Prof. Dr. Kaynar: İmmün plazma, Kovid-19’a karşı en önemli tedavilerden birisi

Yazan Hatice Pala Kaya
14 Nisan 2020   |    15 Nisan 2020   |   Kategori: Güncel / Literatür Print

Yeni Koronavirüs (Kovid-19) salgınında tedavi yöntemlerinden biri olarak önerilen ‘immün plazma tedavisi’, Türkiye’de de uygulanmaya başladı. İmmün plazma tedavi yönteminin tarihteki birçok viral salgında kullanıldığını belirten Türk Hematoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Leylagül Kaynar, ağır Koronavirüs enfeksiyon tablosuna sahip olan hastalar için tedavide kullanılan diğer yöntemlerin yanında, destek tedavisi olarak kullanılabileceğini kaydetti. Covid-19 salgınıyla birlikte yeniden gündeme gelen bu yönteme ilişkin Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice PALA KAYA’ya açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Kaynar, şu bilgileri verdi: 

“Elimizde Kovid-19’a karşı spesifik, kesin şekilde etkin olduğu gösterilmiş bir tedavinin olmaması, durumu ciddi ve hastalığı ağır olan hasta grubunda mortalite oranının yüksek olması, Ebola gibi diğer bazı viral enfeksiyonlarda immün plazma tedavisinin etkin olduğunun kabul edilmesi ve Çin orjinli yayınlara göre Kovid-19 hastalarında immün plazma tedavisinin etkin olduğu göz önünde bulundurulur ise immün plazma tedavisi Kovid-19’a karşı elimizdeki en önemli silahlardan biri gibi durmaktadır.”

Kovid-19 ile mücadelede İmmün plazma tedavisi Sağlık Bakanlığı ve Kızılay koordinasyonunda uygulanmaya başlandı.

İmmün plazma nedir? İmmün plazma tedavisi nasıl yapılır?

Prof. Dr. Kaynar: İmmün plazma (Konvalesan plazma) tedavisi daha önce Kovid-19 enfeksiyonunu geçirmiş ve iyileşmiş bireylerin plazmasının Kovid-19’a yakalanmış ve durumu ağır olan hastalara verilme işlemidir.  Buradaki amaç, Kovid-19 etkenine karşı oluşmuş ve kanda bulunan antikorların, Kovid-19 enfeksiyonu geçiren hastalara verilmesidir. Hedef hastada pasif bağışıklık oluşturmaktır.

Koronavirüs REHBERİ: Nasıl bulaşır? Belirtileri, korunma yöntemleri ve tedavisi

Plazmanın elde edilmesi iki metotla yapılabilir; bağışçı bir ünite tam kan bağışlar ve buradan yaklaşık 200ml plazma elde edilir. Diğer yöntem ise aferez cihazları ile tek işlemde ortalama 400-600ml hacminde vericinin “sadece” plazması toplanır. Sağlık Bakanlığımızın genelgesinde belirtilen metot aferez cihazı ile toplama işlemidir. İhtiyacı olan hastaya yavaş infüzyon ile transfüzyon ilişkili olası yan etkiler gözlemlenerek verilir. Hastanın durumuna göre tekrarlayan uygulamalar yapılabilir.

İmmün plazma tedavisi kimlere uygulanabilir?

Prof. Dr. Kaynar: Kovid-19 enfeksiyonu geçirdiği ispatlanan hastalar içinde hangi gruba uygulanacağı bakanlığımız tarafından henüz tanımlanmamış olmakla birlikte bu FDA’in (U.S. Food and Drug Administration) immün plazma uygulamasını önerdiği hasta grubu Kovid-19 enfeksiyonunu ciddi geçirenler veya hayatı tehdit eden hastalığı olanlardır.

Ciddi enfeksiyon tanımı nefes darlığı, solunum sayısı ≥ 30/dk, kan oksijen saturasyonu ≤ %93, arteriyel O2 basıncı/FiO2 < 300, 24-48 saat içinde akciğerdeki infiltrasyonlarında %50 artış kriterlerinden en az birinin varlığı olarak tanımlanmıştır. Hayatı tehdit eden hastalık ise solunum yetmezliği, septik şok ve multiorgan bozukluğu veya yetmezliğinden en az bir tanesinin bulunmasıdır.

Hastalığı asemptomatik geçiren veya hafif semptomları olan hastalara uygulanması hiçbir sağlık otoritesi veya rehber tarafından önerilmemektedir. Bir de FDA’in uygulama önerdiği grup içinde olmasa da immün plazma, Kovid-19 olduğu doğrulanmış hastalar ile korumasız teması olan, sağlık personeli veya immunsupresif hasta grubu gibi enfeksiyonlara karşı duyarlı olan grupta da hastalık gelişimini önlemek için Bakanlığımızdan özel izin alınarak kullanılabileceği akılda tutulmalıdır.

Koronavirüs (COVID19) enfeksiyonu tanısı alan hastalara müdahale ve tedavi yöntemleri

Kalıcı bir tedavi midir, yoksa destek tedavisi olarak mı kullanılır?

Prof. Dr. Kaynar: Hastanın enfeksiyona karşı antikorları oluşana kadar dışarıdan antikor desteği oluşturulmaya çalışılan immün plazma tedavisi, kesinlikle kalıcı bir tedavi değildir. Sağlık Bakanlığı COVID-19 tedavi protokolleri algoritması önerilerine uygun diğer tedaviler ile birlikte destek tedavisi olarak kullanılmalıdır.

İmmün plazma tedavisi ilk ne zaman ve hangi hastalıklarda kullanıldı?

Prof. Dr. Kaynar: İmmün plazma tedavisi yeni bir tedavi metodu değildir. 1900’lü yılların başından itibaren çok sayıda viral salgında kullanılmış ve genel olarak viral yükü azalttığı ve sağ kalım oranını artırdığı kanaatine ulaşılmıştır. Ancak tedavinin etkin olmadığını vurgulayan yayınların da olduğunu unutmamak gerekir.

Kovid-19 enfeksiyonun tedavisinde immün plazmanın uygulamasının etkin olabileceğini destekleyen Çin kaynaklı yeni yayınlar mevcuttur. Mart ayının sonunda JAMA’da (The Journal Of The American Medical Association) yayımlanan makalede, 5 hasta olmakla birlikte, durumları oldukça ağır olan bu hasta grubunda immün plazma tedavisi ile gerçekten umut verici sonuçlar elde edilmiştir. Ancak bu hastalara Kovid-19 enfeksiyonu için uygulanan tüm diğer tedavi yaklaşımları da eş zamanlı olarak verilmiştir.

Elimizde Kovid-19’a karşı spesifik, kesin bir şekilde etkin olduğu gösterilmiş bir tedavinin olmaması, durumu ciddi ve hastalığı ağır olan hasta grubunda mortalite oranının yüksek olması, Ebola gibi diğer bazı viral enfeksiyonlarda immün plazma tedavisinin etkin olduğunun kabul edilmesi ve Çin orjinli yayınlara göre Kovid-19 hastalarında immün plazma tedavisinin etkin olduğu göz önünde bulundurulur ise immün plazma tedavisi Kovid-19’a karşı elimizdeki en önemli silahlardan biri gibi durmaktadır.

Koronavirüs (covid19) tespit edilen hastalara yaklaşım ve tedavi nasıl olmalı?

İmmün plazma temini nasıl sağlanacak, bağışçısı olma şartlar neler?

Prof. Dr. Kaynar: Bakanlığın 01.04.2020 tarihinde yayımlanan genelgesi ile ülkemizde immün plazma bağışçısı olmak için gerekli şartlar belirlenmiştir. Daha önce enfeksiyonu geçirdiği kanıtlanmış ve semptomlarının tamamıyla kaybolmasından en az 14 gün süre geçmiş ve en az bir PCR test sonucu negatifleşen bireyler immün plazma bağışçı adayı olabilirler.

Bu kişilerin ayrıca bağışçı olabilmesi için Ulusal Mevzuatta tanımlanan kan bağışçısı olabilmek için gereken diğer sorgulama ve laboratuvar kriterlerini de sağlaması gerekir.

Sosyal medyada hasta yakınları ilan verip, plazma vericisi bulmaya çalışıyor. Bu durumun kötüye kullanılma riskleri olabilir mi? Bu konuda ne gibi uyarılarda bulunursunuz?

Prof. Dr. Kaynar: Sosyal medya üzerinden verilen ilanlar ile plazma vericilerinin bulunmasının doğuracağı birçok problem ortaya çıkacaktır. Bunların başında elbette ticari çıkar sağlamak olmak üzere bağışın öncelikli ihtiyacı olan hastaya ulaşmaması, duygusal ve vicdani nedenlerden bağışçı olma kriterlerinin esnetilmesi, bağışçı-hasta mahremiyetinin bozulması, vericilerin tekrarlayan bağışlar için gönüllülük dışında sosyal baskıya maruz bırakılması bulunmaktadır.

Vericilerin gönüllü olması ve kendi aile bireyi veya tanıdığı gibi özel bir kişi için değil, fayda görebilecek herhangi bir hasta için bağış yapıyor olması esastır. Tüm kan ve kan ürünü bağışları için geçerli olan bu temel kural immün plazma bağışı için de geçerlidir. Bakanlığın hedeflediği immün plazmaya ulaşım yolu, hastasına plazma vermek isteyen bir hekimin hastanın bulunduğu kurumun ya kendi bünyesindeki aferez ünitelerinden ve bölge kan merkezlerinden ya da direk Kızılay’dan talep yolu ile elde etmesidir.

COVID-19’ten iyileşmiş kişiler plazma bağışı için nereye başvurmalı?

Prof. Dr. Kaynar: Kovid-19 enfeksiyonunu geçirmiş, semptomlarının tamamen kaybolmasından 14 gün geçmiş ve plazma bağışı yapmak isteyen bireylerin Türk Kızılay kan merkezleri, bölge kan merkezleri veya aferez merkezlerinin bulunduğu üniversite, kamu veya özel hastanelerine müracaat etmeleri gerekmektedir.

Koronavirüs hangi yüzeylerde ne kadar yaşar? COVID-19’a karşı korunma yöntemleri

Aferez işlemi nasıl yapılır?

Prof. Dr. Kaynar: Aferez işlemi, kanın istenen kısmının işlenmesine dayanır ve otomatik aferez cihazları aracılığı ile yapılır. Plazma toplamak için gerçekleştirilen aferez işlemi sırasında hastanın büyük bir veninden alınan kan, cihaz içinde santrifüj edilir ve plazmasının bir kısmı toplanır, kanın diğer kısmı ise hastaya geri verilir. Bütün işlem kapalı bir sistem içinde gerçekleştirilir.

Bağış hacmi ile ilgili bilgi verir misiniz? Bir bağışçıdan bir seferde en fazla kaç mililitre plazma alınabilir?

Prof. Dr. Kaynar: Bağış hacmi maksimum bağışçının tahmini kan volümünün %15’ini aşmaması gerekir. Kan hacmi ise cinsiyet, vücut ağırlığı ve kas yapısına göre değişir. 70 kg normal yapılı bir erkeğin kan hacmi yaklaşık 5 litre iken maksimum toplanacak plazma miktarı 800 ml kadardır. Genel olarak ise bir işlemde 400-600 ml kadar plazma toplanır.

Bağış aralığı ve bağış sıklığı ile ilgili bilgi verir misiniz?

İmmün plazma için bağış sıklığı Bakanlığımızın yayımladığı genelgeye göre en az 48 saat ara vermek kaydıyla haftada en çok 2 kez olabilir. Ancak 48 saatin en az ara verilmesi gereken süre olduğu unutulmamalıdır ve mümkün ise iki bağış arasında süre bir hafta gibi daha uzun tutulmalıdır.

Prof. Dr. Kocabaş: Koronavirüs, ileri yaştaki astımlılarda daha ağır seyredebilir

Plazma bağışçısı olan kişilere bu yöntemin herhangi bir zararı var mı?

Prof. Dr. Kaynar: Sağlığı normal olan enfeksiyonu atlatmış bir bireyde belirlenen sınırlar içinde ve önerilen hacimlerde plazma alınmasının bir sakıncası yoktur. İşlem güvenliğine gelince aferez yöntemi ile plazma bağışı genel olarak güvenli bir işlemdir.

Ancak, her işlemde olduğu gibi plazma aferez işleminin ufak ve kontrol edilebilir de olsa bazı yan etkileri olabilir. En sık görülen yan etkiler hipotansiyon ve işlem sırasında kullanılan antikoagülana ait hipokalsemidir. Hipotansiyon, hastanın hidrate edilmesi ve hipokalsemi, kalsiyum desteği ile rahatlıkla üstesinden gelinebilecek problemlerdendir. Daha nadir olarak ise işlem sırasında alerji görülebilir. Ancak tecrübeli ellerde yapılacak bir işlem genel olarak problemsiz olarak gerçekleşir.

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Sıralama:   En Yeniler | Eskiler
Mahmut Koca
Mahmut Koca

Üniversitesine hizmet eder gibi görünüp aslında tüm üniversite kaynaklarını ve çalışanlarını arap ülkelerine aktararak büyük servet kazanmış bir hocamızdır Türkiyeden arap ülkelerine beyin göçünün ortaklarındandır yılın çoğunda zaten oralarda çalışmaktadır… Devletimiz kısa sürede elde ettiği vergisiz kazancı araştırıp gereğini yapmalıdır…

Araç çubuğuna atla