
Kanser hastaları ve hasta yakınlarının tedavi süreçlerini sanal gerçeklik (VR) teknolojisiyle destekleyerek doğru, bilimsel ve standardize bilgiye ulaşmalarını kolaylaştırmayı hedefleyen “STAC-Stronger Together Against Cancer” (Kansere Karşı Birlikte Daha Güçlü) projesinin resmi açılışı yapıldı. T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı Türkiye Ulusal Ajansı tarafından desteklenen ve T.C. Sağlık Bakanlığı Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen projenin tanıtım lansmanı, Ankara’da gerçekleştirildi.
Ankara Üniversitesi ve uluslararası ortak kurumların iş birliğiyle hayata geçirilen projenin açılışında, Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice Pala Kaya’nın sorularını yanıtlayan STAC Projesi Yürütücüsü ve kanser araştırmacısı Dr. Nihal Kayır, projenin çıkış noktası ve hedefleri hakkında bilgi verdi.

Dr. Nihal Kayır, Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice Pala Kaya’nın sorularını yanıtladı
Dr. Kayır, onkoloji, farmakoloji, beslenme, psikoloji ve diş hekimliği gibi alanlardan multidisipliner bir uzman kadrosuyla hayata geçirilen dijital sağlık girişiminin, proje kapsamında geliştirilen VR içerikleriyle hastaların tedavi uyumunu artırmayı, hasta kaygısını azaltmayı ve sağlık çalışanlarının iş yükünü hafifletmeyi amaçladığını ifade etti.
Kanser tedavisindeki en büyük problemin süreç içerisindeki bilgi eksikliği olduğunu saptadıklarını belirten Dr. Nihal Kayır, projenin tamamen sahadaki ihtiyaç analizlerinden doğduğunu ifade etti. Kliniklerde, kemoterapi ve palyatif bakım ünitelerinde uzun yıllara dayanan tecrübelerini literatür ve sosyal gözlemlerle birleştirdiklerini aktaran Kayır, “Sağlık profesyonelleri olarak yaptığımız sorun tespitinde, hastalarımızın en önemli eksikliğinin tedavi sürecindeki bilgi eksikliği olduğunu fark ettik. Bu doğrultuda bünyesinde tıbbi onkologlar, farmakologlar, diyetisyenler, psikologlar ve hematologların bulunduğu güçlü bir bilim kurulu oluşturduk” dedi.

STAC Projesi Yürütücüsü ve kanser araştırmacısı Dr. Nihal Kayır,
Projenin dört ana başlığa odaklandığını belirten Dr. Kayır, geliştirilen VR senaryolarının içeriğini şu sözlerle aktardı:
“İlk olarak hastalarımızın tedavi sürecindeki beslenmeye dair doğru bilgi edinmelerini ve psikolojik olarak bu süreci nasıl yönetmeleri gerektiğini vurgulamak istedik. Bir diğer başlıkta ise tedaviye başlarken ya da tanı sürecinde ilaçların yan etkileriyle birlikte hastalarımızın ağız içi doku bütünlüğünün bozulduğunu saptıyoruz. Burada ‘oral sağlık’ dediğimiz konu karşımıza çıkıyor ve diş hekimlerimizin katkısıyla hastalarımıza ağız bakım sağlığının bu süreçte nasıl olması gerektiğini ele alıyoruz. Üçüncü senaryomuzda, hastalarımızın kemoterapi veya immünoterapiyi duyduklarında yaşadıkları yan etki yönetimi, ateş yükselmesi ya da yoğun bakım süreci gibi korku ve endişelerini gidermeyi hedefledik. Son başlığımızda ise farmakologlar olarak ilaçların vücuttaki etki mekanizmalarını ve ilaçların vücuttaki yolculuğunu en anlaşılır biçimde hastaya aktarmayı amaçladık.”
Prof. Dr. Yüksel Ürün: Her İki Kanser Vakasından En Az Birisi Basit Önlemlerle Engellenebilir
Bir farmakolog olarak hastaların kullandıkları ilaçların etkilerini bilmesi gerektiğine inandığını ifade eden Dr. Nihal Kayır, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Hastalarımız kemoterapi veya immünoterapiyi duyduklarında bu ilaçlardan çekiniyor ve korkuyor. ‘Yan etkiyi nasıl yöneteceğim, ateşim çıkarsa ne olacak?’ gibi sorularla karşılaşıyoruz.Biz bu ilaçların vücuttaki mekanizmasını hastalarımıza en anlaşılır şekilde aktarmayı amaçladık. ‘İlaçların vücuttaki yolculuğu’ diyebileceğimiz bu süreci bilmek hastalarımızın tamamen hakkı. Sağlık profesyoneli gözüyle değil, kullanılan ilacın hangi mekanizmalarla, nasıl çalıştığını sanal gerçeklikle görmelerini sağlıyoruz.”
Sanal gerçeklik gözlüklerinin hastane ortamında nasıl uygulanacağını da detaylandıran Kanser Araştırmacısı Dr. Kayır, şu teknik bilgileri paylaştı: “Öncelikle hastalarımıza kısa bir eğitim veriyoruz. Sonrasında hasta gözlüğü takıyor ve hologram teknolojisiyle hazırlanan senaryoya dahil oluyor. Örneğin; beslenme senaryosunda Doç. Dr. Dilşat Baş hocamızın sesi ve görüntüsüyle yönlendirmeler yapılıyor. Ortalama 7-8 dakikalık senaryolar hazırlıyoruz. Çünkü bulantı ve kusma risklerini de göz önünde bulunduruyoruz.
Hasta doğru seçim yaptığında yeşil ışık beliriyor ve tebrik mesajı alıyor. Yanlış seçim yaptığında ise kırmızı ışık yanıyor ve neden yanlış olduğu açıklanıyor. Henüz hazırlık aşamasında olan kemoterapi ve immünoterapi senaryolarında ise ilaçların vücuttaki yolculuğunu simüle ediyoruz. Örneğin; yemek borusunu bir köprüye, mideyi ise kalabalık bir meydana benzettik. İlacın parçalanma sürecini bu şekilde anlatıyoruz. Ancak hastayı ürkütmemek için çok hassas ilerliyoruz.”
Prof. Dr. Nuri Karadurmuş: Kenevir ve Bitkisel Destekler Kanseri Tedavi Etmez, Zarar Verir!
Projede yer alan dijital senaryoları hastalara deneyimleme yoluyla öğretmeyi hedeflediklerini belirten Kayır, özellikle beslenme senaryolarının dikkat çekici sonuçlar verdiğini söyledi. Hastaların VR gözlük aracılığıyla sanal bir mutfak ortamında çeşitli besinler arasında seçim yaptığını anlatan Kayır, pilot çalışmalarda karşılaştıkları bir beslenme örneğini aktardı:
“VR içerisinde çeşitli senaryolar var. Hastalara seçim yaptırıyoruz. Mevcut bilgilerinin doğru mu yanlış mı olduğunu kendileri deneyimleyerek görüyorlar. Örneğin; bu süreçte hastalarımızın bağışıklık sistemi baskılandığı için vücutları enfeksiyona çok açık hale geliyor. En ufak bakteriyel veya viral etkende enfekte olabiliyorlar. Beslenme senaryosunda; hastalarımız sanal bir mutfak ortamında bir buzdolabını açıyor. İçerisinde günlük hayatta herkesin evinde bulunan ürünler yer alıyor. Örneğin; ev yoğurdu ve pastörize edilmiş hazır yoğurt bulunuyor. Hastaya, ‘Bu süreçte hangisi senin için daha faydalı?’ diye soruyoruz. Pilot çalışmalarımızda hastalar genellikle ev yoğurdunu seçiyor. Ancak ev yoğurdu pastörize edilmediği için enfeksiyon riskini artırabiliyor. Bu dönemlerde pastörize süt ürünleri daha doğru bir tercih. Ancak halk arasında ‘Ev yoğurdu daha sağlıklı’, ‘Kefir tüketeyim’ gibi yanlış bilgiler yaygın. Biz hastanelerde bu eğitimleri veriyoruz ama öğrenme derinliği oluşturmakta zorlanıyoruz.”
Dr. Kayır, STAC Projesinin temelinde sanal gerçeklik destekli interaktif eğitim modelinin yer aldığına işaret ederek, bu teknolojinin klasik eğitim yöntemlerinden daha etkili olduğunun altını çizdi. Dr. Kayır, “Broşürler, videolar ya da sözlü anlatımlar elbette önemli ancak sanal gerçeklik içinde hastanın aktif etkileşim yaşaması öğrenme derinliğini yüzde 84’lerin üzerine çıkarıyor. Biz de bu nedenle bu teknolojiyi kanser gibi kritik bir alanda kullanmayı tercih ettik” dedi.
Türkiye’de Bir İlk: Ankara Onkoloji Hastanesi, PET/BT ve Yapay Zekâ Destek Sistemini Hizmete Sundu
Hasta yakınlarının da proje kapsamına dahil edilmesinin planlandığını belirten Kayır, “Hasta yakınları bizim görünmeyen hastalarımız. Aynı senaryoların hasta yakınlarına da uygulanmasını düşünüyoruz” diye konuştu.
Bu teknolojinin farklı hastalık alanlarına uyarlanabilirliği konusuna da değinen Dr. Nihal Kayır, “Aslında bugün toplantımızda diyabet ve endokrin uzmanlarımız da vardı. Örneğin; insülin kalemi kullanımında bile çeşitli zorluklar yaşanıyor. Hastanın VR içerisinde bunu modelleyerek öğrenmesini sağlayacak projeler de düşünüyoruz. Sağlık eğitimi gerektiren birçok konuda bu sistemin uygulanabileceğini düşünüyoruz” diye konuştu.
Projenin Sağlık Bakanlığı ortaklığıyla yürütülmesinin en önemli nedenlerinden birinin sağlık hizmetine eşit erişim olduğunu vurgulayan Kayır, “Her hastanın profesyonel diyetisyen desteğine ulaşma imkânı olmayabiliyor. Biz standardize ve bilimsel bilgiyi herkes için erişilebilir hale getirmeyi amaçlıyoruz” dedi.
Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Yapay Zekâ Nadir Hematolojik Hastalıkların Tanısını Öne Çekiyor
Türkiye Ulusal Ajansı desteğiyle yürütülen projenin dört ortaklı olduğunu belirten Kayır, üniversiteler, yazılım şirketleri ve il sağlık müdürlüklerinin projede yer aldığını ifade etti. Projenin bütünüyle kâr amacı gütmeyen bir yapıya sahip olduğunu dile getiren Dr. Kayır, sistemin yaygınlaştırılması ve maliyet yönetimi hakkındaki planlarını şöyle özetledi:
“Bakanlık kapsamında hastanelerde uygulanabilmesi için protokoller üzerinde çalışıyoruz. Kanser Daire Başkanlıklarımızla da görüşüyoruz. Onlar da projeye oldukça heyecanlı yaklaşıyorlar. Önce pilot bölgelerde başlayıp, daha sonra yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Hedefimiz; kamu kurumlarında her hastanın bu hizmete erişebilmesi. Ancak proje devam ettiği için detayları proje tamamlandıktan sonra netleştireceğiz. 2026 içerisinde projenin yürütme sürecini tamamlamayı planlıyoruz. Sonrasında protokol aşamasına geçeceğiz. Amacımız kanser tanısı almış ve kemoterapi, immünoterapi ya da cerrahi sürecine girecek hastalar olduğu için hastaneler bizim için daha uygun. Ancak orta vadede birinci basamak sağlık kuruluşları, aile sağlığı merkezleri ve sağlıklı hayat merkezleri için de planlamalarımız var.”
Pilot uygulamanın ilk olarak Ankara Onkoloji Hastanesi’nde başlayacağını açıklayan Dr. Kayır, etik kurul sürecinin devam ettiğini bildirdi. Yaklaşık bin hastalık bir pilot çalışma planladıklarını aktaran Dr. Kayır, İstanbul’daki şehir hastaneleriyle de görüşmelerin sürdüğünü kaydetti.
Yapay zeka kanserin bölgesel dağılımını analiz ederek tedaviye yön verecek
Projenin beslenme senaryosunu onkoloji diyetisyeni Doç. Dr. Dilşat Baş, psikoloji kısmını ise Uzman Psikolog Sibel Cesur ile birlikte yürüttüklerini belirten Dr. Nihal Kayır, saha takvimi ve uygulama metoduna ilişkin ayrıntıları şu sözlerle duyurdu:
“Senaryoları geliştirme aşamasında olduğumuz için hastaların ihtiyaçlarına göre ilerlemek istiyoruz. Şu an pilot bölge hastanelerimizde klinik araştırmalar için etik kurul başvurularını hazırlıyoruz. Süreç tamamlandıktan sonra hastalarımıza resmi olarak sunmaya başlayacağız. İlk pilot hastanemiz Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi olacak. Pilot çalışmamızın yaklaşık bir ay içinde başlamasını planlıyoruz. Etik kurul süreci tamamlandıktan sonra iki senaryomuz eş zamanlı olarak başlayacak. İstanbul’da da şehir hastaneleriyle başhekimlik düzeyinde görüşmelerimiz sürüyor. Toplamda yaklaşık bin hasta planlıyoruz. Bu nedenle birkaç merkezi daha projeye dahil etmeyi düşünüyoruz.”
Geliştirilen yeni teknolojilerin onkoloji alanındaki geleceğine yönelik açıklamalarda bulunan Dr. Nihal Kayır, sanal gerçeklik ve dijital entegrasyonun tedavi başarısı üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekti. Onkolojik hastalıkların tedavisinde hastanın sürece dahil olmasının önemini vurgulayan Dr. Nihal Kayır, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Çok umutluyuz çünkü beslenme, ağız sağlığı ve psikoloji gibi alanlarda hasta sürece daha koopere olduğunda tedavi başarısının arttığını makalelerde de görüyoruz. Türkiye sisteminde multidisipliner yaklaşımın dijital entegrasyonla birleşmesi ve hastanın keyif alarak sürece katılması nedeniyle geleceğini çok umut verici görüyoruz. Hastalardan da bu yönde geri bildirimler alıyoruz.”
Yapay zeka kanser tanı ve tedavisinin kaderini değiştirebilir mi?
VR teknolojisinin dünyada daha çok psikolojik rahatlama amacıyla kullanıldığını, STAC projesinin ise eğitim ve tedavi uyumu odaklı yapısıyla farklılaştığını vurgulayan Dr. Kayır, “VR gözlük teknolojisi dünyada yaygın. Ancak bazı ülkelerde kemoterapi ünitelerinde VR sadece hastanın psikolojik olarak rahatlaması amacıyla kullanılıyor. Tedavi sürecindeki beslenme, ağız sağlığı ve eğitim odaklı bir sistemin dünyada ilk örneklerinden biri olduğumuzu düşünüyoruz. Ayrıca projeyi çok dilli hale getirmeyi de hedefliyoruz; İngilizce ve Arapça gibi dillere çevrilmesi planlanıyor. Yakında Hollanda’da projemizi sağlık profesyonellerine sunacağımız bir ziyaretimiz de olacak” bilgisini verdi.
Projenin uluslararası vizyonuna ve teknolojik altyapısına değinen Dr. Kayır, VR teknolojisini seçme nedenlerini şu şekilde paylaştı: “Singapur’daki bir Sağlık Teknoloji Zirvesi’nde, VR teknolojilerinin öğrenme derinliğine olan büyük katkısını bizzat gözlemledik. Dünyadaki uygulamaları inceledikten sonra bu vizyonu ülkemize taşımak amacıyla Türkiye Ulusal Ajansı’na başvurduk. Projemizi uluslararası ortaklı bir yapıya kavuşturarak, yazılım ve senaryoların geliştirilmesi sürecinde Hollandalı bir yazılım şirketiyle iş birliği içinde çalışmaya başladık.”

Onkoloji Diyetisyeni Doç. Dr. Dilşat Baş
Projenin beslenme ayağını yürüten Onkoloji Diyetisyeni Doç. Dr. Dilşat Baş, kanser hastalarının beslenmede en sık düştüğü hataları ve sanal gerçeklikle (VR) hedeflenen yeni eğitim modelini paylaştı.STAC Projesi ile hastalar için ilk basamak niteliğinde bir temel beslenme stratejisi hazırladıklarını belirten Baş, bu projenin hastaların temel bilgileri deneyimleyerek öğrenmesini sağlayacağını aktardı. Projenin sahadaki sonuçları için heyecanlı olduklarını dile getiren Doç. Dr. Baş, “Bu proje sayesinde hastalara dokunacağız, hastalar da beslenmeye dokunacak. Bu eğitimlerin ileride daha da katmanlanarak devam edeceğine inanıyorum” dedi.
Yapay zeka alanındaki yeni gelişmeler tıpta devrim yaratabilir
Kanser hastalarının tedavi sürecinde sıklıkla “sihirli bir yiyecek ya da karışım” arayışına girdiğini belirten Doç. Dr. Dilşat Baş, en büyük hatanın bu beyhude çare arayışları ve kontrolsüz suplement (takviye) kullanımı olduğunu vurguladı. Baş, hastaların bu yaklaşımını bir “umut arayışı” olarak anladıklarını ancak doğru yönlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Onkolojik tedavilerin hızla ilerlediğini ve beslenme desteğinin tedavinin en önemli ayaklarından biri olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Baş, modern kanser tedavisinde değişen bir kritere de dikkat çekti. Doç. Dr. Baş, “Artık sadece kas kütlesini değil, kas gücünü de önemsiyoruz. Bu da ancak yeterli protein, yeterli enerji ve yanına eklenecek bir egzersiz planıyla mümkün oluyor. Tedavi; beslenmesi, fizyoterapisi, hemşirelik bakımı, sosyal hizmeti ve psikolojisiyle tam bir bütündür” diye konuştu.

Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Elif Şahin
Kocaeli Şehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Elif Şahin, kanser hastalarının tanı ve tedavi süreçlerinde yaşadıkları yoğun stresin, doktorların verdiği hayati bilgileri unutmalarına ya da yanlış hatırlamalarına yol açtığına dikkat çekti.
Onkoloji hastalarında ciddi bir “bilgi açıklığı” olduğunu belirten Doç. Dr. Şahin, yapılan bilimsel çalışmaların sonuçlarını şu sözlerle paylaştı: “Çalışmalar, hastaların doktorun söylediği bilgilerin %40 ila %80’ini daha hastaneden çıkmadan unuttuğunu gösteriyor. Hatırlanan bilgilerin ise yaklaşık %50’si ne yazık ki hatalı veya yanlış. Hastaya aynı anda tedavi şeması, yan etkiler, diyet, egzersiz ve psikolojik faktörler gibi bir sürü ağır ve önemli bilgi veriyoruz. Hasta hem bu yükü kaldırmaya çalışıyor hem de stres ve kaygı nedeniyle unutkanlık yaşıyor.”
STAC Projesinin tamamen sahadaki bu gerçek ihtiyaçtan doğduğunu ifade eden Doç. Dr. Şahin, “Hastaya bilgiyi veriyoruz ama bir sonraki görüşmede hiç almamış gibi geri geliyor. ‘Bunu nasıl çözebiliriz, hastayı işin içine koyarak uygulamalı şekilde nasıl öğretebiliriz?’ diye düşünürken teknolojiyi kullanmaya karar verdik” dedi.
Prof. Dr. Haldun Soygür: Psiko-onkoloji, kanser tedavisinin parçası haline gelmeli
Sanal gerçekliğin sağlık alanındaki mevcut kullanımlarını araştırdıklarında büyük bir eksiklik fark ettiklerini dile getiren Doç. Dr. Elif Şahin, projenin küresel ölçekteki önemini şu sözlerle aktardı: “Literatürde VR teknolojisinin kemoterapi alan hastalarda kaygı ve stresi azaltmasına yönelik az sayıda çalışma vardı. Ancak kemoterapi ve immünoterapinin yan etkileri ile bu tedavilerin bilgilendirmesi konusunda neredeyse hiç çalışma yoktu. Dolayısıyla biz bu projeyle bunu bir akademik veriye dönüştürmeyi hem de sistemi yaygınlaştırarak birçok hastaya ulaşmayı hedefliyoruz.”
YAZIYI PAYLAŞ
YORUMUNUZ VAR MI?