Prof. Dr. Borman: Lenfödem hastaları tedavi merkezi bulmakta güçlük çekiyor

15 Mart 2019   |    4 Ocak 2020    |   Kategori: Kanser, Romatizmal Hastalıklar, Sağlık Gündemi Print

Kanser cerrahileri sonrası lenfödem gelişme riski %50-80 civarında!
Halk arasında Fil Hastalığı olarak bilinen Lenfödem, doğumsal olarak çocuklarda lenf damar sistemindeki bozukluklar ya da çok daha sık karşılaşılan kanser cerrahileri ve radyoterapilere bağlı olarak gelişen bir hastalık. Fonksiyonel sorunlara, psikososyal bozukluklara yol açan, yaşam kalitelerini azaltan lenfodem, erken aşamada tedavi edilmezse ölümcül komplikasyonlara yol açabiliyor. Son yıllarda kanser tedavisindeki gelişmelerle hastaların sağ kalım sürelerinin oldukça uzadığını belirten Anadolu Lenfödem Derneği Başkanı Prof. Dr. Pınar Borman, ancak bu süreçte özellikle meme kanseri ve yumurtalık, rahim kanserleri sonrasında gelişebilen fil hastalığının hastaları olumsuz yönde etkileyip, yaşam kalitelerini bozduğunu söyledi.

Tıp fakültelerinde lenf sistemi ile ilgili detaylı eğitim verilmediği için hekimlerin bu hastalığı çok fazla tanımadığını vurgulayan Hacettepe Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Borman, Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice PALA KAYA’nın sorularını yanıtladı.

Lenfödem nedir, bilgi verir misiniz?

Prof. Dr. Borman: Lenfödem, lenf sıvısının dolaşımındaki yetersizlik yüzünden dokular arasında proteinden zengin sıvı birikimine bağlı olarak şişlik ve ilerleyen dönemlerde etkilenen dokularda kronik yangı ve sertleşmelerle cilt üzerinde değişikliklerin görüldüğü bir durumdur. Genellikle kollarda veya bacaklarda şişme ile karakterizedir ancak yüz, boyun, karın ve genital organlarda da lenfödem gelişebilir.

Prof. Dr. Borman: Ağrı tedavisinde ilk müracaat fizik tedavi hekimleri olmalı

Lenfödemin nedenleri nelerdir? Hangi durumlarda gelişebilir?

Prof. Dr. Borman: Lenfödem, primer ve sekonder nedenlere bağlı olabilir. Primer nedenler arasında doğumsal olarak çocuklarda görülebilir. Konjenital olarak da erken çocukluk veya geç ergenlik dönemlerinde yüz, kol, bacak veya karın gibi bölgelerde lenfödem görülebilir. Ailede bu durum var olabilir veya olmayabilir. Ancak daha sıklıkla sekonder nedenlere bağlı gelişmektedir. Bu nedenler arasında; kanser tedavileri, yaralanmalar, enfeksiyonlar, aşırı şişmanlık, aşırı varis oluşumu bulunmaktadır.

Ülkemizde lenfödemin nedenleri arasında en fazla kanser cerrahileri dikkat çekmektedir. Özelikle meme kanser cerrahileri sonrasında kolda ve gövde yarısında görülebilmektedir. Sadece meme kanseri değil, karın içi organ veya yumurtalık ya da rahim kanserine bağlı ameliyatlardan sonra da gelişebilmektedir. Kanserli hastalarda erken tanı ve gelişmekte olan tedavi yöntemleri ile sağ kalım oranları ve süreleri artmıştır.

Bu süreçte cerrahi tipi, çıkarılan lenf nodu sayısı, kemoterapi, radyoterapi bölgesi ve radyoterapi dozuna da bağlı olarak değişen derecelerde lenfatik sistemin taşıma kapasitesi bozulabilmekte ve lenfödem erken dönemde veya yıllar sonra gelişebilmektedir.

Her şişlik (ödem) lenfödem midir?

Prof. Dr. Borman: Özellikle alt ekstremite yani bacaklardaki her şişlik ve ödem lenfödem olmayabilir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanlarının yapacağı detaylı muayene ve görüntüleme yöntemleri ile ayırıcı tanı yapılıp, varsa lenfödem tanısı konabilir. Bacaklardaki şişlikler; kalp hastalıklarına, toplardamar yetersizliklerine, toplardamarda pıhtı oluşumuna, lipödem denilen yağ dokunun yapısal bozukluğuna, endokrin hastalıklar ya da felç dolayısıyla hareket kaybına bağlı gelişebilir. Bu açılardan her şişlik lenfödem olmayabilir.

Lenfödem hangi bulgularla kendini gösterir?

Prof. Dr. Borman: Erken dönemlerde kol veya bacaklarda rahatsızlık, ağırlık hissi, şişlik hissi, giysilerin ayakkabıların veya takıların o tarafta sıkması gibi belirtilerle kendini gösteren lenfödem, erken dönemde tedavi edilmezse etkilenen dokularda bağ dokuda artış, yağ dokuda proliferasyon ile sertleşmelere, cilt ve cilt altında kalınlaşmalara, şişliklerin artmasına ve ciltte hiperkeratoz ve papillom gibi deri değişikliklerine yol açmaktadır. Yine tedavi edilmeyen lenfödem durumları selülit, erizipel veya lenfanjit gibi enfeksiyonlara yol açıp hastaneye yatmayı gerektiren tıbbi acil durum oluşturabilmektedir.

Kanserde doğru sanılan yanlış bilgiler teşhisi geciktiriyor!

Tüm bu durumlar yaşam kalitesini negatif etkileyen fiziksel ve psikolojik sonuçlar doğurur. Ekstremitelerde ağırlık hissi, uyuşukluk, eklem hareket açıklığında kısıtlılıklar, fiziksel olarak kol veya bacak fonksiyonlarında bozulmalar, günlük yaşam aktivitelerinde ve giyinmede zorluklar gelişebilir. Ayrıca vücut imajlarında bozulma yüzünden özgüvende azalma, duygu-durum bozuklukları kliniğe eşlik edebilir. Kozmetik problemlerin yanında psikososyal durum, fonksiyonel sorunlar hastanın yaşam kalitesi olumsuz etkileyebilir.

Lenfödem nasıl tedavi edilir? Hastalar nereye başvurmalıdır?

Prof. Dr. Borman: Lenfödem tedavisi bu konuda eğitimli Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanları, fizyoterapistler, hemşireler, gerektiğinde psikolog ve lenfödem cerrahlarını kapsayan multidisipliner bir yaklaşımla tedavi edilmelidir. Lenfödem tedavisinde primer olarak birbiri içine geçen 2 fazdan oluşan Kompleks Dekonjestif Terapi (kombine boşaltıcı tedavi) altın standarttır. Bu konuda özel eğitim alan lenfödem uzmanları tarafından uygulanabilen ‘Kompleks Dekonjestif Terapi’deki amaç, biriken sıvıyı, şişliği, cilt değişikliklerini azaltmak, mobilite ve eklem hareket açıklığını korumak, enfeksiyonları önlemek, kozmetik görünümü iyileştirerek yaşam kalitesini arttırmaktır.

 

Bunun dışında cerrahi tedaviler, uygun seçilmiş hastalarda diğer tedavilerle birlikte pnömotik kompresyon pompaları ve kinezyo bantlama yöntemleri tedavide uygulanabilir. Kompleks dekonjestif terapideki Faz 1 aktif tedavi fazıdır ve günlük tedavilerden oluşur. Cilt, tırnak bakımı, günlük yaşamında dikkat edilmesi gereken konularla ilgili eğitim, elle yapılan özel bir drenaj masajı, özel kısa gerim bandajları ile yapılan çok tabakalı bandajlama, egzersiz ve kendine bakım eğitimlerini kapsayan bu dönem yaklaşık 3 hafta sürer.

Faz 2 devam dönemidir ve hastanın yaşamının sonuna dek devam eder. Bu dönem cilt-tırnak bakımı, egzersizlerin devamı yanında; hekim tarafından hastanın şişliğinin durumuna göre reçete edilen bası giysilerinin gün boyunca kullanımı, gerektiğinde özel drenaj masajı, gece bandajlama ve/veya özel gece giysileri ve bu konuda uzman hekim tarafından yapılacak takip vizitlerinden oluşur.

Lenfödem ne zaman tedavi edilmelidir?

Prof. Dr. Borman: Lenfödemin erken tanı ve tedavisi çok önemlidir. Lenfödem ilerledikçe tedavide başarı oranı da düşmektedir ve komplikasyonlar hayatı tehdit edici boyutlara ulaşabilmektedir. Aslında en ideali hastalık oluşmadan engellemektir. Bu amaçla başta kanser cerrahileri olmak üzere ameliyat öncesinde hastalar lenfödem komplikasyonu hakkında bilgilendirilmeli, erken tanı ve farkındalık eğitimi ile yönlendirilmelidir.

Patolojik inceleme, kişiselleştirilmiş kanser tedavilerinde çok önemli!

Hastaların gözle görülebilen şişlikleri gelişmeden önce, kol ya da bacaklardaki ağırlık hissi başladığında hekime başvurmaları uygundur. Lenfödemde erken tanı ve tedavi hala çözülmesi gereken bir problemdir. Maalesef sadece hastalar arasında değil, bu hastaları medikal veya cerrahi yönden tedavi eden hekimlerin de farkındalığı çok yeterli olmayabilir.

Tıp eğitiminde bile çok fazla yer verilmeyen bu konuyla ilgili hem farkındalık/eğitim hem de tanı ve tedavi açısından ülkemizde önemli eksiklikler ve karşılanmayan tedavi ihtiyacı mevcuttur. Bu nedenlerden dolayı hastalar hem tanı hem de tedavi aşamalarında çok zorluklar yaşamakta ve farklı merkezlerde dolaşarak, dertlerine çare aramakta, gerekli olmayan incelemelerle vakit kaybedebilmekte ve uygun tedavilere erişememektedir.

Kanseri cerrahileri sonrasında lenfödem gelişme riski nedir?  Yurtdışındaki oranlar hakkında bilgi verir misiniz?

Prof. Dr. Borman: Kanserli hastalarda erken tanı ve gelişmekte olan tedavi yöntemleri ile sağ kalım oranları ve süreleri artmıştır. Bu süreçte cerrahi tipi, çıkarılan lenf nodu sayısı, kemoterapi, radyoterapi bölgesi ve radyoterapi dozuna da bağlı olarak değişen derecelerde lenfatik sistemin taşıma kapasitesi bozulabilmekte ve lenfödem erken dönemde veya tedaviden yıllar sonra gelişebilmektedir.

Ülkemizde 2017 yılında yayınlanan 2014-kanser istatistikleri verilerine göre meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Tanı konulan her 4 kadın kanserinden 1’i meme kanseridir. Ülkemizde bir yıl içinde toplam 16.646 kadına meme kanseri teşhisi konulmuştur. Meme, rahim ağzı ve yumurtalık gibi kadın kanserlerinde en önemli risk faktörlerinden birisi de obezitedir. Obezitenin etken olduğu kanserler daha çok kadınları etkilemektedir. Meme kanseri tedavisi cerrahi (radikal mastektomi veya meme koruyucu cerrahi) ve sonrasında radyoterapi, kemoterapi ve hormon tedavisinden oluşmaktadır.

Meme kanseri tedavileri sonrasında yaklaşık her beş hastadan birinde ameliyat edilen taraftaki kolda ve gövdede şişlik (lenfödem) gelişmektedir. Sadece meme kanseri değil, karın içi veya pelvik organ kanserlerine bağlı ameliyatlardan sonra da gelişebilmektedir. Yine rahim rahim ağzı ve yumurtalık kanserleri ya da malign melanom gibi cilt kanserleri sonrasında da lenfödeme sık rastlanmaktadır. Yurtdışı kaynaklara göre bu tarz kanser cerrahileri sonrası lenfödem gelişme riski %50-80 arasında değişmektedir. Ancak ülkemizde bu konuda net veriler mevcut değildir. Obezite de lenfödem riskini artırmaktadır.

Anadolu Lenfödem Derneği hakkında bilgi verir misiniz?

Prof. Dr. Borman: Lenfödem konusunda sağlık profesyonelleri ve hastalar olarak güç birliği yapmak, maddi manevi dayanışma ile farkındalık ve eğitim ortamı sağlamak, lenfödem konusunda tanı ve tedavi imkanlarını geliştirerek bilimsel arenada ve hasta hizmetlerinde standardizasyon ve farklılık yaratmak amacıyla 2014 yılında Anadolu Lenfödem Derneği kurulmuştur.

Prof. Dr. Efendi: Hedefe yönelik yeni ilaçlar MS tedavisinde başarıyı arttırdı

Farklı branşlardan fiziksel tıp ve rehabilitasyon hekimleri, onkolog, genel cerrah, kalp damar cerrahı, radyasyon onkoloğu, nükleer tıp uzmanı, kadın doğum uzmanı hekimler, fizyoterapistler, hemşire, tekniker, psikolog ve hastalar tarafından kurulan, halkın yararına tamamen amatör ruhla çalışan, lenfödem farkındalığını arttırmayı, bu konuda multidisipliner ve interdisipliner bilimsel çalışmalar yapmayı, hastaların tanı ve tedavisine rehberlik edip, hasta umut ve beklentilerini karşılamayı amaçlayan bu dernek, lenfödeme ilgi duyan tüm sağlık profesyonellerinin ve lenfödem hastaları ile hasta yakınlarının hizmetine açılmıştır (www.lenfodemdernegi.org.tr).

Derneğimizin faaliyetleri olarak, her yıl üst ve alt ekstremite lenfödem eğitimleri verilmektedir, hasta toplantıları düzenlenmektedir. Sağlık profesyonellerine yönelik pek çok sempozyum düzenlenmiş ve farklı alanların bilimsel toplantılarına katılınarak farkındalık artırılmaya çalışılmıştır. Hacettepe Üniversitesi Lenfödem Uygulama Araştırma Merkezi de fil hastalığına sahip hastaların erken tanı ve tedavisinde önemli rol oynamaktadır (www.lenfodem.hacettepe.edu.tr). Bu merkezde yer alan ve çok hassas bir tarama chazı olan L-DEX cihazı ile ücretsiz olarak hastaların erken tanısı dakikalar içinde konabilmektedir.

YAZIYI PAYLAŞ

YORUMUNUZ VAR MI?

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla