Kanserle mücadelede öncelikli hedefler belirlendi

Kategori: Onkoloji Print

KETEM kanserle mücadelede önemli bir misyon üstlendi

KETEM’lerin (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri) kanserle mücadelede çok önemli bir misyon üstlendiğini söyleyen Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Dr. Nejat Özgül, “Bu merkezlerin sayısı her geçen gün artarak 123’e kadar yükseldi. Öncelikli hedefimiz sağlıklı bireylerin kanserden korunmasıdır. Bu amaç doğrultusunda ise öncelikle kanser konusunda farkındalığı arttıracak eğitim programlarını hedefliyoruz. Bu eğitimler sayesinde halk arasında 2006 yılında kanser konusunda %2’lerde olan doğru bilgi oranı 2010 yılında %30’lara kadar yükseltilmiştir” dedi.

Kanserle Savaş Dairesi’nin 2002-2011 yılları arasında önemli çalışmalara imza attığını dile getiren Dr. Özgül, şu bilgileri verdi: “Bu çalışmaların başında 2023 yılına kadar yapılacak olan kanser mücadelesinin hedeflerinin tespit edilmesi gelir. Bilim adamlarının katılımı ile ‘Kanser Vizyon Çalışması’ tamamlanarak 2023’e kadar kanser konusunda Türkiye’de yapılması gerekenler planlanmıştır. Bu sayede ülkemiz modern bir kanser kontrol programına sahip olarak kanserin hızlı yükselişini kontrol etmek konusunda en önemli adımı atmıştır. Bu planın ilk aşaması olarak 2009-2015 yılları arasını kapsayan bir ulusal kanser kontrol programı yayınlanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yetkilileri ile işbirliği içerisinde yürütülen bu programın 5 ana başlığı vardır; Kanser Kayıtçığı, Kanser Önleme Çalışmaları, Kanser Erken Teşhis Çalışmaları, Kanser Tedavisi ve Palyatif Bakım. Bu başlıklarda önemli ilerlemeler sağlanmıştır.”

Kanserle mücadelede amaçlanan hedeflere ulaşmak için ilk olarak 1999-2001 yılları arasında kanser taramaları yapmak üzere 11 tane KETEM açıldığını belirten Dr. Özgül, “Artık her ilimizde en az bir KETEM bulunmaktadır. Sağlıkta Dönüşüm Programı ile KETEM sayıları 2015 yılına kadar 280’e çıkarılacaktır. Bu merkezlerde özel eğitim görmüş hekim ve hemşireler halka güler yüzlü hizmet vermek için çalışmaktadırlar. Birincil amaçları sağlıklı bireylerin kanserden korunmasıdır. KETEM’lerdeki tüm hizmetler ücretsiz olarak yapılır. KETEM’lerde öncelikle kanser konusunda farkındalık eğitimleri yapılır. Bu konuda tüm sağlık ve kamu personeli başta olmak üzere halk ve toplum liderlerine sürekli eğitimler düzenlenir. Bu eğitimlerin sayesinde halk arasında kanser konusunda doğru bilgi oranı %30’lar seviyesine yükseltilmiştir” dedi.

KETEM’lerin çok önemli diğer bir görevinin ise toplum tabanlı meme, rahim ağzı ve kolorektal kanser taramaları yapmak olduğunu söyleyen Dr. Özgül, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu taramalarda Avrupa Birliği Kalite Standartları uygulanarak, Avrupa’nın birçok ülkesinden daha iyi duruma gelinmiştir. KETEM’ler Dünyada birçok ülkeye örnek olacak hale gelmiş olup bu merkezleri örnek alan bazı ülkelerde benzer tarama merkezleri kurulmaya başlanmıştır. KETEM’lerin son üstlendiği görev ise personelin bu konudaki eğitimi ile birlikte sigara bıraktırma konusunda aktif hizmet vermek olmuştur. Her KETEM bir de sigara bıraktırma polikliniği kurarak bu konuda hizmet vermeye başlamıştır. KETEM personeli tarafından 2006- 2010 yılları arasında halk eğitimi programları, panel, konferans, televizyon programı, radyo programı ve okullarda yürütülen eğitim faaliyetlerini içeren etkinlikler düzenlenerek 763.310 kişiye eğitim verilmiştir. KETEM’lerle ilgili her tür soruya www.ketem.org sayfasında cevap bulunabilir.”

Kanserle mücadelede çözüm; koruyucu önlemler ve erken teşhis

Kanserin tüm dünyada artış trendine girdiğine dikkat çeken Dr. Nejat Özgül, “DSÖ’nün yaptığı çalışmalar göstermiştir ki dünya genelinde en sık ölüme neden olan hastalık kanser olacaktır. Ne yazık ki bu ölümlerin %80’inden fazlası gelişmekte olan ülkelerde meydana gelecektir. Kanser devlet ekonomilerini ciddi anlamda sarsan, en önemli sağlık sorunu olarak ön plana çıkmaktadır. Bu ülkemiz için de geçerlidir. Cerrahi, kemoterapi, radyoterapi gibi tedavi modaliteleri oldukça pahalı yöntemlerdir. Artık, tüm dünya kanserle savaşın kazanılmasının tedavilere para yatırmak ile olmayacağını, ancak önleme ve erken teşhis ile mümkün olabileceğini fark etmiştir” dedi.

Başkanlık olarak 2011-2015 yıllarını kapsayan önemli bir ulusal kanser kontrol program geliştirdiklerini belirten Dr. Özgül, şu bilgileri verdi: “Bu programın en önemli başlıkları ise kanserin önlemesi ve erken teşhistir. Kanseri önleme açısından en önemli faaliyetimiz tüm dünyada örnek ülkeler arasına girdiğimiz tütün ile mücadeledir. 2011 yılında tütünle mücadele konusunda Bakanlığımızın gerçekleştirdiği önemli bir aktivite sigara bıraktırma üniteleri ve sigara bırakma tedavilerinin bakanlığımızca karşılanmasıdır. Ülkemizin her ilinde en az bir tane olan KETEM’lerde sigara bıraktırma poliklinikleri kurulmuş, hekimlerin sertifikalı eğitimleri tamamlanmış ve vatandaşlarımıza ücretsiz sigara bıraktırma ilaçları sağlanmıştır. 2011 yılında 170 bin kişiye sigara bırakma tedavileri ücretsiz olarak sağlanmıştır. Ayrıca, 2011 yılı itibari ile obezite ile mücadele ulusal kontrol programımız da Bakanlığımız Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce yürütülmektedir.”

Servikal kanserin Türkiye’de ön sıralarda olmamakla birlikte kadınlarda 9. sırada görüldüğünü söyleyen Dr. Özgül, “Yılda yaklaşık 1500 kişiye rahim ağzı kanseri teşhisi koyulmaktadır. Rahim ağzı kanserlerinin en önemli etkeni HPV virüsüdür. Bazı referans merkezlerimizin çalışmalarında HPV sıklığının da artığı gözlenmektedir. Bu nedenle tüm epidemiyolojik veriler dikkatle takip edilmektedir. Kanserle Savaş Dairesi olarak tüm kanserlere karşı kontrol programları geliştirmekte ve bu programları uygulamaktayız” diye konuştu.

Rahim ağzı kanseri ile ilgili kontrol programının üç önemli bölümden oluştuğunu dile getiren Dr. Özgül, şu bilgileri verdi: “Birincisi bu konuda halkımızda farkındalık yaratmak, ikincisi düzenli yapılan ve ücretsiz olarak sağlanan tarama programını yaygınlaştırmak, uygun şartlar oluşur ise HPV aşılarının bu programa eklenmesini sağlamaktır. Bu konuda Dünyada yapılan çalışmaları yakından takip etmekteyiz. Son zamanların en popüler konusu HPV aşılarıdır. Gelişmiş ülkelerin önemli bir bölümü bu aşıyı aşı takvimlerine dahil etmişlerdir. HPV aşısı faydalı ve reddedilmemesi gereken, yaklaşık 120 ülkede uygulanan bir aşıdır. Burada, önemli olan, toplum tabanlı global aşılama programlarında maliyet etkinliktir. Ülkemiz şartları için bu koşullar oluştuğunda, bilim komisyonlarımızın raporlarıyla, HPV aşılaması rutin bazda uygulanabilir.”

HPV aşılarını kanser önleyici ya da kanser aşısı şeklinde lanse etmemek gerektiğini söyleyen Dr. Özgül, “Bu aşılar, HPV virüsüne karşı geliştirilmiştir ve elimizdeki verilere göre kanserden sorumlu HPV virüslerine karşı son verilere göre en az 8-9 yıl koruyucu olduğunu ve bu koruyuculuğun HPV’nin 16 ve 18 tipleri için %100, tüm onkojenik HPV’ler dahil edildiğinde ise çapraz reaksiyonlarda yaklaşık %80 oranında olduğunu bilmekteyiz. Bilmemiz gereken şey hiçbir aşının kötü olmadığıdır. Önemli olan maliyet etkin ve ülke gerçeklerimize uygun olabilmesidir” dedi.

Kanser insidansında belirgin bir artış var ama…

Türkiye’de Sağlıkta Dönüşüm programına kadar, kanser kayıtları ve mevcut kanser yükü konusunda pek çalışma yapılamadığını dile getiren Dr. Nejat Özgül, “Bu programla birlikte pasif kayıt sistemi terk edilerek aktif kayıt sistemine geçilmiştir. Bu sayede kanser insidanslarında 2002’den itibaren gerçek veriler elde edilmeye başlanmıştır. Sekiz ilde bulunan kayıt merkezi sayısı 2010 itibariyle 10’a çıkmıştır. Bu sayede ülkemiz kanser kayıtçılığında dünyada önemli bir ülke haline gelmiştir. İki merkezimiz DSÖ Kanser Araştırma Kurumu (IARC) tarafından akredite edilmiş, veriler Kanser İnsidansı kitabında yayınlanmıştır” dedi.

Türkiye’de kanser insidansının erkeklerde 100 binde 275, kadınlarda ise 100 binde 169 olduğunu söyleyen Dr. Özgül, şu bilgileri verdi: “Yılda 150 -170 bin kişi yeni kanser teşhisi almaktadır. Kanser sıklığımız, dünyanın gelişmiş ülkeleriyle kıyaslandığında belirgin bir artış göstermektedir. Ancak bu artış kanser istatistiklerimizdeki düzelmeye de paralellik göstermektedir. Erkeklerde en sık görülen kanser akciğer kanserleri iken, kadınlarda meme kanseridir. Yine de pek çok kanser sıklığı açısından ülkemiz Avrupa’nın gerisinde bulunmaktadır. Ancak Avrupa’da en fazla akciğer kanseri görülen ülkeler arasındayız. Bu durum yüksek tütün kullanım oranları ile ilişkilidir. Şu an için alınan tütün önlemlerinin etkilerini 2030’lu yıllarda görmeye başlayacağız ve akciğer kanserlerinin görülme sıklığı hızla azalmaya başlayacaktır.”

Türkiye’nin kanser harcamaları açısından Avrupa Birliği ülkeleri arasında ilk altı ülke arasında bulunduğunu belirten Dr. Özgül, “Yapmış olduğumuz bir çalışmanın sonucuna göre Ulusal Kanser Kontrol Programında uygulanması gereken önlemlerin tam olarak uygulanmaması ülkemizin kanser insidansı ve kanser tedavi masraflarını tolere edilebilir sınırların üzerine çıkaracaktır. Bu nedenle ulusal kanser kontrol programındaki önlemleri hızla aldık” dedi.

Türkiye 2004-2006 yılları kanser verileri dağılımı:-1

Türkiye 2004-2006 yılları kanser verileri dağılımı:-2

YAZIYI PAYLAŞ

YORUMUNUZ VAR MI?

guest
0 Comments
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla