Kalp cerrahiside en sık görülen enfeksiyon: Pnömoni

8 Mart 2012   |    14 Mayıs 2013    |   Kategori: Kardiyoloji Print

PHİLADELPHİA – Derin bir insizyon cerrahi bölge enfeksiyonu olmayan pnömoni, kalp cerrahisi sonrasında en sık rastlanan ciddi bir enfeksiyondur. Pennsylvania Üniversitesi Philadelphia Tıp Merkezi Kalp Damar Cerrahisi uzmanları tarafından yapılan çalışmada, cerrahiden sonraki ilk haftanın kritik olduğunu savunan daha önceki düşüncenin aksine, enfeksiyonların en fazla cerrahiden sonraki 2. hafta içerisinde görüldüğü de ortaya kondu. Çalışma Amerikan Kalp Derneği Bilimsel Oturumu’nda sunuldu.

Çalışmanın baş araştırmacısı Dr. Michael A. Acker, çalışmayı yaparken bu tür bir sonuca ulaşacaklarını tahmin etmediğini de ekledi. Yapılan çalışmada araştırmacılar kalp cerrahisi çalışmasına katılan 5100 hastayı analiz etti. Ortalama yaşı 64 olan hastalar, Amerika’daki dokuz farklı akademik tıp merkezinde ve Kanada’daki bir merkezde tedavi edilmişti. Hastalarda majör enfeksiyon gelişene kadar geçen medyan süre, cerrahiden sonra 14 gündü. Majör enfeksiyonların %43’ü, hastalar taburcu edildikten sonra meydana gelmişti.

Dr. Acker, hastaların yarıdan fazlasında tabucu edilmeden önce enfeksiyon bulgusunun olmadığını, ancak enfeksiyon gelişimi nedeniyle hastaneye tekrar başvurduklarını açıkladı ve ekledi: “Bu da bizlere, hastaların taburcu edildikten sonra da yakından takip edilmesi gerektiğini gösteriyor.”

Çalışmaya cerrahi öncesi enfeksiyon gelişen hastalar dahil edilmedi. Çalışmada 761 enfeksiyon kaydedildi. Bu enfeksiyonların 300’ü majör enfeksiyondu (hastaların %6’sında) ve 461’i minör enfeksiyondu (hastaların %8.1’inde). Majör enfeksiyonlar açısından
•    Hastaların %2.4’ünde pnömoni (akciğer iltihabı);
•    Hastaların %1.0’ında C. difficile kolit (barsak enfeksiyonu);
•    Hastaların %1.1’inde kan dolaşımı enfeksiyonu ve
•    Hastaların %0.5’inde derin insizyon cerrahi bölge enfeksiyonuna rastlandı.

İdrar yolu enfeksiyonu ve yüzeysel insizyon bölge enfeksiyonları ise minör enfeksiyonlar arasındaydı. En sık yapılan işlemler koroner arter bypass greftleme ve aortik ve mitral kapakçık cerrahileriydi. İşlemlerin %74’ü elektif cerrahi; %26’sı ise non-elektif veya acil cerrahilerdi. Konjestif kalp yetmezliği, hipertansiyon, kronik akciğer hastalığı, cerrahi öncesi kortikosteroid kullanımı, kardiyopulmoner bypass süresinin uzunluğu gibi bazı risk faktörlerinin enfeksiyon gelişme riskini artırdığı görüldü. Dr. Acker, bir sonraki analizde, sargı yöntemleri, antibiyotik çeşitleri ve cerrahi preparat türleri gibi farklı konuları irdeleyeceklerini ve bu faktörlerin enfeksiyon insidansını azaltıp azaltmadığını belirleyeceklerini açıkladı. Dr. Acker, bu sayede cerrahi sonrası enfeksiyonların en iyi şekilde tedavi edilmesini hedeflediklerini de sözlerine ekledi.

KAYNAK: Bu haber American Heart Association- Amerikan Kardiyoloji Derneği’nin Aralık 2011 tarihinde yapılan Bilimsel Oturumu’nda sunulan verilerden yararlanılarak yapılmıştır. www.aha.org

YAZIYI PAYLAŞ

YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla