Prof. Dr. Ceyhan: Koronavirüs için tüm kurumları kapsayan pandemi planları yapılmalı!

Yazan Hatice Pala Kaya
12 Mart 2020   |    13 Mart 2020   |   Kategori: Sağlık Gündemi Print

İlk olarak Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs, kısa sürede dünyaya yayılırken Türkiye’de de ilk vakanın tespit edildiği açıklandı. Şu ana kadar 120 binden fazla kişiye bulaşan virüs nedeniyle dünya genelinde 4 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, Türkiye’de ilk vakası görülen koronavirüs ile ilgili iş yeri ve çalışma alanlarında alınacak önlemler, aşı çalışmaları, korunma yöntemleri hakkında Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice Pala Kaya’nın sorularını yanıtladı.

İlk kural temizlik

Koronavirüsten korunmak için iş yerlerinde ortak kullanılan alanların ve eşyaların düzenli olarak temizlenmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ceyhan, ayrıca her iş yerinde mutlaka bir pandemi sorumlusu olması gerektiğini söyledi.

Koronavirüs REHBERİ: Nasıl bulaşır? Belirtileri, korunma yöntemleri ve tedavisi

Ofislerin iyi havalandırılıp, hijyenin sağlanmasının korona virüsün önlenmesi açısından önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Ceyhan, “İş yerlerinde deterjanla veya deterjanlı bezlerle ortak kullanılan yerlerin, kapı kollarının, ortak kullanılan bilgisayarların, masaların, sandalyelerin günde en az iki defa silinmesi, kapalı ortamların havalandırılması lazım. Bir pandemide, her iş yerinin bir pandemi sorumlusu olur. Buna şimdiden hazırlık yapılmasında yarar var” dedi.

Pandeminin birden fazla kıtada yayılım gösteren salgın demek olduğunu ve şu anda bilimsel tarafıyla bir pandemi yaşandığının altını çizen Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, koronavirüsle mücadelede iş yerlerindeki sorumlu kişilerin yapması gerekenlerle ilgili şunları söyledi: “İş yerlerindeki pandemi sorumlusu; temizliği kontrol edecek, ofisi havalandıracak. Yeteri kadar sıvı sabun var mı, silecek materyal var mı bunların temin edilmesini sağlayacak. Mesela; lavaboların üzerine insanlara el yıkamayı hatırlatan, neler yapılması gerektiği ile ilgili afişlerden asacak. Bunlar her yerden temin edilebilir.

Ofiste bir yer belirlenecek, iş yerinde çalışanlardan birinin aniden ateşi ve öksürüğü başlarsa, o kişinin hekime gidene kadar hemen o ortamdan uzaklaştırılması ve bir sağlık kuruluşuna gitmesi lazım. Hastalığın yayılmaması ile ilgili sorumluluklar bu kişilerin görevi olmalı. Eğer gerekli planlamalar yapılmazsa, insanlar panikleyebilir. Büyük bankaları, gökdelenleri, plazaları düşünürsek bütün bu tedbirlerin oralarda da alınması lazım.”

Yeni koronavirüsün kuluçka döneminde, hastalarda hiçbir belirti ortaya çıkmadığı dönemde de insandan insana bulaştığına dikkati çeken Prof. Dr. Ceyhan, “Hastalığın, kuluçka süresi 2-14 gün arasında değişiyor. Ortalama 7-8 gün diyebiliriz. Bu hastalık aynı grip, menenjit, zatürree, suçiçeği, kızamık gibi damlacık yolu ile bulaşan bir enfeksiyon.

SARS ve MERS’te hastalık, bulgular başladıktan sonra bulaşabiliyordu ama koronavirüs kuluçka döneminde hastalığı bulaştırmaya başlıyor. Kişinin ateşi çıkmadan günler öncesinden virüsü yaymaya başlıyor. O nedenle burada tedbir almak daha zor” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü, risk düzeyi artan koronavirüs için ‘pandemi’ ilan etti

Koronavirüs nedeniyle meydana gelen ölüm oranının yüzde 3.4 olduğunu belirten Prof. Dr. Ceyhan, ancak bu oranın ülkeden ülkeye ve yaşa göre çok değişkenlik gösterdiğini kaydetti. Covid 19’un SARS ve MERS’e göre daha az öldürücü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ceyhan, “Bir ara yüzde 2 gibi seyrediyordu, son hesaplamaya göre şu anda yüzde 3.4. Yüzde 85 insan zaten çok hafif geçiriyor hastalığı. Eğer kişi çok hafif geçiriyorsa ya da herhangi bir belirti vermeden geçiriyorsa, zaten yakalama şansınız yok” diye konuştu.

Süper bulaştırıcılar var

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan Koronavirüs’ün MERS ve SARS’tan daha hızlı bir yayılım gösterdiğine işaret ederek, bunun nedenlerinden birininin ‘Süper bulaştırıcı’ olarak adlandırdıkları kişiler olduğunu belirtti. Hızlı yayılma nedenine ilişkin bilgi veren Prof. Ceyhan, şunları söyledi: “SARS ve MERS ile kıyasladığında koronavirüs daha bulaşıcı. Mesela; MERS’in bulaşıcılık katsayısı 2 idi, SARS’ın 1.8’di. Bunun ki 3 civarında. Bu oran; bir kişi, kaç kişiyi hastalandırabiliyor, kaç kişiye hastalığı bulaştırabiliyor demek.

Bir de burada süper bulaştırıcılar var. SARS ve MERS’te yoktu influenzeda da var, koronavirüste de var. Bazı insanlar süper bulaştırıcı oluyorlar, onu henüz çözemediler. Mesela; Fransa ve İngiltere’ye 1 kişi bulaştırdı. Çin’den gelmiş, Fransa’da Alp’lerde kayağa gidiyor. Orada 19 kişiye bulaştırıyor. Virüs taşıdığının farkında değil, henüz sağlıklı görünüyor. Oradan İngiltere’ye gidiyor, orada da 20 kişiye bulaştırıyor ve ikisinde de o başlattı. Böyle insanlar çıkıyor, bunlar birden bire bazen yüzlerce kişiyi hastalandırıyor.”

Kimler risk altında?

Koronavirüs için risk grubundaki kişilerle ilgili de bilgi veren Prof. Dr. Ceyhan,
“Anlaşıldı ki bu hastalık, daha çok 60 yaşının üzerinde ve altta yatan kronik hastalığı olan mesela; karaciğer hastalığı, akciğer hastalığı, kalp hastalığı, şeker hastalığı olan insanlarda ağır seyrediyor. Çocuklarda çok daha hafif seyrediyor.

Örneğin; 9 yaşın altında henüz ölüm bildirilmedi ve de normalde 3.4 genel fatalite oranı ama 60 yaşın üzerinde ve altta yatan hastalığı olanlarda yüzde 10 civarında. O nedenle bu saydıklarım risk grubuna giriyor” şeklinde konuştu.

Sağlık Bakanı Koca: Türkiye’deki ilk koronavirüs vakası tespit edildi

Grip aşısının ve pnömokok aşısının koronavirüse karşı bir koruyuculuğu olmadığını belirten Prof. Dr. Ceyhan, “Bir kişi aynı anda pnömokoka bağlı pnömoni geçirirse ya da grip pnömonisi geçirir, üstüne bir de koronavirüs eklenirse, tabii ki hastalığı daha ağır seyredecektir. Zaten 60 yaş üstü ve kronik hastalığı olan gruplar, hem grip hem de pnömokok için aşılanması gereken risk grupları. Mutlaka aşılanmaları lazım” dedi.

Aşı çalışmaları ne kadar başarılı olacak bir garantisi yok

Koronavirüs’e yönelik 12 grubun aşı üzerine çalışma yürüttüğünü belirten Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, “Aşı bulunacak mı, aşı çalışmaları ne kadar başarılı olacak, onun bir garantisi yok” ifadesini kullandı. Prof. Dr. Ceyhan, “Dünyada yüzlerce yıldır mevcut olan ve insanları öldüren, sakat bırakan birçok hastalığın henüz aşısı bulunamadı. Koronavirüsün de aşısı bulunacak diye bir garanti yok. Örneğin; SARS için bir aşı geliştirildi fakat daha hayvan deneylerini bile yapmadan salgın bitti. MERS, 8 senedir olan bir hastalık, henüz daha aşı yapılamadı. Dolayısıyla bunda da aşı bulunacak mı belli değil” dedi.

Bir aşının elde edilebilmesi için öncelikle aşının etkin molekülünün bulunması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Ceyhan, molekülün bulunmasının aşının bulunduğu anlamına gelmediğini, bunun bir aday olduğunu anlattı. Prof. Dr. Ceyhan “Molekül bulunduktan sonra bunlar önce hayvanlarda, sonra 4 farklı fazda insanlarda denenecek. Ancak geniş bir insan grubunda denenip, etkili ve güvenilir olduğu gösterildikten sonra ‘etkin bir aşı bulundu’ diyebiliriz. Molekül bulunsa ve etkin olduğu gösterilse bile genellikle 1 yıldan önce bütün bunlar olmuyor” diye konuştu.

Yeni tip koronavirüse karşı ABD’nin başlattığı aşı çalışmasına da değinen Prof. Dr. Ceyhan, “ABD’nin çalıştığı aşı farklı. Daha önce SARS için geliştirdikleri ve kullanılamayan aşıyı koronavirüs’te etkili mi diye çalışıyorlar. O da şundan kaynaklanıyor; SARS ile genetik olarak yüzde 85 benzerlik gösterdiği için bunda da belki etkili olabilir diye çalışıyorlar ama SARS’ta etkili miydi onu da bilmiyoruz” dedi.

Herhangi bir ilaç koronavirüs üzerinde etkili değil

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, koronavirüsün tedavisinde herhangi bir ilacın etkisinin gösterilemediğini de hatırlatarak, “Şu anda dört farklı ilaç deneniyor ama böyle bir hastalıkta bir ilacın etkili olduğunu söyleyebilmek için 9 bin civarında vaka çalışmamız lazım. Yani 9 bin vakaya ilaç vereceksiniz, 9 bin vakaya vermeyeceksiniz. Hiçbir ilaç henüz o safhada değil. O yüzden şu anda uygulanan bir tedavi yok” şeklinde konuştu.

Koronavirüs vaka sayısı 120 bini aştı! Salgında anlık olarak son durum

Koronavirüs pandemik bir hastalıktır

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan koronavirüsün şu anda farklı kıtalarda görülmesinin pandemik bir hastalık olduğunu gösterdiğinin altını çizerek, bir pandeminin (salgın), 3 yolla bitebileceğini bildirdi. Prof. Dr. Ceyhan, “Birincisi; ya insanların önemli bir kısmı bağışık hale gelecek ve virüs artık yayılamayacak. İkincisi, bir aşı bulunacak ve aşı ile bağışık hale getireceksiniz. Üç, virüs bir mutasyona uğrayacak ve insandan insana bulaş özelliğini kaybedecek. Pandemi bu üç yoldan biriyle biter. Mesela; SARS’ta virüs muhtemelen mutasyona uğradı ve o şekilde bitti” bilgisini verdi.

Koronavirüs havaların ısınmasıyla sona erecek mi?

Havaların ısınmaya başlamasıyla birlikte koronavirüsün sıcakta ölüp, salgın bitecek diye bir durumun kesin olmadığına işaret eden Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, “Pandemilerin kuralı, mevsimsel gripten farkı, yılın herhangi bir zamanında ortaya çıkar. Virüsler sıcak coğrafyalarda ve yaz aylarında da yayılmaya devam edebilir. Sıcak ile soğuğun tek farkı, soğukta virüsün dış ortamda daha uzun süre canlı kalabilmesi. Onun dışında kişiden kişiye bulaşta, sıcakla soğuk arasında bir farklılık yok. Dolayısıyla sıcak geldi, salgın bitti diye bir şey mümkün değil, çok güvenmemek lazım” dedi.

Hasta olmayan kişilerin maske kullanmasına gerek yok

Koronavirüse karşı alınması gereken önlemler ve dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili de uyarılarda bulunan Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, sadece bu hastalık için değil insanların günlük yaşamında hijyen kurallarına uyması ve bunları alışkanlık haline getirip, sürekli yapması gerektiğini söyledi.

Hastalık damlacık yoluyla bulaştığı için öksüren, hapşıran kişilere 1 metreden fazla yaklaşılmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ceyhan, şunları kaydetti: “Hastalık belirtileri gösteren kişilerin kendisinin ya da ailesinin sorumluluk hissedip, evden çıkmaması, iş yerine ve okula gitmemesi gerekir. Direkt hastaneye gitmeli, hastalık olmadığı anlaşılırsa okula gitmelidir. Dışarı çıkmak zorunda kalırsa, cerrahi maske takmalı.

Cerrahi maskeler kesinlikle sadece hastaların kullanımı içindir. Sağlıklı insanların takıp, hastalık bulaşmasın diye korunması için yapılmamıştır. Tam tersine yanlış kullanımları hastalığı önlemekten çok artışa neden olmaktadır. Düşünün ki, bir kişi 24 saat aynı maskeyi kullanıyor. Bir de kullanmayı bilmiyor, riski kat be kat artırıyor.”

Hijyen kuralları önemli

Koronavirüsten korunmanın kişisel hijyen ile başladığını kaydeden Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, genel temizliğin her şeyden önce geldiğini kaydetti. Virüslerden korunma noktasında ellerin sık sık yıkanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ceyhan, “Ellerinizi sık sık su ve sabunla yıkayın. Su ve sabun bulunamıyorsa, limon kolonyası ya da bir el dezenfektanı kullanın. Dezenfektanı mutlaka eczaneden alın, marketten almayın.

Prof. Dr. Ceyhan: Aşılanmamış çocuk sayısı %5’e çıkarsa, ciddi salgınlar başlar!

Aldığınız zaman üzerine bakın çünkü orada alkol konsantrasyonu yazmak zorunda ve yüzde 60’ın üzerinde olmalı alkol konsantrasyonu, yoksa etkili değil. Ayrıca el temizliği için sıvı sabun kullanımı daha hijyenik” dedi.

Virüsü önlemek ile ilgili birçok safsata var

“Koronavirüsü önlemek için kelle paça için, tuzlu suyla gargara yapın” gibi açıklamaların bilimsel bir dayanağı olmadığını ifade eden Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, “Bunlar tamamen safsata. Tam tersine belki zararı olur, faydası olmaz. Tuzlu su veya kelle paça içerken virüsleri solunum yolunuzdan aşağıya indirirsiniz. Ağız ve burna tuzlu su çekilerek gargara yapılması gibi uygulamaların virüse karşı faydası yoktur. Mesela; sağlıklı insanlara buruna serum fizyolojik sıkmayı biz de öneriyoruz. Bu solunum fonksiyonları rahatlasın diye. Yoksa mikrop öldürücü bir özelliği olduğu için değil” diye konuştu.

Koronavirüsten en kötü etkilenen ülke İtalya

Koronavirüsün dünyadaki yayılımını da değerlendiren Prof. Dr. Ceyhan, dünya çapında koronavirüs görülenlerin sayısının 119 bini, virüs sonucu hayatını kaybedenlerin sayısının ise 4 bin 200’ü aştığını bildirdi. Avrupa’da salgından en kötü etkilenen ülkenin İtalya olduğuna işaret eden Prof. Dr. Ceyhan, “İtalya şu anda neredeyse Çin’in yaşadığı kadar büyük bir salgın yaşıyor. Avrupa’daki vakaların yüzde 60’ı İtalya kaynaklı, yüzde 20’si İran kaynaklı, yüzde 10 civarında Çin ve Güney Kore kaynaklı. Yüzde 10’unun da kaynağı bilinmiyor. Şu anda Avrupa’nın sorunu İtalya. Nüfusu oranlarsak, Çin 1.5 milyar, İtalya’nın nüfusu 60-70 milyon kadardır. Çin, salgını çok iyi kontrol altına aldı ve şu anda bildirdiği vaka sayısı 80 küsur bin. Ama herhalde bu sayının çok üzerinde insan enfekte oldu ve artık insanların çoğu bağışıklık kazandığı için virüs yayılacak insan bulamıyor” dedi.

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla