
Anayasa Mahkemesi, 10 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararıyla 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanunu’nun 30. maddesini hukuki belirlilik ilkesine aykırı bularak iptal etmiştir. Mahkeme, disiplin suçları ile cezaları arasında öngörülebilir bir bağlantı kurulmadığını tespit etmiştir. İptal hükmü, 10 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe girecek olmakla birlikte hâlihazırda bu maddeye dayanılarak yeni ceza verilmesi ve mevcut cezaların geçerliliği tartışmalı hâle gelmiştir.
Av. Elif Akdağ ve Av. Doç. Dr. Meliha Sermin Paksoy‘ın ortak analizi:
Benzer şekilde Anayasa Mahkemesi’nin 29 Nisan 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2024/177 E. 2025/40 K. sayılı kararı ile 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun 39. maddesi, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. İptal kararı sonrası yeni düzenleme yapılmaması nedeni ile tabip odaları nezdinle yüzlerce disiplin soruşturması beklemektedir. Güncel iptal kararı çerçevesinde sağlık meslek örgütlerinin disiplin hükümlerinin nasıl düzenlenmesi gerektiği değerlendirilmelidir.
Nöbet Ücretlerinde Üst Sınır Kalktı! Peki Geçmişe Dönük Nöbet Ücretleri Talep Edilebilir Mi?
Türkiye’de eczacılar, hekimler ve diş hekimleri gibi sağlık profesyonelleri, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları çatısı altında örgütlenmektedir. Bu kuruluşlar; üyelerini sicile kaydetmek, mesleğin etik ve teknik standartlarını belirlemek ve üyelerin bu standartlara aykırı davranışlarını yaptırıma bağlamak gibi kamu işlevi niteliğindeki görevleri yerine getirmektedir.
Bu yetkilerin en hassas yanlarından biri, şüphesiz disiplin yargılaması ve ceza verme yetkisidir. Zira bir eczacıya, hekime veya diş hekimine mesleğin icrasından men cezası verilmesi yalnızca kişinin geçim kaynağını değil, toplumun sağlık hizmetlerine erişimini de etkilemektedir. Tam da bu nedenle Anayasa, idari ceza niteliğindeki disiplin yaptırımlarında başta belirlilik olmak üzere çeşitli anayasal ilkelerin gözetilmesini zorunlu kılmaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin 10 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan, Türk Eczacıları Birliği Kanunu’ndaki disiplin hükümlerine ilişkin iptal kararı bu dengeyi test eden önemli bir içtihattır.
10.3.2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlanan 2025/189 Esas, 2025/259 Karar sayılı 11 Aralık 2025 tarihli kararda 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanunu’nun 30. maddesi incelenmiştir. 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanunu’nun 30. maddesi, eczacılara uygulanabilecek disiplin cezalarını üç kategoride düzenlemekteydi: Yazılı ihtar, para cezası ve geçici veya sürekli şekilde sanat icrasından men.
Kişisel Veri Mevzuatında Sağlık Bilgileri ve Güncel Kurul Kararları
Ancak madde; hangi somut eylemin hangi cezayı gerektirdiğini açıkça ortaya koymamakta, suç ile yaptırım arasındaki bağı disiplin organının takdirine bırakmaktaydı. Ayrıca kanun maddesinde eczacılara verilecek disiplin cezaları sayılmış ancak hangi somut fiile hangi cezanın verileceği açıkça belirtilmemişti. Bu sebeple Mahkeme, disiplin suçları ve cezaları arasında yeterli bağlantı kurulmadığı için kişilerin hangi eyleme hangi yaptırımın uygulanacağını öngöremeyeceğini tespit etmiştir.
Anayasa Mahkemesi (AYM), daha önce de benzer bir versiyonunu iptal ettiği, 2022 yılında yeniden düzenlenen kuralın da önceki iptal gerekçesine benzer eksiklikleri taşıdığını tespit etmiştir. Sonuç olarak kuralın, Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan “Hukuk Devleti” ilkesi kapsamındaki hukuki belirlilik prensibine aykırı olduğuna karar verilmiştir.
Anayasa’nın 2. maddesi, Türkiye’yi bir hukuk devleti olarak tanımlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, yerleşik içtihadında hukuk devleti ilkesinin önemli bir bileşeni olarak hukuki belirlilik ilkesini saymakta ve bu ilkeyi üç temel kriter çerçevesinde değerlendirmektedir:
Söz konusu üç kriter, salt ceza hukuku bağlamıyla sınırlı değildir ve idari yaptırım niteliğindeki disiplin cezaları için de geçerlidir. Mahkeme’ye göre kişilerin hangi eylemi gerçekleştirirlerse hangi yaptırımla karşılaşacaklarını önceden bilebilmeleri, hukuk devletinin asgari koşuludur.
77 Milyon TL’lik Sorumluluk: Down Sendromu Davaları Kadın Doğum Hekimlerine Ne Söylüyor?
Maddenin birinci fıkrası Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Birinci fıkranın iptali nedeniyle uygulama kabiliyeti kalmayan maddenin diğer tüm kısımları da iptal edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlanması ile derhal yürürlüğe girmesi hâlinde oluşacak hukuki boşluğun kamu yararını zedeleyeceğini göz önüne alarak kararın yürürlük tarihini yayım tarihinden 6 ay sonrası, yani 10 Eylül 2026 olarak belirlemiştir. Bu süre zarfında mevcut hükmün teknik olarak yürürlükte kalmaya devam ettiği söylenebilir.
Her ne kadar kararın altı ay sonra yürürlüğe girmesi öngörülmüşse de bu dönemde bu maddeye dayanılarak disiplin cezası verilmemesi kuvvetle muhtemeldir. Zira idari yargıda, Anayasa’ya aykırılığı tespit edilen bir hükme dayalı olarak verilen disiplin cezalarının geçerliliği tartışmalıdır.
Anayasa Mahkemesi kararlarından sonra hangi disiplin kurallarına aykırı fiile hangi cezanın verileceği net olmalı, karar merciinin takdir yetkisin objektif esaslar çerçevesinde sınırlandırılmalı, verilecek disiplin cezaları bakımından keyfî yorum ve uygulamalara karşı hukuki güvence sağlanmalıdır.
Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, Türk hukuk düzeninde önemli bir ilkesel saptamayı bir kez daha tescillemektedir: Kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütleri, devredilmiş kamu gücünü kullanırken bireysel özgürlüklere en az devletin kendisi kadar saygı göstermek zorundadır. Disiplin cezaları, mesleki yaşamı kalıcı biçimde etkileyebileceğinden kanunilik ve belirlilik ilkelerinden ödün verilemez.
Bu karar ayrıca yasal düzenleme tekniği açısından da bir uyarı niteliği taşımaktadır: Daha önce iptal edilen bir normun şeklen yenilenmesi, öze ilişkin eksikliği gidermemektedir. Yasa koyucunun, AYM kararlarının gerekçelerini dikkatle okuyarak normatif boşlukları gerçek anlamda kapatması gerekmektedir. TTB’nin düzenleme bekleyen disiplin hükümleri de bu çerçevede değerlendirilmelidir.
YAZIYI PAYLAŞ
YORUMUNUZ VAR MI?