Prof. Dr. Mustafa Arıcı: Hipertansiyon, Covid-19’dan daha tehlikeli ve ölümcül bir salgın

Yazan Hatice Pala Kaya
24 Nisan 2022  |  Kategori: İç Hastalıkları, Kardiyoloji, Sağlık Gündemi Print

Hipertansiyonun Türkiye’de en önemli ölüm nedeni olduğunu ve her 3 kişiden 1’i hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Arıcı, toplumda yaygın olarak yaşlanınca yüksek tansiyonun ortaya çıktığı yönünde bir algı olduğunu ancak bununla mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Şeref Zileli’yi Anma ve Hacettepe İç Hastalıkları Günü’nde konuşan Prof. Dr. Mustafa Arıcı, “Yaşlanınca zaten tansiyon çıkar! cümlesinin nasıl doğru olmadığını anlatacağım. Hipertansiyon dünyanın bir numaralı ölüm nedeni” uyarısında bulundu.

Salgın döneminde iki yılda Covid-19 enfeksiyonuna bağlı olarak 5,5 milyon insanın hayatını kaybettiğini bildiren Prof. Dr. Arıcı, bu sayının yüksekliğine yönelik yorumları hatırlatarak, “2019 yılında sadece 10.8 milyon insan hipertansiyona bağlı ölmüştü. Covid sırasında da bu ölümler ne yazık ki artarak devam etti. Covid-19, bu tabloya bir yerlerde girecek ama Covid bittikten sonra da maalesef hipertansiyon devam edecek” dedi.

Türk Nefroloji Derneği uyarıyor: Türkiye’de her 6 kişiden birinde erken evre kronik böbrek hastalığı var

2005’te Lancet’te yayımlanan bir çalışmada, 2025’te hipertansiyon prevelansının %29’lara çıkacağı tahmini yapıldığını belirten Prof. Dr. Arıcı, ancak günümüz itibariyle bu orana ulaşıldığının altını çizerek, “Hipertansiyon, Covid-19’dan daha tehlikeli bir salgın ama niye ilgi çekmiyor? Çünkü çok sessiz bir hastalık. Kimseyi rahatsız etmiyor” diye konuştu.

Hipertansiyonun 25-49 yaş grubunda ölüm nedenleri arasında ikinci sırada olmasına karşılık, 50-75 yaş grubunda birinci sıraya yükseldiğini belirten Prof. Dr. Arıcı, 75 yaşından sonra her 5 ölümden birinin (yüzde 19,5) hipertansiyon nedeniyle olduğunu kaydetti.

Hipertansiyon Türkiye’de yaşlı kadınlarda yükseliyor

Dünya Sağlık Örgütü bölge sınıflamasına göre, her bölgede 25 yaş üstü insanlarda hipertansiyon yaygınlığının yüzde 30-40 aralığında olduğunu bildiren Prof. Dr. Arıcı, Türk Hipertansiyon Böbrek Hastalıkları Derneği’nin 2003 ve 2012 yılındaki çalışmalarında artış eğilimi gördüklerini kaydetti.

Prof. Dr. Arıcı, “Hipertansiyon yaygınlığı on yıllık süreçte, yüzde 31.8-yüzde 30.3 ölçüldü, belki biraz azaldı diyebilirim ama halen her 3 Türk erişkininden 1’inde hipertansiyon var ve bu yaşla birlikte de artıyor. O çalışmalarımızda biz, 50 yaşı geçenlerde hipertansiyon yaygınlığını yüzde 53, 60-69 yaşı geçenlerde yüzde 67, 70 yaştan sonra da yüzde 80’lere vardığını gördük. Yaşlı kadınlarda daha fazla artıyor. Türk kadınının ne yazık ki obezite oranları çok yüksek. Gerçekten 40 yaştan itibaren erkekler ile kıyaslandığında, kadınlarımız daha fazla hipertansiyona maruz kalıyorlar” dedi.

Hipertansiyon damarların sağlıksız yaşlanmasının sonucu

Toplumda yaş arttıkça hipertansiyonun görülmesinin normal olduğu yönündeki algıya değinen Prof. Dr. Arıcı, bu algıya karşı mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
“Bu durum, aslında damarlarımızın sağlıksız yaşlanmasının sonucu” diyen Prof. Dr. Arıcı sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaş arttıkça ortaya çıkan hipertansiyon, damar yaşınızın, kendi biyolojik yaşınızın önüne geçmesinin sonucudur. Burada damara baktığınızda iki şeyi anlıyorsunuz: Birisi kan basıncınızın yükselmesi. Bu damarınızın daha yaşlı olduğunu gösteriyor. Diğeri de damar sertliği ki biraz daha sofistike, nabız iletisiyle ölçülen bir durum. Biz tansiyonu yüksek olan birisinin damar yaşının kendi biyolojik yaşından fazla olduğunu söyleyebiliyoruz”

Hipertansiyon sadece sol kolda görülen bir hastalık değildir

“Hipertansiyon sol kol hastalığı değildir. Herkes zannediyor ki, bu sadece sol kolunuzdaki iki tane rakamın yükselmesi” diyen Prof. Dr. Arıcı, hipertansiyon hastalığının gerisine bakıldığında, sağlıksız beslenme, sigara kullanımı, aşırı tuz tüketimi, şişmanlık, yoğun alkol kullanımı, hareketsizlik nedeniyle damarların erken yaşlandığını vurguladı.

Hipertansiyon nedir? Nedenleri, belirtileri ve tedavisi

Genetik nedenli hipertansif kişilerin çok az olduğunu belirten Prof. Dr. Arıcı, beslenme ve hareketlilikteki değişmenin hastalığın artışındaki en önemli nedenler olduğuna işaret etti. Tuz, şeker ve un tüketimine yönelik olarak topluma insanların kafasını karıştıran mesajların verildiğini hatırlatan Prof. Dr. Arıcı, Türkiye’de tuz tüketimine yönelik araştırmalarda günlük tüketimin 15 gr. olarak belirlendiğini, sağlıklı tüketim tavsiyesinin 5 gr. olduğunu anlattı.

Prof. Dr. Mustafa Arıcı, “Tuz, şeker ve un hala önemli bir zehir. Tuz açısından şu cümleyi tüm hastalarıma söylüyorum. ‘Hocam, benim eşim de çok tuz yiyor ama onun tansiyonu yüksek değil’ denildiğinde ben de yanıtlıyorum, ‘öyleyse, sizin böbrekleriniz tuz atma hususunda daha isteksiz’. Herkesin vücudu tuzu aynı şekilde yönetemiyor olabilir, bu unutulmasın. Ayrıca, 20 yaşında yediğiniz tuz ve hep tuzlu beslenme, 50’li yaşlarda damar sağlığınızı bozuyor” dedi.

Hipertansiyon nedenleri

Tuz tüketiminden hareketsizliğe hipertansiyon sorunlarına yönelik değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Arıcı şunları kaydetti: “Masadaki tuzluk bizim tuz tüketimimizin yüzde 11’ini oluşturuyor. Ekmek ise yüzde 34’ünü kapsıyor. İçinde doğal olarak tuz bulunan gıdalar yüzde 4’ünü ama bu işlenmiş dediğimiz gıdalar yüzde 21’ini, yemek pişirilirken eklenen tuz ise (salça ile birlikte ekleniyor) yüzde 30’unu oluşturuyor. Sadece salça, tencereye tuz ekleme ve ekmekteki tuz gitse yüzde 60 azalacak. Türk kadını maalesef Avrupalı hem cinslerine göre daha şişman. Sağlık Bakanlığı’nın bütün istatistikleri bunları söylüyor. Türkiye’de hem fazla kilolu, hem de şişmanlık oranı oldukça yüksek.

Kadınlarda hipertansiyon hem daha sık hem daha problemli

Bu önemli bir tehdit hipertansiyon için. Bizim hipertansiyon çalışmamızda da hipertansiyon yaygınlığı, vücut kitle indeksi ile paralel olarak artıyor. Vücut kitle indeksiniz yükseldikçe, hipertansiyon artıyor. Sigara da hipertansiyonun bir nedeni. Damar sağlığımızın da bir sorunu ve hala ülkede sigara içme alışkanlığı devam ediyor, bu çok üzücü. Fizik aktivite; biz fizik aktivite yapmıyoruz. Türk Hipertansiyon İnsidans Çalışmasında hiç fizik aktivite yapmayanlar yüzde 85 olarak belirlenmişti. Düzenli fizik aktivite yapanların oranı yüzde 5’ler civarında. Çok oturanlar daha erken ölüyor ne yazık ki.”

Damar içindeki savaşın moleküler mekanizmasını artık biliyoruz

“Sağlıksız yaşamdan erken yaşlanan damarlara kadar biz damarın içindeki savaşın da moleküler mekanizmalarını artık biliyoruz” diyen Prof. Dr. Mustafa Arıcı, bütün faktörlerin damar duvarındaki kan basıncını ve damarın katılaşmasını yaratarak hipertansiyona gidişi oluşturduğunu vurguladı.

Geçmişte bu faktörlerden bağımsız olarak, “esansiyel hipertansiyon” yorumları yapıldığını kaydeden Prof. Dr. Arıcı, “Hayır, vücut bunu yapmıyor. Bu artık nedeni bilinen, önlenebilir bir sorun. Biz bunun nedenini biliyoruz, önlemek için yapmamız gerekenler de bunlar: Tuzu azaltın, günde 2 gr sodyum ya da 5 gr sodyum klorün altında tüketin. Kilo verin, ideal kilonuza ulaşın. Alkol fazla alıyorsanız, azaltın. Fizik aktivite yapın, sağlıklı beslenin. Yeterince sebze ve meyve tüketin, yeterince kuruyemiş alın. Mutlaka sigarasız bir çevrede yaşayın, sigarayı bırakın ve bel çevrenizin küçülmesine neden olun” diye konuştu.

Prof. Dr. Tekin Akpolat: Hipertansiyon tedavisinde başarı hasta eğitimiyle mümkündür

Tuz tüketimini en az 3 gram azaltma, sigara kullanımını yarı yarıya düşürme ve kilo vermenin hipertansiyonunun en önemli sağlık risklerinden olan inme-felç ihtimalini azalttığını belirten Prof. Dr. Arıcı, toplum geneline yönelik yapılan analizlerde tuz tüketiminin 3 gr. azalmasının ilaç tedavisine yakın etkisi olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Mustafa Arıcı, “1.6 gram tuz yani sofradaki tuzluğu bıraksanız, kan basıncınız 1.7 düşüyor, yüzde 7 oranında riskiniz azalıyor. Tuzu 5 gr azaltırsanız, yüzde 23 oranında etki oluyor. Bu deneysel olarak da gösteriliyor. Ben şimdiye kadar tuzlu yiyordum, şimdiden sonra bırakayım mı? Evet, şimdiden sonra bırakın çünkü sertleşmiş damarlarınızın eğer az tuzlu beslenirseniz yumuşadığı, yumuşamaktan kasıt; damarın o esnekliğini kazandığını deneysel olarak da insan çalışmaları ile göstermiş durumdayız” dedi.

Egzersiz yapmanın damar sağlığını korumada çok önemli olduğunu, genel olarak egzersiz yapanlarla yapmayanlar arasındaki ölüm riskinin 5 kat düzeyinde belirlendiğini vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Arıcı, “Sonuç olarak hipertansiyon, erişkinlerde en sık rastlanan kronik hastalıktır. Erişkinlerde kalp-damar hastalıkları ve felcin en önemli nedenidir. Türkiye’de ve dünyada en önemli ölüm nedenidir. Yaşlanmanın doğal bir sonucu değil, sağlıksız yaşam alışkanlıklarının sonucu olarak damarlarımızın erken yaşlanmasıyla ortaya çıkan bir sorundur” bilgisini verdi.

YAZIYI PAYLAŞ

YORUMUNUZ VAR MI?

guest
0 Comments
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla