‘Sağlıklı Hayata Destek Programları’ bireylerin yaşam kalitesini artırıyor

Yazan Hatice Pala Kaya
Kategori: Sağlık Gündemi, Sağlıklı Yaşam Print

Dünya Sağlık Örgütü, sağlıklı olmayı bireyin fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik hali olarak tanımlıyor. Bu nedenle son dönemde hastalıkların tedavisi kadar, bireylerin yaşam biçimlerinin sağlıklı olması için geniş kapsamlı bir yaklaşım benimsendi. Güven Sağlık Grubu Sağlıklı Hayata Destek Programları Koordinatörü Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı ve Güven Sağlık Grubu Sağlıklı Yaşam ve Aile Danışmanı- Sağlıklı Hayata Destek Programları Sorumlusu Hatice Bilgili, Güven Çayyolu Sağlıklı Yaşam Kampüsü bünyesinde uyguladıkları programın genel amacını “bireylerde sağlıklı yaşam biçimi alışkanlıklarını kazandırarak yaşam kalitesini artırma” olarak tanımladılar. Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice Pala Kaya’nın sorularını yanıtlayan uzmanlar, yaklaşımlarının multidisipliner ve kişiye özel olduğunun altını çizdiler.

Yaygınlaşan batı tipi yaşam biçimi, sağlığı olumsuz etkiliyor

Güven Sağlık Grubu Sağlıklı Hayata Destek Programları Koordinatörü Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, programla insanların fiziksel, ruhsal ve sosyal potansiyellerini kullanmasına olanak vermeyi hedeflediklerini belirtti. “Yaygınlaşan batılı yaşam şekli; sağlıksız beslenme biçimi, alkol, sigara, uyuşturucu kullanımı, başarısız stres, travma yönetimi ve öfke kontrolü, obezite, diyabet gibi endokrin sistem bozukluklarına yol açıyor” diyen Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, bunun da depresyon gibi temel nöropsikiyatrik hastalıklara yol açtığını, kanser ve kalp hastalıkları gibi hastalıkların oluşumunda rol oynadığını anlattı.

Kahvaltı yapmak, bilişsel yetenekleri artırıyor, obezite riskini azaltıyor!

Dünyada ve Türkiye’de en fazla ölüm nedeninin hemen hemen aynı olduğunu ve bunların içinde kalp-damar hastalıklarının birinci sırayı aldığını vurgulayan Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, bu hastalığı kanser, solunum yolları hastalıkları, diyabet ve komplikasyonlarının izlediğini hatırlattı.

Bu hastalıklarla mücadele ve tedavinin dışında tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olarak Güven Çayyolu Sağlıklı Yaşam Kampüsü’nde “Sağlıklı Yaşam Destek Programları”nın devreye alındığını kaydeden Uzm. Dr. Maşrabacı, “Bu bir alternatif tedavi değil, bu bir tamamlayıcı tedavi. Dolayısıyla, daha çok hastalara ve ailelerine destek olmak amacını taşıyoruz” bilgisini verdi.

Programın multidisipliner ve kişiye özgü olarak yürütülmesinin önemine işaret eden Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, programın temel unsurlarını şöyle anlattı: “Multidisipliner çalışıyoruz yani tek bir hekim çalışmıyor burada. İç hastalıkları uzmanı çalışıyor, konuyla ilgili olarak obezite ve kilo kontrol programında endokrin uzmanımız çalışıyor. Aile danışmanımız görev yapıyor. Kişinin hem ailesi ile hem kendisi ile görüşmeler yapıyor. Psikoloğumuz görüşmeler yapıyor. Beslenme diyet uzmanımız diyetlerini veriyor.

Fizik tedavi uzmanlarımız ve fizyoterapistlerimiz, fiziksel ölçümlerini yapıyor. Aynı zamanda G4 Güven Sağlıklı Spor merkezimizde de spor ve fiziksel güçlendirmelerini yaparken, kişinin yoga, meditasyon, rahatlatıcı egzersizler, masaj terapisi, ozon ya da akupunktur gibi tamamlayıcı tıp unsurlarını kullanıyoruz. Yalnız burada bir parantez açalım; tamamlayıcı tıp uygulamalarında kanıta dayalı olanları kullanıyoruz.”

Ruhsal yönden de destek sağlanıyor

Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, bireylerin davranışını etkilemenin de amaçlar arasında yer aldığına işaret ederek, kişilerin “sorumluluk almasının” önemli bir nokta olduğunu kaydetti. Yeterli ve düzenli egzersiz, sağlıklı ve dengeli beslenme, olumlu sosyal ilişkiler kurma, stres yönetimi gibi unsurların önemli olduğunu belirten Uzm. Dr. Maşrabacı, “Bir kilo kontrol programında kişi sadece klasikleşmiş diyet artı egzersizin ötesinde; acaba bu kişi neden yemek yiyor, neden tekrar kilo alıyor diye sorguluyoruz. Mesela; ailesi ile olan ilişkiler kilo kontrolünde olumsuzluklara neden olabiliyor. Oralardaki düğümleri çözüyoruz. Bunları çözdüğümüz zaman zaten kişi daha rahat kilo veriyor, verdiği zaman da tekrar geri alması zorlaşıyor” bilgisini verdi.

Konsey karar veriyor

Programın, farklı disiplinlerden oluşan hekimlerin kontrolü ile başladığını, bunun ardından hekimler yanında kişisel antrenör, aile danışmanı, diyetisyen gibi diğer uzmanların da katılımıyla bir konsey oluşturulduğunu belirten Uzm. Dr. Maşrabacı, bütün bu değerlendirmenin ardından da o kişiye özgü bir programın oluşturulduğunu kaydetti.

Hava kirliliği beyin sağlığını tehdit ediyor ve inmeye neden oluyor!

Programın genellikle 12 hafta olarak tasarlandığını bildiren Uzm. Dr. Maşrabacı, “Bu 12 hafta içerisinde de biz kişiye neler yapacağımızı ilk konseyde bildiriyoruz. O kişiyle interaktif bir iletişime geçiyoruz. Bu iletişim sayesinde kişi kendisini daha iyi hissediyor. Bir sorunu olduğu zaman, geliyor psikoloğu ile görüşüyor. On iki hafta bittikten sonra, bırakmıyoruz bir yıl takip ediyoruz. Çünkü davranış değişiklikleri üç haftadan sonra gelişebiliyor” dedi. Uzm. Dr. Maşrabacı, kişiye sosyal ve ruhsal olarak destek olabilecek doğru bakış açısı nasıl olmalı, kendinin farkına nasıl varmalı, çevreye nasıl yaklaşmalı, kendine nasıl yaklaşmalı, içindeki çocuğu nasıl beslemeli gibi yaşamıyla ilgili desteklerin de verildiğini bildirdi.

Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, en fazla ilgi gören program olan kilo kontrolüne yönelik elde ettikleri verileri çeşitli kongrelerde sunduklarını belirterek, “Biz bu programlara Türkiye’de ilk başlayan kurumuz. İki yıl oldu başlayalı. İki yılda sayısal olarak her bir programın yaklaşık 12 hafta sürdüğünü düşünürsek ve her bir hastayı da bir yıl boyunca takip ettiğimizi düşünürsek, 60’ın üzerinde hasta sayısına ulaştık ve bunlarda da geri dönüşlerimiz istatistiki olarak anlamlı. Yani hem kilo olarak, hem de en önemlisi kişilerin ruhsal olarak huzura erişmeleri. Kişi kilo veriyor ama o kiloyu almadığı gibi bir de yaşam tarzı değişikliği kazanmış oluyor” dedi.

Hatice Bilgili: Öz disiplini sağlamak kritik unsur

Güven Sağlık Grubu Sağlıklı Yaşam ve Aile Danışmanı- Sağlıklı Hayata Destek Programları Sorumlusu Hatice Bilgili de programda bireylerin “öz disiplinini sağlamanın” kritik unsurlardan biri olduğunu kaydetti. “Sağlık sorumluluğu diye bir kavram var” diyen Hatice Bilgili, “Günümüzdeki anlayışa göre kişinin de sağlık sorumluluğu bazında neleri farklı yapması gerektiği konusunda bilinçlenmesini istiyoruz.

Aslında temelde bizim programlarımızda hedefimiz; kesinlikle kişinin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını kazanıp, bunu sürekli hale getirmesi, bedensel, ruhsal ve sosyal yönden iyilik halinin sürdürülebilmesidir. Çünkü aynı zamanda biz bireyiz, bununla birlikte ileride de anne, baba rol anlamında bir modeliz” diye konuştu.

Geniş açıyla bakıldığında, uyguladıkları programın toplum sağlığına da etki eden yönü olduğunu belirten Hatice Bilgili, “Dolayısıyla biz üç boyutlu bir sağlık hizmeti veriyoruz. Bu üç boyutlu sağlık hizmetleri nedir; koruyucu sağlık hizmeti, tedavi edici sağlık hizmeti ve rehabilite edici” dedi.

Danışmanlık rolünün “kişinin kendi yaşam alanına 360 derece dışarıdan bakmasını sağlamak” olduğunu kaydeden Hatice Bilgili, “Kişi eksik olduğu alanlarının farkında değilse, neyi değiştireceğini bilemez. Aslında her türlü kaynağa her kişi sahiptir. Sadece neleri farklı bulunduruyor unutmuş olabilir” bilgisini verdi.

Programa katılan kişilerde uyumun yüksek olduğunu belirten Hatice Bilgili, özellikle kişilerin farkındalığının artmış olmasının kriz anlarında bireylerin sorunları daha iyi çözmesini sağladığını, her aşamada destek alabileceklerini bilmelerinin de olumlu katkı sağladığını kaydetti.

Bireyler sağlıkla ilgili daha fazla şey öğrenmiş oluyor

Programın metodoloji olarak bazı yurtdışı örnekleri olduğunu ancak kendilerinin Türkiye’ye özgü bir sistemi uyguladıklarını kaydeden Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, program sonunda bireylerin kriz ya da olumlu, günlük yaşamlarının her türlü aşamasında kullanabilecekleri bilgilerle donatıldığını anlattı. Hatice Bilgili ise “Hastalara kendini ifade etmeyi öğretiyoruz. Bütüncül yaşamımızda en büyük ihtiyacımız hayatta görünme ihtiyacıdır ve bu görünme ihtiyacımızı önce biz kendimizi görerek gidermeye başlarız. Bu boyutta ihtiyaçlarımızı fark etmeyi, önceliklerimizi belirlemeyi ve nasıl giderilebileceğimiz konusunda farkındalık sağlıyoruz. Dolayısıyla kendimiz ve çevremizle nasıl iletişim kurabileceğimize dair iletişim tekniklerini öğretiyoruz. Bir nevi okul gibi sürecimiz devam ediyor. Sonrasında da onlara sahip olduğu için daha kolay hayatına entegre edebiliyor” bilgisini verdi.

Hatice Bilgili, programın koruyucu hekimlik yönüyle bütün dünyada önemi artan bir unsura da katkı verdiğini belirterek, hem bireylerin kişisel kaliteli yaşamı hem de sağlık giderleri bakımından programların büyük katkı verdiğine işaret etti.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla