaşlılıkta sebze ve meyve tüketimi artırılmalıdır

Vitaminler, mineraller ve fitokimyasal olarak isimlendirilen ögelerden zengin olan, sebze ve meyvelerin bol ve çeşitli tüketilmesinin kalp hastalıkları, bazı kanser türleri ve insüline bağlı olmayan diyabetten korunmada, etkili olduğu bilinmektedir. Sebze ve meyveler pişirilerek veya çiğ olarak tüketilebilir. Pişirme, birçok sebzenin aromasını arttırır ve sindirimini kolaylaştırır. Çiğneme ve yutma güçlüğü olan yaşlılar genelde tüm sebze ve meyveleri pişirerek tüketme yolunu tercih edebilirler.

Ancak, aşırı pişirilmiş sebzelerde besin öğelerinde kayıplar oluşur. Sebzelerin besleyici değerini kaybetmemeleri için yağda kızartma yerine kendi suyunda pişirme yöntemi tercih edilmeli ve pişirme suları dökülmemelidir. Aksi takdirde suda eriyen vitaminlerde önemli kayıplar oluşmaktadır.

  • 6. Yaşlılıkta şeker tüketimi azaltılmalıdır

Şekerler, basit karbonhidrat kaynağıdır. Yaşlılar duyu kaybı nedeniyle tuzlu ve şekerli besinleri daha çok tercih ederler. Yaşlı beslenmesinde basit şeker (çay şekeri, reçel, bal vb.) tüketimi azaltılmalıdır. Bunların yerine kompleks karbonhidratlardan (rafine edilmemiş tahıllar, kuru baklagiller) zengin besinler tercih edilmelidir. Basit şekerler sadece enerji sağlarken, kompleks karbonhidratları içeren besinler ile enerjinin yanı sıra vücut çalışması için gerekli olan protein, vitamin, mineraller ve posa sağlanmış olur.

  • 7. Yaşlılıkta posa tüketimi artırılmalıdır

Posa içeriği yüksek besinler sırasıyla kuru baklagiller, tam buğday taneli ekmek, tahıllar ve sebze meyvelerdir. Posa; şeker hastalığı, kanser ve koroner kalp hastalığı riskini azalttığı gibi bu hastalığı olan yaşlılarda tedavi edici özellik taşır. Kabızlığı önler, bağırsak faaliyetlerinin düzenlenmesi açısından önem taşır.

Ayrıca kalın bağırsak kanseri oluşum riskini azaltır. Yaşlılarda yeterli posa alımının sağlanmasında; kuru baklagil yemekleri haftada 2-3 kez tüketilmeli, sebze ve meyve tüketimi artırılmalı ve esmer ekmek(çavdar, tam buğday, kepekli) ekmek tercih edilmelidir.

  • 8. Su ve diğer sıvılar yeterli miktarda tüketilmelidir

Yaşlıların günde en az 2 litre sıvı tüketmesi gereklidir. Gereksinmeyi karşılamak için günde 8-10 bardak sıvı tüketilmesi uygun olacaktır (su ayran, taze sıkılmış meyve suyu). Çay, kahve, asitli içecekler, hazır meyve sularından kaçınmalıdır. Susamayı beklemeden belirli aralıklarla su içmelidir. Yeterli su veya sıvının tüketilmesi; normal böbrek fonksiyonlarının sürdürülmesi, idrar yolları enfeksiyonları, böbrek taşları ve kabızlığın önlenmesi açısından gereklidir.

  • 9. Yaşlılıkta kalsiyum içeriği yüksek besinler tüketilmeli

Yeterli kalsiyumun alınması kemik mineral kaybını azaltır, kemik sağlığının korunmasında önemli rol oynar. Bu nedenle yaşlılıkta kalsiyum içeriği yüksek besinler tüketilmelidir. Kalsiyumun en iyi kaynağı süt ve süt türevleridir (yoğurt, peynir, çökelek vb.). Yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve pekmez de kalsiyumdan zengindir.

Kalsiyumun vücutta kullanılabilmesi için D vitaminine gereksinme vardır. Besinlerle D vitamini gereksinmesi karşılanamadığından yaşlıların güneş ışınlarından yeterince yararlanması sağlanmalıdır. Evde cam arkasından güneşlenmede, ultraviyole ışınları camdan geçemediği için vücutta D vitamini sentezi yapılamaz.

  • 10. Yaşlılıkta Tuz ve sodyum tüketimi azaltılmalıdır.

Az tuzlu besinler tercih edilmelidir. Sofrada yemeklere tuz eklenmemelidir. Tuz kısıtlaması yapılan yaşlılarda az tuzlu ve tuzsuz pişirilen yemeklere çeşitli baharatların eklenmesi, lezzeti artıracağından tüketimi kolaylaştıracaktır.

  • 11. Yaşlılıkta Alkol ve sigaradan kaçınmalıdır.

Alkolün sağlık üzerine olumsuz etkileri vardır. Aşırı alkol tüketiminin karaciğer, beyin, kalp kası hasarına, ülser, pankreas iltihabı, sindirim sistemi kanserleri, hipertansiyon, demans ve depresyonu neden olduğu bilinmektedir. Sigara kansere, damar sertliği, beslenme yetersizliği, kemik erimesi ve kırıklara neden olur. Antioksidan vitamin ihtiyacını artırır.

  • 12. Yaşlılıkta ideal vücut ağırlığı ve kas gücü korunmalıdır.

Yaşlılarda kilo kaybına ve kilo almaya dikkat edilmelidir. Bu değişikliklerin zamanında fark edilebilmesi için, haftalık olarak vücut ağırlığı izlenmelidir. Son altı aylık zaman diliminde 4.5-5 kg istem dışı kilo kaybedilmesi veya kilo alınması beslenme bozukluğunun bir göstergesi olarak kabul edilmeli ve nedenleri araştırılmalıdır. Şişmanlık sorunu ve istem dışı kilo kaybı olan yaşlıların mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekmektedir.
Prof. Dr. Meltem Gülhan Halil


Yaşlıda kas kaybı ve güçsüzlük (sarkopeni) nedir, nasıl önlenir?

Akademik Geriatri Derneği Üyesi ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Geriatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Varlı, şu bilgileri verdi:  Sarkopeni, “yaşlanma ile oluşan kas kaybı” anlamına gelir ve bir bakıma kas yaşlanmasını ifade eder. Kas miktarında ve kas işlevinde azalmayı kapsar. Tüm yaşlılarda, yaşlanmanın sonucu olarak kas kaybı oluştuğunu bilmeli ve tüm yaşlıları (kendimiz, yakınlarımız vb.) sarkopeni açısından değerlendirmeliyiz. Yaşlının vücut yapısı, kas miktarı gözlenerek kas kaybı olup olmadığı konusunda rahatlıkla fikir sahibi olabiliriz.

Kas miktarı için baldır çapı değerlendirmesi de bizlere hızlı fikir verir. Baldır çapı ölçümü için yaşlı ayakta durur, sağ baldırın en kalın yerinden cildi sıkmadan mezura ile ölçüm yapılır. Sağ baldırda şişlik varsa soldan ölçüm yapılır. Her iki baldırda da şişlik varsa ölçüm yapılıp şişlik olduğu not edilir. Avrupa verilerine göre 31 cm altı, Türkiye verilerimize göre 33 cm’nin altı kas kaybı lehine değerlendirilir. (Bahat ve ark. 2016)

Kas işlevini değerlendirmek için ise pratikte, yaşlının yürüme hızı ve el kavrama gücüne bakabiliriz. Yaşlının yürüme hızı düz bir zeminde, örneğin koridor boyunca, olağan hızında 4 metre yürürken değerlendirilir. 0,8 m/sn’nin altı hızda yürüma “yavaş yürüme” olarak değerlendirilir ve kas işlevselliğinde azalma olabileceğini düşündürür. El kavrama gücü ise elimizi sıkması istenerek değerlendirilir. Yürüme hızında yavaşlama olması ve/veya el kavrama gücünde azalma kas fonksiyonundaki azalma konusunda fikir verir.

Sarkopeni yaşlılarda sık görülür. Yandaş hastalığı olan yaşlılarda daha da sık görülür. Türkiye’de Ankara’da bir bakımevinde 65 yaş üzeri bireylerde sarkopeni sıklığı %29 saptanmıştır. Çalışmalar 80 yaş üzeri yaşlıların ~%50’sinde sarkopeni olduğunu düşündürmektedir. Sarkopeninin ortaya çıkmasına neden olan başlıca sebepler protein yapımının azalması, protein yıkımının artması, sinir-kas bütünlüğünün bozulması ve kastaki yağ içeriğinin artmasıdır.

Sarkopeninin oluşmasında en önemli risk faktörleri hareketliliğin azalması ve yetersiz beslenmedir. Özellikle eklem, kas, sinir veya kemikleri etkileyen hastalıklar (kireçlenme, inme, parkinson ve sinir sistemi problemleri, şeker hastalığı, hormonal bozukluklar), bunama, depresyon, kırıklar, ağrı, sosyoekonomik yoksunluk..vb. başlıca sarkopeni risk faktörleridir. Keza şişmanlık hareketlerde azalma ve eşlik eden iltihabi cevap nedeniyle sarkopeniye sebep olabilir. Alkol ve sigara kullanımı, hormonal değişiklikler, kadın cinsiyet, düşük doğum ağırlığı ve kalıtsal özellikler sarkopeni için diğer risk faktörleridir.

Sarkopeninin belirtileri güçsüzlük, kolay yorulma, hareketlilik-işlevselliğimizde azalma, kas gücünde azalma, yürüme hızında azalma, denge problemleri ve düşmelerdir. Hareket ve işlevsellikte azalma yaşlının günlük aktivitelerinde bağımlı hale gelmesine sebep olabilir, yaşam kalitesi bozulur ve sosyo-ekonomik durumda ciddi olumsuz etkilenmeler olur. Sarkopeni ölüm riskini de artırır.

Sarkopeni önlenmesi ve tedavisi benzer öğeleri içerir ve başlıca egzersiz, yeterli beslenme ve bazı besinsel destekleri içermektedir. Sarkopeni riski olan bireylerin erken dönemde fark edilerek risk faktörlerinin düzeltilmesi ana hedefimiz olmalıdır.

  • 1 – Egzersizin sarkopeniye etkisi

Egzersiz sarkopeni tedavisinin en önemli kısmını oluşturmaktadır. Sarkopeni ile mücadele için değişik egzersiz tipleri arasında direnç egzersizleri, hem kas miktarı hem de kas işlevselliğini iyileştirmek için güvenli ve en etkili yöntemdir. Aerobik egzersizler ise kalp-damar sağlığı ve şeker gibi metabolik problemleri iyileştirebilir. Direnç egzersizleri, herhangi bir dirence, uygulanan bir kuvvete ya da ağırlığa karşı yapılır. Örneğin dambıl kaldırma, şınav çekme vb. egzersizleri sayılabilir. Yaşlılarda genellikle daha hafif direnç egzersizleri yapılmalıdır. Örneğin duvarı itme, sandalyeden kalkma, lastik germe, daha hafif ağırlıklar kaldırma,..vb. olabilir. Egzersizi mutlaka yeterli beslenme ile birlikte yapmalıyız. Çünkü besin alımı yetersiz olduğunda, egzersiz ile yeterli kas yapılamaz.

  • 2. Yaşlılıkta beslenme desteği nasıl olmalı?

Hem egzersizden faydalanabilmek, hem de süregelen kas kaybının azaltılması için yeterli beslenme çok ama çok önemlidir. Protein: Birçok yaşlı gerektiği kadar protein almamakta, bu durum da kas miktar ve işlevinde bozukluk olur. Kas kaybının engellenmesi için yaşlının gençlere göre kilogram başına daha yüksek protein almaları gerekir. Yaşlılarda proteinin 1-1,5 g/kg/gün alınması uygundur.

Diyalize giren yaşlılara da yüksek miktarda 1,2-1,5 g/kg/gün protein verilmelidir. Çok önemli bir başka nokta protein alımının gün içine eşit şekilde yayılmış olmasıdır. Diyetteki proteinin miktarı ve 3 öğünde dengeli olarak alınıyor olmasının yanı sıra kalitesi ve tüketim zamanı da önemlidir. Protein tüketiminden en ideal faydalanımın sağlanması için “egzersiz sonrası” ilk 1 saatte alınması önerilmektedir. Öte yandan egzersiz sonrası erken ve yeterli protein alımına ek olarak yeterli karbonhidrat alımı da yapışmalıdır.

Yaşlılıkta D vitamini kullanımı

Yeterli D vitamini kas ve kemik sağlığımız için elzemdir. İdeal düzeyde olan D vitamini yaşlılardaki düşmeyi azaltır. Özetle, yaşlılarda sarkopeniyi tedavi etmek ve engellemek için dengeli protein, enerji ve D vitamini alımı, düzenli egzersiz (özellikle direnç egzersizleri) ile beraber yapıldığında faydalıdır. Bazı besinsel destekler ve nadir durumlarda gerekli olabilen hormon tedavileri de sarkopeni tedavisinde yer alabilirler. Yaşlılarımız ideal beslenme, yapabilecekleri egzersizler ve uygun D vitamini düzeyinin sağlanması için geriatri hekimleri, dahiliye hekimleri ve diğer sağlık profesyonellerine başvurabilirler. / Doç. Dr. Murat Varlı


Nestlé Health Science Türkiye Genel Müdürünün konuşması

Değerli Basın Mensupları,
Nestlé tüm dünyada 150. kuruluş yıldönümünü geçen yıl kutladı, Türkiye’de ise 108 yıldır sağlam temelleri ve geçmişi olan bu ailenin ferdi olma ayrıcalığına sahibiz. Nestlé’nin öyküsü, Henri Nestlé’nin 1866 yılında bir bebeğin hayatını kurtaran büyük buluşuyla başlıyor. Henri Nestlé, prematüre doğan bir bebeğin emzirilerek beslenemediğini öğrenince, ilk süt bazlı bebek mamasını geliştiriyor. Bebeğin sindirebileceği tek ürün olan bu buluşu sayesinde Henri Nestlé bebeğin hayatını kurtarıyor.

Şirketimizin temelleri işte o gün atılmış olup; bilimsel araştırma, kalite ve güven ile insan hayatını iyileştirmek temel ilkelerimiz arasındaki yerini almıştır. Beslenme sektöründe dünyanın en büyük ve en saygın Ar-Ge ekibine sahip olan Nestle’nin İsviçre’nin Lozan şehrinde bulunan araştırma merkezin’de (Nestle Research Center) 3500 kişi çalışmaktadır. Türkiye’de de %92 yerel hammadde kullanarak üretim yaptığı 2 fabrikası bulunmaktadır, 3800 kişiye doğrudan, 7000’in üzerinde kişiye dolaylı olarak istihdam sağlamaktadır. Beslenme, sağlık ve iyi yaşam şirketi olan Nestle, bu vizyonla tüm Dünya’da 2011 yılında Nestlé Sağlık Bilimleri (Nestlé Health Science) şirketini kurmuştur. Aynı yıl Türkiye’de Şirketimiz, Nestlé’nin 2007 yılından beri faaliyette olan Medikal Beslenme iş biriminin temelleri üzerine kurulmuştur.

Nestlé Health Science, hastalar, doktorlar, diğer sağlık profesyonelleri ve tüketiciler için sağlık yönetiminde beslenmenin tedavi edici rolünü odağına almaktadır. Bu beslenme alanının adına terapötik (tedavi edici) beslenme diyebiliriz. Bu yönüyle geliştirdiğimiz ürünler gıda ve ilaç arasında bir alana hitap etmektedir. Beslenmenin sağlık üzerine etkisinin olduğu her alana bizim odak alanımız diyebiliriz.

Yaptığımız işleri üç alanda topluyoruz. Birincisi, akut ve spesifik hastalıkların tedavisine destek veren geri ödemeli medikal beslenme ürünleri. Şu an Türkiye’de sadece bu alanda faliyet gösteriyoruz. Ürünlerimiz, beslenme desteği gereksinimi olan yaşlı bir hastadan pediyatrik bir hastaya, aynı zamanda yaşamsal anlamda kritik desteğe ihtiyacı olan bir kanser hastasından bir yoğun bakım hastasına kadar pek çok hastalığın yönetiminde tedavi bütününün bir parçasıdır.

İkincisi, tüketici sağlığı ve tüketici bakımı. Burada daha çok korumaya yönelik ürünlerimiz var. Geri ödemesi olmayan ve daha çok eczanelerde satılan ürünler. Üçüncüsü ise henüz araştırma aşamasında olan beslenme çözümleri ki, burada doğrudan terapötik (tedavi edici) ürünleri geliştiriyoruz. Nestle Health Science hayatın her evresinde özel gereksinimleri olan tüketicilere, bilime dayanan beslenme ürünleri ve hizmetleriyle sağlık konusunda destek sağlayarak yaşam kalitesinin yükseltilmesine yardımcı olmaktadır.

Kuruluşundan bu yana Nestlé sosyal sorumluluk projelerine önem vermiştir. Bunun ülkemizdeki ilk örneklerinden biri 1913 yılında Balkan Savaşı gazilerine gıda yardımında bulunan Nestlé’nin, dönemin padişahı V. Mehmet tarafından devlet teşekkür beratı ile onurlandırılmasıdır. Biz de Nestlé Health Science olarak tarihimizden gelen bu misyon kapsamında Akademik Geriatri Derneği’ne bu projede koşulsuz destek vermekten büyük mutluluk duyuyoruz.

Bu proje ile yaşlılıkta bilinçsiz yapılan diyetin önüne geçmeyi amaçlıyor ve yaşlılarda artan protein ihtiyacının karşılanması için öğün atlanmamasının önemini vurguluyoruz. Yüksek proteinli diyetlerden oluşan beslenme tavsiyeleri ile 65 yaş üstü bireylerde beslenme bilinci oluşturulmasına yardımcı olmak niyetindeyiz. Akademik Geriatri Derneği’ne böyle bir sosyal sorumluluk projesi içerisinde yer alma fırsatını bize verdikleri için çok teşekkür ederiz. / Hanzade Yaz
Nestlé Health Science Türkiye Genel Müdürü

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla