Türk Hukuku’na göre, Hekim Sorumluluğu’nun tür ve şekilleri nelerdir?

Yazan Dr. Erkin Göçmen
13 Ocak 2017   |    16 Ocak 2017   |   Kategori: Hukuk / Mevzuat, Üye Yazıları Print

Hukuk düzeni, insan davranışlarının ezici çoğunluğunu hukuka aykırı saymaz. Yemek, içmek, yürümek, okumak, ders çalışmak gibi olağan insan etkinlikleri hukuka uygun davranışlardır. Buna karşılık, insan davranışlarının bazıları hukuka aykırı sayılır. Bir hukuk düzeninde, hukuka aykırı davranışlar mutlaka yaptırıma tabi tutulmalıdır. Aksi takdirde bu tür davranışların hukuka aykırı sayılmasının bir değeri olmayacaktır. İnsan davranışıyla ilişkilendirilmiş yaptırımlar ise oldukça çeşitlidir. Bu sebeple sorumluluk kavramı, hukuk düzeni içinde tek boyutlu ele alınamaz. Yani tek bir sorumluluk yoktur, sorumluluklar vardır. Bazı eylemlerin gerçekleştirilmesi hukuk düzeni içinde suç olarak tanımlanır ve ceza yaptırımına tabi tutulur. Örneğin, Türk Ceza Kanununun 187 nci maddesine göre; “kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç üreten veya satan kimseye bir yıldan beş yıla kadar hapis” cezası verilir.

Bu örnekte kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek biçimde ilaç üretilmesi ve satılması eylemi suç olarak tanımlanmıştır. Bu eylemi gerçekleştirildiğini, ihbar veya şikayet yoluyla ya da resen öğrenen cumhuriyet savcısı, olayı soruşturur ve gerçekten suç işlendiğini düşündüren deliller mevcutsa, ceza davası açarak bu eylemi gerçekleştiren kişinin cezalandırılmasını ister. Görevli mahkeme de yapacağı yargılama sonucunda bir karar verir. Bu durumda söz konusu olan cezai sorumluluktur.

Bir kadın doğum uzmanının hukukla imtihanı! 24 ay hapis cezası verildi…

Buna karşılık, bazı hukuka aykırı eylemleri gerçekleştirmek hukuk düzenince suç olarak kabul edilmez. Örneğin, bir estetik cerrahın burnuna estetik ameliyat yapmak üzere hastasıyla anlaşması, fakat aralarındaki anlaşmaya uygun bir eser meydana getirmemesi durumunda da bir hukuka aykırılık söz konusu olur. Ancak yukarıdaki örneğin aksine, bu durumda “üzerinde anlaşılan eserin meydana getirilmemesi” suç değildir.

Zira hukukumuzda bir estetik cerrahın estetik ameliyatla ortaya çıkan sonucu taahhüt ettiği biçimde gerçekleştirememesi suç olarak tanımlanmamıştır. Fakat bu örnekteki estetik cerrahın davranışı, suç sayılmasa bile yine de hukuka aykırıdır. Çünkü estetik cerrah hizmet alıcısına (bu örnekte hasta demek çok uygun düşmeyecektir) bir edimde bulunmayı taahhüt etmiş ancak bunu yerine getirememiştir. Bu durumda hasta hem maddi hem de manevi zarara uğramıştır. Hukuk düzeni bu ve benzeri durumlarda bir tazminat sorumluluğunun varlığını kabul der.

Aslında, insanların günlük hayatta girdikleri birçok hukuki ilişkide, işledikleri hukuka aykırı eylemler suç niteliğinde değildir. İşte bu tür durumlarda, hukuka aykırı eylemi gerçekleştiren kişi hukuk düzenince cezalandırılmasa bile, hukuka aykırı davranışları dolayısıyla bir yaptırıma tabi tutulur. Buna benzer durumlar için hukuk sistemimizin öngördüğü temel yaptırım biçimi tazminattır. Tazminat yaptırımının amacı hukuka aykırılık sonucunda zarar gören tarafın uğradığı maddi ve manevi zararı gidermektir.

Ameliyat sonrası hastasını iyi takip etmeyen hekime meslekten men cezası

Bir kamu hastanesinde elektrik sisteminin bakımının iyi yapılmaması sonucunda meydana gelen elektrik arızası sırasında hayatını kaybeden hastanın yakınları da en azından manevi zarara uğramışlardır. Bu kişiler de idareden uğradıkları zararın tazminini isteyebilirler. Bu örnekte ise idarenin hizmet kusuru sebebi ile tazminat sorumluluğu söz konusu olmaktadır.

Özetle, hukuk sistemimiz içinde sorumluluk kabaca, cezai, hukuki ve idari sorumluluk olmak üzere üçe ayrılabilir. Cezai sorumluluk, bir ceza normunun ihlali durumunda söz konusu olur. Hukuki sorumluluk ise esas olarak tazminat sorumluluğudur. Hukukçu olmayanlar için hukuki sorumluluk kavramı cezai sorumluluğu da içeren bir çağrışım yaratsa da hukuk terminolojisinde sadece özel hukuk, daha yalın bir anlatımla tazminat sorumluluğunu anlatmak için kullanılır. Aslında bir hukuki sorumluluk türü olan idari sorumlulukta ise idarenin kişilere verdiği zararlardan doğan sorumluluğu ifade edilmek istenmektedir.

Hekimler de tıpkı diğer kişiler gibi günlük hayatlarında hukuk kurallarını ihlal edebilir ve yine diğer kişiler gibi bu davranışları için hukuk düzeninin öngördüğü yaptırımlara katlanırlar. Bunun yanında, hekimler mesleklerini icra ederken girdikleri ilişkilerde hukuka aykırı bir davranış sergilerlerse yine bir yaptırımla karşılaşabilir, yani sorumlu tutulurlar. Burada konumuzla ilgili olan hekimlerin mesleklerinin icrası ile ilişkili davranışlarından kaynaklanan sorumluluklarıdır.

Yargıtay: Komplikasyonlu doğuma gelmeyen doktor ölümden sorumludur

Hekimin mesleki sorumluluğuna ilişkin hukuksal durumları, kabaca dört başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar:

  • a. Hekimin özel hukuktan kaynaklanan sorumluluğu
  • b. Hekimin ceza hukukundan kaynaklanan sorumluluğu
  • c. İdarenin, kamuda çalışan hekimin davranışlarından doğan sorumluluğu
  • d. Hekimin mesleki disiplin kurallarını ihlal etmesinden kaynaklanan sorumluluğudur.

Bunlardan hekimin ceza ve disiplin hukuku sorumluluğu kamu hukuku ile ilgilidir. Hekimin diğer sorumluluk türü olan tazminat sorumluluğu da özel hukuk sorumluluğudur. Bu dört sorumluluk çeşidinin hepsi birbirinden bağımsızdır. Kural olarak birinin varlığı diğer sorumlulukların doğacağı ya da doğmayacağı anlamına gelmez. Bu durumu aşağıdaki örnek olay üzerinde şöyle açıklayabilir:

A ilinde Sağlık Bakanlığına bağlı bir devlet hastanesinde görevli doktor D, rızasını almadan hastası üzerinde deneysel ilaç araştırması yapmış ve bunun sonucunda hasta hayatını kaybetmiş olsun. Bu olay özelinde hekim, yukarıda bahsedilen sorumluluk biçimlerinden hangilerini üstlenecektir?

Öncelikle bu olayda hekimin davranışı, daha hukuksal bir ifade ile işlediği fiil (rıza olmaksızın bilimsel deney yapma) bir suçtur. Zira Türk Ceza Kanununun 90 ıncı maddesinde bu fiil suç olarak tanımlanmıştır. Olayımızda yapılacak ceza yargılaması sonucunda, hekim bir ceza alacaktır. Burada hekimin ceza hukuku sorumluluğu söz konusudur.

Diğer yandan desteğinden yoksun kalanlar (örneğin eşi ve çocukları), hastanın ölümü ile en azından manevi ve yine büyük bir ihtimalle de maddi zarara uğramışlardır. Hekimin ceza davası neticesinde mahkum olması, onların bu maddi ve manevi zararını gidermez. Bunun için yakınlarının tazminat davası açmaları gerekir. Hekim, kamu görevlisi olduğu için tazminat davasının idareye yani Sağlık Bakanlığına karşı açılması mümkündür.
Ayrıca, işlenen fiil aynı zamanda bir meslek kuralının ihlali olduğu için, hekimin meslek örgütü olan A ili tabip odası da disiplin soruşturması açacak ve soruşturma sonucunda suçlu bulunursa hekime bir disiplin cezası verecektir.

Adli Tıp, enjeksiyon sonrası düşük ayak gelişimine ‘komplikasyon’ dedi

Yine hekim, Sağlık Bakanlığı’na bağlı bir hastanede çalıştığına göre 657 sayılı Kanuna tabi bir statüye sahiptir. Bu durumda adı geçen Kanunda öngörülen disiplin hükümleri de uygulama alanı bulacaktır. Ancak bu kurallar ilgilinin hekim değil kamu görevlisi olması sebebiyle işletilecektir. Bu bakımdan doğrudan hekimlik mesleğinin icrasıyla birebir ilişkisi bulunmamaktadır. Bu sebeple de hekim sorumluluğu bahsinde yaptığımız dörtlü tasnifte ayrı bir başlık altında ele alınmamıştır.

Burada yeri gelmişken hekimin disiplin sorumluluğu ile ilişkili olarak, Danıştay içtihatları ile Türk Tabipleri Birliği uygulamaları arasında çelişki bulunduğunun altını çizmek istiyoruz. Danıştay Sekizinci Dairesi yerleşik içtihadında, kamuda çalışan hekimlerin kamu görevleriyle ilgili disiplin suçlarında ceza verme yetkisinin üst amire, yani kamu görevinin icra edildiği idareye ait olduğunu kabul etmektedir. Tabip odaları haysiyet divanları ile Türk Tabipleri Birliği Yüksek Haysiyet Divanı ise bu durumda dahi kendilerinin de disiplin cezası verme yetkisinin olduğunu savunmaktadır.

Örnek olayımızda ortada aynı zamanda bir ölüm olayı söz konusu olduğu için savcı soruşturmasını yaptıktan sonra ceza davasını açacak ancak diğer hukuksal sorumluluklarla ilgilenmeyecektir. Yine A ili tabip odası da herhangi bir merci ya da makamdan izin almadan disiplin soruşturmasını yürütecektir. Buna karşılık, tazminat davasını da bizzat zarar gören kişilerin açması gerekmektedir. Onlar talep etmeden hiç kimse onlar adına tazminat davası açamayacaktır.

Burada hekim ceza davasında beraat etse bile, Sağlık Bakanlığı veya hekimin kendisi tazminat ödemeye mahkum edilebileceği gibi tersi de mümkündür. Yine tabip odasının disiplin soruşturması da öteki yargılama süreçlerinden bağımsız yürüyecektir.

click-iconİletişim için: bilgi@erkingocmen.av.tr

. Av. Erkin Göçmen’i Twitter’da takip etmek için tıklayın >

. Av. Erkin Göçmen’i Facebook’ta takip etmek için tıklayın >

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla