Otizmde Dil ve Konuşma Terapisine Erken Dönemde Başlanırsa Faydası Büyük Olur!

30 Mart 2026   |    1 Nisan 2026    |   Kategori: Çocuk Sağlığı, Otizm Print

Dil ve konuşma terapisi, otizmli bireyde sosyal etkileşim ve yaşam becerilerine katkı sağlıyor. Otizm spektrum bozukluğunda her çocuğun farklı dil ve konuşma sorunu yaşadığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Araştırma Görevlisi Şevval Ocaktan, otizmli çocuklarda çocuk doktoru/çocuk psikiyatrisi ile dil ve konuşma terapisinin erken dönemde birlikte devreye girmesinin önemli olduğunu söyledi. Otizmin bir spektrum olduğunu ve her çocuğun profilinin farklı olduğunu kaydeden Ocaktan, “Erken, düzenli, bireye özgü ve yapılandırılmış müdahale ile iletişim, dil, sosyal etkileşim, oyun ve günlük yaşam becerilerinde belirgin ilerleme sağlanabilir” dedi.

2 Nisan Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla bir açıklama yapan Şevval Ocaktan, otizmli çocuklarda görülen dil ve konuşma bozuklukları ile bu sorunların tedavisine dair en çok merak edilen soruları yanıtladı:

Otizmde farklı konuşma sorunları görülebiliyor

Otizm spektrum bozukluğunda her çocuğun farklı dil ve konuşma sorunu yaşadığını belirten Şevval Ocaktan, “Otizm spektrum bozukluğunda her çocuk aynı profili göstermez; ancak en sık görülen güçlükler arasında konuşmanın gecikmesi ya da hiç gelişmemesi, iletişimi başlatma ve sürdürmede zorlanma, göz teması, jest, mimik ve işaret etme gibi sözel olmayan iletişim yollarında sınırlılık, ekolali (duyduğunu tekrar etme), zamirleri karıştırma, tekdüze/robotik ses tonu, karşılıklı konuşmada sıra alma ve konu sürdürmede güçlük yer alır. Bazı çocuklar çok kelime biliyor gibi görünebilir; ancak dili sosyal amaçla, uygun bağlamda ve karşılıklı etkileşim içinde kullanmakta zorlanabilir. Bazılarında ayrıca konuşma anlaşılabilirliği ve sesletim üzerinde de çalışmak gerekebilir” diye konuştu.

Otizm nedir? Neden olur? Otizmin tipik belirtileri nelerdir?

Otizmde her çocuğun profili farklıdır

Otizmli çocuklarda ortaya çıkan dil ve konuşma bozukluklarında erken müdahalenin önemli olduğunu kaydeden Şevval Ocaktan, şu bilgileri verdi: “Otizmde ortaya çıkan dil ve konuşma bozukluklarının tamamen düzelebilir mi sorusunun tek bir cevabı yoktur çünkü otizm bir spektrumdur ve her çocuğun profili farklıdır. Ancak erken, düzenli, bireye özgü ve yapılandırılmış müdahale ile iletişim, dil, sosyal etkileşim, oyun ve günlük yaşam becerilerinde belirgin ilerleme sağlanabilir.

Bazı çocuklarda sözel dil belirgin şekilde gelişir; bazı çocuklarda ise hedef, sözel konuşmanın yanında veya yerine jest, işaret, görsel destekler ya da alternatif-destekleyici iletişim sistemleriyle işlevsel iletişimi artırmak olabilir. Temel amaç çocuğu tek bir kalıba sokmak değil, iletişim kurmasını, kendini ifade etmesini ve yaşama katılımını artırmaktır.”

Müdahale için beklenmemeli

Otizmli çocuklarda dil ve konuşma bozukluklarına en kısa zamanda müdahale edilmesi gerektiğini vurgulayan Şevval Ocaktan, çocuk doktoru/çocuk psikiyatrisi ile DKT’nin erken dönemde birlikte devreye girmesinin önemli olduğunu söyledi.

Biyokimyasal Test: Saç Teli Analizi İle Otizmin Erken Teşhisi Mümkün Hale Geliyor!

Şevval Ocaktan, şöyle devam etti: “DKT uzmanına başvuru ve müdahale için beklenmemelidir. Otizm konusunda şüphe oluştuğu anda değerlendirme başlatılmalıdır. Amerikan Pediatri Akademisi, tüm çocuklar için 18. ve 24. ay kontrollerinde otizm taraması önermektedir; ancak aile daha erken dönemde isimle bakmama, göz temasının çok sınırlı olması, işaret etme-gösterme davranışının olmaması, babıldamanın azlığı, ortak dikkatin gelişmemesi ya da kazanılmış becerilerde gerileme fark ederse daha önce de başvurmalıdır. Dil ve konuşma terapisti iletişim, dil, oyun ve etkileşim becerilerini değerlendirir; otizm tanısını ise hekim koyar. Yani ideal yaklaşım, çocuk doktoru/çocuk psikiyatrisi ile DKT’nin erken dönemde birlikte devreye girmesidir.”

Çocuğun gereksinimlerine göre tedavi planlanıyor

Otizmli çocuklarda dil ve konuşma bozukluklarının tedavisinin tek bir yöntemden ibaret olmadığını söyleyen Şevval Ocaktan, “Otizmli çocukların dil ve konuşma bozukluklarının tedavisi, çocukların gereksinimine göre planlanır. En sık kullanılan yaklaşımlar arasında dil ve konuşma terapisi, davranışsal yaklaşımlar, gelişimsel yaklaşımlar, oyun temelli sosyal iletişim çalışmaları, ebeveyn katılımlı müdahaleler, ABA temelli uygulamalar, TEACCH ve küçük yaş grubunda Early Start Denver Model (ESDM) yer alır” dedi.

DKT sürecinde iletişim ve karşılıklı etkileşime odaklanılıyor

Araştırma Görevlisi Şevval Ocaktan, DKT sürecinde; iletişim başlatma, karşılıklı etkileşim, ortak dikkat, sohbet sürdürme, duruma uygun ifade kullanma, oyun becerileri ve gerekirse sesletim/konuşma anlaşılabilirliğinin çalışıldığını söyledi. Ocaktan, “Sözel konuşma yeterli değilse resim kartları, görsel sistemler, işaretler veya elektronik cihazlar gibi alternatif iletişim yolları da kullanılabilir. İlaç tedavisi otizmin çekirdek dil-iletişim güçlüklerini düzeltmez; daha çok eşlik eden hiperaktivite, irritabilite, kaygı, uyku ya da davranış sorunlarında hekim tarafından değerlendirilir” diye konuştu.

Otizm teşhisi için geliştirilen yeni kan testi, tanı ve tedavi imkanını arttıracak

Çocuğun bakışı ve jestleri de iyi gözlemlenmeli

Otizmli çocukların dil ve konuşma gelişiminin takibinde ailelere önemli sorumlulukların düştüğünü kaydeden Şevval Ocaktan, “Aileler için en önemli nokta, çocuğun iletişimini yalnızca ‘konuşma’ üzerinden değerlendirmemektir. Çocuğun bakışı, jesti, işaret etmesi, bir nesneyi size getirmesi, ses çıkarması veya sizi bir şeye götürmesi de iletişimdir. Tüm bunlar bir arada gözlemlenmelidir” dedi.

Kısa, net ve anlaşılır cümleler kullanılmalı

Çocukla iletişim kurulurken dikkat edilmesi gerekenlere de değinen Şevval Ocaktan, “İletişim kurarken kısa, net ve anlaşılır cümleler kullanılmalı; çocuğa yanıt vermesi için bekleme süresi tanınmalı; yüz yüze etkileşim, ortak dikkat ve sıra alma desteklenmelidir. Günlük yaşam içinde oyun, kitap, şarkı, rutinler ve görsel destekler çok değerlidir. Çocuğun ilgi alanlarından yararlanmak, başarılarını fark edip pekiştirmek ve aşırı duyusal yük oluşturan durumları gözlemek önemlidir. Aile, okul ve uzman ekip arasında tutarlı bir iş birliği kurulması tedavinin etkisini artırır. En önemlisi de aileler kendilerini suçlamamalıdır; güncel bilimsel yaklaşım otizmi anne-baba tutumuyla açıklamaz” diye konuştu.

Atlas Üniversitesi DKT Laboratuvarı

İstanbul Atlas Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi Laboratuvarı’nda otizm spektrum bozukluğu alanında yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Şevval Ocaktan, şu bilgileri verdi: “Dil ve Konuşma Terapisi Laboratuvarı’nda çocuk, ergen, yetişkin ve yaşlı bireylere yönelik dil, konuşma, ses, iletişim, yutma ve beslenme alanlarında değerlendirme, terapi ve danışmanlık hizmetleri sunulmaktadır. Merkezde kanıta dayalı, bireye özgü, aile merkezli ve multidisipliner bir yaklaşımla çalışmalar yürütülmektedir.

Otizm tedavisinde çok önemli gelişme: Tarihte ilk kez bir ilaç başarılı oldu

Otizm spektrum bozukluğu da hizmet verilen alanlar arasında yer almakta; bu çocuklarda sözel ve sözel olmayan iletişimin desteklenmesine, iletişimi başlatma ve sürdürme becerilerinin geliştirilmesine, karşılıklı etkileşimin artırılmasına, oyun temelli iletişim çalışmalarına ve gerektiğinde konuşma anlaşılabilirliğinin desteklenmesine yönelik uygulamalar yapılmaktadır.

Öğrenciler uygulama imkanına sahip oluyor

Bunun yanında merkezde aile danışmanlığı verilmekte, ev programları düzenlenmekte, gerekli durumlarda farklı uzmanlık alanlarıyla iş birliği yapılmakta ve terapi süreçleri akademik bir çerçevede izlenerek raporlanmaktadır. Ayrıca üniversitenin klinik ve laboratuvar ortamlarında öğrenciler için bireysel ve grup terapi uygulamaları, gözlem, değerlendirme, raporlama ve mesleki beceri geliştirme çalışmaları gerçekleştirilmektedir.”

YORUMUNUZ VAR MI?

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla