Kanser riskinin kesinleşmesi solaryumla bronzlaşma oranlarını azalttı

Kategori: Cilt Sağlığı, Kanser Print

solaryum-2ABD’de solaryum kullanıcı sayısında yaklaşık 2 milyon azalma olduğunu gösteren araştırmaya göre, daha önce yetişkinlerin %5,5’inin tercih ettiği solaryum oranı %4,2’ye düştü. ABD’de yapılan bilimsel araştırma sonuçları, solaryumun kanser riskini artırdığına yönelik toplumsal bilinçlenmeye bağlı olarak solaryum kullanıcı sayısının azaldığını ortaya koydu.

Amerikan Tıp Derneği tarafından gerçekleştirilen  ve sonuçları Journal of American Medical Association’da (JAMA) yayımlanan araştırma, kanser riski başta olmak üzere insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerin, kamuoyu üzerinde toplumsal farkındalığın artmasında etkili olduğunu gösterdi. Araştırmaya göre, solaryum kullanan kişi sayısında 2 milyon azalma oldu. Daha önce yetişkinlerin yüzde 5,5’i solaryum ile bronzlaşmayı tercih ederken, son verilere göre bu oran yüzde 4,2’ye düştü. Kadınlarda 8,6 olan solaryum kullanım sıklığı da yüzde 6,5’e geriledi.

Solaryumun kansere neden olduğu kesin olarak kanıtlandı

Bu düşüş, dermatologlar tarafından sevindirici olarak değerlendirilirken, araştırmada ABD’de hala 10 milyon kişinin solaryum ile bronzlaşmaya devam ettiği vurgulandı.
Solaryumun başta kanser olmak üzere insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri üzerine bazı Avrupa ülkelerinde 18 yaş altındakilere yaptırmaları yasak olan solaryum için Türkiye de kolları sıvadı. Bir yandan bu konuda toplumsal bilincin artırılmasına yönelik çeşitli faaliyetler düzenleyen Sağlık Bakanlığı, solaryum kullanımına yönelik 18 yaş altındakilere ebeveyn izni, 18 yaş üstündekilere de onam formunun imzalanması şartını içeren yönetmelik taslağını, İçişleri Bakanlığına sunmuştu.

Bakanlıkça hazırlanan onam formunda, “Hassas cildi olanların, 18 yaşından küçüklerin, çilli veya çillenmeye meyilli cildi olanların, çocukluk çağında sık güneş yağını öyküsü bulunanların, kanser öncüsü ya da kanserli cilt lezyonları ile güneşe bağlı ciltlerinde leke veya iz olanların, kozmetik ürün kullananların, ilaç alanların çok sayıda beni bulunanların, çocukluk çağında sık güneş yanığı öyküsü olanların solaryum cihazı kullanmaları önerilmemektedir” ifadelerine yer verilmişti.

Türk Dermatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ertan Yılmaz da yaptığı açıklamada, başta ABD olmak üzere birçok ülkede hala solaryum kullanım sıklığının fazla olduğunu, bunun azaltılabilmesi için sağlık politikaları ve yaptırımlar geliştirildiğini söyledi. Türkiye’de atılan adımları, bilim insanları olarak takdirle karşıladıklarını ifade eden Yılmaz, yönetmelikle yapılacak sınırlama ve uzmanların açıklamalarıyla toplumda bu alanda farkındalık oluşturulabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Yılmaz, aynı yurtdışındaki çalışmada olduğu gibi Türkiye’de de solaryum kullanım sıklığında azalma olacağı belirtti. Küresel ısınmayla kişinin artan sıcak havada cilt sağlığını korumak adına uzmanların önerilerine göre hareket edilmesi gerektiğini dile getiren Yılmaz, “Hele ki solaryum UVA dozu, yaz aylarında Akdeniz sahillerindeki gün ortasındaki UVA dozundan 5-15 kat daha fazla” uyarısında bulundu.

Solaryum en az sigara kadar zararlı ve özellikle gençler için çok tehlikeli

Yılmaz, Türkiye’deki birçok merkezdeki solaryum cihazlarının ışınlarındaki ultraviyole değerinin normal sınırların üstünde olduğuna dikkati çekti. Güneş ve yapay UV ışınlarına aralıklı dahi olsa uzun süre maruz kalma sonrasında deride birtakım hasarlar oluştuğunun altını çizen Yılmaz, şunları kaydetti: “UV ışını ile temas sonrası hemen gelişen kızarıklık dışında ışınların deride birikerek yaptığı hasarlar büyük önem taşır. Bunların arasında, deride kuruluk, renk değişiklikleri, açık ve koyu renk lekeler, yaşlılık lekeleri, kılcal damar artışı, yağ bezlerinde büyüme, delikler, siyah noktalar, elastik ve bağ dokusundaki hasara bağlı erken yaşlanma, derin çizgiler, derinin sarkması gibi UV ışınlarına maruz kalmayanlara oranla çok daha fazla görülen etkiler sayılabilir.

Erken yaşta, özellikle de 18 yaş öncesinde UV radyasyona maruz kalmak yanında sigara ve alkol kullanımı, kötü beslenme, uyku düzensizlikleri ve bazı mesleklerde erken deri yaşlanmasına neden olabilmektedir. Bunlar hayati tehlike taşımamaktadır. Ancak açık ten ve göz rengi olan, sarı ve kızıl saçlı ya da ince derili kişilerin, ailede deri kanseri hikayesi olanların ve derilerinde koyu siyah renkte benleri olanların UV radyasyonuna maruz kalmaları sonucu genlerde bazı bozukluklar oluşarak deride kanserler gelişebilmektedir.”

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla