Dr. Altan Demirdere: Sağlık harcamaları yük değil, yatırım olarak görülmeli

Yazan Hatice Pala Kaya
27 Kasım 2021  |  Kategori: Güncel / Literatür, Sağlık Gündemi, Sektör Print

Novartis Türkiye tarafından, WifOR Enstitüsü’ne Türkiye özelinde hazırlatılan Sağlık Ekonomisi Raporunda (Health Economy Report-HER), 2019 yılı itibariyle Türkiye Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH)’sının yüzde 9,9 olan dünya ortalamasının altında yer aldığı, yüzde 4,4 düzeyinde olduğu belirtildi. Raporda, sağlık harcamalarının son on yıl içinde GSYH payı olarak gerilediği belirtilirken, GSYH’ye cari katkının 36,3 milyar dolar olduğu, istihdamın da 2 milyon kişinin üzerinde bulunduğu belirtildi.

İsviçre Türkiye Büyükelçisi Jean-Daniel Ruch ve İstanbul Medipol Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Kalkınma Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Burcu Yavuz Tiftikçigil’in katılımıyla Novartis Grup Türkiye Başkanı Dr. Altan Demirdere’nin ev sahipliğinde “Sürdürülebilir Kalkınmayı Yeniden Düşünmek: Sağlık Sektörünün Ardındaki Sosyal, Çevresel, Ekonomik Değer” başlığıyla bir basın toplantısı düzenlendi.

Hazırlattıkları rapor hakkında bilgi veren, Novartis Grup Türkiye Başkanı Dr. Altan Demirdere, sağlık alanında yapılan harcamaların ekonomik bir yük değil, bir yatırım alanı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, hastanelerden sağlık endüstrisine kadar uzanan bir bakım değer zinciri olan sağlık ekonomisinin her kademede büyüme, refah ve iyileşmeye katkı verdiğini kaydetti.

AIFD Genel Sekreteri Dr. Ümit Dereli: Küresel aşı üretim kapasitesi, bu yıl 11 milyar doza ulaşmış olacak

Sağlık endüstrisinin detayları

Sağlık sektörünün büyüme ve istihdam açısından Türkiye için önemli bir alan olduğunun altını çizen Dr. Altan Demirdere, sağlığın endüstri tarafına ilişkin şu bilgileri verdi: “Sağlık ekonomisinin katma değerinin beşte birinden fazlası sağlık endüstrisi tarafından sağlanıyor. Sağlık endüstrisi 7,8 milyar dolar katma değer kazandırmakla kalmayıp, toplam 312 bin 500 kişiye iş imkânı sağlıyor. Sağlık endüstrisinin altında yer alan ilaç sanayii ise 2,1 milyar dolarlık gayrisafi katma değer, yarattığı 32 bin 500 kişilik istihdam ve yüksek üretkenliğiyle göze çarpıyor. İlaç sanayiinin sağlık endüstrisi ekonomisi içerisindeki payı 2019 yılı itibariyle yüzde 27,4, istihdamdaki payı ise yüzde 10,4’tür. Novartis Türkiye’nin Gayrisafi Katma Değeri ise, Türkiye ilaç sanayisinin yüzde 8,5’ini oluşturuyor”

Novartis Türkiye olarak, son üç yıldır iş faaliyetlerinin toplum ve çevre üzerindeki etkilerinin ölçümüne odaklandıklarını kaydeden Dr. Demirdere, bunun sonucu olarak SEE (Sosyal, Çevresel, Ekonomik) Etki Değerlemesi modelini geliştirdiklerini bildirdi.

Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya toplam 359 milyon dolar katkı sağladık

Bu modele göre, Novartis Türkiye’nin 2020’de Türkiye’ye sosyal, çevresel ve ekonomik etkilerinin sonuçlarını anlatan Dr. Altan Demirdere şunları kaydetti:

“Novartis Türkiye olarak 2020 yılında toplam 57 yenilikçi ilaç ve Sandoz ürünlerine dayalı portföyümüzün sosyal etkisi 1,7 milyar dolardı ve 12,5 milyondan fazla hastaya ulaştık. İlaçların kullanılmasının yarattığı doğrudan sosyal etkiye ilaveten, iyileşen hastaların tedarikçilerden satın aldığı ürün ve hizmetlerden 490,5 milyon dolar ve hane gelirinin tetiklemesi ile 182,7 milyon dolar dolaylı etki yarattık.

Türkiye’ye 29 milyon dolar değerindeki insan sermayesi etkisi de dahil edildiğinde toplam sosyal etkimiz 2,4 milyar dolara ulaştı. Ekonomik etki alanında ise, 1.655’i kendi çalışanımız olmak üzere yaklaşık 5.661 iş olanağıyla Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya toplam 359 milyon dolar katkı sağladık. 1955’ten bu yana ülkemizde hem üretim yapan hem de ihracat yapan bir ilaç firması olarak ülkemize sunduğumuz ekonomik ve sosyal katkımızı artırmaktan ve vatandaşlarımızın sağlığı için hizmet etmekten mutluluk duyuyoruz.”

Prof. Dr Tiftikçigil: Sürdürülebilir kalkınma bir alan olarak geliştirilmeli

İstanbul Medipol Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Kalkınma Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Burcu Yavuz Tiftikçigil de, yaşanan ekonomik, iklimsel ve sosyal krizlerin, sürdürülebilir kalkınmanın önemini bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı. Prof. Dr. Tiftikçigil şöyle konuştu:

“Bizi, 1972’de bir düşünce kulübü olan Roma kulübü, ‘Büyümenin sınırlarına geldiniz, dikkatli olun. Yüz yıl içinde çok ciddi virüsler ortaya çıkacak, ekonomik büyüme yara alacak, artık sürdürülebilir kalkınmayı düşünmeniz gerekli’ diye uyardı. Tabii biz o uyarıyı, ekonomik büyüme odaklı büyüyelim, ekonomik büyüme gerçekleşirse refah da artar mantığına dayalı bir üretim tarzımız olduğu için çok dikkate almadık. Rapordan 50 yıl sonra dediklerinin çok doğru olduğunu gördük.”

AIFD: Hedefte Türkiye’nin klinik araştırmalarda bölge liderliği var

Sürdürülebilir kalkınmanın temel olarak; yoksulluğun sona erdirilmesi, çevrenin korunması, iklim krizine karşı önlem alınması, refahın adil paylaşımı ve barışın sağlanmasını amaçladığını hatırlatan Prof. Dr. Tiftikçigil, gelecek nesiller için daha yaşanabilir bir dünya amacına hizmet ettiklerini anlattı.

Covid-19 krizinden sonra sağlık sektörünün, sağlığın önemini çok net bir şekilde gördük

Yaşanan Covid-19 krizinin arkasında yeni dinamiklere dayalı bir resesyon döneminin yaşandığına işaret eden Prof. Dr. Tiftikçigil, arkadaki bu büyük dinamiğin iklim eylemi olduğunu vurguladı. Sağlık alanında yapılacak olumlu yöndeki eylemin, aynı zamanda iklim alanında da iyileşmeye katkı sağlayacağına dikkati çeken Prof. Dr. Tiftikçigil, “Covid-19 krizinden sonra sağlık sektörünün, sağlığın önemi bir kez daha özellikle sürdürülebilir kalkınma amaçlarının üçüncüsü olan sağlıklı bireylerin önemini çok net bir şekilde gördük. Çünkü virüs insani gelişmede sayısız eşitsizlikten hem besleniyor hem de bu eşitsizlikleri derinleştiriyor” diye konuştu.

Sağlığın iyileştirilmesi tüm toplumu ilgilendiren bir süreç

Prof. Dr. Tiftikçigil, sağlık ekonomisinin geniş anlamda, sürdürülebilirlik bağlamında ele alınmasının faydalarını ise şöyle anlattı: “Sağlık ekonomisi, daha önce biz iktisatçılar tarafından sadece maliyet-fayda analizi yapılan bir alan olarak görülüyordu. Bugün görüyoruz ki, sağlık ekonomisinin tetiklenmiş etkisinin çok yüksek olması nedeniyle ve sağlıktaki bir bozulmanın dünyada yaratmış olduğu (olumsuz) etkiyi maalesef hepimiz deneyimlediğimiz için bir kere normal bir mal ve hizmet piyasası gibi düşünemeyiz.

Alcon’dan göz sağlığı alanında Türkiye’ye 115 Milyon TL yatırım

Çok emek yoğun bir piyasa. Teknoloji, tanıda çok önemli bir yere sahip. İkamesi olmayan bir piyasa. Kesinlikle sağlık hizmetlerini erteleyemeyiz. Bu çok farklı bir piyasaya götürüyor bizi. Etkilerini de o yüzden çok iyi ölçümlememiz gerekiyor. Bir de sağlığın iyileştirilmesi sadece bireyi değil, tüm toplumu ilgilendiren bir süreçtir.”

Sürdürülebilir kalkınmanın bir alan olarak geliştirilmesinin önemine değinen Prof. Dr. Tiftikçigil, sürdürülebilir üretim ve tüketim konularının teşvik edilmesi, paydaşlarla iş birliklerinin sağlanması, Türkiye’deki yeşil ekonomik dönüşüm çalışmalarının desteklenmesi, yerel ve uluslararası literatürde sürdürülebilir kalkınma konularına katkı sağlanması, ekolojik sürdürülebilirlik gibi alanlarda bilgi üretilmesi, sürdürülebilir kalkınmayla ilgili konularda eğitim-öğretim verilmesi, farkındalık oluşturulması ve sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Büyükelçi Jean-Daniel Ruch ise Türkiye ile ülkesi arasındaki ticari ilişkilerin büyüdüğünü vurgulayarak, gelişen ticari ilişkilerin İsviçre firmalarının Türkiye’ye yatırım ilgisini de artırdığını anlattı. Büyükelçi Ruch, “Covid-19 salgınına rağmen geçen yıl Türkiye’nin İsviçre’ye yaptığı ihracat hızlandı ve ticaret hacmi de arttı. Tüm bu gelişmelerle birlikte İsviçreli işletmeler de ekonomik kalkınma kavramını yeniden değerlendirmeye ve stratejilerini bu yönde geliştirmeye başladı. Sürdürülebilir ve yenilikçi ekonomik stratejilerin işletmeleri daha uzun süre ayakta tuttuğu yadsınamaz bir gerçek. Bu kapsamda İsviçre Büyükelçiliği olarak sürdürülebilir kalkınma hedeflerini gerçekleştirmede işletmeleri destekliyor, Türkiye-İsviçre ticari ilişkilerinin gelişerek devam etmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.

YAZIYI PAYLAŞ

YORUMUNUZ VAR MI?

guest
0 Comments
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla