Sağlıklı bir hamilelik süreci ve doğum sonrası için faydalı öneriler

Kategori: Gebelik Print

Normal ve sağlıklı bir doğum gerçekleştirebilmeniz için hamilelik döneminde ve sonrasında bilmeniz gerekenleri konunun uzmanlarıyla konuştuk. Bu yazıda okuyacağınız başlıklar şu şekilde: Hamilelikte psikoloji, gebelik sırasında aşırı kusma, doğum yöntemleri ve doğru tercih yapmak için ipuçları, doğum sonrası annelik hüznü ve Postpartum Depresyon, hamilelikte egzersiz, doğum sonrası emzirme yara bakımı, uyku ve lohusalık, doğum sonrası ilk bir kaç hafta bebekle ilgili sık rastlanan sağlık sorunları

Hamilelikte annenin psikolojisi ve depresyon

Hamilelik döneminde anne adaylarının aşırı kilo almak ve eşinin artık kendisini beğenmeyeceği gibi bir takım endişeler, anne ve bebeğin sağlığını olumuz etkileyebiliyor. Uz. Psikolog Sevda Sevimli Yurtseven, hamilelik döneminde görülen psikolojik kaygılar, sorunlar ve bu sorunlarla başa çıkabilme yolları hakkında bilgi verdi.

Gebeler için sağlıklı beslenme önerileri: Hamilelikte nasıl beslenmeli

Anne adayında duygu durum bozuklukları görülebiliyor

Çocuk sahibi olmaya karar vermek, ikili ilişkiden üçlü bir ilişkiye geçiş ile birlikte aile sisteminin yeniden düzenlenmesi demektir. Gerçekte var olan sistem, artık işlevselliğini yitirecek ve yerine farklı bir sistem kurulacaktır. Yapılan planlar ile gerçekler uyuşmayabilir. Ne kadar çok kesin kalıplı plan yapılırsa gerçekleşmediğinde hayal kırıklığı o kadar fazla olmaktadır. Hamilelik döneminde kadınlar hormonal değişimlerle beraber bebeği korumak için doğal olarak bebeğe yönelirler, merkez artık bebektir.

Özellikle beslenmeye dikkat etmek bu dönemde çok önemlidir. Hamilelik döneminde bulantı, iştahsızlık, yorgunluk ve uyku değişiklikleri görülebilir. Bu dönemde karmaşık duygular, kararsızlık, bebeğin sağlığı hakkında yoğun endişe hissedilebilir. Anne adayları sık sık “Nasıl bir anne olacağım? Eşimle ilişkim eskisi gibi olacak mı?” sorular sorar.

Epidural (anestezi) nedir? Neden ve nasıl yapılır? Riskleri var mıdır?

Kilo alırım endişesi ile yanlış diyet uygulamayın

Hamilelik döneminde anne adayının özellikle kendi bedeni ile ilgili endişeleri ve takıntıları ön plana çıkmaktadır. Kadınlar eşlerinin kendilerini beğenmeyeceği ve eskisi gibi çekici olmadıkları gibi endişelerle bu dönemde gereksiz diyet yapmamalıdır. Bu dönemde bebeğin sağlığı için yeterli besinlerin alınması çok önemlidir. Anne adayının kilo alımı ve beden değişikliği, hamilelik döneminden sonra sona ermektedir. Bu bilinçle yaklaşıldığında gereğinden fazla ya da az beslenilmemelidir.

Plansız gebeliklerde hamilelik depresyonu sık görülüyor

Anneliğe hazır olmak; bebeği taşımak, korumak, geliştirmek gibi kavramlara sahip olmayı ve bir canlının sorumluluğunu alabilme olgunluğunu gerektirmektedir. Özellikle plansız gebeliklerde bu olgunluk gelişmediğinden bebekten çok anne adayının kendi ile ilgili kaygıları ön plana çıkmaktadır. Eğer anne adayında yorgunluk, isteksizlik, alınganlık, sürekli ağlama hali, konsantrasyon güçlükleri ve aşırı öfke görülüyor ise “hamilelik depresyonu” söz konusu olabilir.

Eşin Desteğinin Eksikliği doğum sonrası depresyonu riskini arttırır

İyi iletişimin olduğu bir ilişkide, anne adaylarının eşi ile olan ilişkileri gelişir ve derinleşir. Hamilelik döneminde baba adaylarına da önemli görevler düşmektedir. Eşinin hamileliği sürecinde; kontrollere beraber gitmek, bebek ile ilgili alışverişlerde birlikte olmak, eşinin endişelerini önemsemek ve doğru şekilde iletişim kurabilmek önemlidir. Anne adayı bu dönemde hassas ve alıngan olur.

Hamilelik döneminde dikkat edilmesi gereken önemli konular ve uyarılar

Anne sütü vermeyenlerde doğum sonrası depresyonun biraz daha sık olduğu belirtilmiştir. Sosyoekonomik yetersizlikler, anne ve çocuk sağlığı ile ilgili sorunlar depresyonu arttırmaktadır. Bebeğin bakımı, ev işleri varsa diğer çocukların bakımı, anne için ciddi zorluklar oluşturur. Sosyal desteğin, özellikle eşin desteğinin eksikliği doğum sonrası depresyon riskini arttırır. Doğum sonrası depresyon özellikle tedavi edilmediğinde yeni doğanın iyiliği, duygusal, psikolojik, zihinsel gelişimi üzerinde önemli etkiye sahiptir.

Doğum sonrası depresyonun varlığının bilinmesi ve fark edilmesi tedavide en büyük, en önemli aşamadır. Doğum sonrası depresyon teşhisinin yetersizliğinin doğumu takiben anneden ziyade bebeğin iyiliği üzerine odaklanmaktan doğabilir. Halbuki bu durum annenin depresyonun ilerlemesine neden olabilir, hem de depresyonun fark edilmesini engelleyebilir. Ayrıca adet öncesi gerginlik sendromu yaşayan annelerde doğum sonrası depresyon riski daha fazladır.

Annenin duygusal olgunluğu ve doğuma psikolojik olarak hazırlanması doğum sonrası yaşayıcağı yaşayacağı hayatın kabusa dönüşmesini azaltacaktır.

Annenin kendi annesiyle geçmişteki ilişkisi , uyumu, doyumu ve özdeşleşmesi, annenin kendisiyle ilişkisi, kadınlık ve annelik rollerini içselleştirmesi, annenin bebekle olan ilişki biçimi, annenin eş ile olan ilişkisi, eşin yaklaşımı, annenin sosyo-kültürel durumu ve dünya ile ilgili bireysel bağlarının ne kadar iyi ve işlevsel olduğu ile ilişkilidir.

Çalışan annelerde doğum sonrası depresyon riski azdır

Çalışan annelerde postpartum depresyonun daha azdır. Anne bebeği ile otistik bir yaşama yönelmemeli, kendini ve hayatı ihmal etmemelidir. Anne, anneliğini ön plana çıkarırken, eşliğini, kadınlığını, bireyselliğini de unutmamalı. Eş ve aile de bebeğe odaklanıp, anneyi unutmamalıdır.

Psikolojik ve sosyal destek, yardım ve birçok olguda ilaç (antidepresan) tedavisi gereklidir. Psikiyatrik tedaviye başlamadan önce tiroit fonksiyon bozukluğu,kansızlık gibi duygu durum bozuklukların tıbbi nedenleri dışlanmalıdır. Anneden beklentiler, annelik rolü, hamilelik, doğum ve çocuk yetiştirme ile ilgili aile içi ve toplumsal bakış açıları gerçekçi, bilimsel olmalı ve insancıllaştırılmalıdır. Eğitim ve desteğin artmasıyla depresyon azalacaktır. Duygusal destek ve paylaşım en merkezidir. İlaç tedavisi, psikoterapi ve gerekirse hastaneye yatırılarak tedavi etkin sonuç sağlamaktadır.

Doğumdan sonra annelik hüznüne dikkat!

Bebek sahibi olmak mutluluk veren bir olaydır, ancak anne olmak, kadın için olgunlaşma krizi yaşanmasına sebep olabilir. Doğumdan sonra eve gelen kadın, hem anne hem de ev kadını olarak birdenbire yepyeni görevlerle karşı karşıya kalır ve bu görevlere uyum sağlamakta güçlükler yaşayabilir. Doğum yaptıktan sonra bu tür hastalıkların görülme sıklığı artar. Doğumdan sonraki emzirme dönemi ve bebeğin bir yaşına kadar olan süre ‘postpartum dönem olarak tanımlanır ve bu dönemde psikiyatrik tablolar görülebilir.

Hamilelik döneminde anneye yapılması gereken tüm önemli testler

Gebelik ve doğum sonrası dönemde annede gelişen bir psikiyatrik hastalık hem çocuğun gelişimini olumsuz etkiler hem de annede belirgin hastalıklara yol açar. Doğum sonrası ruhsal problemlerin ortaya çıkışında biyolojik, hormonal ve ailesel etkenlerle psikososyal çerçevenin birlikte ele alınması gerekir. Aile öyküsünde bu döneme ilişkin ruhsal hastalık öyküsü olanların ve adet düzensizliği yaşayan kadınlar riskli olarak kabul edilmesi gerekir.

Ayrıca istenmeyen gebelikler, aile içi bozuk ilişkiler, sosyal destek sistemlerinin yetersizliği göz önünde bulundurulması gereken diğer durumlardır. Doğum sonrası dönemde ortaya çıkan ve bu döneme özgü en dikkat çekici psikiyatrik tabloları, “postpartum blues”, “postpartum depresyon” ve “postpartum psikoz”dur.

En sık rastlanan tablo “Postpartum Blues”

Doğumdan sonraki ilk iki hafta içinde ortaya çıkan ve kaybolan annelik hüznünü; huzursuzluk, gözü yaşlılık, bebek için duygu eksikliği, eleştiriye aşırı duyarlılık, uyku bozukluğu, baş ağrısı, yorgunluk ve ani duygusal değişkenlik belirtileriyle kendini gösterir. Annenin ilk doğumu olması, gebeliğin son üç aylık dönemde (6-9 ay arası) anksiyete ve depresif belirtilerin varlığı, doğumla ilgili korkular, sosyal uyum güçlüğü ve gebelik hakkında ikilemlerin olması bu süreçle bağlantılıdır.

Bir kaç gün ya da iki hafta içinde kendiliğinden düzelir. Durum hakkında bilgilendirmek, duygusal destek ve bebeğe bakımda yardımcı bilgiler vermek yararlı olmaktadır. Genellikle psikiyatrik değerlendirme gerektirmeyen bu durumda eğer belirtiler şiddetli ise ve iki haftadan uzun sürüyorsa belirgin bir depresif bozukluk için değerlendirilmelidir.

Postpartum Depresyon doğumdan altı hafta sonra başlar

Postpartum depresyon gelişmesinde rol oynayan etmenler şunlardır: Gebede veya gebenin ailesinde depresyon öyküsü olması, gebelik süresince var olan depresyon, annelik hüznünün varlığı, psikososyal sorunlar, evlilikle ilgili uyuşmazlıklar, bebekte tıbbi problemlerin olması, istenmeyen gebelikler ve gebelikte yaşanan stresli olaylar.

Bu tablonun, huzursuzluk, ilgi -istek kaybı, suçluluk duyguları, iştahsızlık, ümitsizlik – çaresizlik düşünceleri ve yorgunluk hissi belirtileri seyreder. Annede bebek için yetersizlik duyguları, azalmış konsantrasyon ve bellek bozuklukları da görülebilir. Postpartum depresyon tedavisinin diğer dönemlerdeki depresyon tedavilerinden farklı değildir. Hafif ve orta düzeyde depresyonu olan kadınlarda psikoterapötik yöntemler yeterli olabilmektedir. Gerekli görüldüğünde ilaç tedavisi eklenebilir.

Doğum sonrasında Postpartum Psikoz riski yüksektir

Doğum sonrası görülen en ciddi psikiyatrik hastalık ‘postpartum psikoz’dur. Bu doğumdan sonraki ilk 4 hafta içinde görülür. Düşünce bozukluğu, gerçeği değerlendirmeme, hızlı duygudurum dalgalanmaları, uykusuzluk, huzursuzluk, bebeği hakkında anormal ve takıntılı düşünceler sık görülür. Postpartum psikoz acil bir durumdur ve yatarak tedavi gerektirir.

Gebelik sırasında aşırı kusma

Migreni olan anne adaylarında bulantı daha çok görülüyor

Gebelerin yaklaşık % 80` inde görülen bulantı ve kusma şikayetleri, genellikle ilk adet döneminin birkaç gün sonrasında başlayıp, artarak 8. haftada dayanılması güç hale gelmektedir. Daha sonra yavaşça azalan bulantı ve kusmalar 14. gebelik haftası civarında sona ermektedir. Gebelik bulantısı oldukça inatçı, tedaviye dirençli ve sinsi bir şekilde nerede ise tüm gün boyu süren tatsız bir duygudur. Kusmalar genellikle sabah saatlerinde daha yoğun olmaktadır. Kişiden kişiye değişik günlük salınımlar gösteren bulantı ve kusma döneminin bitişi de aynı şekilde çeşitlilik göstermektedir.

Ani bir şekilde biten dönemlerin yanı sıra; neredeyse tüm gebelik dönemine yayılan bulantı ve kusmalar da söz konusu olabilir. Gebelik bulantıları genellikle ilk gebelikte daha yoğun olmaktadır. Çoğul gebelikler, önceden araç tutması rahatsızlığı olanlar, anne ve kız kardeşlerinde gebelik kusması öyküsü olanlar ve migren hastalarında bulantı ve kusmalar daha yoğun olarak ortaya çıkabilir.

Psikolojik ve hormonal faktörler bulantıya yol açıyor

Gebelikte görülen bulantı ve kusmanın nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte; psikolojik faktörler ve hormonal değişimlerin ortak ürünü gibi görülmektedir. Kanda Beta hcg ve östrojen hormonlarının yüksek oranda bulunduğu ikiz gebeliklerde bulantı ve kusma çok daha şiddetli bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Merkezi sinir sistemindeki bulantı merkezinin hassasiyeti artmakta ve daha önceki yaşamda etkili olmayan pek çok uyaran ile bulantı ve kusma tetiklenir hale gelmektedir. Bunlar arasında kokular, besin maddelerinin tatları, ağız ve boğaza değen fırça gibi yabancı cisim uyaranları en sık rastlananlar arasında yer almaktadır.

Hamilelik döneminde mide bulantısından korunmak için anne adaylarına öneriler

  • Rahatsız eden kokular (yemek, sigara, parfüm vb.), mutfak hatta kendi ev.ortamından bile uzak durulmalıdır.
  • Mümkün olduğunca az ve sık öğünler tüketilmelidir
  • Sabah saatlerinde kuru gıda alınmalıdır,
  • Erken gebelikte sağlıklı beslenme konusunda ısrarcı olunmamalı ve bulantıyı uyaran yiyecekler bir dönem tüketilmemelidir.
  • Çok gerekli olmadıkça multivitamin ve kan ilacı benzeri mide tahrişi yapacak ilaçlar kullanılmamalıdır,
  • Mide yanma ve ekşimelerinin yoğun olduğu dönemlerde soda ve soğuk içecekler tüketilmelidir
  • Doktorun uygun gördüğü dozda B6 vitamini, bulantı önleyici ve mide asidini azaltıcı ilaç kullanılmalıdır.

Aşırı gebelik kusması hastalık belirtisi olabilir

Her gebede görülmesi doğal olan bulantı ve kusmalar aşırı olduğunda, vücutta doku ve hücre içi suyunun azalmasına yol açacak bir boyuta erişebilir. Bu durum tüm sistemleri ciddi şekilde olumsuz etkileyen, hastane koşullarında tedavi gerektiren ciddi bir gebelik komplikasyonu haline dönüşmektedir. Vücuttaki tüm sistemlerin çalışmasında sıvı ve elektrolit dengeleri önemli rol oynamaktadır. Anne adayında aşırı kusma tespit edildiğinde, hemen hastaneye yatırılarak tedaviye başlanılmalıdır. Ağızdan beslenme tamamen kesilerek kan biyokimyası ve elektrolit düzeylerindeki dengesizlikler değişik serum kombinasyonları ile düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Bu arada aşırı kusmaya yol açabilecek diğer sistemleri ilgilendiren hastalıkların da incelenmesi gerekmektedir. Bunlar arasında en sık rastlananlar; peptik ülser, safra kesesi, pankreas, böbrek iltihabı ve hipertiroidi rahatsızlıkları olarak sayılmaktadır. Hastanın şikayetleri tamamen ortadan kalkıp ağızdan beslenmeye başlanmadan ve kilo kaybı durmadan hastaneden taburcu olmaması gerekmektedir. Genellikle yoğun bir tedavi ile ortadan tamamen kalkan ve gebeliğin devamında bebek üzerinde herhangi bir olumsuz etkisi görülmeyen aşırı gebelik kusması, nadiren anne hayatını kurtarmak için gebeliğin sonlandırılmasını gerektirecek kadar ciddi boyutlara varabilmektedir.

Hamilelikte egzersiz

Hamilelikte spor yapanların normal doğum şansı yüzde 58 daha fazla

Normal doğum şansını artırmak ve hamilelikte sağlam bir ruhsal dengenin yakalanmasında sporun faydaları yatsınamaz. 9 aylık hamilelik sürecinde anne adaylarını birtakım fizyolojik değişiklikler bekliyor. İlk 3 ay yaşanan bulantı ve kusmalar 20. haftadan itibaren beliren karın büyümesiyle gelişen bel ve kasık ağrıları, bunlara sadece birer örnek. Oysa sağlıklı spor ve düzenli beslenmeyle bu sorunları aşmak mümkün.

1- DAHA AZ KİLO: Yapılan araştırmalara göre spor yapan anne adayları yapmayanlar göre 7 kilo daha az kilo alıyor.
2-DAHA KOLAY DOĞUM: Kuvvetli karın kasları ve güçlü pelvik taban sayesinde normal doğumdaki ağrılara annenin itici gücü de eklenince rahat normal doğum kaçınılmaz hale geliyor. Amerika’da yapılan bir çalışmaya göre spor yapan kadınlarda yapmayanlara oranla normal doğum oranı yüzde 58 daha fazla.
3-DAHA DÜŞÜK DİYABET RİSKİ: 28-40 haftası arası rastlanan ani bebek ölümü, yüksek doğum ağırlığı gibi riskler taşıyan gebelik şekeri (gestasyonel diyabet) riski spor yapanlarda yüzde 27 daha az.
4-DAHA AZ KABIZLIK: Anne adayları gebelik boyunca östrojen hormonunun yükselmesi nedeniyle kabızlık ve buna bağlı gelişen hemoroitlerden şikâyet eder. Düzenli yapılan egzersiz ve sıvı tüketimi bu şikâyetleri büyük ölçüde azaltmaktadır.
5- DAHA ÇOK ENERJİ DAHA YÜKSEK MORAL: Gebelik boyunca çizgi film izlerken ağlayan anne adayları sıkça görülür. Düzenli yapılan spor anne adaylarının psikolojisi üzerinde olumlu etki yapar.
6- DAHA AZ SEZERYAN: Düzenli yapılan yoga, pilates ve esneme egzersizleri pelvik tabanı, relaksin denilen bir hormon aracılığıyla gevşetir ve bu sayede sezaryen doğum olasılığı azalır.
7-DAHA AZ ÖDEM: Hamileliğin son döneminde vücutta dolaşımda gelişen bir takım hormonal etkilerden dolayı bacak şişmeleri görülür. Düzenli egzersiz ile bu durum önlenebilir.
8- DAHA RAHAT UYKU: Gebeliğin son döneminde gelişen uykusuzluk için de düzenli spor birebir.
9-DAHA FİT BİR GÖRÜNTÜ: Gebelikte artan kilolar, karın kaslarının ayrılması (diastesis rekti) , şişen bacaklar tüm bunlar görsel anlamda anne adaylarını mutsuz eder. Düzenli egzersiz bu durumların gelişmesini engeller.

Gebelikte hangi tip egzersiz daha uygun?

Egzersiz seçiminde hamileleri hamilelik öncesi spor yapan ve yapmayan anne adayları olmak üzere 2 gruba ayırmak gerekir. Yapılan çalışmalar gebelik öncesi aktif spor hayatı olan kişilerin gebeliğinde var olan bir risk olmadığı sürece rutin aktivitelerine devam etmesinde bir sakınca olmadığı yönündedir. Gebelik döneminde spor yapmaya başlayacak anne adayları ise yürüyüş, yüzme, gebelik pilates, fitness ve yoga yapabilir. Ancak tüm bunlar konusunda deneyimli kişisel antrenör takibinde yapılmalıdır. Çünkü bütün bu antrenmanlar için gebeliğe özel durumlar ve hareketler olacaktır.

Normal doğum hangi durumlarda tercih edilmemeli?

İlk bebeğin ters geliyor olması, bebeğin anne karnında yan duruşu, plasentanın önde oluşu, plasentanın erken ayrılması, kordonun bebeğin başının önünde olması, bebeğin suyunun ileri derecede azalması, üçüz gebelik, ikiz gebelikte ilk bebeğin poposunun önde olması, annenin kemik yapısının dar olması, annenin bel fıtığı, kalp hastalığı, yüksek tansiyon gibi ıkınmasının mahsurlu olduğu durumlar, annede genital bölgede herpes ve HPV gibi virütik enfeksiyon durumunun bulunması gibi durumlarda sezaryen tercih edilir.

Sezaryenin tehlikeleri nelerdir?

Sezaryenle doğan bebeklerde ilk günlerde soluk alıp vermede sorun yaşanabiliyor. Bebek anne karnında bir sıvının içinde. Bu sıvı bebeğin hava yollarına giriyor. Normal doğum sırasında vajinadan geçerken bebek sıvıyı atıyor. Oysa sezaryende bebeğin bu şansı yok. Bu nedenle doğum sonrası bebekte sık soluk alıp verme olabiliyor ve bazen geçici de olsa yoğun bakım takibi bile gerekebiliyor. Anne sezaryen sonrası ağrı nedeniyle bebeğini yeterince besleyemeyebiliyor. Bebek yeni doğan döneminde yeterince beslenemeyince bağırsak hareketleri yeterli olmayabiliyor ve tüm yeni doğan bebeklerde görülen sarılık daha belirgin boyutlara ulaşabiliyor.

Normal doğumdan neden korkuluyor?

Normal doğum için annenin istekli ve kararlı olması gerekiyor. Birçok anne adayı bu konuda toplumda oluşan ön yargıların olumsuz etkilerinin tesirinde kalıyor. Hamile kadınlar çevresi tarafından maalesef korkutuluyor. Doğum hikayeleri bazen abartılıyor. Anne adayları tanımadıkları kişiler tarafından bile ‘Allah kurtarsın’ denilerek korkutuluyor.

Anneleri ürküten ağrıya bugün tıp çözüm bulmuş durumda. Epidural analjezi (ağrısız doğum) ile anneler çok daha rahat bir normal doğum süreci yaşıyorlar. Batı ülkelerinde normal doğumun daha yaygın olmasının nedeni epidural analjezinin daha sık kullanılması.

Epidural nedir, nasıl yapılır?

Epidural analjezi, sinirlerin omurilikten çıktığı yere lokal anestezi ile ağrısız bir şekilde uygulanıyor. Epidural analjezi ile normal doğum artık ağrısız bir şekilde gerçekleştirilebiliyor. Uygulama şöyle yapılıyor: Doğumun başında bel bölgesine kateter yerleştiriliyor. Ağrı kesici ilaç verilmesi için rahim ağzı 4 cm açılıncaya kadar bekleniyor.

Epidural analjezi uygulanmış olan hastalar doğum anında ıkınma hissi duymayabilirler. Fakat doğuma yardımcı olan kişiler ağrıları elle veya monitörden gözleyerek ıkınma zamanını anneye söyleyebiliyorlar.

Normal doğumun avantajları nelerdir?

– Bebeğe anestezi uygulanmamış oluyor.

– Doğum esnasında bebek ciğerlerindeki sıvıyı atıyor.

– Anne bebeğini hemen emzirmeye başlıyor.

– Doğumdan sonra yaklaşık 24 saat içinde taburcu olunabiliyor.

– Anne normal hayata daha çabuk geri dönebiliyor.

– Normal doğum yapan kadınlar daha kolay kilo veriyor

Doğum Yaptınız, Peki Ya Sonra…

9 ay 10 günlük serüveniniz mutlu bir şekilde sonlandı. Heyecanla beklediğiniz bebeğinizi kucağınıza aldınız. Şimdi sizi çok mutlu ama yorucu bir süreç bekliyor. Bu süreçte nelere dikkat etmeniz gerektiğini Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Uzmanı Prof. Dr. Kılıç Aydınlı’dan aldık.

Lohusalık dönemi

Lohusalık doğumdan sonraki 6 haftalık süreyi kapsayan ve özellikle enfeksiyon riski açısından çok dikkat edilmesi gereken bir dönemdir. Bu süre içinde gebelik sırasında vücudunuzda oluşan değişiklikler normale döner. Sizin gözleyebileceğiniz iki durum vardır. Birincisi ilk 10-15 gün çok fazla olan terleme, ikincisi ise lohusa akıntısıdır. Terlemenin nedeni gebelik sırasında vücudunuzda toplanan ve normal zamanda ihtiyacınız olmayan sıvının atılmasıdır.

Gereksiz kilo almamanız için bol miktarda su içmeniz gerekir. Serinlemek amacıyla duş alabilirsiniz, ancak kesinlikle hava akımında durmayın; hasta olabilirsiniz. Lohusa akıntısı başlangıçta koyu kırmızıdır. 10-15 gün sonra azalarak kahverengi-sarımsı bir renk alır ve toplam 40-55 gün kadar sürebilir. Lohusa akıntısı bakterilerden çok zengindir. Sıkça ped değiştirmeniz uygun olur. Lohusalık döneminde cinsel ilişki doğru değildir.

Hamilelik sonrası yara bakımı

Dikişli normal doğum yaptıysanız epizyotominin şişliği ve hassasiyeti geçene kadar üzerine oturmamalı veya yüzme simidi üzerine oturmalısınız. Epizyotomi temizliği için hekiminizin size önerdiği antiseptik veya kaynamış steril su kullanabilirsiniz. Temizlik sonrası dikişlerinizin olduğu bölgenin saç kurutma makinesi veya peçeteyle kurumasını sağlayın. Sezaryen ile doğum yaptıysanız sezaryen yarasına dokunmamanız yeterlidir. Özel bir bakım gerekmez. Yarada herhangi bir akıntı gibi problem olursa ya da ateşiniz 38 derecenin üzerine çıkarsa hemen hekiminizi arayın.

Hamilelik sonrası banyo

Lohusalık döneminde çok terleyeceğiniz için sık sık duş alabilirsiniz. Küvet banyosunu ancak lohusalık bittikten sonra (42 gün) yapabilirsiniz. Emzirdiğiniz sürece saçınızın ilk yıkama suyunun göğüs uçlarına değmemesi enfeksiyon riski açısından uygun olur. Saçınızın ilk kirli suyunu başınızı öne veya arkaya eğerek ayrı yıkayıp boyunda aşağı duş alabilirsiniz. Sezaryen yarasının 5 cm altına, üstüne ve yanlarına 6 hafta boyunca dokunmayın. Banyo suyu yara üzerinden akıp gidebilir.

Emzirme dönemi için öneriler

Süt üretiminiz ilk bir hafta – on gün içinde sürekli artarak maksimum seviyeye gelir. 7-10 gün sonra bebeğin yemek disiplini ve göğüs uçları sağlığı açısından on dakika bir göğsünüz on dakika diğer göğsünüz ile emzirin. Normal erişkinlerde doyma süresi yirmi dakikadır. Çocuklar dolu bir memeyi altı dakikada boşaltır. Bebekler anne karnında iken sadece sizin sıcaklığınızı ve kalp sesinizi duyduğu için doğum sonrası bunu hep ararlar. Bebeklerin emme içgüdüsü çok güçlüdür ve bebekler emmekten büyük haz alırlar.

Bu nedenler ile bebekler memeyi pek bırakmak istemez. Sizin meme sağlığınız ile bebeğin beslenmesi ve tatmini arasındaki en iyi uzlaşma, onar dakikalık emzirme süresinden sonra bebeği memeden ayırıp göğsünüze yatırmaktır. Bebekler bundan da çok büyük haz duyarlar. Uzun süre emzirdiniz takdirde meme uçlarınızda çatlama olur, bu çatlaklar da meme enfeksiyonunu kolaylaştırır.

Meme uçlarını her emzirmeden önce ve sonra steril su ile temizleyiniz. Emzirme bittikten sonra meme uçlarına çatlakları iyileştirici merhemlerden sürün. Lohusalığın ilk 10-15 günü içerisinde emzirme sırasında rahim kasılmaları nedeniyle ağrınız olabilir. Ağrı kesici kullanmanızda bir sakınca yoktur. Bebeğinizi günde kaç defa emzireceğiniz konusunda çocuk hekiminize danışın.

Bebeğinizin uyku düzeni

Bebeklerin uyku düzeninin oturması için ilk 6-8 hafta içinde bebeklere gece-gündüz farkının öğretilmesi gerekir. Geceleri bebeğinizle ilgili bir işlem yaparken bebeğin uyuduğu odada 15-20 wattlık ampul takılı bir abajur veya sadece sizin için önünüzü görmeye yarayacak kadar indirekt bir aydınlatma olmalıdır.

Bebeğe ne işlem yapılacaksa hızlı ve konuşmadan (kendi aranızda bile) yerine getirip bebeği yatağına yatırın. Gündüz ise aynı işlemleri sesli hitap ederek, daha uzun zaman ayırarak ve şakalaşarak yapın. Bebeğiniz içgüdüsel olarak sizinle daha fazla beraber olmak isteyeceği için bir müddet sonra geceleri uyuyup gündüzleri uyanık kalmak isteyecektir. İstikrarlı davranırsanız bu uygulama meyvesini 6-8 hafta içinde verir.

Emzirme döneminde ilaç kullanımı

Emzirdiğiniz sürece gebelikte kullandığınız multivitamin preparatlarından günde bir tane alınız. Ağrı kesici kullanmanızda bir sakınca yoktur. Başka nedenler ile ilaç kullanmanız gerekirse lütfen hekiminize danışınız.

İyi bir emzirme dönemi için

Her emzirme anı anne ile bebeğini birbirine bağlayan çok özel bir buluşma. İyi bir emzirme dönemi için ise ideal olan doğumun herhangi bir müdehale olmadan kendiliğinden başlaması. Annelerin iyi bir emzirme dönemi geçirmeleri için doğal süreçleri izlemesi gerekir. İyi bir emzirme dönemi için ise doğum sürecinin kendiliğinden başlaması çok önemlidir. Çünkü kendiliğinden başlayan doğumla birlikte pek çok önemli hormon aktif olarak salgılanır. Bu hormonlardan en önemlisi de oksitosin hormonudur.

Doğum süreci ile birlikte salgılanan oksitosin hormonu, doğum anında en üst seviyeye ulaşır. Doğumdan hemen sonra bebek ve annenin ilk teması ile oksitosin seviyesi iyice tetiklenir ve anne bebek bağlanması güçlenir. Sevgi ve bağlanmayı sağlayan oksitosin hormonu emzirme sırasında da yükselir. Bu sayede “keşke” demeden sağlıklı ve anne bebek arasında güçlü bir bağ sağlayan bir emzirme dönemi geçirilir.

Anne sütünün sayısız faydası vardır. Pratiktir, her zaman hazır, doğru ısıda, hijyenik, hastalıklara karşı koruyucudur. Anne sütü, bebeklerin normal büyümesini, gelişimini sağlayacak, onların bağışıklık sistemini güçlendirecek en hijyenik, en sağlıklı besindir. Bunun yanında emzirme ile birlikte anne vücudunda salgılanan “oksitosin” hormonu anne ile bebek arasında güçlü bir bağ oluşmasını sağlar. Emziren annenin meme kanserine yakalanma riski azdır. Emzirmek hamilelik kilolarının daha kolay verilmesine yardımcı olur.

Doğum sonrasında sık rastlanan sorunları

Yenidoğan dönemi hayatın ilk 28 gününü kapsayan dönemdir. 37 gebelik haftasından daha küçük doğan bebeklere prematüre bebek denir. 36 – 37 gebelik haftasında doğan bebekler sınırda prematür bebeklerdir.

Düşük doğum ağırlıklı bebek

Gebelik haftasına bakmaksızın 2500 gr’ın altında doğan bebeklere düşük doğum ağırlıklı bebek denir. Bu bebeklerin hepsi prematüre değildir. Zamanında doğup 2500gr’ın altında olan bebeklerin neden düşük doğum ağırlıklı olduğu araştırılmalıdır. Bu bebeklerde kan şekeri takibi yapılmalıdır. Yağ depoları ve glikojen depoları az olduğu için hipoglisemi sık görülür. Sarılık oluşma riski de daha fazladır.

Yenidoğan sarılığı ne sıklıkta görülür?

Zamanında doğan bebeklerin %60’ında, prematüre doğan bebeklerin %80’inde yenidoğan sarılığı görülür. Sarılık önce bebeklerin gözlerinin beyazında ve yüzünde başlar, aşağıya doğru yayılır. Karın kısmına doğru ilerlemişse sarılığın arttığı düşünülmelidir. Gözle yanılmalar olabileceğinden sarılık durumunu anlamak için kanda bilirubin düzeyine bakılır.

Yenidoğan bebek sarılığı nedir? Belirtileri ve tedavi yöntemleri

Sarılık zararlı mıdır?

Sarılığı oluşturan bilirubinin az miktarı, bilirubin antioksidan olduğu için faydalıdır. Yenidoğan bebeklerde antioksidan maddeler az olduğu için bazı akciğer, beyin, bağırsak hastalıklarının önlenmesini sağlar. Ancak çok yükseldiğinde kan beyin bariyerini geçerek beyin hücrelerine zarar verebilir, kernikterus dediğimiz beyin hasarına yol açar.

Bilirubinin hangi düzeyleri tehlikelidir?

Bunun için Amerikan Pediatri Akademisi’nin kriterlerini kullanıyoruz. Bu kriterlerde kritik bilirubin düzeyleri bebeğin doğum ağırlığına ve kaç günlük oluşuna göre değişmektedir. Örnek vermek gerekirse 2500 gr’ın üstünde 3 günlükten büyük bebeklerde bilirubin değeri 17 mg/dl’nin üstünde ise fototerapi başlanmalıdır.

Sarılığın tedavisi nasıl olmalıdır?

Bilirubin düzeyi fototerapi düzeyine ulaşmışsa fototerapi denilen özel bir ışık tedavisi başlanır. Bu tedavi ile bilirubin suda eriyen forma dönüşür, idrar ve gaita ile atılabilir hale gelir. Kan grubu uygunsuzlukları varsa ve bilirubin yüksekliği kan değiştirme sınırına yaklaşmışsa IVIG verilebilir. Tüm tedavilere karşı bilirubin çok yükselmişse kan değişimi yapılır. Bebeğin iyi beslenmesi gaita ile uzaklaşan bilirubin miktarının artıracağından bilirubinin düşmesine yardımcı olur.

Bebeğin yeterli beslendiği nasıl anlaşılır?

Bebeğin günde 25 – 30 gram alması bize iyi beslendiğini gösterir. Bebekler ilk günlerde %5 – 10 kilo kaybedebilirler. Bundan daha fazla kilo kaybı değerlendirilmelidir. Çok ağlama veya çok uyuma beslenme kriteri değildir.

Yenidoğan bebeğin bulunduğu ortamın ısısı ne olmalı?

Yenidoğan bebeğin bulunduğu ortamın ısısı 22 – 23C olmadır. 24 C’den fazla ısı bebeğin aktivitesinin azalmasına, çok uyumasına ve emmemesine neden olur.

Bebeklerin hapşırması soğuk algınlığını gösterir mi?

Bütün bebekler hapşırır, bunun nedeni burun mukozalarının çok hassas oluşudur. Kıyafetlerinde uçuşan toz zerrecikleri bile hapşırma yapar. Bebeğin ateşi, nezlesi, öksürüğü yoksa sadece izlenmelidir.

Bebekler neden sık hıçkırır?

Bebeklerin beslenmeleri sırasında veya sonrasında diyafragma irrite olur, kasılır ve hıçkırık refleksi oluşur. Yutkunma ile azalır, bu nedenle hıçkıran bebeklerin annelerine tekrar emzirmeleri önerilir.

Yenidoğan bebeğin göbek bakımı nasıl olmalıdır?

Göbek kuru ve temiz tutulmalıdır. Göbek bakımı için %70’lik alkol kullanılabilir. İyotlu solusyonlar tiroid hormon düzeylerinde değişiklik yapabileceğinden kullanılmamalıdır. Bebeğin göbek düşene kadar yıkanmaması göbeğin kuru kalması önerilir. Bebek bu dönemde kaynatılıp ılıtılmış su ile silinmelidir.

Bebekle uçak yolculuğu yapılabilir mi?

Bebekle uçak yolculuğu yapılabilir. Uçak kalkarkan ve inerken bebeğin emzirilmesi kulak basıncının dengelenmesini sağlar, bebeğin kulağının ağrımasını engeller.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla