Prof. Dr. Deniz Atakent: Hızlı aşılama yeni mutasyonları önlemede kritik önemde

Yazan Hatice Pala Kaya
18 Şubat 2021  |   Kategori: Güncel / Literatür Print

Dünya genelinde bir yılı aşkın süredir etkisini sürdüren COVID-19 salgınında, virüste meydana gelen değişiklikler, birbiri ardına ortaya çıkan mutasyonlar endişeleri artırdı. Koronavirüse karşı hızlı ve yaygın aşılama yapılmasının yeni mutasyonların ortaya çıkmasını önlemede kritik öneme sahip olduğunu söyleyen Düzen Sağlık Grubu Polikliniği Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Deniz Atakent, virüslerin zaman içerisinde mutasyona uğramasının beklenilen bir durum olduğunu belirterek, özellikle İngiltere, Güney Afrika ve Brezilya’da görülen, bulaşıcılığı daha yüksek olan üç önemli SARS CoV-2 varyantının vaka sayılarındaki artışta etkisinin olabileceğini kaydetti.

Virüs dolaşımda olduğu sürece mutasyona uğrayabileceği ve varyantların Türkiye’de de ortaya çıkabileceğine işaret eden Prof. Dr. Atakent, “Virüste yeni yeni mutasyonların ortaya çıkmasına fırsat vermemek için hızlı ve yaygın aşılama yapılması ve aşılanmaya rağmen asemptomatik hastalık gelişebileceği ve buna bağlı bulaşın olma ihtimali nedeniyle maske, el hijyeni ve sosyal mesafe gibi temel uygulamalardan kesinlikle vazgeçilmemesi, bölgesel bulaş hızlarının takibi ve düzenli olarak mutasyon taramalarının yapılması durumun kontrol altında tutulabilmesi açısından kritik önem taşıyor” dedi.

Pandemideki güncel durum hakkında değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Deniz Atakent, Covid-19 aşıları, mutasyonlar ve Türkiye’deki durum hakkında Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice PALA KAYA’nın sorularını yanıtladı.

Dünyada ve Türkiye’de hızla yayılım gösteren COVID-19 pandemisinde mevcut durum nedir, bilgi verir misiniz?

Prof. Dr. Atakent: Dünya pandemiden büyük ölçüde etkilenmiş durumda, bilimin teknolojinin oldukça ileri olduğu bu dönemde dünyanın bu derece etkileneceğini kimse tahmin etmiyordu. Tüm kıtalar, dünya genelinde 221 ülke etkilenmiş durumda. Vaka sayısı 100 milyonu geçti. Ölümler ise 2 milyonun üzerinde. Son aylarda 10000’i aşan günlük kayıplar söz konusu. Ülkemizde toplam vaka sayısı 2 milyonu, toplam ölüm sayısı 26000’i geçti. En yüksek ölüm oranlarının ABD, Brezilya, Rusya, Avrupa’da İngiltere, İtalya, Fransa, İspanya’da olduğunu görüyoruz.

Prof. Dr. Deniz Atakent: Covid-19 aşısına ulaşabilen herkes mutlaka aşı olmalı

Afrika daha az etkilenmiş görünüyor, bunun farklı nedenleri olabilir. Eylül ayından bu yana dünya genelinde alınan önlemlere rağmen her hafta vaka sayılarında giderek bir artış söz konusu. Aralık sonunda ve Ocak ayında da aynı sürecin devam ettiğini görüyoruz. Vaka sayılarındaki artışla paralel şekilde kayıplarda da benzer şekilde artış var. Yaşlı nüfusun daha yüksek olduğu coğrafyalarda vaka sayılarının ve kayıpların daha yüksek olduğunu görüyoruz. Vakaların çoğu ABD ve Avrupa’dan geliyor.

Isı ve nem oranının yüksek olduğu yağmurlu dönemlerde uzak doğu Asya’da vaka sayılarının yüksek olduğunu, iklimin değişmesi ile birlikte vaka sayılarının bu coğrafyada azaldığını görüyoruz. Doğu Avrupa, Doğu Akdeniz, Ortadoğu olarak adlandıracağımız bölgelerde de yaz aylarından sonra vaka sayılarında bir artış var.

Vaka sayılarındaki artış üzerinde hangi faktörler etkili olabilir? Mutasyonlar vaka sayılarındaki artışı etkiledi mi? Covid-19’un yeni varyantları hakkında neler biliniyor?

Prof. Dr. Atakent: ABD ve kıta Avrupası’nda kış mevsiminin yaşanıyor olmasının etkisi büyük. Mutasyonların ve geçişin kolaylaşmış olmasının da etkili olması mümkün. Esasında virüslerin zaman içerisinde mutasyona uğraması beklenilen bir durum. Şu anda ağırlıklı olarak dolaşımda bulunan virüs olan D614G mutasyonunu taşıyor ve pandeminin başında Ocak ayında Wuhan’da saptanan virüsten farklı. Virüste gelişen mutasyonların bir kısmı önemsizken bazıları endişe verici varyantların ortaya çıkmasına neden olabiliyor.

Hepimizin basından takip ettiği üzere Aralık ayı ortalarında İngiltere’de virüsün tüm yaş grupları için %30-70 oranında daha bulaşıcı olduğu bildirilen, ayrıca %30 oranında daha öldürücü olma ihtimali üzerinde durulan B117 varyantı tanımlandı. B117 varyantı, bir seri mutasyonun sonucunda ortaya çıkmış bir varyant. Sonuçta virüsün hücreye bağlanmakta ve hücre içerisine girmekte kullandığı Spike proteini etkileniyor. Virüs hücrelere daha kolay tutunabilir hale gelmiş durumda, buna bağlı olarak da bulaşıcılığı arttı.

İngiliz uzmanlar, bu mutasyonun Eylül ayından itibaren İngiltere’de tespit edildiği ancak Aralık ayı ortalarına dek tanımlanamadığı, varyantın sadece hastane verileri baz alındığında mortalite açısından eski virüs ile arasında bir fark saptanmadığını ancak toplumda test yapılan olgulardan tüm pozitifler baz alınacak olursa bu farkın ortaya çıktığını ve varyantın mortalitede artışa neden olabileceğine dair somut ön veriler olduğunu açıkladılar. Varyantın tüm yaş grupları için bulaşıcılığı daha fazla. Ön veriler, farklı yaş gruplarında yabanıl virüse göre daha yüksek mortaliteye neden olabileceğini, bu farkın özellikle 90 yaş üzerindeki grupta belirgin olduğu yönünde.

Şu ana kadar elde edilen bilgiler aşı ve yabanıl virüs ile doğal enfeksiyon sonrasında gelişen bağışık yanıtın İngiltere varyantı ile enfeksiyona karşı koruyucu olduğu, etkinliğinde bir azalma olmadığı yönünde. İngiltere’deki varyantın açıklanmasıyla neredeyse eş zamanlı olarak Güney Afrika’da da İngiltere’deki varyant ile ortak mutasyonlar taşıyan ve benzer şekilde bulaşıcılığı artmış olan ve yine virüsün hücreye bağlanırken kullandığı spike bölgesinin etkilendiği farklı bir varyant daha tanımlanarak 501Y V2 veya B1351 olarak adlandırıldı. Bunu Brezilya’dan da benzer özelliklerde spike’ın etkilendiği üçüncü bir varyantın tanımlanması takip etti. Bu varyant da P1 veya B11248 olarak adlandırıldı. Güney Afrika ve Brezilya varyantlarının da bulaşıcılığının eski tip virüse göre artmış olduğu düşünülüyor. Bunların hastalığın seyri ve mortalite üzerine etkileri hakkında ise henüz elimizde yeterli veri yok.

Kullanımda olan aşılar varyantlara karşı etkili mi?

Prof. Dr. Atakent: Spike bölgesinde gelişen bu mutasyonların mRNA aşılarının etkinliğini etkileme potansiyeli mevcut olmakla birlikte, uzmanlar bu gün için mevcut kullanımda olan aşıların bu varyantların tümüne etkili olduğunu bildiriyor. İngiliz yetkililer de Astra Zeneca/Oxford aşısının, Pfizer Biontech ve Moderna aşılarının İngiliz varyantına karşı yeterli koruyuculuk sağladığını açıkladılar. Moderna Firması mRNA aşılarının İngiltere varyantına karşı eski tip virüsle benzer koruyuculuk sağladığını, Güney Afrika varyantına karşı da yeterli koruyuculuk sağlamakla birlikte nötralizan antikorlara duyarlılığının daha az olması nedeniyle koruyuculuğun daha kısa süreli olabileceğini açıkladı.

COVID-19 antikor testi toplum bağışıklığının belirlenmesi için çok önemli

Firma yetkilileri aşının özellikle Güney Afrika varyantına karşı etkinliğini daha da arttırmak amacıyla ek 3. doz verilmesi ve 3. dozun varyantlara göre modifiye edilerek verilmesi ile ilgili çalışmalar yürüttüklerini açıkladılar. Pfizer/Biontech firması ise Güney Afrika varyantının aşı ile oluşacak antikorlara duyarlılığının daha az olabileceğini ancak yine de aşılarının mevcut varyantlara karşı yeterli koruyuculuk sağladığını ve şu an için modifiye aşı üretimine geçmeyi planlamadıklarını duyurdu. Mevcut ön çalışmalar bu varyantta mevcut olan mutasyonların tedavide kullanılan bazı monoklonal antikorların etkinliğini azalttığı yönünde. Brezilya varyantının da Güney Afrika varyantı ile ortak mutasyonlar içermesi nedeniyle benzer şekilde nötralizan antikorlara duyarlılığında azalma söz konusu olabilir, aşıların etkinliği açısından bu varyant ile de sorunlar yaşanabilir.

Yeni varyantların tanımlanmalarını takiben dünyada pek çok ülkede bu varyantlarla gelişen vakalar olduğu ve bu vakaların bazılarının seyahat bağlantılı olmadığı haberlerini okuduk. 50’den fazla ülkede İngiltere varyantı ile gelişen olgu, 32’den fazla ülkede de Güney Afrika varyantı ile gelişen olgular olduğu bildirildi. Bu gün için Brezilya varyantı Avrupa Birliği ülkelerinde tanımlanmamış olmakla birlikte Japonya ve Güney Kore’de seyahat bağlantılı olgular bildirildi. İngiltere’de varyantın tanımlanmasıyla birlikte vaka sayılarında ve kayıplarda ciddi artış olduğunu gördük. Durumun kontrol altına alınabilmesi için İngiliz Hükümeti bir yandan aşılama çalışmalarına hızla devam ederken bir yandan da ciddi önlemler almak durumunda kaldı.

Yeni varyantlar Türkiye’de de görüldü. Bu varyantların yayılımının takibi ve kontrolü için ne gibi uygulamalar yapılıyor?

Prof. Dr. Atakent: İngiltere, Güney Afrika ve Brezilya’dan yeni varyantların bildirilmesini takiben Sağlık Bakanlığı bu varyantların ülkemize girişinin ve yayılımının önlenmesine, mutasyon takibine yönelik bir takım önlemler aldı. 21/12/2020 tarihinden itibaren yeni varyantların görüldüğü İngiltere, Danimarka ve Güney Afrika’dan tüm uçuşlar durduruldu. 22/1/2021’de bu Brezilya’da bu ülkeler arasına dahil edildi. 28/12/2020’den itibaren Türkiye’ye yurt dışından hava yolu ile gelen, 30/12/2020’den itibaren de hava, kara, deniz yolu ile gelen tüm yolculardan giriş yapabilmeleri için son 72 saatte yapılmış (-) PCR ibraz etmeleri zorunluluğu getirildi. Ülkeye girişte hudut kapılarında (-) PCR sonucu ibraz edemeyen kişilerin ikamet edecekleri adreste karantina altına alınmaları sağlandı.

Bu uygulamanın 01/03/2021’e kadar devam ettirileceği açıklandı. Son 10 gün içerisinde İngiltere, Danimarka, Güney Afrika, Brezilya’da bulunan kişilerin ülkeye girişte negatif PCR sonucu ibraz etseler dahi karantinaya alınacakları, karantinanın 7. Gününde yapılacak 2. PCR testinde negatiflik gösterildikten sonra karantinalarının sonlandırılacağı, (+) ilk saptanacak olursa tedavi altına alınacakları Bakanlığımız tarafından açıklandı. Sağlık Bakanı Sayın Koca’nın 25/12/2020 tarihinde ülkemizde de Eylül ayından bu yana çeşitli mutasyonların görüldüğü, 81 ilden izole edilen suşlarda pandeminin başından beri düzenli olarak mutasyon taraması yapıldığı yönünde basın açıklaması var.

Korona virüs ile ilgili yanlış bilgilere dayalı panik, virüsten çok daha tehlikeli!

Ülkemizde ilk olarak, 1 Ocak tarihinde Sağlık Bakanımızca çeşitli illerden (Balıkesir, Antep, Elazığ) tamamında İngiltere seyahati öyküsü olan, B117 varyantı ile enfekte 15 vaka görüldüğü, mutasyonun referans laboratuvarında tam gen sekans analizi incelemesi ile ortaya konulduğu yönünde bir basın açıklaması oldu. Bu kişiler ve temas çevrelerinin karantinaya alınarak, yaygın temaslı taraması yapılarak durum kontrol altına alındığı haberlerini okuduk. Bu tamamı seyahat bağlantılı olguyu takiben Tokat’tan seyahat öyküsü bulunmayan aynı varyant ile enfekte 2 olgu saptandı. Bunların da çevrelerine enfeksiyonu bulaştırmalarıyla 8’i merkezden, 4’ü Niksar’dan bildirilen toplam 10 olgu bildirildi.

29 Ocak’ta ise Sağlık Bakanımız tarafından 17 ilde tamamı İngiliz varyantı ile enfekte toplam 128 olgu olduğu açıklandı. Bakanlığımız tarafından 2 Şubat’ta yapılan açıklamada 81 ile mutasyonu saptamaya yönelik PCR kiti temin edildiği, PCR pozitif olan olgulardan viral yükü yüksek saptanan olgularda mutasyona yönelik ikinci bir PCR testi uygulanmaya başladığı ve bu testte pozitif bulunan olgularda mutasyonun tipini gösterecek üst inceleme yapılacağı bilgisi basında yer aldı. Son olarak 3 Şubat’ta Sağlık bakanı Dr. Fahrettin Koca İstanbul Tıp Fakültesi’ne başvuran bir hastada Brezilya varyantı, iki vatandaşımızda da Güney Afrika varyantı tespit edildiğini, tedbir olarak bu olguların hastanede izole edildiklerini, temaslılarının da benzer şekilde izole edildiklerini açıkladı.

Bakanlığımızın varyantlara yönelik aldığı mevcut önlemlere ek olarak ulusal covid-19 rehberi de 9 Şubat’ta güncellendi ve varyant virüsler ile enfekte olan hastaların mümkün olabildiğince tek kişilik odalarda izlenmesi gerektiği belirtildi. Son dönemde ülkemizde de saptanan günlük yeni vaka sayılarının 5000’lerden 8000’lere çıktığını görüyoruz. Vaka sayılarındaki artışta bulaşıcılığı daha yüksek olan varyantlarında etkisi söz konusu olabilir.

Varyantların Türkiye’de de saptandığı bu dönemde durumun kontrol altında tutulabilmesi, varyantların yayılımının önlenmesi, vaka sayılarında ve kayıplarda artış yaşanmaması, sağlık sisteminin aşırı yüklenmemesi için neler yapılmalı?

Prof. Dr. Atakent: Yaşadığımız süreçte tek başına seyahat kısıtlamalarının varyantların yayılımının önlenebilmesi için yeterli olmadığını, varyantlar ile gelişen vakaların bazılarında seyahat öyküsü olmadığını görüyoruz. Virüs dolaşımda olduğu sürece mutasyona uğrayabilir ve varyantlar ülkemizde de ortaya çıkabilir. Mutant virüslerin daha hızlı yayıldıklarını göz önünde bulundurursak, bölgesel yayılım hızlarının sıkı takibi, ülkemizde izole edilen virüslerde düzenli olarak mutasyon analizi ve bu yönde sürveyans yapılması zamanında ve etkin önlemlerin alınabilmesi ve durumun kontrol altında tutulabilmesi için son derece önemli.

Koronavirüs REHBERİ: Nasıl bulaşır? Belirtileri, korunma yöntemleri ve tedavisi

Bu bilgiler, ülkemizde varyantların dağılımının ve çeşitliliğinin gerçek boyutunun saptanabilmesinde, kullanımda olan aşıların etkinliğinin değerlendirilmesinde yol gösterici olacaktır. Gelecekte ortaya çıkabilecek varyantlarla vaka ve kayıp oranlarındaki kontrolsüz bir artış ile karşılaşılmaması ve virüste yeni yeni mutasyonların ortaya çıkmasına fırsat vermemek için hızlı ve yaygın aşılanma yapılması ve aşılanmaya rağmen asemptomatik hastalık gelişebileceği ve buna bağlı bulaşın olma ihtimali nedeniyle maske, el hijyeni ve sosyal mesafe gibi temel uygulamalardan kesinlikle vaz geçilmemesi, test sayısının arttırılarak enfekte olguların erken dönemde tespiti ve izolasyonu, lokal insidansın yüksek olduğu bölgelerde önlemlerin arttırılması ve temaslı takibinin sıkı bir şekilde yapılması durumun kontrol altında tutulabilmesi açısından kritik önem taşıyor.

Sağlık sistemlerinin varyantlara bağlı vaka sayılarındaki artışa karşı hazırlıklı olması açısından bölgesel bulaş hızlarının takibi, düzenli mutasyon sürveyansı, genetik dizi analizi ile virüsteki mutasyonların takibi son derece önemli. Son günlerde ülkemizdeki vaka artışını da göz önünde bulunduracak olursak, mevcut tedbirlerle birlikte kapalı ve kalabalık yerlerden özellikle uzak durmalıyız. Yurt içinde kitlesel harekete yol açacak, bir araya gelmeye neden olabilecek her türlü düzenlemelerden kaçınmak zorundayız.

COVID-19’u geçiren kişiler aşı yaptırmalı mı? Daha önce COVID enfeksiyonu geçiren kişilerde koruyuculuk ne kadar devam ediyor?

Prof. Dr. Atakent: Hastalığı geçirenler, en az 6 ay büyük oranda korunuyor. *Nature Dergisi’nde son dönemde yayınlanan Gaebler ve arkadaşlarının çalışmasında daha önce COVID geçiren 87 kişide COVID-19 sonrasında antikorlar 6 ay içerisinde ciddi olarak (yarı yarıya) düştüğü, ancak hafıza B hücrelerinin seviyesinde bir azalma olmadığı gösterildi.

Bu bize muhtemelen ikinci kez virüs ile karşılaşıldığında korunmanın yüksek olacağını gösteriyor. İngiltere’den gelen Siren çalışmasında da benzer şekilde geçiren kişilerin en az 6 ay %83 oranında korunduğu, kalan grubun ise çok hafif geçirdiği, hafıza yanıtının iyi çalıştığı gösterildi. Bu çalışmada araştırmacılar hastalığı geçiren kişilerden, aldıkları ince barsak biyopsi örneklerinin incelenmesi neticesinde 4. ayda barsakta immün yanıtın devam ettiğini, tekrarlayan karşılaşmaların bu yanıtı yüksek tutmada ve hafıza yanıtını oluşturmada katkısının olduğu söylüyorlar. Bu nedenle hastalığı geçirdiysek büyük oranda en az 6 ay boyunca korunuyoruz. Bu veriler doğrultusunda hastalığı geçirdikten sonra süre 6 ayı geçtiyse mutlaka aşılanalım, 3 ay geçtiyse aşılanma tarafında olabiliriz.

Antikor varlığında aşı olmanın bir dezavantajı olabilir mi?

Prof. Dr. Atakent: COVID aşısı ile ilgili henüz böyle bir bilgimiz yok, zaman içerisinde veriler birikecek. Ancak bizim klasik bilgilerimiz inaktif veya canlı aşılarda istenmeyen yan etkide artışa neden olmadığı yönünde.

Kullanımda olan COVID-19 aşılarıyla anafilaksi gelişme olasılığı var mı? Bu risk hangi tip aşılarda daha fazla olabilir? Türkiye’de kullanılan aşı ile ilgili anafilaksi riski var mı? Kimler bu aşıyı olmamalı?

Prof. Dr. Atakent: Alerjik yan etkiler ve anafilaksi riski mRNA aşıları için daha yüksek. mRNA aşılarının içerisinde kullanılan lipidler, PEG, polisorbat gibi maddelere karşı alerji gelişebiliyor. Ülkemizde kullanımda olan inaktif aşı için anafilaksi gelişmesi beklenilmemekle birlikte her tedavi için olduğu gibi bu aşı ile de bir risk söz konusu.

Prof. Dr. Ceyhan: Koronavirüs için tüm kurumları kapsayan pandemi planları yapılmalı!

Aşılama sonrasında 15 dakika gözlenmesi, herhangi bir şekilde alerji öyküsü olanlarda aşı uygulamasının hastane ortamında, müdahale için gerekli ekipman varlığında yapılması ve kişilerin en az 30 dakika gözlenmesi öneriliyor. Ülkemizdeki aşılama randevu sistemi de zaten bu şekilde yönlendirme yapıyor. Amerika, mRNA aşıları için aşı içeriğindeki maddelere karşı şiddetli alerjik reaksiyon öyküsü olanların aşıyı olmamalarını, alternatif aşıları değerlendirmelerini öneriyor.

Aşının ilk dozunda anafilaksi gelişmedi, ikinci gelişme olasılığı var mı?

Prof. Dr. Atakent: İlk dozda anafilaksi gelişmese bile ikinci dozda böyle bir yan etki gelişme olasılığı olduğu her zaman göz önünde bulundurulmalı. İlk aşı sonrasında ciddi reaksiyon geliştiyse, ikinci dozda çok dikkatli olmalı, belki de yapılmamalı veya bir alerji immünoloji uzmanına danışılmalı.

Lupus, multiple skleroz, myastenia gravis ve bunun gibi otoimmün hastalığı olanlara, maligniteli hastalara, bağışıklık sistemini baskılayıcı ajan kullanan hastalara, epilepsisi olanlara, daha önce enfeksiyona bağlı Guillain Barre geçirenlere, kalıtsal kas hastalığı olanlara aşı yapılmalı mı?

Prof. Dr. Atakent: Lupus gibi otoimmün hastalığı olanlar, kanser hastaları aşı olabilirler ancak antikor yanıtı sağlıklı bireylerdekine oranla daha düşük olabilir. Myastenia gravisli hastalara ve daha önce enfeksiyona bağlı Guillain Barre geçirenlere canlı aşılar haricindeki aşılar yapılabilir. Synovac aşısı ve mRNA aşılarının kullanımı sonrasında GBS gelişimi bildirilmemiştir. Kronik demiyelinizan polinöropati, otoiümün nöropati hastaları için de myastenia gravis ve Guillain Barre Sendromu geçirme öyküsü olan hastalardakiyle benzer yaklaşımda bulunulabilir, bu grubun aşılanması ile ilgili veri yok. E

pilepsisi olanlar da aşı olabilirler. Kalıtsal kas hastalığı, ALS hastaları öncelikli olarak aşılanmalıdır, canlı aşılar hariç diğer aşılar kullanılabilir. Bağışıklık sistemini baskılayıcı hastalığı olanlarda canlı aşılar hariç diğer aşılar seçilmelidir. Otoimmün hastalığı olanlarda tercih edilen inaktif aşılar, immünsüpresif veya biyolojik ajan başlamadan 2 hafta öncesinde (Ritüksimab için 2-4 hafta) veya 5 ay sonrasında yapılmalıdır. Otoimmün hastalığı olanlarda mRNA aşıları için şu anda elimizde veri yok.

Kortikosteroid, metotreksat, azotiyopürin, mikofenolat mofetil gibi ajanları kullananlarda ilaçlar kesilmeden aşı yapılabilir. Multiple Skleroz (MS) hastalarında Synovac ve mRNA aşıları yapılabilir ancak adenovirüs vektör aşıları ve canlı aşılar önerilmiyor. MS hastalarında aşı, akut atak sırasında yüksek doz kortikosteroid aldığı dönemde değil diğer dönemde yapılmalı ve hastayı takip eden doktoru ile konuşularak hareket edilmeli.

Gebeler ve emziren anneler aşı olabilir mi?

Prof. Dr. Atakent: Gebelerde klasik yaklaşımımız genel olarak ilk trimestrde spontane düşük olasılığı yüksek olduğu için aşı yapılmasını önermiyoruz. Bunun dışında inaktive aşı yapılabilir. İlk trimestrde yapılmasını tercih etmemekle birlikte bulaş riski çok yüksekse, zorunluluk varsa inaktive aşı yapılmasından bir zarar gelmez. mRNA aşıları ile yan etkiler bir miktar daha fazla olabilir. ABD’de şöyle bir yaklaşım var gebeye avantaj ve dezavantajları anlatılarak, doktoru ile görüşülerek takibi sağlanarak aşı olması desteklenebilir deniliyor. Emziren anneler ile ilgili kesin bir veri olmamakla birlikte annede bulaş riski varsa inaktif aşı yapılmasında bir sakınca yok.

Aşının ilk dozundan sonra ikinci dozda farklı aşı ile devam edilebilir mi?

Prof. Dr. Atakent: Özellikle inaktif aşıda olmak üzere aşılar ile koruyuculuk sağlanabilmesi için 2 doz uygulanmaları gerekiyor. Aşılar birbirleriyle değiştirilebilir değiller dolayısıyla hangi aşı ile başlanılmışsa o aşıyla devam edilmesi daha yüksek ve kalıcı antikor yanıtı için dozlama aralığına dikkat edilmesi gerekli. Büyük olasılıkla yıllık aşı gerekecek gibi duruyor. Bu durumda istendiği takdirde bir yıl inaktif aşı olunduysa ertesi yıl mRNA veya başka bir aşı olunabilir. İnaktive aşıyla koruyuculuk 6 ay ve üzerinde gibi, mRNA aşıları için ise 1 yıl ve üzerinde koruyuculuk bekleniyor.

Kaçın üzerindeki antikor titreleri koruyucudur, bunun için belirlenmiş bir eşik değer var mı?

Prof. Dr. Atakent: Koruyuculuk için antikor titresinin ne olması gerektiği henüz bilinmiyor. Nötralizan antikorlar özel laboratuvar alt yapısı gerektirdiği için rutinde bakılamamakta. Saptanan anti spike Ig G nötralizan antikor düzeyi ile paralellik gösterir. Antikor testlerinde farklı firma kitleri ile elde edilen sonuçlar birbiri ile karşılaştırılmamalıdır. Geçirilmiş enfeksiyon sonrasında hafıza bağışıklık yanıtı gelişimi de mevcut. Antikor düzeyimiz azalsa da virüsle karşılaşıldığında yeniden antikor üretimini sağlayacak hafıza yanıtımız var ve reenfeksiyon oranı çok düşük (%1’in altında).

Bütün bu veriler bağışıklığın dolaşımdaki antikorların varlığından daha uzun süreli olduğunu gösteriyor. Bu nedenle COVID geçirenlerin antikorum azaldı endişesine kapılmasına gerek yok. Sürekli antikor baktırmak anlamlı değil, risk altında olmayan sağlık personeli dışı grupların maske ve diğer koruyucu önlemlere uydukları takdirde tekrar enfekte olma olasılığı çok düşük.

Aşılar ve pandemi sürecinde dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili vermek istediğiniz mesajlar var mı?

Prof. Dr. Atakent: Pandemi sürecinde aşılar elimizdeki en etkin ve güvenilir silahlar. Aşıların avantaj ve dezavantajları konusunda açık olalım, bilgileri paylaşalım ancak aşıya zarar verecek şekilde hareket etmeyelim. Aşıları tam doz ve uygun aralıkta olalım. Hangi aşıyla başlamışsak onunla devam edelim. Pandeminin sona ermesi için hızla yaygın aşılama ile beraber maske, el hijyeni, sosyal mesafe kurallarından ödün verilmemeli, test sayısı arttırılarak enfekte kişiler erken saptanıp izole edilerek yayım önlenmeli.

Gen dizi analizi ile düzenli mutasyon taraması, bölgesel bulaş hızının takibi, vaka sayılarının yüksek olduğu bölgelerde önlemlerin sıkılaştırılması ve sıkı temaslı takibi hastalığın ve gelişebilecek endişe verici mutasyonların saptanmasında, yayılımının önlenmesi ve kontrolünde, aşı etkinliğinin değerlendirilmesi ve gerektiğinde aşı modifikasyonu yapılabilmesi açısından kritik önem taşımaktadır. Sağlık sisteminin yeni gelişebilecek varyantlara bağlı olası vaka ve kayıp sayılarında yaşanabilecek artışa karşı hazırlıklı olabilmesi için bu faktörler mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Ülke olarak yıllık aşı gerekebileceği göz önünde tutularak aşı tedariki için gereken önlemler alınmalıdır.

YAZIYI PAYLAŞ

YORUMUNUZ VAR MI?

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla