Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Yeni ‘tümör agnostik’ kanser ilaçları ile yeni bir dönem başlıyor!

Yazan Hatice Pala Kaya
6 Şubat 2022   |    7 Şubat 2022    |   Kategori: Güncel / Literatür, Kanser Print

Günümüzde onkoloji tedavilerinin yüzde 46’sının hedefli tedavi olduğunu söyleyen Ankara Hematoloji ve Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, geliştirme aşamasındaki kanser ilaçlarının yüzde 73’ünü ise kişiselleştirilmiş tedavilerin oluşturduğunu belirtti. Hedefli tedavilerin sağ kalım oranlarını önemli düzeyde artırdığını vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, çoğu kanser türünde kemoterapi yanıtları yüzde 30-50 arasında iken kişiye özgü hedefli tedavilerde ise yanıt oranlarının yüzde 80’lere kadar çıktığını kaydetti. Prof. Dr. Altuntaş, kanser yapma potansiyeli olan hücrelerin, köken aldığı organdan bağımsız olarak daha kanser yapmadan engelleyen “agnostik tedavi yaklaşımında” ilerlemeler olduğunu açıkladı.

“4 Şubat Dünya Kanser Günü” dolayısıyla hibrit olarak uluslar arası katılımlı düzenlenen “II. Ankara Hematoloji ve Onkoloji Günleri” Ankara Hematoloji ve Onkoloji Derneği’nin ev sahipliğinde, yapıldı. Toplantı kapsamında düzenlenen basın toplantısına Derneğin Kurucu Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, Ankara Hematoloji ve Onkoloji Derneği İkinci Başkanı Prof. Dr. Berna Öksüzoğlu, Dernek Genel Sekreteri Prof. Dr. Halil Başar, Kongre Genel Sekreteri Prof. Dr. Mutlu Doğan ve Kongre Sekreteri Doç. Dr. Sinan Dal katıldı.

Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Hematolojik kanserlerde ‘parmak izi dönemi’ başladı

Basın toplantısında konuşan Prof. Dr. Altuntaş, Dünya Kanser Günü’nün bu yılki uluslar arası sloganının “Tedavi Açığınızı Kapatın” olarak belirlendiğini vurgulayarak, “Her seferinde bir gün daha sağlıklı bir geleceğe ulaşabiliriz! Dünya Kanser Günü mottosu ‘Kansere meydan okumak için 21 Günde 1 gün.’ En az 21 günde bir gün kendinizle konuşun diyoruz. 2022 yılında kişisel sağlığınızı iyileştirmek için rahim ağzı kanserinin ortadan kaldırılmasına yardımcı olmak için kendinizi eğitmek için kanser hizmetlerine erişmek için çaba sarf etmek için en az 21 günde bir gün kendinizle konuşun. Günlük motivasyon ve pratik danışmanlık almak için kanser okuluna kaydolun” dedi.

Agnostik yaklaşım

Prof. Dr. Altuntaş, kanser tedavisinde kullanılan ispatlanmış yöntemlere ilave olarak yeni tanımlanan biyobelirteçler ve bu biyobelirteçlere hedeflenmiş yeni geliştirilen ilaçlarla tümör-agnostik veya pan-kanser kavramlarının oluştuğunu vurgulayarak, bunun “kişiselleştirilmiş tıptan” “hassas tıbba” geçiş şeklinde tanımlanabileceğini kaydetti.

Prof. Dr. Altuntaş şu bilgileri verdi: “Artık, kanserde sadece köken aldığı organ ve histolojik yapısına dayalı sınıflandırma ve tedavi yaklaşımından, tedavi açısından daha öne çıkan daha karmaşık moleküler ve genetik bir sınıflandırma, tiplendirme ve alt tiplendirme dönemine geçmiş bulunmaktayız. Hastaların moleküler biyobelirteç tabanlı kişiselleştirilmiş tıptan yararlanması yaşamsal bir gerekliliktir. Doku agnostik (kanserin köken aldığı organdan bağımsız) kanser tedavilerinin sayısı her geçen gün artıyor.

Kanser biyolojisine dair artan bilgimiz sayesinde, onkolojik tedaviler için heyecan verici bir yenilik çağındayız. Daha hedefe yönelik tedaviler ve daha hassas bir onkoloji için biyobelirteç odaklı ilaçlar geliştirilmektedir. Onkoloji alanında çığır açan kişiselleştirilmiş tıp tedavileri, insan vücudunun hangi bölgesinde bulunduğuna bakılmaksızın, hücrelerdeki onkogenik etkenleri bloke etmektedir.”

Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Kanserde sadece tedavi değil, hastalık yönetimi de çok önemli

Onkogenetik etkenlerin moleküler düzeyde belirlenerek, doğrudan hücrelerin hedeflenmesine yönelik yaklaşımın araştırmalarda daha fazla yer almaya başladığının altını çizen Prof. Dr. Altuntaş, “tümör agnostik” olarak adlandırılan bu tedavi yaklaşımına yönelik ilaçların tıbbi açıdan yeni bir dönemin başlangıcı sayılabileceğini vurguladı.

Tümör-agnostik tedavi yaklaşımlarında iyi klinik uygulamaları kapsamında hangi yaklaşımın, hangi biyobelirtecin ve hangi teknolojinin kullanılacağının tamamen hastalık tanısı ve hastanın ihtiyaçları doğrultusunda belirleneceğini bildiren Altuntaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Onkoloji hastalarının sağaltımında rutin uygulama amaçlı yapılacak bir tümör agnostik tanı yönteminin seçimi aslında çok basamaklı bir süreçtir. Hem ihtiyacın belirlenmesi hem de yapılan testler neticesi yorumlama ve hasta sağaltımı için klasik tümör konseyleri yerine artık içerisinde hematoloji, medikal onkoloji uzmanı, cerrahi onkoloji uzmanı, tıbbi genetik uzmanı, immünoloji uzmanı, tıbbi patoloji uzmanı ve biyoinformatik ekipten de bir kişinin yer aldığı ‘Moleküler Tümör Konseyleri’ kapsamlı kanser merkezinde kanser kliniklerinde rutininde yer alacaktır.

Bu nedenle kişiselleştirilmiş tıp ve hedefe yönelik tedaviler için tutarlı bir ulusal strateji geliştirilmeli, mümkün olduğunca her hastada genomik veya kapsamlı moleküler profilleme planlanmalı ve küçük veya tam genom testleri yerine geniş kapsamlı hedefli bir gen paneli kullanılarak daha çok sayıda hastanın taranıp taranmayacağı üzerinde çalışılmalıdır.”

Kişiye özgü, hedefli tedavilerin başarı oranı yüksek

Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, kanserde hedefli tedavilerin ağırlığının giderek arttığını vurgulayarak, sağ kalım oranlarının da önemli ölçüde yükseldiğini anlattı. “Çoğu kanser türünde kemoterapi yanıtları %30-50 arasında iken kişiye özgü hedefli tedaviler ile tedaviye bağlı yanıt oranları %80’lere kadar çıkmaktadır” diyen Prof. Dr. Altuntaş, kişiselleştirilmiş tedavilerin uygulanabilmesi için gerekli olan yüksek kaliteli gen testlerinin önemine işaret etti.

Kök hücre nakli ve ilaç tedavisi ile lenfomasız bir hayat mümkün

Hematolojik kanserler kronik bir hastalık gibi tedavi edilebiliyor

Prof. Dr. Altuntaş, lösemi, lenfoma, myeloma olarak bilinen hematolojik kanserlerin akıllı tedaviler ile kronik bir hastalık gibi tedavi edilebildiğini belirterek, “Gelecek, bağışıklık sistemi, kök hücre, hücre ve genetik temel üzerine yoğunlaşmakta. Hastalıktan ziyade hasta bazlı tedaviler konuşulmaktadır. Hematolojik onkolojide tedaviler bireyselleştirilmektedir. Çünkü, aynı tip hastalığa sahip hastalar arasında bile klinik seyir, tedaviye yanıt ve yanıtın kalitesi bakımından belirgin farklılıklar görülebilmektedir. ‘Bireyselleştirilmiş tedavi’ dediğimiz daha güvenli, daha etkin ilaç ve tedavilerin hastanın genetik özellikleri ve bireysel gereksinimine göre verilmesi amaç olmalıdır” diye konuştu.

YAZIYI PAYLAŞ

YORUMUNUZ VAR MI?

guest
0 Comments
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla