Prof. Dr. İmamoğlu: Bilimsel Olmayan Yöntemler Kanser Hastalarında Zaman Kaybına Yol Açıyor

Yazan Hatice Pala Kaya
9 Şubat 2026  |   Kategori: Güncel / Literatür, Onkoloji Print

Bilimsel dayanağı olmayan yöntemlerin kanser hastaları açısından ciddi riskler barındırdığına dikkat çeken Türk Tıbbi Onkoloji Derneği YK Üyesi Prof. Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu da bu tür uygulamaların hastaların en değerli varlığı olan ‘zaman”ı kaybetmesine neden olduğunu vurguladı. Bilimsel olmayan yaklaşımların tedaviyi geciktirdiğini belirten Prof. Dr. İmamoğlu, “Bilimsel olmayan yöntemler, hastalarımızın en değerli varlığını, yani zamanı kaybetmesine sebep oluyor. Belki erken dönemde tamamen kür olabilecek bir hastalığın, bilimsel olarak kanıtlanmış yöntemlerle tedavisi geciktiriliyor ve hasta daha ileri evrede, kür şansını kaybettikten sonra hekime başvurabiliyor ya da hiç ulaşamıyor” dedi.

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD) tarafından, “4 Şubat Dünya Kanser Günü” dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında, Türkiye ve dünyada kanser tedavisindeki gelişmeler paylaşıldı. Basın toplantısında konuşan Prof. Dr. İmamoğlu, alternatif ve tamamlayıcı tedavi kavramlarının toplumda sıklıkla karıştırıldığını ve bu iki yaklaşımın birbirinden tamamen farklı olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Nuri Karadurmuş: Kenevir ve Bitkisel Destekler Kanseri Tedavi Etmez, Zarar Verir!

Alternatif ve Tamamlayıcı Tedavi Aynı Şey Değil

Prof. Dr. İmamoğlu, “Alternatif tedaviler; bilimsel olarak kanıtlanmış, kanserin esas tedavisi olan ilaç tedavisi, cerrahi ve radyoterapi gibi yöntemlerin yerini alan ve hastaların bu yöntemler yerine bitkisel kürler ya da benzeri uygulamalarla tedavisini yaptığı etkinliği kanıtlanmamış bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. Tamamlayıcı tedaviler ise bu bilimsel yöntemleri destekleyen, yan etkileri azaltmaya yönelik ve mutlaka hekim kontrolünde uygulanması gereken yöntemlerdir” diye konuştu.

Kanserde tedavi başarısının birçok faktöre bağlı olarak değiştiğini, tedavi planlamasının kişiye özel yapıldığını vurgulayan Prof. Dr. İmamoğlu, “Yaş, cinsiyet, yaşam ve beslenme koşulları, hastalığın türü ve evresi tedavinin başarısını etkiliyor. Medikal onkologlar olarak tedavi planını hastaya özel oluşturuyoruz” dedi.

Mucizevi Tedavi” Algısına Dikkat!

Medyada ve özellikle sosyal medyada yer alan reklam amaçlı içeriklere karşı uyarıda bulunan İmamoğlu, söz konusu içeriklerde kanserin tek bir hastalık gibi gösterildiğini ve tüm kanser türleri için tek bir ‘mucizevi tedavi’ varmış algısı yaratıldığının altını çizdi. Prof. Dr. İmamoğlu, kanserle mücadelede bilime dayalı tedavilerin esas alınmasının hayati önem taşıdığını vurgulayarak, “Hastalarımızın bu tür paylaşımlara itibar etmemesini öneriyoruz. Tedavi sürecinin, bilimsel olarak kanıtlanmış yöntemlerle ve hekimleriyle birlikte yürütülmesi gerekiyor” çağrısında bulundu.

Prof. Dr. Nuri Karadurmuş: Akciğer Kanserinde Sağkalım Artıyor, Erken Teşhis Başarı İçin Kritik

Doç. Dr. Güven: Kanser Vakalarında Küresel Artış Bekleniyor

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Deniz Can Güven ise kanserin küresel ölçekte en önemli sağlık sorunlarından biri olmaya devam ettiğini, dünyada her yıl 20 milyonun üzerinde yeni kanser vakası görüldüğünü ve hastalığın yaklaşık 10 milyon ölüme neden olduğunu kaydetti. Güven, toplumun yaşlanması ve bazı risk faktörlerinin yeterince azaltılamaması nedeniyle kanser sıklığının önümüzdeki yıllarda daha da artmasının beklendiğini belirterek, “2050 yılında günümüze kıyasla %120 ila %140 arasında yeni kanser tanısı artışı öngörülüyor” dedi.

Türkiye’de Erkeklerde Akciğer, Kadınlarda Meme Kanseri İlk Sırada

Türkiye’de erkeklerde en sık görülen kanser türünün hâlen akciğer kanseri olduğunu, bu durumun tütün kontrolü konusunda daha güçlü adımlar atılması gerektiğini ortaya koyduğunu belirten Güven, “Erkeklerde prostat kanseri de önemli bir sorun. Üçüncü sırada ise kalın bağırsak, yani kolorektal kanserler yer alıyor. Bu noktada kolonoskopi taramalarının artırılması büyük önem taşıyor” bilgisini verdi.

Kadınlarda ise meme kanserinin en sık görülen kanser türü olduğunu ifade eden Doç. Dr. Güven, KETEM merkezleri sayesinde erken tanı oranlarının arttığını kaydetti. Kadınlarda akciğer kanseri vakalarında artış gözlendiğine dikkat çeken Güven, rahim ağzı kanseri için de taramaların ve HPV aşısının gündeme alınması gerektiğini vurgulayarak, “Bu adımlar, hastalarımızın sonuçlarını daha da iyileştirmek açısından birincil hedefimiz” diye konuştu.

Kanal Tedavisi Diyabet ve Kalp Hastalığı Riskini Önemli Oranda Azaltıyor

Gelişmiş Tedavilerle İleri Evre Kanserde Hayatta Kalma Oranı Artıyor

Yeni tedavilerde kaydedilen ilerlemelere de değinen Doç. Dr. Deniz Can Güven, bazı tümör türlerinde elde edilen sonuçların son derece çarpıcı olduğunu anlattı. Güven, “Melanom dediğimiz cilt tümörlerinde, ileri evre yani 4. evre metastatik hastalıkta bile bugün elimizdeki immünoterapilerle iki hastadan biri 5. yılda hâlâ hayatta. Bu, 15-20 yıl önce 4. evre bir kanser için konuşamadığımız bir durumdu” ifadelerini kullandı.

Akciğer kanserinin birçok alt tipinde de önemli gelişmeler yaşandığını belirten Doç. Dr. Güven, “Pozitif bilim sayesinde bugün hastalarımıza çok daha fazla tedavi seçeneği sunabiliyoruz” diyerek, kanserle mücadelede bilime dayalı yaklaşımın önemini bir kez daha vurguladı.

YORUMUNUZ VAR MI?

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla