Çocuklar neden kendilerini yetersiz hisseder?

Kategori: Çocuk Sağlığı, Ruhsal Sağlık Print

child afraid of darkYetersizlik hissi, çocuğun bireysel ya da çevresel faktörlerden dolayı kendini eksik, beceriksiz ve yeterli görmeme durumu olarak tanımlanabilir. Yetersizlik hissini ortaya çıkaran başlıca durum aşırı koruyucu ve mükemmeliyetçi ailelerdir. Aile çıtayı yüksek tutup çocuktan yüksek beklenti içinde oldukça çocuğun kaygıları artar ve yetersizlik hissi oluşur. Özgüveni azalan çocuk sürekli bir dış destek faktörüne ihtiyaç duyar. Yetersizlik hissi doğuran koşulların devam etmesi, çocukta çekingen, bağımlı, titiz, evhamlı kişilik yapısının temelini atabilir. Yetersizlik hissinin uzun sürmesi depresyon gibi duygudurum bozukluklarına yol açabilir. Peki çocuğunuzda yetersizlik hissi ve kaygı durumu gözlüyorsanız neler yapabilirsiniz?

Yetersizlik duygusunu etkileyen en önemli faktör çevresel uyum süreci olarak göze çarpıyor.

Çocuk aileden ilk kez ayrıldığında, ebeveynleri yanında olmadığında, yeni bir sosyal ortama girdiğinde kendini yalnız ve korumasız hissedebilir. Sosyal bir ortamda diğer kişilerin kendisinden beklentilerini yerine getiremedikçe yetersizlik duyguları pekişebilir. Özellikle sosyal teması az olan çocukların ebeveynlerinin, diğer aile üyelerinin ya da öğretmenlerinin en azından ilk adaptasyon sürecinde çocuğa destek olmaları yararlı olur. Özellikle aileler iyi bir gözlemci konumunda olmalı, aşırı koruyucu olmamak kaydıyla çocuğun davranışlarını yakından gözlemleyebilmelidirler.

Hangi çocukları daha yakından gözlemeli?

  • Bulunduğu ortamda huzursuz olan
  • Hata yapmaktan korkarak harekete geçmeyi erteleyen
  • Ailesi tarafından akranları ile kıyaslanan
  • İnisiyatif almak yerine her şeyi ebeveyne soran
  • Onay arayan
  • Tekrarlayan başarısızlık veya yetersizlik öyküleri olan
  • Asosyal, çekingen, sessiz çocuklar gibi…

Yetersizlik ve Kaygı hissi için Ebeveynlerin Dikkat Etmesi Gerekenler

  • Çocuk doğduğu andan itibaren ihtiyacı olan güven ve sevgi kendisine uygun bir şekilde (az ya da aşırı olmamak kaydıyla) verilmeli
  • Çocuktan potansiyelinin üzerinde üstün bir performans göstermesi beklenmemeli
  • Çocuk öğrenene ve kendine güveni gelene kadar destek olunmalı
  • Tekrar denemesi sağlanmalı
  • Başarılı olduğu konularda takdir edilmeli
  • Okul değişimi gibi konularda adaptasyonu kolaylaştırmak için önceden bilgilendirme yapılmalı ve yeni ortamını birkaç kez güven duyduğu kişilerle önceden ziyaret etmeli
  • Çocuğun çevresindeki yetişkinler kaygı bozukluğu hakkında bilinçlenmeli
  • Anne ve babanın çocuktan beklentilerini makul seviyeye çekip bu durum çocukla konuşulmalı, çocuğa duydukları sevginin başarı koşuluna bağlı olmadığı vurgulanmalı
  • Ebeveynleri, çocuğun aşmakta zorlandığı konuları kendi çocukluklarından örnekler vererek, yaşanan sıkıntının normal bir durum olduğu gösterilmeli
  • Başarılı olduğunda ödüllendirilmeli, özgüveninin artması sağlanmalı

Çocukta Kaygı bozukluğu nedenleri

Çocukluk dönemi zihinsel, sosyal, fiziksel ve duygusal gelişimin yoğun bir şekilde sürdüğü çocuğun nasıl bir birey olacağı konusunda temellerinin atıldığı en önemli yıllardır. Çocuğun dünyayla ilişkisi erişkinlerden farklı olarak daha “ben” odaklıdır. Bu süreçte ihtiyaçlarını karşılama ve kendini güvende hissetme çocuğun en hassas olduğu konulardır.

Çocuk dünyayı tanımaya çevresinde olup biteni kendince anlamaya, olaylara karşı bakış açısı kazanmaya ve olayları yorumlamaya çalışır. Bu gelişim sürecinde çocuğun içinde bulunduğu ortamın güvenli olmayışı, ebeveynle etkileşiminde sorunlar oluşu, ihtiyaçların karşılanmaması çocuğun bunlara ulaşma arzusunu artırır. Eğer ulaşırsa rahatlama sağlayan çocuk ulaşamaması durumunda içsel olarak bu mücadeleyi sürdürür ve bu iç çatışma hali kaygıya neden olur.

Farklı yaşlarda çocuğun ihtiyaçlarının ve kendini toplumda ortaya koyuş biçiminin farklı oluşu nedeniyle çocukların kaygılandığı konular ve bu kaygılarını dışa vuruş biçimleri farklı olabilir. Çocuğun elde etmek istediklerini elde edememesi kaygısını tetikleyebilir.

Çocuğun ebeveynleri ile ilişkisini sarsabilecek faktörler de kaygıyı tetikleyebilir. Uzun mesai saatleri, tehlikeli iş koşulları, uzun iş seyahatleri, evdeki kavga ve tartışmalar, kardeşin kayırıldığının düşünülmesi, şiddete maruz kalma, duygusal açıdan yoksun bırakılma, eleştirinin yoğun oluşu, kendini ortaya koymasına engel olan baskıcı tutum, geleceğin olumsuzluklarla dolu olduğu mesajları, ayrıntıcı ve hoşgörüsüz ebeveyn, iyi şeyleri aşırı veren ebeveyn gibi…

 

Hazırlayan; Emsey Hospital’dan Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Orhan Karaca

YAZIYI PAYLAŞ

YORUMUNUZ VAR MI?

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla