
Saat 07.00’de nöbete başlayan bir sağlık çalışanı, öğle yemeğini 12.00’de yemeyi planlayabilir. Sonra bir hasta yatışı olur, işlem uzar, servis kalabalıklaşır. Yemek molası 15.00’e sarkar; bazen daha da gecikir. Sağlık çalışanlarına beslenme önerisi verirken tam da bu kısmı gözden kaçırıyoruz. Düzenli öğün yemelerini söylüyoruz ama o öğünü yiyebilecekleri bir ara bulup bulamadıklarını pek konuşmuyoruz.
Üstelik her nöbet aynı değil. Gündüz ve gece çalışanlarının yemek saatleri kadar mola ve uyku düzenleri de değişebiliyor. Acil servisle daha sakin bir birimin temposu da farklı. Bu nedenle herkese aynı saatlerde yemek yemesini söylemek yerine, kişinin nöbet sırasında ne zaman yemek yiyebildiğini ve nöbet dışındaki düzenini öğrenmek gerekiyor.
Bu farkın araştırmalarda da karşılığı var. 2026’da yayımlanan bir kapsam incelemesi, 13 ülkeden 27.537 katılımcının yer aldığı 24 araştırmayı değerlendirdi. Gece vardiyalarında son öğünün 2–3 saat daha geç yenebildiği ve besin tercihlerinin değişebildiği bildirildi. Yine de bu bulgular ağırlıkla gözlemsel araştırmalardan geliyor. Vardiyanın tek neden olduğunu veya herkes için ideal bir yemek saati bulunduğunu kanıtlamıyor.[3]
Sabah erkenden evden çıkan herkesin büyük bir kahvaltı yapması gerekmiyor. İştahı olmayan biri kahvaltısını biraz erteleyebilir. Fakat öğle molasının ne zaman yapılacağı belirsizse, evden hiçbir şey yemeden çıkmak özellikle yoğun bir nöbette zorlayıcı olabilir. Somut bir örnek verelim: 2 orta boy yumurta (kabuksuz toplam 100 g), 2 parmak beyaz peynir (40 g), 3 ince dilim tam buğday ekmeği (75 g), 1 orta boy domates (120 g), 1 küçük salatalık (100 g) ve 5 zeytin (20 g) ile kahvaltı yapılabilir. Sabah yumurta ve ekmek tüketmek istemeyen biri içinse 1 küçük kâse sade yoğurt (200 g), 4 yemek kaşığı yulaf ezmesi (40 g), 1 küçük muz (100 g) ve 2 tam ceviz içi (10 g) başka bir seçenek. İki kahvaltının da miktarı kişiye göre değişebilir.[1,10,11]
Burada önemli olan yalnızca kahvaltının içeriği değil, nöbet başladıktan sonra ilk yemek molasına ne zaman ulaşılacağı. Kişisel hazırlık önemli ama öğünlerin sürekli ertelenmesini yalnızca çalışanın çözmesini bekleyemeyiz.
Hastane yemekhanesinde her gün aynı yemek çıkmıyor. Bazen tavuk ve bulgur, bazen kuru fasulye ile pilav oluyor. Birini otomatik olarak iyi, diğerini kötü saymanın anlamı yok. Önemli olan tek tek yiyecekleri etiketlemek değil, öğünün bütününe bakmak. Protein kaynağını, sebzeyi ve enerji sağlayan besinleri birlikte düşünmek çoğu zaman yeterli bir başlangıç. [1,4]
Daha somut düşünelim. Menüde tavuk varsa avuç içi büyüklüğünde (parmaklar hariç) bir parça pişmiş tavuk eti (80 g), 5 yemek kaşığı pişmiş bulgur (90 g), 1 küçük kâse yoğurt (200 g) ve 1 küçük kâse salata (150 g) örnek bir tabak oluşturabilir. Kuru fasulye çıktığı günse 10 yemek kaşığı haşlanmış kuru fasulye (130 g), 5 yemek kaşığı pişmiş pilav (90 g), 1 küçük kâse cacık (200 g) ve salata tercih edilebilir. Bu porsiyonlar başlangıç örneği; herkesin aynı miktarda yemesi gerekmiyor. Kaşığın büyüklüğü ve yemeğin hazırlanışı gram karşılığını değiştirebilir. [1,10]
Gün boyu ayakta çalışan biriyle daha az hareketli birinin enerji ihtiyacı aynı olmayabilir. Örneğin bu tabak bir sonraki molaya kadar yeterli gelmiyorsa, öğündeki bulgur veya pilav artırılabilir ya da yanına 1 ince dilim tam buğday ekmeği (25 g) eklenebilir. Fazla geliyorsa miktarlar azaltılabilir. Bunlar kişiye özel bir planın yerini tutmaz; yaş, sağlık durumu, çalışma temposu ve günün diğer öğünleri de hesaba katılmalı. Amaç her tabakta kusursuz bir hesap değil, mevcut menüden uygun bir öğün çıkarabilmek.
Yemek molası belirsizse çantaya ne koyulacağı da önemli. Kısa bir ara için 1 orta boy elma (150 g) ile 1 küçük avuç tuzsuz kuruyemiş (20 g) pratik olabilir. Uzun süre ana öğün yiyemeyecek biri içinse bu ikili tek başına yeterli gelmeyebilir.
Soğukta saklama imkânı varsa 2 ince dilim tam buğday ekmeği (50 g), 3 parmak beyaz peynir (60 g), 1 küçük domates (100 g) ve 1 küçük salatalık (100 g) ile sandviç hazırlanabilir. Domates ve salatalığın bir bölümünü sandviçe koyup kalanını ayrı bir kapta taşımak daha pratik olabilir. Peynir yerine avuç içi büyüklüğünde bir parça iyi pişirilmiş tavuk eti (pişmiş 80 g) da kullanılabilir. Molanın çok gecikmesi bekleniyorsa yanına 1 orta boy meyve (150 g) eklemek düşünülebilir. Dilim kalınlığı ve peynirin kesilişi değişebildiği için gramları da dikkate almak gerekir. [10]
Buzdolabı yoksa peynirli veya tavuklu sandviçi sabah hazırlayıp saatlerce çantada taşımak iyi bir çözüm değil. Peynirli, yoğurtlu ve tavuklu yiyecekler soğukta tutulmalı. Çabuk bozulabilen besinler oda sıcaklığında 2 saatten, ortam sıcaklığı 32 °C’yi aşıyorsa 1 saatten uzun bekletilmemeli. Buz aküsüyle taşıma ya da işyerindeki buzdolabını kullanma imkânı yoksa bütün meyve, uygun şekilde paketlenmiş kuruyemiş ve tam tahıllı kraker gibi dayanıklı seçenekler daha güvenli olabilir. [6]
07.00–19.00 nöbetinde çalışan birinin evden çıkmadan yukarıdaki kahvaltılardan birini yaptığını düşünelim. Saat 10.30’da kısa bir ara bulursa 1 orta boy elma (150 g) ve 1 küçük avuç tuzsuz kuruyemiş (20 g) yiyebilir. Öğle yemeğini 12.00’de planlamışken mola 15.00’e sarkarsa, o saatte yemekhanede uygun bir tabak oluşturabilir. Nöbetin sonuna doğru acıkır ve akşam yemeği de gecikecekse 1 küçük muz (100 g) gibi kolay taşınan bir seçenek işine yarayabilir. Bunlar sabit saatler değil; hiç mola verilemiyorsa yalnızca çantaya yiyecek koymak sorunu çözmez.
19.00–07.00 nöbetine giren birini düşünelim. İşe gitmeden önce, saat 18.00 civarında, avuç içi büyüklüğünde bir parça pişmiş tavuk eti (80 g), 5 yemek kaşığı pişmiş bulgur (90 g), 1 küçük kâse yoğurt (200 g) ve salata ile ana öğününü yiyebilir. Saat 22.00 civarında acıkır ve mola bulursa 2 ince dilim tam buğday ekmeği (50 g) ve 3 parmak beyaz peynir (60 g) ile hazırlanmış, domates ve salatalık içeren bir sandviç yiyebilir.
Gece 02.00’de aç değilse sırf saat geldi diye yemek zorunda değil. Açlığı çalışmasını zorlaştırıyorsa 1 küçük muz (100 g) ve 1 küçük avuç kuruyemiş (20 g) gibi hafif bir seçenek tercih edebilir. Sabah eve döndüğünde açlığı uykusunu bölecekse 1 ince dilim tam buğday ekmeği (25 g) ile 2 parmak beyaz peynir (40 g) yiyebilir. Bunlar sabit saatler veya herkes için yeterli olacak porsiyonlar değil. [2,10]
Gece beslenmesinde temel ayrım şu: Ana öğünü mümkün olduğunca gece yarısından önce planlamak, gece acıkıldığında ise ihtiyacı büyük bir yemek yerine daha küçük bir seçenekle karşılamak. NIOSH da mümkün olduğunda 00.00–06.00 arasında yemek yememeyi veya miktarı azaltmayı öneriyor. Bu, gece acıkan bir sağlık çalışanının mutlaka aç kalması gerektiği anlamına gelmiyor. [2]
Bu öneriyi destekleyen bir çalışmada, 19 sağlıklı yetişkinin katıldığı kontrollü laboratuvar deneyinde yemekleri gündüz saatlerinde tüketmek, simüle gece çalışması sırasında glukoz toleransındaki bozulmayı önledi. Ancak katılımcı sayısı azdı ve ortam gerçek hastane nöbeti değildi. Dolayısıyla herkes için kesin bir yemek saati kuralı çıkarmak doğru olmaz.[9]
Yoğun nöbette su içmek akla gelmeyebiliyor. Çalışma alanına yakın, kolay ulaşılabilir içme suyu olması bu yüzden önemli. Peki miktar ne olmalı? EFSA, ılıman hava ve orta düzey hareketlilik koşullarındaki sağlıklı yetişkinler için kadınlarda günlük 2,0 litre, erkeklerde 2,5 litre toplam su alımını yeterli kabul ediyor. Buradaki “toplam su” yalnızca bardakla içilen su değil, diğer içeceklerle ve yiyeceklerden gelen suyu da kapsıyor. Bu nedenle söz konusu miktarları doğrudan içilmesi gereken su miktarı gibi düşünmemek gerekiyor.[8]
Pratikte 500 mL’lik bir matara taşımak ve gün içinde kaç kez doldurulduğunu takip etmek işe yarayabilir. Sıcak ortam, yoğun terleme ve hareketlilik ihtiyacı artırabilir; bazı hastalıklarda veya sıvı kısıtlaması gerektiren durumlarda ise kişisel plan gerekir. Bir referansımız var ama herkesin su ihtiyacını aynı sayıya bağlayamayız.
Kafein kısa süreli uyanıklık sağlayabilir ama eksik uykunun yerini tutmaz. EFSA’ya göre sağlıklı yetişkinlerde gün içine yayılmış toplam 400 mg’a kadar kafein alımı genel olarak güvenlik endişesi oluşturmuyor. Bu miktar bir tüketim hedefi değil, güvenlik değerlendirmesinde kullanılan düzey.[5]
Peki 400 mg neye denk geliyor? EFSA’nın örnek porsiyonlarında 1 fincan filtre kahve (200 mL) yaklaşık 90 mg, 1 porsiyon espresso (60 mL) yaklaşık 80 mg ve 1 fincan siyah çay (220 mL) yaklaşık 50 mg kafein içeriyor. Buna göre 3 fincan filtre kahve ve 2 fincan siyah çayın toplamı yaklaşık 370 mg ediyor. Gerçek miktar kullanılan kahveye, demlemeye ve fincanın büyüklüğüne göre değişebilir; enerji içecekleri gibi başka kafein kaynakları da hesaba katılmalı.[5]
Gebelik ve emzirme döneminde değerlendirilen düzey 200 mg/gün. Sağlık sorunu veya ilaç kullanımı varsa kişisel değerlendirme gerekir. Üstelik 100 mg kafein bile bazı kişilerin uyku süresini ve kalitesini etkileyebilir. Nöbetin son saatlerinde üst üste kahve içmek, eve gidince uyumayı zorlaştırabilir. NIOSH kafeini mümkünse nöbetin ilk bölümünde tüketmeyi ve bitişinden birkaç saat önce bırakmayı öneriyor.[5,7]
Gece yemekhane kapalıysa, suya erişim güçse ya da serviste yemek molası yapılamıyorsa kişisel planlama tek başına yetmez. Gece vardiyasına uygun yemek hizmeti, yiyeceklerin güvenle saklanabileceği alanlar ve gerçekten kullanılabilen molalar da gerekli. Beslenme önerilerinin işe yaraması, biraz da bu koşulların sağlanmasına bağlı.[2,3]
Bana göre nöbette beslenme planı hazırlarken önce menüyü değil, çalışma koşullarını konuşmak gerekiyor. Kişi hangi öğüne ulaşabiliyor? Hangisini kaçırıyor? Nöbetten sonra ne zaman uyuyabiliyor? Bunları bilmiyorsak kâğıt üzerinde iyi görünen bir menünün çalışan için ne kadar uygulanabilir olduğunu da bilemeyiz.
YAZIYI PAYLAŞ
YORUMUNUZ VAR MI?