Romatizmal hastalıkların tedavisinde ‘Biyolojik Çağ’ dönemi başlıyor!

Yazan Hatice Pala Kaya
Kategori: Kongreler, Romatizmal Hastalıklar, Üye Yazıları Print

Kullanıma giren yeni nesil biyolojik tedaviler Romatizmal hastalıklarda eklem hasarını önlüyor ve yaşam kalitesini artırıyor! Öte yandan Romatizmal hastalıkların erken teşhisi eklemlerde kalıcı hasar ve sakatlık gelişiminin önlenmesi konusunda büyük önem taşıyor. Romatizmal hastalıkların tedavisinde kullanılan biyolojik tedavilerin uygun hastalarda hem eklem hasarını önlediğini, hem de yaşam kalitesini ciddi oranda artırdığını söyleyen Türkiye Romatizma Araştırma ve Savaş Derneği (TRASD) Başkanı Prof. Dr. Hatice Bodur, “Tedavide hedef, hastalığı tamamen baskılamak veya düşük hastalık aktivitesi olarak tanımlanmaktadır. Bu hedefe ulaşmak artık hayal değil” dedi.

Türkiye Romatizma Araştırma ve Savaş Derneği tarafından düzenlenen Türk Romatoloji Kongresi, yabancı uzmanların da katılımıyla 22-26 Mart 2017 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirildi. Kongrenin ardından TRASD Başkanı Prof. Dr. Hatice Bodur, Kongre Başkanı Prof. Dr. Murat Birtane ve TRASD Genel Sekreteri Prof. Dr. Figen Ayhan bir basın toplantısı düzenledi. Kongre Başkanı Prof. Dr. Birtane, kongrede romatizma alanında yaşanan gelişmelerin tartışıldığını; özellikle romatolojinin immünoloji alanında yeni tedaviler, yeni tanı yöntemlerinin üzerinde durulduğunu kaydetti.

Romatizmal hastalıklarda biyolojik tedaviler

Basın toplantısında, romatoloji alanında biyolojik tedaviler hakkında bilgi veren TRASD Başkanı Prof. Dr. Hatice Bodur, “Moleküler biyoloji, immünoloji ve ilaç endüstrisindeki gelişmelerle, 90’ların sonlarından itibaren romatizmal hastalıkların tedavisinde kullanılan biyolojik ajanlar “biyolojik çağ” olarak adlandırılan dönemi başlatmıştır.

Bu dönem ile birlikte Romatoid artrit, Ankilozan Spondilit, sedef hastalığına bağlı artrit (psöriatik artrit) ve diğer romatizmal hastalıkların tedavisinde pek çok önemli gelişme kaydedildi. Başta metotreksat olmak üzere geleneksel hastalık modifiye edici ilaçlar halen ilk seçenek olmakla birlikte, biyolojik ajanların bulunması çok önemli bir gelişmedir” dedi.

Erken teşhis ve doğru tedavi ile hastalık tamamen kontrol edilebilir

Romatizmal hastalıklarda erken tanı ve doğru tedavinin önemine de dikkati çeken Prof. Dr. Hatice Bodur, halk arasında eklem romatizması olarak bilinen artritin, eklemlerin iltihabi bir hastalığı olduğunu belirtti. Prof. Dr. Bodur şunları söyledi:“Eklemlerdeki iltihap sonucunda, eklemlerde ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı gelişir. Romatizmal hastalıklarda, erken teşhis ve doğru tedavi uygulanmasıyla hastalık tamamen kontrol altına alınıp, eklemlerde kalıcı hasar ve sakatlık gelişimi önemli oranda önlenebilir.

El ve bilekteki romatizmal rahatsızlıklar ve eklem ağrılarının tedavisi

Ama hastalığı zamanında tanı koyup, etkin bir şekilde tedavi etmezsek, kas-iskelet sisteminde ve diğer organlarda kalıcı hasarlar oluşup, hem yaşam kalitesinde, hem hastanın fonksiyonelliğinde ciddi kayıplara, günlük yaşam aktivitelerinde ve iş yaşamında zorluklara neden olabilir.”

Ruhsal ve bedensel her türlü stres hastalıkları tetikler

Romatizmal hastalıkların temelinde bağışıklık sistemi ile ilgili sorunların olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Hatice Bodur, bağışıklık sisteminin, normal fizyoloji içinde vücudu hastalıklara karşı koruyan bir güvenlik sistemi olduğunu, buna karşılık romatizmal hastalıklarda bağışıklık sistemi hücrelerinin eklemlere saldırarak, ağrıya, şişmeye ve iltihaba neden olduğunu dile getirdi. Bağışıklık sisteminde ruhsal ve bedensel stresin önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Bodur, “Ruhsal ve bedensel her türlü stres hastalıkları tetikler. O nedenle ruhsal ve bedensel stresten uzak durmak romatizmal hastalıkları önlemede ve hastalığın seyrinin daha iyi gitmesinde faydalıdır.

Düzenli egzersiz yapmak, stres ve sigaradan uzak durmak romatizmal hastalıkların riskini azaltır. Romatizmal hastalığa yakalanan kişilere sigara bıraktırma programlarını şiddetle öneriyoruz. Çünkü hastalığın seyrini sigara bırakmak çok olumlu yöne çeviriyor. Sigara içenlerde de romatizmal hastalıklar daha ağır seyrediyor” diye konuştu.

Romatoid Artrit, kadınlarda daha sık görülüyor

Romatoid artritin kadınlarda 30-40 yaş grubunda daha sık görüldüğünü; genelde eklemlerde ağrı, şişlik, sabah tutukluğu, hareket kısıtlılığı, halsizlik ve yorgunluğun çok belirgin olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hatice Bodur, “Romatoid Artrit, vücudun pek çok eklemini tutuyor ama el eklemlerini özellikle seviyor. Tabii bu da günlük yaşamda ciddi zorluklara yol açıyor. Eklemler dışında yine cilt, göz, akciğer, kalp, böbrek gibi diğer yaşamsal önemi olan organlarda da tutulumlara, etkilenmelere neden olabiliyor” dedi.

Ankilozan Spondilit iş gücü kaybına yol açabilir

Bir diğer sık görülen romatizmal hastalığın ise Ankilozan Spondilit olduğuna ve daha çok genç erkeklerde görüldüğüne dikkati çeken Prof. Dr. Bodur, bu hastaların özellikle iş hayatının içinde aktif yer alan, üretken çağdaki insanlar olduğu için iş gücü kaybı açısından da önemli olduğunu belirtti.

Ankilozan spondilit (AS) nedir? Belirtileri, nedenleri ve tedavisi

Hastalığın yaşam kalitesi ve fonksiyonları çok bozduğuna işaret eden Prof. Dr. Hatice Bodur, “Eğer üç aydan uzun süren, istirahatla geçmeyen hatta artan, buna karşılık bir miktar egzersizle düzelen, gece uyandıran ve sabahları tutukluğa neden olan bel ağrısı varsa, mutlaka bu hastaların inflamatuar omurga hastalıkları açısından hekimleri ile temasa geçmeleri ve bu olayın farkında olmaları gerektiğini vurguluyoruz” dedi.

‘Eklemlerinizi iyi kullanın, sevin, hor kullanmayın’

Eklemlerdeki ağrılar, şişlikler, şişlik olmaksızın ağrıların tamamının romatizmal bir hastalığın ön belirtisi olabileceğini hatırlatan Prof. Dr. Hatice Bodur, “Hastalarımıza eklemlerinizin sesine kulak verin diyoruz. Eklemlerinizi iyi kullanın, sevin, hor kullanmayın. Çünkü tüm bunlar eklem hastalıklarına davetiye çıkarabilir. Eklemleriniz ne kadar sağlıklıysa, yaşam kaliteniz o kadar iyi olacaktır” diye konuştu.

‘Metotreksat tedavide altın standart, hastalar korkmamalı’

Bir soru üzerine, uzun yıllardır kanser tedavisinde kullanılan eski bir ilaç olan metotreksat hakkında toplumun yanlış düşüncelerinin giderilmesi gerektiğine de değinen Prof. Dr. Hatice Bodur, “Metotreksatın iltihaplı romatizmaların tedavisinde kullanılmasının kanserle bir ilişkisi yoktur. Altın standart olarak, tedavinin bir parçası olarak ilk basamakta tüm hastalarda kullanılması gereken bir ilaçtır. Hastaların bir kısmında ‘Bu kanser ilacıymış. Romatizmada kullanılıyor, tanımız mı bizden saklanıyor’ gibi bir kaygı ortaya çıkıyor.

Romatizma belirtileri ve tedavi yöntemleri! Korunmak için neler yapmalı?

Hastalara her iki hastalıkta da kullanıldığını ama kullanım doz ve sürelerinin birbirinden çok farklı olduğunu söyleyip, hastayı ilacı konusunda bilinçlendirmek gerekiyor. Kanser dozu daha yüksek ama biz romatizmal hastalıklarda daha düşük dozlarda kullanıyoruz. Hastalarımız bunu öğrenirlerse daha rahat ederler” bilgisini verdi.

Karadeniz bölgesi romatolojik hastalıklar açısından riskli bir alan

Bu arada, başka bir soruyu yanıtlayan Prof. Dr. Murat Birtane, romatizmal hastalıkların nedenlerinin net olarak ortaya konulamadığını hatırlattı. Prof. Dr. Birtane, “Daha henüz net olarak bu hastalıklar anlaşılmış değil. Sonuçlarını biliyoruz, hipotezler üretiyoruz. Nedenlerini anlamak konusunda ise çok önemli gelişmeler var” diye konuştu.

Aynı soruya yanıt veren Prof. Dr. Figen Ayhan ise hastalığın ana nedenlerinin bilimsel olarak ortaya konulamasa da yeni araştırmalarla çeşitli bilgilere ulaşıldığını kaydetti. Prof. Dr. Figen Ayhan, romatolojik hastalıkların görülme sıklığı açısından bölgesel farklar olduğunu belirtti. Karadeniz bölgesinin iklim şartları nedeniyle risk doğurduğunu kaydeden Prof. Dr. Ayhan, “Karadeniz bölgesinde çok fazla romatoloji hastamız var.

Çocuklarda romatizmal hastalıklar sanılandan daha yaygın! Ağrılar önemli

Çünkü o bölge iklim özelliği itibari ile daha çok İngiltere ve Kuzey Avrupa ülkeleri ile benzer meteorolojik özelliklere sahip, romatolojik hastalıklar açısından riskli bir alan. Öte yandan ailevi Akdeniz ateşi gibi bir grup hastalık var ki, bu da daha çok Akdeniz havzasında yaşayan Türklerde, Yahudilerde, Ermenilerde sık gördüğümüz bir hastalık. Burada genetik altyapı çok önemli” dedi.

Prof. Dr. Ayhan, TRASD’ın romatizmal hastalıklara yönelik kamuoyu bilincini artırmak amacıyla eğitim programları yaptığını, web sitesinden bilgi verdiklerini belirterek, yakın zamanda yayınlanacak bir kamu spotunun da hazırlandığını açıkladı.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla