Uzm. Dr. Buyrukçu: Glutatyonun Covid-19’a karşı bağışıklığı destekleyici etkisi olabilir

Yazan Hatice Pala Kaya
Kategori: Beslenme ve Diyet, Enfeksiyonlar Print

Glutatyon, COVID-19 salgını nedeniyle son günlerde üzerinde çok fazla konuşulan ve bağışıklık sistemini güçlendirmede rol oynayan çok önemli bir antioksidan olduğunu söyleyen İmmünoloji ve Sağlıklı Yaşam Uzmanı Dr. Buğra Buyrukçu, vücutta doğal olarak bulunan glutatyonun, oldukça fonksiyonel bir göreve sahip olduğuna dikkati çekerek, serbest radikallerin etkisini azaltmaya destek olduğunu, birçok kronik ve dejeneratif hastalık için önleyici özellik taşıdığını ayrıca vücudu ağır metallerden arındırmada koruma sağladığını kaydetti.

Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice PALA KAYA’nın sorularını yanıtlayan Uzm. Dr. Buyrukçu, glutatyonun bağışıklık sistemini güçlendirme üzerindeki olumlu etkileri, vücutta glutatyon seviyesini artırmak için neler yapılması gerektiği, eksikliğinde hangi hastalıkların ortaya çıkacağı hakkında önemli bilgiler verdi.

SARS-CoV-2 için halen spesifik bir tedavinin olmadığın dile getiren Uzm. Dr. Buyrukçu, bu süreçte bağışıklık sisteminin aktif ve güçlü tutulmasının önemini vurguladı. Vücudun direncini arttıran ve hastalıklara karşı koruyan glutatyonun virüs enfeksiyonlarından korunmadaki rolüne değinen Uzm. Dr. Buyrukçu, “Glutatyonun antioksidan, detoksifikasyon özellikleri ve hücre farklılaşması ve çoğalmasına desteği bağışıklık sistemini destekleyecektir. Glutatyon enfeksiyonlarda makrofajları uyararak etki eder. Bu özellikleri ile COVID-19 da bağışıklık sistemini destekleyici olarak yeri olabilir” dedi.

Glutatyon nedir, hücresel süreçlerde nasıl bir role sahiptir?

Uzm. Dr. Buyrukçu: Glutatyon (GSH); glutamat, sistein ve glisin amino asitlerinden oluşan hücre içi düzeyi daha yüksek olan bir tripeptiddir. Biyolojik olarak iki önemli yapıyı (tiyol grubu ve ?-glutamin bağı) yapısında bulundurur. Glutatyon en çok karaciğerde sentezlenir. Bu sentez kullanılacak substratların olup olmadığına ve gerekli enzimlerin miktarına bağlıdır.

Glutatyon sentezi iki aşamada gerçekleşir: Önce glutamat ve sistein amino asidi glutamil sistein sentaz ile enerji gerektiren bir rx ile birleşir ve aralarında gamma glutamil bağı oluşur, olağandışı bu bağ, molekülü hücre içerisinde peptidazlara karşı korumaktadır. Ardından yapıya glisin katılır.

Hücreler glutamat ve glisinden zengindir fakat sistein sınırlı miktarda bulunur. Bazı hücrelerde sistenin oluşumu sistatiyonin yolunda serin amino asidinin metiyonin tarafından transsülfürasyonu ile sağlanır. Glutatyon üretimini kontrol eden/sınırlayan sisteindir.
Sistein kaynağı: Doku proteinlerinin yıkımından, diyetle alınan proteinlerden, sistatyon yolunda serin a.a.nin transsülfirasyonu ile.

Glutatyonun iki formu var: Redükte Glutatyon (GSH), Okside Glutatyon (GSSG).
Glutatyonun kendi elektronunu serbest radikale verebilmesi için, kendisinin verecek elektronu olmalı ki bu da redükte (indirgenmiş) formu ile sağlanabilir.

Glutatyonunun %99’dan fazlası indirgenmiş formda bulunur. Glutatyonun tekrar işlev görebilmesi için okside formun redüklenmesi gerekir. (Yani bir yerden elektron alması gerekir). Bu formda tutulabilmesi pentoz fosfat metabolik yoluna bağlıdır. Redükte glutatyon elektronunu verdiğinde disülfid bağıyla bağlanmış okside glutatyon oluşur. Bir yerde vücudumuzdaki yapılar oksitlenmesin diye kendi oksitlenir. Bu yolda oluşan NADPH, glutatyon redüktazın katalizlediği tepkimede kofaktör rolü alır. G6PD enzim eksikliği olan olgularda NADPH eksik olacaktır.

Glutatyon (GSH), vücudumuzda normalde günde 10 g kadar üretilmekte olup, vücudun farklı bölgelerinde değişik oranlarda (hepatositlerde 10 mM, eritrositlerde 2 mM ve bağırsak lüminal mukusunda 0.3 mM kadar) bulunmaktadır. Bazı dokular (karaciğer bağırsak ve retina) GSH’u parçalamadan intak olarak alabilir. Ancak Leaky Gut (geçirgen barsak hastalığında) durumunda emilimi de hala araştırma konusudur.

Glutatyonun fonksiyonları şunlardır:

  1. Antioksidan (çok güçlü bir antioksidandır) Mulder ve ark. 1995).
  2. İndirgeyici güç özelliği (Hücre içi proteinlerin, sistein, dihidrolipoat ve koenzim A gibi moleküllerin tiyol gruplarının ve askorbat ve E vitamini gibi antioksidan moleküllerin korunmasında, ayrıca DNA’nın deoksiribonükleozid öncülerinin oluşması için ribonükleotidlerin indirgenmesinde kullanılır.)
  3. Detoksifikasyon (Konjugasyon) Glutatyon karaciğerde hem faz 1 detoks ve hem faz 2 detoks için gereklidir. Çok toksik yük varsa, bu faz 1’i artırır ve daha fazla glutatyon kullanımına neden olur. Eğer yeterli glutatyon yoksa, bu çok büyük tehlike yaratır. Çünkü faz1 sonrası daha reaktif ara ürünler oluşmaktadır.
  4. Sistein taşıyıcısı ve deposu
  5. Sinyal iletimi
  6. Enzim fonksiyonları
  7. Gen ekspresyonu
  8. Hücre farklılaşması ve çoğalması
  9. Anti-aging

Literatür: Bioavailability of diatery glutatione; effect of plasma concentration. Tory M. Hagen and et all, Am.J.Phsiol 259.

 

Glutatyon düzeyi hangi durumlarda azalır?

Glutatyon eksikliği hangi hastalıklara neden olur?

Uzm. Dr. Buyrukçu: Metilasyon düşükse, glutatyon düzeyi de düşüktür anlamına geliyor, çünkü hız kısıtlayıcı basamak olan sistein yeterince sağlanamamış oluyor. Bu nedenle glutatyonun tedavilerde kullanımında metilasyon da desteklenmeli.
Düşük Metilasyon = Düşük Glutatyon Düzeyi
Eğer transsülfürasyon yolunda sistatiyonin beta sentetaz enziminde bir mutasyon varsa, yine glutatyon sentezi düşük olacaktır.

Diyabetes Mellitus gibi durumlarda polyol yolu aktiflenir. Yani artan glukoz ve bu yolağın artmasıyla sorbitol üretimi artar. Poliyol yolağının ilk enzimi aldoz redüktaz (AR) dır. Bu enzim NADPH kullanır, yani NADPH azalır ve glutatyonun redüklenmesi için gerekli NADPH kullanılmış olur. AR’ın aktivasyonu sonucu, hücre içinde biriken sorbitol, osmolariteyi arttırarak lens içine su akışının artmasına neden olmaktadır.

Bununla beraber, hücrenin zar geçirgenliği ve sodyum miktarı artmakta ve potasyum seviyesi azalmaktadır. Bu durum, katarakt oluşumuna neden olan glutatyon, miyoinositol ve amino asitlerin kaybına ve aynı zamanda, lensin elektrolit dengesinin bozulmasına sebep olmaktadır. (Burg ve Kador 1988, O’Donnell ve Efron 1998, Kyselova vd. 2004, Mansour 2007).

  • Transgenik farelerin lenslerinde, AR’ın sentezinin artması, enzimin katarakt oluşumunda önemli rol oynadığını doğrulamaktadır. (Murata vd. 2001).

Poliyol yolağının aktivasyonu sonucu, hücrede NADPH konsantrasyonunun azalması, glutatyon redüktaz enziminin aktivitesini azaltmakta ve bu nedenle antioksidan savunma sistemi baskılanarak dokularda oksidatif stres meydana gelmektedir. (Kubo vd. 1999).

  • Epitel hücrelerinde meydana gelen oksidatif stres ve peroksidasyon sonucu oluşan toksik aldehitler, proteinlerin zarar görmesine ve çeşitli kozmetik cilt problemlerine (kırışıklık vb.) neden olmaktadır.

GSH (indirgenmiş glutatyon)/GSSG (oksitlenmiş glutatyon) oranı, oksidatif stres belirteci olup, hücresel toksisiteyi gösterir. Dinlenme halindeki bir hücrede bu oran 100/1 iken, stres halinde 10/1-1/1 kadar düşer. Bu da hücresel toksisitenin artmasına yol açarak birçok hastalığın başlangıcını oluşturur. Glutatyonun santral sinir sisteminde önemli rolü vardır. Glutamat için kaynak oluşturur. ? -glutamil siklus defektinin varlığı; nöronal defekt ve nöbetlere neden olur. (Meister A, Larsson, 1989; Pastore ve ark. 2003)

Mitokondri membranı plazma membranı ile kıyaslandığında kolesterol düzeyi düşüktür. Kolesterolden fakirdir. Eğer kişide hiperkolesterolemi varsa, bu kolesterol mitokondri membranında toplanarak mitokondri membran dinamiğini bozar. Yüzeyindeki taşıyıcıları etkiler ve mitokondri içine yeterli GSH giremez bu da GSH’ı düşürdüğü için karaciğer yağlanması ve Alzheimer’a neden olur.

GSH tirozinazı inhibe ederek melanogenezi baskılar. Cilt beyazlatıcı olarak kullanılır (Skin whitening and skin condition improving effect of topical oxidized glutathione,Fumice Watanabe and et all. Clin Cosmet. İnvestig Dermatol. 2014; 7; 267-274).

Glutatyon Covid-19 için önleyici bir özellik taşır mı? Vücutta azalmaya başladığında Covid-19’u tetikler mi?

Uzm. Dr. Buyrukçu: Covid 19’un direkt tedavisi yoktur. Burada ancak bağışıklık sistemini güçlendirecek etkiler ve bağışıklık sisteminin virüse karşı cevabını engelleyecek ürünlerin ortadan kaldırılması ile etki sağlanabilir. Glutatyonun antioksidan, detoksifikasyon özellikleri ve hücre farklılaşması ve çoğalmasına desteği bağışıklık sistemini destekleyecektir. Glutatyon enfeksiyonlarda makrofajları uyararak etki eder. Bu özellikleri ile Covid-19 da bağışıklık sistemini destekleyici olarak yeri olabilir. (Glutation and infection; Devin morris and et all; review, Biochimica et Biophysica Acta; October 2012).

Glutatyon, hangi hastalıkların tedavisinde denenmektedir? Glutatyon eksikliği, COVID-19 tedavisini nasıl etkiler? Glutatyon seviyesinin gösterdiği pozitif etkinin aktif D vitamini ile bir bağlantısı var mıdır?

Uzm. Dr. Buyrukçu: İlaçlar K.C.de detoksifiye edilir, sitokrom p450 sistemde metabolize olur ve bu sırada acetominofen n asetil benzo kinonomine dönüşür ki, bu oldukça toksik bir maddedir. Kronik alkol tüketimi sitokromu indükler ve toksik metabolit çok artar, bunun için glutatyona gereksinim vardır. Alkolikler hem kötü beslendikleri hem de bu sistem çok hızlandırdıkları için glutatyon yetmez ve yetmezlik tablosu gelişir.

Alkolikler genelde kötü beslendikleri için, K.C.’de N asetil-pbenzoquinoneimine (NAPQI’)yı konjuge etmek için yeterli redükte glutatyon depoları yoktur. NAPBQI, analjezik parasetamolün ksenobiyotik metabolizması sırasında üretilen toksik bir yan üründür. Normalde sadece küçük miktarlarda üretilir ve sonra hemen hemen karaciğerde detoksifiye edilir. Glutatyon, vücudumuza giren, civa, kurşun, kadmiyum, bakır, çinko, arsenik ve gümüş gibi ağır metallerin vücuttan uzaklaştırılmasında oldukça etkilidir. (Transport of glutation-methylmercury complex across liver canaliculer membranes on reduces glutatione carriers, William J. Dutczak, vol.269, no13issue of april, pp9746-975. Journal of biological chemistry)

‘Antioxidants and redoks signaling’ adlı dergide yayınlan çalışmada D vitamini eksikliği olan deney hayvanlarına D vitamini ile birlikte glutatyon öncüsü sistein verilmiş. Glutatyon düzeyinin arttığı ve D vitaminin yararlılığını artırdığı, inflamasyonu azalttığı görülmüş. Yani bazen tek başına D vit verilmesi yeterli olmayabiliyor. Bu çalışma glutatyonun D vitamini düzenleyici genleri, glukoz metabolizmasını düzenleyen genlerin ekspresyonunu artırdığı tedavide yeni bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor. (Glutation stimulates vit. D regulatory and glucose metobolism genes, lowers oksidative stress and inflamattion, Sushill K. Jain and et all, vol 29)

Apopitozun düzenlenimindeki bozukluk ya fazla apopitozise ya da yetersiz apopitozise yol açar. Hücre içi GSH düzeyinin apopitozisi kontrol ettiği düşünülüyor. Deneysel olarak yapılan çalışmalarda GSH düzeyi yüksekse, apopitozisin düştüğü görülmüş, GSH düzeyi düşükse apopitozise daha yatkın olduğu görülmüştür. Ölüm reseptörüne apopitotik uyarı geldiğinde GSH hemen okside olması uyarılıyor ve GSH düşüyor.

Glutatyonun düşmesi ile süreç başlıyor. Oksidatif stres daha da artıyor DNA hasarlanıyor, tiyol exchange rx ları başlıyor ve hücre ölümü ya da toksisite meydana geliyor. Glutatyon tükenmesi apoptozis ve sitotoksisite için önemli bir özelliktir ve farklı mekanizmalar tarafından tüketilir. (Glutation and apopitosis, Magdelana L. Circu and et all, Free Radic Ress, 2008 august; 42(8), 689-706)

Vücutta glutatyon seviyesini artırmak için neler yapılmalıdır? Hangi besinlerde glutatyon bulunmaktadır?

Uzm. Dr. Buyrukçu: Glutatyonu arttıran besinler şunlardır:

Sülfür içeren besinler: Alium (soğan, sarımsak) ve Brasika (lahana, brokoli, Brüksel lahanası) sebzeleri. Havuç, pırasa, maydanoz, dereotu, roka eklenir. Dövülmüş ceviz
Greyfurt suyu veya nar ekşisi, Zeytinyağı, Peyniraltı suyu (sistein kaynağı)
Sirke konmadan yapılan fermente lahana turşusu
Metilasyonu destekleyerek (Folat, B6 Vitamini, B12 Vitamini) GSH arttırılabilir.
Glutatyon prekürsörlerini vererek glutatyon arttırılabilir:

-C Vitamini
-NAC: Sisteinden türer. Diğer tiollerle karşılaştırıldığında toksistesi daha azdır. Hücre içi sistein ve GSH düzeylerinin arttığı gösterilmiştir.
-GSH esterleri yağda çözünür bileşiklerdir ve hücre içine kolaylıkla alınır ve orada esterazlarca ester bağı koparılır ve hücre içi GSH düzeyi artar. Dietil form daha hızlı bir şekilde transport olur. 2- oksotiazolidin-4-karboksilat OTC de hücreye geçer ve sistein oluşturur. Ancak OTC ve diğer tiazolidinler formaldehid gibi toksik maddelere dönüştükleri için kullanımı sınırlıdır. Üç tane ester vardır: N-asetil sistein (NAC), GSH etil esterleri (monoetil-dietil ), 2-oksotiazolidin-4-karboksilat (OTC)(prosistein) Wenerman and Hammarqvist, 199; Schafer and Buettner, 2001; Valencia et al., 2002

Kan glutatyon seviyelerinin düşük bulunduğu bazı hastalıklarda dışarıdan glutatyon takviyesi kullanmak tedaviye anlamlı bir katkı sağlar mı? Bununla ilgili yapılmış bilimsel çalışmalar mevcut mu?

Uzm. Dr. Buyrukçu: Pek çok hastalığın düzenlenmesinde GSH temel bir molekül olması nedeniyle, son zamanlarda GSH düzeyini artırmaya yönelik yeni stratejilere giderek artan bir ilgi bulunmaktadır. GSH’ın artan metabolizması, transport ve sentezindeki yetersizlikten dolayı GSH eksikliği olabilmekte. Bu nedenle hücre ve dokuları GSH yönünden artırmaya yönelik tedavi yaklaşımları vardır. İlk olarak GSH’u oluşturan amino asitlerin yeterli miktarda olması gerekir.

  • Glutamat
  • Glisin
  • Sülfür içeren amino asidleri verilmelidir.

Özellikle sisteinin hız kısıtlayıcı basamağı oluşturur. Ancak sistein verilmesi toksik etki yaratabilir. Çünkü sistein instabil ve prooksidan reaksiyon verebiliyor. Özellikle Alfa Lipoik Asit ile birlikte verildiğinde toksik etkiler belirgin olmaktadır.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla