Kök hücre nakli ve ilaç tedavisi ile lenfomasız bir hayat mümkün

Yazan Hatice Pala Kaya
Kategori: Kanser, Onkoloji, Sağlık Gündemi Print

Lenf bezi kanserlerinde kök hücre naklinin önemli bir tedavi seçeneği olduğunu söyleyen Dünya Aferez Birliği Başkanı ve Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, ağır seyreden bazı lenfoma tiplerinde kök hücre nakli ile yüksek başarı oranları sağlanabildiğini kaydetti. “Kök hücre naklinde ülke olarak dünyada örnek alınacak konumdayız” diyen Prof. Dr. Altuntaş, 15 Eylül Dünya Lenfoma Günü kapsamında Medikal Akademi’nin sorularını yanıtladı.

‘Dünya Lenfoma Günü’nün önemi ve bu yıl ki teması hakkında bilgi verir misiniz?

Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: 15 Eylül “Dünya Lenfoma Günü” olarak belirlenmiş olup, tüm dünyada lenfoma hakkında bilgilendirme ve farkındalık oluşturma yönünde etkinlikler yapılmaktadır. Dünya Lenfoma Bilinci Günü, her yıl 15 Eylül’de, lenfatik sistem kanserleri konusundaki farkındalığı arttırmak için dünya genelinde 50 ülkede hastalar, bakıcıları, sağlık uzmanları ve lenfomadan endişe duyan ve etkilenen diğer kişiler bir araya gelmektedir.

Bu yıl, “Küçük Şeyler Yapmak Güven İnşa Eder” teması işlenmektedir. Lenfoma ile yaşamak hastanın pek çok soru, endişe ve şüphe ile belirsiz hissetmesine neden olabilir. Ancak, lenfoma alanında yapılan araştırmalar, bilgi ve desteğe dayanan güvenin, hastalar için pozitif sağlık deneyimleri ve sonuçlarında önemli bir rol oynadığını göstermiştir.

Prof. Dr. Altuntaş: Kök hücre bağışçılığı için toplumsal bilinç artırılmalı

15 Eylül’de hastalar, bakıcıları, sağlık çalışanları ve lenfoma hastaları hakkında endişeli kişiler, lenfoma sayfasında dünya çapındaki sosyal medya sohbetlerine katılmaya ve daha fazla güven duymanıza yardımcı olacak küçük şeyleri paylaşmaya davet edilmektedirler.
Hepimiz, hastaların karşılaştığı zorlukları ve sorunları ortaya çıkarmaya başladığımızda, hastalara güven geliştirmeleri için destek verebilir, güçlendirebilir ve yardımcı olabiliriz.

Lenfomanın çeşitleri ve bu hastalığı tetikleyen risk faktörleri nelerdir?

Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Lenfoma, bir çeşit lenf bezi kanseridir. Hodgkin lenfoma ve Hodgkin dışı lenfoma olarak iki büyük alt gruba ayrılır. Hodgkin dışı lenfomalar köken aldıkları hücre grubuna göre B hücreli ve T hücreli olmak üzere iki ana başlık altında toplanır. Lenfomalar gerek genetik, moleküler ve biyolojik özellikler gerekse immünolojik değişiklikler ve klinik seyir açısından çok çeşitlilik gösterebilirler. Hodgkin lenfoma ise lenfomaların yaklaşık dörtte birini oluşturur ve nispeten daha iyi seyirli bir lenfoma tipidir.

Lenfomayı tetikleyen risk faktörleri; genetik, immünsüpresyon, çevresel faktörler, infeksiyöz ajanlar (virüsler, bakteriler, parazitler), kimyasal ve fiziksel ajanlar, radyasyon, kemoterapi, kollajen doku hastalıkları, bağışıklık sistemi yetmezlikleri ve bağışıklık sistemi hastalıkları lenfoma gelişme riskini artırabilir.

Lenfomanın başlıca belirtileri hakkında bilgi verir misiniz?

Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Lenf bezesinde büyüklük (boyun, koltuk altı, kasık vb), vücutta 38 derece ve üzerinde yüksek ateş, kilo kaybı (özellikle diyet yapmaksızın son altı ay içinde mevcut kilonun yüzde 10 ve üzeri kayıp), gece terlemesi (normal 20-24 derece oda sıcaklığında atletini değiştirecek boyutta terleme), ciltte kaşıntı, halsizlik, yorgunluk, düşkünlük ve tutulan organa ait herhangi bir belirti görülebilir.

Lenfoma (Lenf kanseri) nedir? Nedenleri, belirtileri ve tedavisi

Lenfoma önlenebilir bir hastalık mıdır?

Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Sigara kullanmamak, alkol içmemek, kilomuzu kontrol altına almak, düzenli spor yapmak, stresi iyi yönetmek, meyve ve sebze ağırlıklı doğal beslenmek ile kanser gelişimi önlenebilir.

Lenfoma erken teşhis edilebilir mi?

Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Lenfoma öyküsü ve risk faktörü olanlarda başka bir şekilde açıklanamayan, 1) Lenf bezesinde büyüklük (boyun, koltuk altı, kasık, gibi); 2) vücutta 38 derece ve üzerinde yüksek ateş; 3) kilo kaybı (özellikle diyet yapmaksızın son altı ay içinde mevcut kilonun yüzde 10 ve üzeri kayıp); 4) gece terlemesi (normal 20-24 derece oda sıcaklığında atletini değiştirecek boyutta terleme); 5) diğer: ciltte kaşıntı, halsizlik, yorgunluk gibi semptom ve bulguların varlığında doktora başvurulması önerilir.

Lenfoma tedavi edilebilir bir hastalık mı, tedavi başarısı nedir?

Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Lenfoma, tedavi edilebilir bir hastalıktır. Kür şansı olan yani tedavi sonrası tamamen iyileşecek olan kanserlerden biridir. Sonuçları nispeten yüz güldürücü hastalıklardan biridir. Güncel tedaviler ile başarı oranı yüksektir. Örneğin; Hodgkin Lenfomada %95’e kadar varan başarı oranı vardır. Lenf bezi kanserlerinde kök hücre önemli bir tedavi seçeneğidir.

Ağır seyreden bazı lenfoma tiplerinde kök hücre nakli ile yüksek başarı oranları sağlanabilir. Kök hücre naklinde ülke olarak dünyada örnek alınacak konumdayız. Başarı oranlarımız gelişmiş batı dünyası ile yarışır düzeydedir. Lenfomalarda kök hücre nakli ve ilaç tedavisi ile lenfomasız bir hayat mümkün. Hastaların tedavilerini zamanında alması son derece önemlidir. Tedavi aralarını açmamaları önerilir.

Lenfomada tedavi uygulamaları değişiyor mu, ne gibi yenilikler var?

Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Lenfoma tedavisinde sıklıkla hastane ortamında damardan verdiğimiz ilaç dönemi yerini artık evde, işyerinde ağız yoluyla alınabilen ilaç dönemine bırakıyor. Yani artık bazı lenfoma tiplerinde yeni bir döneme giriyoruz. Bazı lenfoma hastalarını artık ağızdan alınan haplarla yüksek başarı oranları ile tedavi ediyoruz.

Türkiye immünoterapi ile kanser tedavisinde bölge üssü olabilir

Bireyselleştirilmiş tedavi, akıllı ilaçlar dediğimiz moleküller sayesinde yan etkilerin azaldığı ancak etkinliğin de arttığı yeni bir tedavi dönemindeyiz. Günümüzde “bireyselleştirilmiş tedavi” dediğimiz daha güvenli, daha etkin ilaç ve tedavilerin hastanın genotipi ve bireysel gereksinimine göre verilmesi hedeflenmelidir.

Düzenli aralıklarda ve yeterli dozda ilaç tedavisi almak yaşam süresini uzatıyor mu?

Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Lenfoma, aynı tip ve evreye sahip hastalar arasında bile belirgin farklılıkların görüldüğü heterojen bir hastalık grubudur. Hastaya doğru tedaviyi, doğru dozda, doğru zaman ve sıklıkta vermek asıl hedef olmalıdır.

Lenfoma tedavisinde yaşam süresi için en önemli göstergelerden biri, ilk aylarda aldığı ilaçların toplam dozudur. Bu bağlamda uygun aralıklarda (iki, üç hafta) yeterli dozda ilaç almak gereklidir. Bu nedenle iki veya üç hafta aralıklarla verilen tedavi sürelerini tıbbi zorunluluk olmadıkça geciktirmemelidir.

Türkiye lenfoma tedavisi bakımından ne aşamada?

Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Tedavide amaç; ya yaşam süresini uzatmak ya da yaşam kalitesini artırmaktır. Bu bağlamda Türk tıbbı olarak çok ileri düzeydeyiz. Ülkemizde lenfoma tedavisi için gerekli her türlü ilaca ve destek tedavilerine ulaşmak mümkün. Bazı batı ülkelerinde geri ödemede olmayan ilaçlara dahi ülkemizde makul sürede ulaşabiliyoruz. Bu bakımından ülke olarak şanslı olduğumuzu söyleyebilirim.

Lenfomada yeni ilaçlara ulaşım açısından klinik araştırmaların önemi nedir?

Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Klinik araştırmalar lenfoma hastaları için umut ışığıdır. Lenfoma hastalarının %50’sinden fazlası standart tedavilerle tedavi edilebilir durumdadır. Ancak standart tedaviye cevap vermeyen hastalara yeni alternatif tedaviler sunmak gereklidir. Bu bağlamda da klinik araştırmalar son derece önemlidir.

Lenfomanın tedavi sonrası nüks etme riski var mı?

Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Hastalık sonrası nüks, sıklıkla ilk 3 yıl içinde görülür. En sıkta ilk yıl içinde ortaya çıkar. Bu nedenle ilk yıllar 3 aylık periyotlarla daha sıkı kontroller önerilir.

Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Kanserde sağkalım oranı son otuz yılda %20 arttı

Ancak hastaların en uygun tedaviyi, etkin dozda, doğru zaman ve sıklıkta alabilmeleri çok daha önemlidir. Bu bağlamda hastalara tedavilerini geciktirmemelerini ve tüm ilaçlarını almalarını tavsiye ederim. Hastalık tekrarını önlemek için bazı tip lenfomalarda yıllarca süren, uzun süren ilaç tedavileri ve kök hücre nakli uygulanabilir.

Lenfomada ilik nakli (kök hücre) hangi hastalar için gerekir?

Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Yüksek riskli dediğimiz özel bir grup hastalar ilik nakli için adaydır. Hastalığın tekrarlaması bakımından yüksek riskli olan veya tekrarlamış bazı lenfomalarda kök hücre nakli ile yüksek başarı oranları sağlanabilir. Bu adaylara önce ilaç tedavisi verilir, yanıt alındıysa bunun güçlendirilmesi gerekir. Yanıt sonrası kendinden ilik nakli (otolog) yapmak bugün için uygun bir yaklaşımdır.

Ancak ilaç tedavisine yanıt alınamamış hastalarda otolog kök hücre nakli son bir çare olarak düşünülmemelidir. Uygun hastaya uygun zamanda yapıldığında başarı oranı yüksek, nakil sonrası yaşam kalitesi iyidir. Ancak kök hücre naklinin de ‘her derde deva’ anlamına gelmediğini vurgulamak gerekir.

Kemik iliği nakillerinde başarı oranı nedir?

Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Kemik iliği nakillerinde uzun süreli başarı oranı ortalama %50 civarında. Ancak hastaya, hastalığa ve diğer birçok faktöre göre bu oranlar daha yüksek veya daha düşük olabilir. Türkiye’de yapılan kemik iliği nakilleri ile Avrupa ülkelerinde yapılan nakil başarıları aynı hatta daha ileri.

Ülkemize kemik iliği nakli alanında artık tersine göç başladığını söyleyebilirim. Yurtdışından sağlık turizmi kapsamında yüzlerce hasta ülkemize geliyor. Türkiye’de kemik iliği nakli sağlık turizminde lokomotif olmaya adaydır. Ülkemizde uluslararası akreditasyonlara ve yüksek başarı oranlarına sahip nakil merkezlerimiz bulunmaktadır.

Lenfoma’da mükemmeliyet merkezinin öneminden bahseder misiniz?

Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Gelişmiş dünyada lenfoma tedavisi değil, lenfoma yönetimi kansere bütüncül bir yaklaşım içinde oluşturulmaktadır. Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde de bu bağlamda “Lenfoma Tanı ve Tedavi Merkezi”nde hematoloji, radyasyon onkoloji, patoloji, genetik, radyoloji ve nükleer tıp bilim dalları üyelerinden oluşan tanı tedavi ve takip standartlarının belirlendiği, rapor edildiği, uygulandığı ve takip edildiği bir ekip oluşturulmuştur.

Prof. Dr. Altuntaş: Yerli ve milli kanser ilaç üretimi için alt yapımız hazır

Standart uygulama prensipleri oluşturulmuş ve belli aralıklarla güncellenmektedir. Bu bütüncül anlayış psikoonkoloji, onkolojik rehabilitasyon, onkolojik sosyal hizmet, klinik eczacılık ve ilaç danışma, uğraş terapileri, kanserde beslenme, kanserde hijyen ve enfeksiyon kontrolü, sosyal destek, palyatif bakım, manevi bakım, onkolojik görüntüleme, yan etki ve semptom yönetimi, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları, manevi bakım, üreme sağlığı, klinik araştırmalar, kanser okulu, gerçek yaşam veri analizi, günlük yaşam ile ilgili bilgilendirme birimlerinin eşlik ettiği merkezlerden oluşmaktadır.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla