Kutanöz fungal (yüzeyel mantar) enfeksiyonları nedir, tanı ve tedavisi

Yazan Dr. Enes Başak
13 Mart 2015   |    11 Temmuz 2018   |   Kategori: Tıp Ders Notları, Üye Yazıları Print

tirnak-mantari-tedavisiDermatoloji polikliniklerine başvuran hastaların yaklaşık %10′unu mantar hastalıkları oluşturmaktadır. Mantar hastalıkları içinde de yüzeyel mantar hastalıkları önemli bir yer tutmaktadır. Sıklık sırasına göre yüzeyel mantar hastalıkları; dermatofitozis, kandidiazis, tinea (pitriyazis) versikolor.

Dermatofitozis nedir

Dermatofitozis, dermatofit denilen mantarların cildin üst tabakalarında yaptığı hastalıklardır. Bunlar trikofiton, mikrosporum ve epidermofiton cinslerinden oluşmaktadır. Dermatofitler, direkt ve indirekt temaslarla yaygın ve bulaşıcı enfeksiyonlara neden olmaktadır. Trikofiton; deri, saç, tırnakda görülür. Mikrosporum; deri, saçta görülür. Epidermofiton; deri, tırnak görülür. Dermatofitler deri, tırnak ve kıl gibi keratinize dokulara yerleşme yeteneğine sahiptirler ve bu yapılarda hastalık tablolarına neden olurlar. Mantar hastalıkları, klinik belirtiler yönünden birçok deri hastalığını taklit edebileceğinden, kesin tanı için laboratuar yöntemlerine ihtiyaç vardır.

Liken Planus nedir, neden olur? Belirtileri ve tedavisi

Dermatofitozis tanı yöntemleri

Direkt mikroskopi: tanı için en kolay, ucuz ve hızlı yöntem nativ preparattır. Nativ preparat için bistüri veya pensle lam üzerine deri kazıntısı, vezikül sıvısı, tırnak kazıntısı, kıl gibi şüpheli materyal alınır, üzerine lamel kapatılır. Lam ile lamel arasından, keratinize yapıları eritmek amacıyla %10-20′lik KOH damlatılır. Hazırlanan preparat 20 ile 30 dakika nemli ortamda bekletilip veya kaynamayacak şekilde alttan ısıtılıp direkt ışık mikroskobunda değerlendirilir. Bu şekilde hazırlanmış preparatlarda mantar elemanlarına ait hifa ve sporlar sarı yeşil refle verir şekilde görülür. Dermatofitler ile enfekte olmuş kıllarda mantar elemanları kılın içinde, kılın dışında veya hem kılın içinde hem de kılın dışında bulunabilir. Nativ preparat dermatofitozlar dışında kandidiazis ve T. versikolor tanısında da kullanılmaktadır.
Wood lambası: dermatofitler özellikle saçları infekte eden mikrosporum türleri wood ışıgı altında yeşilimsi refle verir.
Dermatopatoloji: mantarlar en iyi PAS ve metenamin gümüş boya ile gösterilir.
Kültür: saburoud dextroz agarda üretilirler.

Dermatofitozis patogenez

Dermatofit enfeksiyonları esas olarak 3 kaynaktan insan, hayvan ve topraktan bulaşabilmektedir. Dermatofitler keratin yapılara, ürettikleri keratinazlar yardımıyla keratini sindirerek yerleşirler. Atopi, kortikosteroid kullanımı, iktiyoz, kollajen vasküler hastalık, terleme, oklüzyon, yüksek nemgibi faktörler dermatofit enfeksiyonlarını kolaylaştırır. Dermatofitozların klinik görünümü infeksiyonun yerleşim yerine, konakçının immunolojik yanıtına ve mantarın türüne bağlıdır.

Dermatofitlerin oluşturduğu enfeksiyonlar

1-Tinea kapitis.
2-Tinea barbae.
3-Tinea korporis.
4-Tinea inguinalis (cruris).
5-Tinea pedis et manum.
6-Tinea unguium.

Tinea kapitis nedir

Saçlı derinin dermatofit enfeksiyonu olup 3 değişik klinik şekilde karşımıza çıkar; tinea kapitis süperfisiyalis, tinea kapitis profunda (keriyon selsi), tinea kapitis favoza (favus). Saçlı derinin mantar enfeksiyonları kural olarak puberte öncesi dönemde görülür ve pubertede spontan olarak düzelir. Ancak T. kapitis favoza tedavi edilmezse puberteden sonra da devam edebilir. Puberteden sonra olmayışı, puberteyle birlikte saçlı deride yağ asidi salgısının artışıyla PH’ın asit tarafa kayması ve tek karbon atomlu yağ asidi salgılanmasının fungustatik etkiye neden olması sonucudur.
Tinea kapitis süperfisiyalis: özellikle kreş ve ilkokul gibi toplu yerlerde direkt ve indirekt temaslarla kolay yayılan bir hastalıktır. Hastalık, saçlı deride oval veya yuvarlak plaklar oluşturur. Çapı birkaç milimetreden birkaç santimetreye değişen plaklar tek veya multipl olabilir. Plaklar hafif eritemli olup, üzerinde ince skuamlar bulunur ve kıllar dökülmüştür. Mevcut kıllar ise gri renkte olup kırıktır. Sikatris bırakmaksızın iyileşir. Ayırıcı tanı; psoriasis, seboreik dermatit, trikotilomani.

Tinea kapitis profunda (kerion selsi): kıl çevresinde eritemli skuamla başlayan tablo daha sonra kıl folikül ağzını içine alan cerahatli bir folikülit oluşturur. Komşu birçok kıl folikülünün olaya katılmasıyla nodozite ortaya çıkar.Nodozite üzerinde yer yer kıllar dökülmüştür. Mevcut kıllar ise bir cımbızla çekilirse, dirençle karşılaşmadan tereyağından kıl çeker gibi kolayca çıkar. Çünkü T. kapitis profunda yüzeyel mantar hastalıklarının derin yerleşen tipidir,kıl folikülü tümüyle enfekte olmuştur.Nodüller yandan sıkılırsa kıl folikül ağzından cerahat çıkar. Sıklıkla seyri sırasında sekonder enfeksiyon geliştiğinden ağrılı lenfadenopati eşlik eder. Bu formda bağışıklık geliştiğinden enfeksiyon çok yayılmadan kendi kendini sınırlar. Sikatris bırakarak iyileşir. Ayırıcı tanı; fronkül, impetigo, apse. Puberteden sonra sakal bölgesinde aynı klinik görünümde nodoziteler oluşur ki, buna Tinea barba denir. T. barba sakal bölgesinin bakteriyel enfeksiyonu olan sikozis simpleksten ayrılmalıdır. Sikozis simpleks filtrumdan başlama özelliği gösterip, kıllar çekilince kolay çıkmaz. T. kapitis profunda’nın saçlı deri ve sakal bölgesi dışında diğer vücut kıllarında görülen şekline ise folikülitis agminata (tinea agminata) adı verilir.

Tinea kapitis favoza: etkeni tricofiton schönleini’dir. Mantar, infindubulum pilide yerleşerek kıl çevresinde ortası çökük, etrafı kalkık, kükürt sarısı renginde, mercimek büyüklüğünde godet (skutulum) denen plakları oluşturur. Godetler saf mantar kültürü olup kötü kokuludur (fare sidiği). Godetler bir bistüri ile kaldırılırsa, altı pembe renkli, hafif sulantılı ve atrofiktir. Godetlerin üzerinde kıllar genel olarak dökülmüştür, mevcut kıllar ise ince ve soluk renklidir. Godet, soluk saç, atrofi ve koku favusun kardinal semptomlarıdır. Olguların % 95′inde tipik görünümünde ortaya çıkan favus, nadiren impetigo, psöriazis, seboreik dermatit ve psödopelada benzer görünümlerle ortaya çıkabilir ki, bu durumda nativ preparat tanı koydurur. Favus sikatris bırakarak iyileşir. Ayırıcı tanı; saçlı derinin mantar enfeksiyonlarının ayırıcı tanısında saçlı deride eritemli skuamlı hastalık yapan durumlar ve lokal alopesi yapan durumlar düşünülmelidir (psoriasis, DLE, seboreik dermatit).

Tinea korporis nedir

Tek lezyon olarak başlayan hastalıkta zamanla çevrede satellit lezyonlar ortaya çıkar. Sikatris bırakmadan iyileşir. Ayırıcı tanıda psöriazis, seboreik dermatit, lepra, kontakt dermatit, numuler egzema, pitriazis rozea düşünülmelidir.

Tinea inguinalis (cruris) nedir

Genito-krural bölgede tek veya çift taraflı yerleşen, klinik görünüm olarak T. korporise benzeyen bir tablodur. En sık karıştığı hastalık eritrazmadır. Eritrazmada ortadan iyileşme ve aktif sınır yoktur, kaşıntısızdır. Wood ışığıyla yapılan muayenede eritrazma mercan kırmızısı, tinea inguinalis sarı yeşil refle verir. Ayırıcı tanıda ayrıca kontakt dermatit, mikozis fungoides, kandidiazis ve inverse psöriazis düşünülmelidir.

Tinea pedis et manum nedir

Ayakta yerleşen dermatofit enfeksiyonlarına T. pedis , elde yerleşene T. manum, her ikisinde birlikte yerleşene ise T.pedis et manum denir. T. pedis ilkbahar ve yaz aylarında artar. Aile bireyleri arasında bulaşma sıklıkla görülür. Hastalığı ilk bulan Celal Muhtar Özden’dir (1892). Prof. Dr. Celal Muhtar Özden, İstanbul’da 1865 yılında doğmuş,ilk tahsilini Üsküdar’da yaptıktan sonra,Galatasaray Lisesine devam etmiştir. Daha sonra Askeri Tıp Okuluna devam ederek, Askeri Tıbbiye’den 1882 yılında yüzbaşı rütbesiyle mezun olmuştur. 1897′de Paris’e giderek Saint Louis hastanesinde dört yıl süre ile cildiye ihtisasını yapmış, 1901 ‘de Paris’ten İstanbul’a dönüşünde tıp fakültesinde deri hastalıkları ve frengi kliniği profesörlüğüne tayin edilerek uzun müddet çalışmıştır. 1892 yılında St.Louıs hastanesinde görev yaparken el ve ayaklarda kaşıntılı lezyonları olan vakalar üzerinde yaptığı çalışmalar sonucu birçok hekimce egzema, sifiliz veya dizhidroz olarak adlandırılan bu durumun aslında trikofiton adlı bir mantar tarafından oluşturulan bir çeşit Dermatofitoz olduğunu ortaya koymuştur. Yayımlanan vakaları bu alanda yapılmış ilk detaylı çalışmadır. Bu yüzden tinea pedis et manum ’’Celal Muhtar Hastalığı’’ olarak da bilinir. Sifiliz ve kolera alanında da yurtdışında yayımlanan birçok çalışması bulunmaktadır.Hastalık en sık dördüncü ve beşinci parmak arasında kaşıntı ve maserasyonla başlayıp diğer parmak aralarına yayılır ki, bu tipine interdijital tip veya intertrijinöz tip denir. Ayak tabanı ve ayak yan taraflarında eritem, skuam, vezikül, papül, hiperkeratoz gibi lezyonlar değişik kombinasyonlar şeklinde bulunabilir. Veziküllerin hakim olduğu tipe dizhidrotik tip, eritem ve skuamın ön planda olduğu tipe ise hiperkeratotik tip tinea pedis denir. Dizidrozik ve hiper keratotik tip tedaviye dirençlidir. Kaşıntı genellikle bulunan bir semptomdur. T. manum el parmak araları, avuç içi ve ellerin yan taraflarında maserasyon, bazen eritem, skuam, papül, vezikül ve hiperkeratozla ortaya çıkar. Lezyonlarda keskin sınır belirgindir. T. pedis et manum’un seyri sırasında erizipel, lenfanjit gibi komplikasyonlar oldukça sık görülür. Ayırıcı tanıda kontakt dermatit, dizhidrotik egzema, püstüler psöriazis, psöriazis palmaris et plantaris, keratodermiler, sifiliz düşünülmelidir. Parmak aralarında yerleşen interdijital tiplerde eritrazma, invers psoriazis ve kandidiazis ile ayırıcı tanı yapılmalıdır.

Tinea unguium nedir

Tırnağın mantar enfeksiyonuna genel olarak onikomikozis denir. Etken dermatofitler, kandidalar ve küf mantarlarıdır. Dermatofitlerin neden olduğu durumlara ise T. unguium denir. T. unguium en sık ayak birinci parmak tırnağından başlar ve diğer tırnaklara yayılır. Çoğunlukla T. pedisi takiben gelişir. Dermatofitler tırnağın serbest kenarından girerek hastalık yaparlar. Bu nedenle belirtiler margo liberden başlayarak proksimale doğru ilerler. Başlangıçta tırnakta sarı kahverengi renk değişikliği ortaya çıkar, uzunlamasına sulkuslar belirginleşir. Giderek tırnak kalınlaşır, kabalaşır, kolay kırılır bir hal alır. Subungual hiperkeratoz ortaya çıkar. Kandidalara bağlı oluşan onikomikozlardan farklı olarak tırnak çevresi normal görünümdedir. Ayırıcı tanıda kandidiazis ve subungual hiperkeratoz yapan durumlar, özellikle psöriazis düşünülmelidir.

İD reaksiyonu

Mantar enfeksiyonu bulunan bireylerde,mantarların kendilerine veya metabolizma artıklarına karşı gelişen gecikmiş tipte bir hipersensitivite reaksiyonudur. Herhangi bir yerde non-spesifik erüpsiyonlar şeklinde olabilirse de en sık el parmak aralarında vezikülasyon şeklinde görülür.

Tinea versikolor (pitriazis versikolor) nedir

Elemanter lezyonu, üzeri ince skuamlı makül olan yüzeysel bir mantar enfeksiyonudur. Tropikal bölgelerde daha sık görülen hastalık, yurdumuzda deri hastalıklarının yaklaşık % 3′ünü oluşturur. Yaz mevsiminde terleme ile sıklığında artış görülmektedir.Her yaşta görülmekle birlikte en çok gençlerde ortaya çıkmaktadır. Tinea versikolor bulaşıcı değildir.Uygun şartların varlığında kutanöz floranın aşırı artışı söz konusudur. Ağır ve kronik hastalıklar, avitaminozlar, gebelik ve kişisel yatkınlık predispozan faktör olarak rol oynar. Tinea versikolorun etkeni malassezia furfur (pitriyosporum furfur) dur. Klinik belirti üzeri ince skuamlı, keskin sınırlı hiperpigmente maküllerdir. Bistüri ile makülün üzeri kazınırsa bistürinin ağzında skuamların toplandığı görülür (talaş veya yonga belirtisi).

Hiperpigmentasyonun nedeninin melanositlerin büyüklüğünün artışına ve epidermal dağılımının değişmesine bağlı olduğu düşünülmektedir. T. versikolor bazen de hipopigmante maküllerle ortaya çıkabilir ki bu formu T. versikolor alba olarak isimlendirilir. Hipopigmentasyonun keratinizasyonda artış sonucu melanin granüllerinin taşınamamasına bağlı olarak meydana geldiği düşünülmektedir. Genellikle subjektif semptom yoktur. Lezyonlar sıklık sırasına göre gövde, boyun, omuz, karın, kol ve bacaklarda görülür. Gövdede en sık ön ve arka ter oluklarında yerleşir. Ayırıcı tanı; sy lökomelanodermisi, vitiligo, lepra, cafe ola, atopik dermatit.

Kandidiazis nedir

Kandidiazis, patojen kandidalar tarafından oluşturulan bir tablodur. Organizmanın normal florasında bulunan kandidalar saprofit mantarlardır. İnsanda patojen olarak en sık bulunan tipi Candida albicans’tır. C. albicans, müköz membranlar ve intertriginöz bölgeler dışında normal florada yoktur, fakat sağlıklı kişilerin % 80′inden fazlasında gastrointestinal kanal, orofarinks ve vajende gösterilebilir. Kandidaya bağlı hastalık gelişimi , etkenin patojenitesi ve konakçı savunması arasındaki dengenin kompleks bir sonucudur. Fırsatçı bir enfeksiyon olarak görülür. Konakçı savunmasında non-immunolojik mekanizma olarak mikrobiyal floranın antifungal etkisi, epidermisin intakt yapısı, lipid manto, opsonizasyon ve fagositoz rol oynarken, immunolojik mekanizma olarak özellikle hücresel immunite olmak üzere humoral immunite de rol oynamaktadır.

Kandidiazis oluşumunda konakçıya ait predispoze faktörler şunlardır: 

1- Mekanik: travma, lokal oklüzyon, kronik irritasyon, terleme ve maserasyon.
2- Nutrisyonel: avitaminozlar, malnutrisyon, demir eksikliği.
3- Fizyolojik: yeni doğan, yaşlılık, gebelik, menstrüasyon, obezite.
4- Sistemik hastalıklar: başta diyabet olmak üzere endokrinopatiler, Down sendromu,üremi, anemi, maligniteler.
5- İmmun yetmezlik durumları: kalıtsal veya edinsel immün yetmezlik durumları.
6- İatrojenik: İV kateter, idrar sondası, radyoterapi, başta steroidler olmak üzere immünsupressif ajanlar, uzun süreli antibiyotik kullanımı, oral kontraseptifler.

Kandidiazis tanısında nativ preparat ve antibiyotik eklenmiş Sabouraud dekstroz agarında kültür yöntemi kullanılır. Histopatolojik kesitlerde PAS boyası ile kandidalar stratum korneumda gösterilebilir.

Mukokutanöz kandidiazisin beş klinik tipi vardır:
1-Müköz membran kandidiazisi.
2-Kutanöz kandidiazis.
3-Tırnak kandidiazisi.
4-Kronik mukokutanöz kandidiazis.
5-Kandidid.

Müköz membran kandidiazisi nedir

Muguet (pamukçuk): özellikle yeni doğan ve yaşlılarda görülür. Yanak mukozası, dil, gingiva ve damakta deskuame epitelyal hücrelerden, mantar elemanlarından ve ınflamatuar hücrelerden oluşan beyaz, süt kesiği veya kar yağmış manzarasında plaklar vardır.Plakların altında yüzeysel ülserasyon olabilir. Ağrılıdır.
Kandidal perleş: dudak köşelerinde maserasyon, fissür, hassasiyet ve eritemle karakterizedir. Ortaya çıkışında özellikle dudak yalama alışkanlığı, uygunsuz protezler ve dişsizlik önemlidir. Streptekoksik perleşten ayrılmalıdır.
Vulvo-Vaginal kandidiazis ve balanit: eritem, ödem, beyaz plaklar, kaşıntı, akıntı ve hasasiyetle karakterizedir. Yüzeyel papülo-püstüler lezyonlar görülebilir.

Kutanöz kandidiazis nedir

Kandidal intertrigo: kıvrım bölgelerinde kaşıntılı, keskin sınırlı, parlak eritemli masere plaklar ve çevrede vezikulo-püstüler satellit lezyonlar şeklinde görülür.Vezikulo-püstüler lezyonların açılmasına bağlı erode, sulantılı alanlar oluşabilir. Ayırıcı tanıda streptekoksik intertrigo, invers tip psöriazis ve kontakt dermatit düşünülmelidir. Kandidal intertrigonun çok suyla uğraşan kadınlarda el parmak aralarına yerleşen tipi erozyo interdijitalis blastomiçetika olarak tanımlanır.
Kandidal paronişi: eli sürekli suyla temas edenlerde tırnak çevresinde ağrılı, eritemli, ödemli lezyon olarak başlar. Kronikleştiğinde, sekonder olarak tırnak değişiklikleri ortaya çıkar. Tırnakta kahverengi-yeşil renk değişikliği, enine çizgilenme olur. Değişiklikler proksimalden distale doğru ilerler, onikolizis gelişebilir. Ayırıcı tanıda T.unguium düşünülmelidir. T.unguium’da tırnak çevresinin normal oluşu, belirtilerin serbest kenardan başlaması, uzunlamasına sulkuslar ve subungual hiperkeratozun varlığı ayırıcı tanıya yardımcıdır.

Kandidid: Hücresel immun yanıta bağlı gelişen deri reaksiyonlarıdır. Eritema annulare sentrifugum, kronik ürtiker, ekzematize lezyonlar veya nonspesifik erupsiyonlar şeklinde görülebilir.

Yüzeyel mantar enfeksiyonlarının tedavisi

Tedavide kullanılan antifungaller: 
1-Ergosterol sentezini inhibe edenler; azoller, skualen epoksidaz inhibitörleri.
2-Antifungal antibiotikler; polyenler, griseofulvin.
3-Morfolin-Amorolfin.
4-Diğerleri.

Ergosterol sentezini inhibe edenler

Azol türevleri: 1-İmidazol grubu; klotrimazol, tiokonazol, ketrokonazol (oral), izokonazol, bifanazol, oksikonazol, mikonazol (parenteral), sulkonazol, ekonazol, butokonazol. 2-Triazoller; flukonazol oral ve İV, itrakonazol oral, terkonazol topik.
Skualen epoksidaz inhibitörleri: naftifin, terbinafin

Dermatofitozların tedavisi

T.pediste genellikle 4-6 haftalık topikal tedavi yeterli. Ancak şiddetli ve topikal tedaviye yanıtsız olgularda sistemik ajanlar kullanılır. İtrakonazol 400 mg gün 1 hafta, Terbinafin 250 mg gün iki hafta.Ayrıca kurutucu ve antiseptik özelliğinden faydalanmak üzere potasyum permanganat. Topikal ajanların 4 hafta kullanımı ile iyi sonuçlar alınmakla birlikte kronik,pubik ve glutealara yayılmış, topikal kortikoidler ile enfeksiyonun derine yayıldığı olgularda sistemik tedavi uygulanabilir.T.manum genellikle T.pedise sekonder geliştiğinden dikkatli olunmalı, tırnak tutulumu ve hiperkeratotik bir tablo varsa sistemik tedavi uygulanmalıdır. Pediatrik popülasyondaki en sık rastlanan mikoz olan T.capitiste selenyum disülfitli yada ketokonazollü şampuanların kullanımı erken dönemde bulaştırıcılığı engeller. Sistemik tedavinin ön planda olduğu bu olguda çevredeki asemptomatik taşıyıcıların mikotik inceleme yapılarak saptanması, bulaşmada rol oynayan fırça, tarak, makasların dezenfeksiyonu, enfekte saçların epile edilmesi, kurutların temizlenmesi gereklidir. Onikomikozlarda tırnak distalinin tutulduğu durumlarda 6-12 ay günlük sikloproksalamin (nibulen tırnak cilası) kullanımı. Bifonazolün %40’lık üre (mycospor onychoset) ile kombinasyonun 12 hafta uygulanması ile de klinik düzelme olduğu saptanmıştır.

İzokonazol içeren imidazol türevleri: travogen krem, travogen sprey, travocort krem (+ steroid), travazol krem (+ steroid).
Klotrimazol içerenler: clozol pomad, fungosten krem, imazol krem, canesten krem.
Ketokonazol içerenler: fungoral krem, ketoral merhem/şampuan, konazol krem, nizoral krem/şampuan.
Mikonazol: fungucit pomat.
Bifonazol: mycospor krem, mycospor pudra, mycospor solüsyon, mycospor onychoset tırnak seti.
Oksikonazol: oceral krem, oceral sprey.
Tolnaftat: tinactin sıvı sprey.
Tiokonazol: dermo-rest krem, dermo-rest tırnak solüsyonu, dermo-trosyd krem, dermo-trosyd tırnak solüsyonu, gyno-trosyd vajinal merhem, tiocan krem, tiocell dermal krem, tiocell tırnak solüsyonu.
Sikloproksalamin: canolen krem (%1 sikloproksalamin), canolen solüsyon, canolen vajinal krem, nibulen krem, nibulen solüsyon, nibulen vajinal krem, nibulen tırnak cilası seti.

T. capitis superficialis: Topikal tedavi ve sistemik tedavi birlikte verilir. Ev ve okul bulaştırıcılığının önlenmesi çok önemlidir. Asemptomatik taşıyıcı durumda olanlar için ketokonazol veya selenyum sulfidli şampuanlar yararlıdır. Tedavi semptomlar düzelene kadar sürdürülmelidir. Tarak, saç fırçası ve yastık dezenfeksiyonu gereklidir. Topikal tedavide antifungal kremler 8 hafta süreyle günde 2×1 uygulanır. Sistemik tedavide şu seçenekler uygulanabilir; Griseofulvin; çocuklar için 8 hafta ile birkaç ay süreyle 12.5 mg/kg/ gün veya, Flukonazol; çocuklar için 6 mg/kg/gün 3-6 hafta veya, Itrakonazol; çocuklar için 5 mg/kg/gün 4-8 hafta veya, Terbinafin; 62.5 mg /gün (10-20 kg), 125 mg /gün (20-40 kg), 250 mg /gün (> 40 kg) x 2-4 hafta verilebilir.

T. capitis profundave T. barbae: Epilasyon (0.5 cm sağlam deri ile birlikte) + topikal antifungal 4-6 hafta + sistemik antifungal verilebilir. Sistemik antibiyotik, gerekirse sistemik antihistaminik ve kortikosteroid tedavisi verilir.

T. capitis favosa: T. capitis superficialis ile aynı tedavi 8-12 hafta verilir.

T. corporis ve T. inguinalis: Topikal tedavilerin tek başına yeterlidir. Topikal tedavi uygulamalarının tümü lezyonlar tamamen düzeldikten 1 hafta sonrasına kadar sürdürülmeli ve lezyon sınırının 2 cm etrafındaki sağlam deriye de uygulanmalıdır (ortalama 4 hafta). Sistemik tedavi alternatifleri topikal tedavilerin yetersiz kaldığı veya çok şiddetli tutulumun olduğu tablolar için uygulanmalıdır. Sistemik tedavide; Itrakonazol çocuklar için 5 mg/kg/gün, yetişkinler için 200 mg/gün 1 hafta veya, Terbinafin 250 mg/gün 1 hafta veya, Flukonazol 150-200 mg/ 2-4 hafta hafta kullanılabilir.

T. pedis: Topik antifungal kremler 4-6 hafta, gerekirse sistemik antifungal ilaçlar kullanılır.Plantar skuamöz-hiperkeratozik tip T. pedisde tek başına topikal tedavi yeterli olmaz, sistemik tedavi ile kombine edilmelidir. Vezikülobüllöz tip T. Pedisin akut ataklarında antifungal ajanlarla birlikte pansumanlar ve topikal kortikosteroidler verilebilir. Antifungal pudraların kullanımı hastalık relapslarını azaltabilir. Flukonazol 150-200 mg/hafta x 4-6 hafta, Itrakonazol 400 mg/gün x 1 hafta, Terbinafine 250 mg/gün x 2 hafta verilebilir.

T. unguium: Tırnağın üreli preperatlarla eritilmesi + Griseofulvin 1000 mg/gün 6-8 hafta veya Terbinafin 250 mg/gün 2-4 hafta, Griseofulvin 1000 mg/gün el tırnaklarında 6-9 ay, ayak tırnaklarında 12-18 ay, Itrakonazol 200 mg/gün el için 2 ay, ayak için 400 mg/gün 3 ay pulse tedavi, Terbinafin 250 mg/gün el için 1.5 ay, ayak için 3 ay, Flukonazol 150 mg/hafta el için en az 3 ay, ayak için en az 6 ay, Ciclopiroxolamin % 8’lik tırnak cilası günde 1 kez 3 ay verilebilir. Topikal ilaçlar tırnağın % 60’ından azının enfekte olduğu durumlarda kullanılır. Daha fazla tutulum olduğunda veya matrix tutulduğunda etkili değildirler.

Oral kandida: Nistatin gargara (100.000 Ü/ml) infantlarda 4×50.000 Ü/gün, büyük çocuklar ve yetişkinlerde 4×125.000 Ü/gün 1-2 hafta verilir. Erişkinlerde yaygın ise; Flukonazol 150 mg haftada tek doz veya, Ketokonazol 200 mg/gün 7-14 gün veya, Itrakonazol 100 mg/gün 7-14 gün verilebilir.

Vulvovajinal kandidiazis: Topik antifungal veya, Topik antifungal + Flukonazol 150 mg oral tek doz veya ketokonazol 400 mg 5 gün ya da Itrakonazol 200 mg 3 gün veya, Yalnızca sistemik antifungal tedavisi verilmelidir. Partner tedavisi yapılmalıdır.

Monilial paronişi: Ellerin kuru tutulması iyileşme ve nükslerin önlenebilmesi için temel yaklaşımdır. Tedavide nistatin, imidazol veya terbinafin içeren krem ve losyonlar kullanılır. Tedaviye tırnak normal görünümünü kazanana kadar 2-3 ay süreyle devam edilmelidir. Dirençli olgularda oral itrakonazol tedavisi uygulanabilir.

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla