
İlaç ve takviye edici gıdaların internet üzerinden satışına imkân tanıyan kanun teklifi hazırlığına ilişkin açıklama yapan Türk Eczacıları Birliği (TEB) Başkanı Mehmet İrfan Demirci, düzenlemenin henüz Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelmediğini ifade etti. Sağlık Bakanlığı bünyesinde hazırlığı sürdüğü belirtilen düzenlemeye dair ellerinde resmi bir metin bulunmadığını söyleyen Demirci, TEB’in konuya net şekilde karşı olduğunu bildirdi.
Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti tarafından 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Gününde basın toplantısı düzenlendi. TEB Başkanı Mehmet İrfan Demirci, 187 yıldan bu yana mesleklerini bilimsellik, etik ilkeler ve halk sağlığının korunması üzerine inşa ettiklerini ifade ederek, “Bugün Türkiye’nin dört bir yanında hizmet veren 30 bini aşkın toplum eczanesi ve kamuda, akademide, sanayide görev yapan 55 bin eczacı sağlık sistemimizin en yaygın, en erişilebilir ve en güvenilir sağlık noktası olarak hizmet sunmaktadır. Türk Eczacıları Birliği olarak bu yılki 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü temamızı, ‘Sağlıklı Yaşamda Toplum Eczaneleri-Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin Gücü: Eczacı’ olarak belirledik. Çünkü bugün dünyada sağlık sistemleri yalnızca hastalıkların tedavisi üzerine değil, koruyucu sağlık hizmetleri, bağımlılıkla mücadele, erken tanı, kronik hastalık yönetimi, yaşlı bakımı gibi toplum temelli sağlık hizmetleri üzerinden yeniden şekillenmektedir” dedi.
TEB Başkanı İrfan Demirci: Eczaneler Aşılama ve Halk Sağlığına Katkı Sunabilir
İnternetten ilaç teminine ilişkin düzenlemenin kendilerine yalnızca sözlü olarak aktarıldığını ifade eden Mehmet İrfan Demirci, ellerinde resmi ya da taslak bir metin bulunmadığını belirterek, “Bu düzenleme şu anda Sağlık Bakanlığı bünyesinde yürütülen bir çalışma. Bizim elimizde yazılı bir metin yok, bizimle herhangi bir yazılı metin paylaşılmadı. Ortak bir çalışma da yürütülmedi. Bunun yalnızca Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı bir düzenleme olduğunu biliyoruz” dedi.
Düzenlemenin kapsamının genişletildiğine ilişkin sözlü bilgiler aldıklarını kaydeden Demirci, “Bize ifade edilen, reçeteli ilaçların da bu kapsamın içerisine alınmasının düşünüldüğü yönünde. Ancak resmi ya da taslak bir metin olmadığı için içeriğinde tam olarak ne olduğuna ilişkin şüphelerimiz bulunuyor. Bakanlık tarafından bize sözlü olarak iletilen nokta, reçeteli ilaçların da bu sisteme taşınmak istendiği yönünde” diye konuştu.
Demirci, Sağlık Bakanlığı’nın böyle bir çalışma yürütmesi halinde, düzenlemeden Meclis gündemine gelmeden önce vazgeçilmesini umut ettiklerini belirtti.
Türk Eczacıları Birliği’nin internet üzerinden ilaç teminine karşı net bir tutum içerisinde olduğunu, Türkiye’de ilaca erişim sorunu bulunmadığını vurgulayan Demirci, “Bir defa şunu söyleyeyim, Türk Eczacıları Birliği, ilacın internet üzerinden temini meselesine çok ciddi ve net bir şekilde karşı duran bir yapıdır. Yalnızca Türk Eczacıları Birliği değil eczacı odaları ve bütün eczacılar olarak, Türkiye’de bulunan 31 bin eczanemizle birlikte bunun karşısındayız. Ayrıca, sahte ilacın en çok pazarlandığı ve hastalara sunulduğu alanın da internet olduğunu hatırlatmak istiyorum. Bunun sağlıklı olmadığını düşünüyoruz” dedi.
TEB Başkanı Mehmet İrfan Demirci, Türkiye genelinde nöbetçi eczane sistemiyle kesintisiz hizmet verildiğine dikkat çekerek, “Şu anda Türkiye’de 31 bin noktada hizmet veriyoruz. Her gün 1300 eczane, mesai saatleri dışında, cumartesi, pazar ve bayram günlerinde nöbet hizmeti sunuyor. Türkiye’de ilaca erişim diye bir sorun yok. İlaca erişim sorunu yokken, bunun internet ortamına taşınmasının çok doğru olmadığını düşünüyoruz” diye konuştu.
Prof. Dr. Fatma Arslan: Elektronik Sigara Bilişsel Gerilemeye ve Yaşlanmaya Yol Açıyor
Demirci, yalnızca ilaçların değil, gıda takviyesi ve vitamin gibi ürünlerin internet üzerinden satışına da karşı olduklarını ifade ederek şunları söyledi: “Diyelim ki ilaçlar kapsam dışında kaldı; gıda takviyeleri, vitaminler ya da sağlık beyanı olan veya olmayan ürünler var. Eczacılar olarak bunların da internet üzerinden satılmasını doğru bulmuyoruz. Çünkü bunlar kontrol edilebilir olmuyor. Nerede ve nasıl üretildiği konusunda şüphelerimiz var. Ruhsatlarının ne kadar güvenilir olduğu konusunda soru işaretleri bulunuyor. Ayrıca piyasada çok sayıda sahte ürün bulunduğunu da biliyoruz.”
Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun (TİTCK) da bu konuda kamuoyunu uyardığına işaret eden Demirci, internetten sağlık ürünü alınmamasına yönelik çok sayıda paylaşım yapıldığını hatırlattı.
TEB Başkanı Demirci, insan sağlığını ilgilendiren tüm ürünlerin eczaneler aracılığıyla hastalara ulaştırılması gerektiğini vurgulayarak, “İster ilaç olsun ister ilaç dışı ürün olsun, insan sağlığını ilgilendiren her ürünün mutlaka eczanelerden temin edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu ürünlerin, Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış şekilde ve bu alanın akademik temsilcileri olan eczacılar tarafından hastalara sunulması gerektiği yönündeki görüşümüzü ifade etmek istiyorum” diye konuştu.
Prof. Dr. Başak Yalçın: Erken Yaşta Kozmetik Kullanımı Cilt Sağlığını Tehlikeye Atıyor
Eczanelerin sağlık sistemi içerisindeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Demirci, toplum eczanelerinin birinci basamak sağlık hizmetlerinin temel unsurlarından biri olduğunu fakat mevcut potansiyelin yeterince kullanılmadığını anlattı. TEB Başkanı Demirci, “Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de toplum eczaneleri en hızlı, en kolay ulaşılabilir birinci basamak sağlık kuruluşlarıdır. Doğru bir modelle yönetilmesi gereken bu güçlü ağ, birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendiren stratejik bir nitelik taşımaktadır. Ancak maalesef ülkemizde eczacıların sağlık sistemine sunabileceği katkıdan yeterince yararlanılamadığını düşünüyoruz” dedi.
Türkiye’de nüfusun yaşlandığını ve buna bağlı olarak kronik hastalık yükünün arttığını belirten Demirci, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yapılan bir araştırmaya da atıfta bulundu.
Demirci, şu değerlendirmeyi yaptı: “Son TÜİK verilerine göre ülkemiz nüfusunun hızla yaşlandığı ve buna bağlı olarak kronik hastalık yükünün arttığını hepimiz biliyoruz. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nün geçtiğimiz yıl 30 milyon insanımız üzerine yaptığı araştırmadan çıkan sonuçlara göre; 6 milyon obezite, 700 bin kardiyovasküler risk, 150 bin hipertansiyon ve 500 bin diyabet tanısı ortaya çıkmıştır. Bu veriler bize şunu gösteriyor, her 5 kişiden 3’ü kronik hastalık riski altındadır.”
Sosyal Medya başlayan ‘Sarı Serum’ furyası ve zayıflama hapları sağlığı tehdit ediyor
Demirci, ortaya çıkan verilerin birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini gösterdiğini belirterek, “Bu veriler bize daha güçlü bir birinci basamak sağlık sistemine, daha yaygın koruyucu sağlık hizmetlerine ve sahadaki sağlık profesyonellerinin daha etkin kullanılmasına ihtiyaç olduğunu gösteriyor. İşte tam da bu anlamda eczacının sağlık sistemi içerisindeki rolünün güçlendirilmesi artık bir zorunluluktur, hem de vazgeçilmez bir zorunluluktur” dedi.
Demirci, eczacılık hizmetlerinin kronik hastalık yönetiminden koruyucu sağlık hizmetlerine kadar birçok alanda önemli katkılar sunduğuna vurgu yaparak, “Kronik hastalıkların yönetiminde, koruyucu sağlık hizmetlerinde, bağışıklama hizmetlerinde, çoklu ilaç kullanımına bağlı risklerin azaltılması ve ilaç etkileşimlerinin denetlenmesi gibi güvenli ilaç kullanımı ile ilgili alanlarda verilecek sağlık hizmeti sunumları gereksiz kamu harcamalarını azaltır, erken riskleri tespit eder ve ulusal ölçekte de veri üretir. Yani hem hasta sağlığı iyi bir noktaya gider, memnuniyeti artar, hem de sağlığa olan güven artar” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin sağlık harcamalarına ilişkin OECD verilerini değerlendiren Demirci, “Ülkemiz verilerine baktığımızda OECD verilerine göre Türkiye’de sağlık harcamalarının gayri safi yurt içi hasıla içerisindeki payı %5,3 düzeyindedir. OECD ortalaması %9,3’tür. Kişi başı ilaç harcamalarına bakıldığında OECD ülkelerinde ortalama yaklaşık 500 dolar seviyesindeyken Türkiye’de 131 dolardır. OECD ortalamasının oldukça altında kalan bu oranlar Türkiye’yi OECD ülkeleri arasında son sıralara yerleştirmektedir. Avrupa’da yenilikçi ilaçlara erişim oranı yaklaşık %46 düzeyindeyken Türkiye’de bu oran %3’e gerilemiştir” bilgisini verdi.
Demirci, TÜİK verilerine de atıfta bulunarak, “Öte yandan TÜİK’in sağlık harcamalarına ilişkin verilerine baktığımızda 2024 yılında toplam sağlık harcaması bir önceki yıla göre %89 artarken vatandaşın cebinden yaptığı harcamalar %100’ün üzerinde artarak 442 milyar seviyesine çıkmıştır. Yani toplam sağlık harcamaları içerisinde vatandaşın cepten ödediği tutar artarak %19’lara kadar yükselmiştir. Bu nedenle bütçeden sağlığa ayrılan payın vatandaş lehine artırılması gerektiğinin bir kez daha altını çizmek istiyoruz” dedi.
YAZIYI PAYLAŞ
YORUMUNUZ VAR MI?