Solaryumun kansere neden olduğu kesin olarak kanıtlandı

Kategori: Cilt Sağlığı, Güncel / Literatür, Kanser, Onkoloji Print

solaryum3Solaryum yüz binlerce kanser vakasından sorumlu
British Medical Journal’da yeni yayımlanan bir araştırma, solaryum odalarının melanom olmayan cilt kanseri ile ilişkili olduğunu ve riskin erken yaşlarda solaryuma giren kişilerde daha fazla olduğunu gösterdi. Solaryumun daha nadir görülen fakat ölümcül seyirli malign melanom için bir risk faktörü olduğu biliniyordu ancak bu çalışma da, solaryumun melanom olmayan cilt kanseri riskini büyük ölçüde artırdığı doğrulandı. Araştırmacılar, hem erken maruziyeti hem de düzenli kullanımı araştırdı ve hiç solaryuma girmeyen kişilere kıyasla, solaryuma girenlerin %67’sinde skuamöz hücreli karsinom geliştiğini ve %29’unda bazal hücreli karsinom geliştiğini saptadı.

Çalışma kapsamında yayımlanmış tüm verileri ve bulguların inceleyen araştırmacılar solaryumun melanom olmayan cilt kanserinin yalnızca Amerika’da 170 bininden fazla yeni vakasından sorumlu olduğunu ve bu rakamın dünya çapında daha yüksek olduğunu saptadılar. Çalışmanın araştırmacıları, solaryum odalarına giren 25 yaşından genç kişilerde bazal hücreli karsinom gelişme riskinin anlamlı düzeyde yüksek olduğunu kesin verilerle kanıtlarken, çalışmanın bu alanda yapılmış en önemli kanıta dayalı araştırma olduğu belirtiliyor.

Solaryum en az sigara kadar zararlı ve özellikle gençler için çok tehlikeli

Yaptıkları araştırmanın solaryum ve kanser arasındaki ilişki kesin olarak ortaya koyduğunu söyleyen çalışmanın baş araştırmacısı, Amerikan Cilt Derneği yöneticisi Doç. Dr. Eleni Linos, şu bilgileri veriyor:  “Elde edilen veriler çok çarpıcı. Her yıl yüz binlerce kanser vakası solaryum ile ilişkilendiriliyor. Bu nedenle, solaryumun engellenmesi kanserin önlenmesi için önemli bir adım olabilir. Avustralya ve Avrupa’da çocuklar ve gençlerin solaryuma girmesi yasaklandı ve Brezilya’da solaryum tamamen kaldırıldı. Ümit ediyorum ki, bu çalışma sonuçları Amerika’daki bu karsinojeni sınırlayacak çeşitli politika ve halk sağlığı kampanyalarını destekleyecek.”

Çalışma bir meta-analiz olarak tasarlandı ve bu bağlamda kimisi 1977’lere uzanmakla birlikte, genel olarak 1985 yılından itibaren altı ülkede 80.000 kişiyi kapsayan makalelerin sistematik incelemesi yapıldı. Amerika’da solaryum ilk olarak 1970’li yıllarda başladı ve şimdi milyonlarca kişi her yıl solaryuma giriyor. Ulusal Kanser Enstitüsü ve federal Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, 2010 yılında Amerikan nüfusunun %5.6’sının bir önceki yıl solaryuma girdiğini ve bu oranın kadınlarda, beyaz ırka mensup kişilerde ve genç erişkinlerde yüksek olduğunu bildirmişti. Endüstri ticaret organizasyonu verilerine göre, günümüzde 19.000 solaryum merkezi var. Ancak, çoğu kişi solaryumun dermatolojik tehlikesinin farkında değil.

Dünya Sağlık Örgütü, ultraviyole solaryum cihazlarının birçok kişide kansere neden olduğunu belirtti ve Uluslararası Kanser Araştırma Merkezi de, solaryumu Sınıf 1 karsinojen olarak belirledi. Amerika ve diğer ülkelerdeki hükümet yetkilileri, solaryumu giderek kısıtlıyor. Bu yapılan çalışma da, solaryum cihazlarının zararlarını pekiştiriyor ve en sık görülen cilt kanseri riskini önemli düzeyde artırdığını gösteriyor.

Kanser riskinin kesinleşmesi solaryumla bronzlaşma oranlarını azalttı

UCSF Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mary-Margaret Chren, daha önceki çalışmalarda da melanom olmayan cilt kanseri ve solaryum arasında bir ilişki olduğunun gösterildiğini belirtti ve ekledi: “Bizim amacımız, bu önemli soruna ilişkin kesin bir sonuç çıkarabilmek için mevcut verileri sentezlemek.”

Araştırmacılar, hem erken maruziyeti hem de düzenli kullanımı araştırdı ve hiç solaryuma girmeyen kişilere kıyasla, solaryuma girenlerin %67’sinde skuamöz hücreli karsinom geliştiğini ve %29’unda bazal hücreli karsinom geliştiğini saptadı. Bilim insanları, verilerin geniş zaman dilimine ilişkin birtakım kısıtlılıklar olduğunu da dile getirdi. Araştırmacılar, solaryum cihazlarının yıllar geçtikçe değiştiğini ve yeni cihazlarda yüksek UVB çıkışından ziyade UVA çıkışı olduğunu belirtti. Ancak, çok sayıda çalışmanın da hem UVB’nin hem de UVA’nın önemli cilt hasarlarına yol açabileceğine işaret ettiğini hatırlattı.

solaryum-2

KAYNAK: Indoor tanning and non-melanoma skin cancer: systematic review and meta-analysis. Wehner MR, Shive ML, Chren M, Han J, Qureshi AA, Linos E. BMJ, 2012; 345: e5909 DOI: 10.1136/bmj.e5909

Makalenin tam metnine aşağıdaki linkten ulaşılabilmektedir:
http://www.bmj.com/content/345/bmj.e5909

Abstract
Objective To synthesise the literature on indoor tanning and non-melanoma skin cancer.
Design Systematic review and meta-analysis.

Study selection All articles that reported an original effect statistic for indoor tanning and non-melanoma skin cancer were included. Articles that presented no data, such as review articles and editorials, were excluded, as were articles in languages other than English.

Data extraction Two investigators independently extracted data. Random effects meta-analysis was used to summarise the relative risk of ever use versus never use of indoor tanning. Dose-response effects and exposure to indoor tanning during early life were also examined. The population attributable risk fraction for the United States population was calculated.

Results 12 studies with 9328 cases of non-melanoma skin cancer were included. Among people who reported ever using indoor tanning compared with those who never used indoor tanning, the summary relative risk for squamous cell carcinoma was 1.67 (95% confidence interval 1.29 to 2.17) and that for basal cell carcinoma was 1.29 (1.08 to 1.53). No significant heterogeneity existed between studies. The population attributable risk fraction for the United States was estimated to be 8.2% for squamous cell carcinoma and 3.7% for basal cell carcinoma. This corresponds to more than 170 000 cases of non-melanoma skin cancer each year attributable to indoor tanning. On the basis of data from three studies, use of indoor tanning before age 25 was more strongly associated with both squamous cell carcinoma (relative risk 2.02, 0.70 to 5.86) and basal cell carcinoma (1.40, 1.29 to 1.52).

Conclusions Indoor tanning is associated with a significantly increased risk of both basal and squamous cell skin cancer. The risk is higher with use in early life (<25 years). This modifiable risk factor may account for hundreds of thousands of cases of non-melanoma skin cancer each year in the United States alone and many more worldwide. These findings contribute to the growing body of evidence on the harms of indoor tanning and support public health campaigns and regulation to reduce exposure to this carcinogen.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla