İstirahat kalp hızındaki artış mortaliteyle doğrudan ilişkili

Kategori: Kardiyoloji Print

Yeni yayınlanan ‘İstirahat Halindeki Kalp Hızında Geçici Değişiklikler ve İskemik Kalp Hastalığından Ölümler’ çalışması:

İstirahat kalp hızındaki artış, iskemik kalp hastalığına bağlı ölüm riskinde anlamlı düzeyde ve tüm nedenlere bağlı mortalite riskinde istatistiksel olarak anlamlı bir artışla ilişkili bulundu. Journal of the American Medical Association’da yayımlanan ve 30 bin sağlıklı erkek ve kadının katıldığı çalışmada, 10 yıllık bir süre zarfında istirahat kalp hızı artmış kişilerin, tüm nedenlere bağlı ve iskemik kalp hastalığına bağlı ölüm riskinin daha yüksek olduğu belirtildi. Medikal Akademi geçtiğimiz günlerde JAMA’da yayınlanan ve önemli bulgular sunan ‘İstirahat Halindeki Kalp Hızında Geçici Değişiklikler ve İskemik Kalp Hastalığından Ölümler’ çalışmasını mercek altına alıyor. Dr. Javaid Nauaman ve arkadaşları tarafından yapılan çalışma kardiyoloji camiası için önemli veriler sunuyor.

Konvansiyonel risk faktörlerinden bağımsız olarak, yüksek istirahat kalp hızının (İKH) genel popülasyonda artmış kardiyovasküler (KV) hastalık ve ölüm ile ilişkili olabileceğini gösteren kanıtlar giderek artıyor. Ancak, istirahat kalp hızındaki değişikliklerin zaman içerisinde iskemik kalp hastalığına bağlı ölüm riskini etkileyip etkilemediği şimdiye kadar tam olarak bilinmemekteydi. Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Javaid Nauaman ve arkadaşları tarafından yapılan çalışmada, bilinen bir KV hastalığı olmayan 13.499 erkek ve 15.826 kadından oluşan bir popülasyonda, İKH’nin iskemik kalp hastalığına bağlı ölüm riski ile ilişkisi değerlendirildi. Katılımcıların İKH’si hızı başlangıçta ve 10 yıl sonra olmak üzere, iki kere ölçüldü. İkinci ölçüm 1995 ve 1997 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Takip Aralık 2008’e kadar devam etti.

Ortalama 12 yıllık takip sonrasında, toplam 3038 hasta kaybedildi. Ölümlerin 975’i KV hastalık ve 388’i İKH kaynaklıydı. Her iki ölçümde İKH’si <70 bpm olan kişilere kıyasla, başlangıçta <70 bpm ve takip viziti sırasında >85 bpm olan hastaların iskemik kalp hastalığına bağlı ölüm riskinin %90 daha fazla olduğu saptandı. Başlangıçta İKH’si 70-85 bpm arasında olan ve 10. yılda da aynı olan kişilere kıyasla, başlangıçta İKH’si 70-85 bpm arasında olan ve 10. yılda >85 bpm olan kişilerde iskemik kalp hastalığına bağlı ölüm olayının görülme riski %80 daha fazlaydı.

Dr. Nauaman, çalışmayla ilgili yaptığı değerlendirmede elde ettikleri bulgularla ilgili şu bilgileri verdi: “İKH’deki artış, hipertansiyonu veya koroner kalp hastalığı olan hastalarda daha kötü bir sonlanım ile ilişkilidir. Buna paralel olarak, takip süresince yapılan her iki ölçümde İKH 70 atım/dk.’dan düşük olan katılımcılara kıyasla, İKH ilk ölçümde 70 atım/dk.’dan düşük, ikinci ölçümde 85 atım/dk.’dan yüksek olan katılımcılarda iskemik kalp hastalığından ölüm riskinin %90 daha yüksek, tüm nedenlere bağlı ölüm riskinin  ise %50 daha yüksek olduğunu bulunmuştur.”

Bir prognostik belirteç olarak istirahat kalp hızı
İstirahat kalp hızının genel sağlık durumunun bir belirteci olabileceğini belirten araştırmacılar, fiziksel aktivite ve sigara kullanımı gibi faktörleri kontrol etmek için çok değişkenli bir analiz de yaptı. Çalışma bulguları genel olarak istirahat kalp hızının prognostik bir belirteç olarak kullanılabileceği yönündeydi. Araştırmacılar, primer korunma önlemlerinden yararlanması muhtemel asemptomatik hastaların belirlenmesinde istirahat kalp hızı verilerinin ve zaman içerisinde yaşanan değişikliklerin takibinin kolay bir yöntem olduğunu belirtti.

Çalışmadan elde edilen veriler:
İKH’da geçici değişiklikler ve iskemik kalp hastalığından ölümler

Journal of the American Medical Association’da yeni yayınlanan çalışmada mevcut verilerin ve epidemiyolojik kanıtların, İKH’nin yüksek olmasının, genel popülasyonda konvansiyonel risk faktörlerinden bağımsız olarak kardiyovasküler mortalite ve morbiditede artış ile ilişkili olduğu konusundaki bilgilere işaret edilerek şu görüşe yer veriliyor: “Ayrıca yüksek İKH, kardiyovasküler hastalığı olan kişilerden oluşan alt grupta kötü prognoz ile ilişkilidir. İKH, genler ve çevresel faktörler fiziksel aktivite gibi unsurlarla etkileşim halindedir. Klinik koşullar ve medikal tedaviyle de zaman içinde değişebilen bir ilişkiye sahiptir. Henüz birkaç çalışmada İKH’deki geçici değişiklilerin mortalite ile ilişkisini değerlendirilmiştir. Ancak bulgular İKH’de gözlenen artışın tüm nedenlere bağlı ölüm riskinde artış ile ilişkili olduğunu göstermektedir.”

Çalışmanın analizinde sürekli değişken olarak İKH kullanarak, İKH ile iskemik kalp hastalığının mortalitesindeki değişim ilişkisinin lineer olmadığını saptanıyor. Çalışmanın sonuçlarına göre, sağlıklı erkek ve kadınlarla yürütülen prospektif çalışmada, takip süresi içinde İKH’si artan katılımcıların, İKH’si rölatif olarak stabil olan katılımcılara kıyasla, iskemik kalp hastalığından ölüm riskinin önemli oranda daha fazla olduğu öne sürülüyor.

Çalışmanın yazarları, sonuç bölümünde yaptıkları değerlendirmede şu görüşlere yer veriyorlar: “İstirahat halindeki kalp hızı uzun zamandır kardiyovasküler riskin bağımsız bir belirteci olarak tanımlanmaktadır. Ancak, İKH’deki geçici değişkenlerin muhtemel etkileri hakkında daha azı biliniyor. Sağlıklı, orta yaşlı erkeklerle yürütülen Paris Prospektif Çalışması (The Paris Prospective Study) 5 yıllık süre içinde İKH’de 4 atım/dk.’lık artışın tüm nedenlere bağlı ölümde %19’luk bir artış ile ilişkili olduğunu gösterdi. Ayrıca İKH’deki artış, hipertansiyonu veya koroner kalp hastalığı olan hastalarda daha kötü bir sonlanım ile ilişkilidir. Buna paralel olarak, yaklaşık 10 yılda her iki ölçümde de İKH 70 atım/dk.’dan düşük olan katılımcılara kıyasla, İKH ilk ölçümde 70 atım/dk.’dan düşük, ikinci ölçümde 85 atım/dk.’dan yüksek olan katılımcılarda iskemik kalp hastalığından ölüm riskinin %90 daha yüksek, tüm nedenlere bağlı ölüm riskinin  ise %50 daha yüksek olduğunu bulunmuştur.”

Yazarlar çalışmanın analizinde, daha önce popülasyona dayalı herhangi bir çalışmada İKH’deki dikey değişikliklerle iskemik kalp hastalığından ölüm riski arasındaki ilişkinin göz önüne alınmadığına atıfta bulunarak şu bilgileri veriyorlar: “Her ne kadar İKH’deki bir artışın iskemik kalp hastalığından ölüm riskinde artış ile ilişkili olduğunu bulsak da; ilişki lineer değildi. Ancak, ilk ölçümde İKH’si 70-85 atım/dk. ve 10 yıl sonra ikinci ölçümde 70 atım/dk.’nın altında olan bir alt grupta, ikinci ölçümde İKH’si 70-85 atım/dk. olarak kalanlara kıyasla iskemik kalp hastalığı mortalitesi %40 daha düşüktü.”

“Klinik çalışmalar, kalp yetersizliği ve koroner kalp hastalığı olan hastalarda, İKH’yi düşüren ilaçların kardiyovasküler hastalıklara ilişkin fayda sağladığını göstermiştir. İKH ile iskemik kalp hastalığı mortalitesi arasındaki lineer olmayan ilişki ve alt grup bulguları, belli hasta gruplarının İKH’deki azalmadan fayda sağlayabileceğini öne sürmekteyken, diğerleri için bunun tersi doğru olabilir. Bu bulgu daha ileri araştırmaların yapılabileceğini garanti etmektedir. Bu çalışmanın güçlü tarafları sağlıklı kadın ve erkeklerden popülasyona dayalı kohort oluşu, rölatif olarak büyük örnek sayısı, uzun süreli oluşu ve neredeyse tam takip süresine sahip olması ve çeşitli karışıklığa neden olabilecek faktörlerle ilgili ayrıntılı bilgi kapsamasıdır.”

Çalışmadan elde edilen bulguların alt gruplarda farklılıklar gösterdiğine de işaret eden yazarlar verilerin daha kesin saptamalara dönüşmesi için ek çalışmalar yapılması gerektiğine atıfta bulundular: “Sağlığı iyi olan çalışma katılımcılarından beklendiği gibi, rölatif riskte gözlenen orta ila güçlü artışlar mutlak sürelerde küçük risk artışlarına tekabül etmektedir. Ancak altta yatan riski daha yüksek olması muhtemel olan daha sağlıksız bireyler için bulgularımızın ne derecede tahmin edilebileceği açık değildir. Çok sayıdaki çalışma katılımcısına rağmen, belirli alt gruplar için olay sayısı düşüktür. Sonuç olarak benzer etkilerin hassasiyet tahmini düşüktü ve bu nedenle ilgililer bu alt gruplara ilişkin kesin yargılar çizerken dikkatli olmalıdırlar. Özetle, 10 yıllık bir periyotta İKH’de görülen geçici bir artışın iskemik kalp hastalığı nedenli ölüm riskinde ve tüm nedenlere bağlı ölüm riskinde artış ile ilişkili olduğunu bulduk. Bulgularımız İKH’nin iskemik kalp hastalığı ve total mortalite için önemli bir prognostik belirteç olabileceğine dair hipoteze destek sağlamaktadır. İKH’nin zaman içindeki değişimi hakkında bilgilerin uygulanması ve takibi kolaydır. Primer korumada ölçümlerden faydalanabilecek asemptomatik kişileri belirlemede işe yarayabilir ancak bu alanda daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.”

KAYNAK: Temporal changes in resting heart rate and deaths from ischemic heart disease.  NaumanJ, Janszky I, Vatten LJ, Wisløff U. JAMA 2011; 306:2579-2587.

Çalışmanın tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22187277 –

SHIFT çalışmasına bakılması önerilir: http://www.shift-study.com

Konuyla ilişkili yayınladığımız diğer makaleler:

Koroner Arter hastalarında yüksek istirahat kalp hızı saptandı!

Kalp atım hızının azaltılması yaşam kalitesini olumlu etkiliyor

Kalp hızını düşürmek klinik süreci nasıl etkiler?

Kalp hızı önemli bir risk faktörü haline geldi!

Yüksek seyreden kalp hızı, önemli bir mortalite habercisi

YAZIYI PAYLAŞ

YORUMUNUZ VAR MI?

guest

0 Comments
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla