Prof. Dr. Kaya: Çok tetkik yapılması, doğru sonuç anlamına gelmez

Yazan Hatice Pala Kaya
7 Kasım 2017   |    9 Kasım 2017    |   Kategori: Sağlık Gündemi Print

Türk Radyoloji Derneği, tarafından düzenlenen 38. Ulusal Radyoloji Kongresi-TÜRKRAD 2017’de sistemik hastalıklar, uygun tetkik seçimi ve tetkik yoğunluğunun yarattığı olumsuzluklar tartışıldı. Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Türk Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Tamer Kaya, çok ve ucuz tetkik yapılıyor olmasının iyi bir sağlık hizmeti alındığının göstergesi olamayacağını söyledi. “Bugün, sağlık hizmeti almakta olan hastalarımız, dünya rekoru olarak nitelendirilebilecek bir sürede muayene olacağı hekime ya da sağlık kurumuna ulaşabilmektedir. Bu bir başarı mıdır?” diye soran Prof. Dr. Tamer Kaya, tek başına bakıldığında bu olgunun başarı olduğunu ancak bütüncül olarak bakıldığında “iyi bir sağlık hizmeti verildiğinin” göstergesi olarak alınamayacağını anlattı.

Türk Radyoloji Derneği tarafından düzenlenen 38. Ulusal Radyoloji Kongresi kapsamlı bilimsel içeriği ile dikkat çekti; 1100 kişinin katıldığı kongrede radyolojinin gündemindeki sorunlar gündeme geldi. Kongrenin içeriğine yönelik değerlendirme yapan TÜRKRAD 2017 Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Can Çevikol “TÜRKRAD, Türk Radyolojisine çok yönlü bakabilmemizi sağlayan ve mesleki sorunlarımızı da tartıştığımız bir organizasyondur. Tanı için çok sayıda tetkik yapılmasının her zaman doğru olmayacağı, uygunsuz tetkik seçiminin hastalıkların tanısında gecikmeye yol açması yanında, ülkemizin ekonomik kaynaklarının kötüye kullanılması, hastanelerimizde yoğunluk artışı ve buna bağlı olarak meslektaşlarımızın iş yükünün artması ile sonuçlanacağı vurgulanmıştır” dedi.

Çok ve ucuz tetkik, iyi bir sağlık hizmeti demek değil 

Prof. Dr. Tamer Kaya, yaptığı değerlendirmede, kongrede öne çıkan konulardan biri olan tetkik yoğunluğu konusuna değindi. Radyologların “yüksek sorumluluk” gerektiren bir alanda çalışan kişiler olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Kaya, sağlıkta dönüşüm sürecinde halk memnuniyetinin öne çıktığı bir yaklaşım benimsendiğini ve hekime, sağlık kuruluşlarına erişimin hızlı ve garanti haline geldiğini belirtti.

“Bugün, sağlık hizmeti almakta olan hastalarımız, dünya rekoru olarak nitelendirilebilecek bir sürede muayene olacağı hekime ya da sağlık kurumuna ulaşabilmektedir. Bu bir başarı mıdır?” diye soran Prof. Dr. Tamer Kaya, tek başına bakıldığında bu olgunun başarı olduğunu ancak bütüncül olarak bakıldığında “iyi bir sağlık hizmeti verildiğinin” göstergesi olarak alınamayacağını anlattı.

Verilen hizmetin kalitesinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Kaya, şunları kaydetti: “Hekimin karşısına hızlıca çıkabilmek sorunları çözmüyor. Belki de bütün sorun burada başlıyor. Bu durum, büyük olasılıkla ülkemizin sağlık alanında başka bir alandaki birinciliğinin de nedeni olarak görülmelidir: MR tetkik sayısı. Ülkemizde klinisyen hekimlerin sayısının yetersiz olmasına karşın, hastaların her koşulda hekime çıkabilmesinin garanti edilebilmesi mümkün olabilmektedir.

Bu durum, diğer ülkelerdekinden farklı olarak mecburi hizmet süreci, çalışma saatlerindeki düzenlemeler, performans sistemindeki organizasyonlar ve ayrıca telefonla şikayet hatları gibi bazı tedbirlerle mümkün olmakta ve idame ettirilebilmektedir. Bunun sonucu olarak da büyük bir beklentiyle sağlık hizmeti almak isteyen hastalarımızın hekim karşısına hemen çıkması sağlanabilmektedir. İşte sorun asıl burada başlıyor.

Çünkü klinisyen hekimler, hastaları bekletmemek ve geri çevirmemek zorunda oldukları için onları yeterli bir muayene süresi ayıramadıkları halde kabul etmek zorunda kalıyorlar. Bu durumda tek çözüm, onları mutlu edebilecek şekilde önlemler almak oluyor. Bunların başında da görüntüleme tetkiklerine yönelmek bulunuyor. Bu yaklaşım hasta memnuniyetini düşürmeden çözüm ürettiği için tercih ediliyor. Bu da neden MR şampiyonu olduğumuzu anlamak için yeterlidir.”

Risk ortaya çıkıyor

Türkiye’de kişi başına düşen MR aygıt sayısının OECD ortalamasının altında olmasına karşılık, MR tetkik sayısında Dünya birincisi olunmasının riske işaret ettiğini söyleyen Prof. Dr. Kaya, “Kamu hastanelerinde kurulu olan MR aygıtlarımızın kalitesi ile ilgili önemli bir sorun yoktur. Ancak tetkik talebi o kadar yüksek ki, tetkikler çok kısa zaman dilimlerine sıkıştırılmak zorunda kalınıyor. Bu da uygulamada özellikle MR aygıtlarında yapılmakta olan tetkiklerin parametrelerinin yetersiz olmasına neden oluyor. Hastaya ayrılan zamanın az olması, hem tetkiklerin tam olmaması nedeniyle toplam tetkik kalitesini, hem de sekansların kısa zamanda alınması nedeniyle görüntülerin kalitesini olumsuz etkilemekte. Sonuç olarak cihaz kalitesi ile ilgili önemli bir sorun olmasa da hasta yoğunluğunun bir yansıması olarak tetkik ve görüntü kalitesi olumsuz etkilenmekte” bilgisini verdi.

Hastaların muayeneye gelirken kafalarında “tetkik yaptırmak” olduğunu belirten Prof. Dr. Kaya, istenilen tetkikin yaptırılmamasının da memnuniyeti düşürdüğünü, telafisinin ise fazla ve gereksiz işlem, tetkik yoğunluğu ile yapıldığını belirtti.

Prof. Dr. Kaya, “Yapılan tetkikler, hastalar tarafından güvenilirliği oldukça yüksek olarak bilinen ve hasta memnuniyeti sağlayan testler olduğundan genellikle yeterli klinik değerlendirmeye tabi tutulamadığı halde hastalara bu tetkikler isteniyor. Klinisyen hekimlerin muayene için yeterli zamanları olmadığından bu sorun hızlıca radyolojik tetkiklerle çözülmek zorunda kalınıyor. Radyolojik tetkiklere başvurmadan önce yeterli klinik değerlendirme yapılmamış olması, klinik problemin ortaya konmasında ve hastanın hangi radyolojik tetkik yapılacağı konusunda yetersiz olan veriler, radyoloji bölümlerindeki iş yükünü arttırıyor. Bu hızlı ve yoğun tetkik çekim ve değerlendirme süreci ise radyolojik tetkiklerin kalitesini olumsuz etkilemekte” dedi.

Birim fiyat düşüyor, dış hizmet alımının önü açılıyor

Çok fazla tetkik yapılmasının birim fiyatların aşağıya gelmesine yol açtığını, bunun sonucunda da dış hizmet alımının sorunu çözüyor izlenimi yarattığını belirten Prof. Dr. Kaya, “Radyologlar arasında yapmış olduğumuz anketler bu uygulamanın hizmet kalitesini ve eğitimi olumsuz etkilemekte olduğunu gösteriyor. Hastalar, yeterli sürenin verilip-verilmediğine bakmadan hekime ve tetkike erişimin kolay olmasından “memnun” Hastaların, verilen hizmetin kalitesini kontrol etme şansları yok. Çünkü sağlık hizmeti, kalitesini tüketicinin kısa zamanda belirlemesi zor olan bir hizmettir. Ancak sürecin bu aşamadaki eksikliklerini gören ve kalitesini değerlendirebilen bizler memnun değiliz” dedi.

Çözüm: Uygun tetkik

Sorunun çözümüne yönelik iki başlığın ön plana çıktığını kaydeden Prof. Dr. Tamer Kaya, bunlardan ilkinin tetkiklerin uygunluğu olduğunu belirterek, “Bu başlık genel bir tanımla, bilişim olanaklarının tetkiklerin uygunluğu için denetleyici olarak kullanılmasıyla ilgilidir ve bu alanda son yıllarda dünya çapında önemli gelişmeler olduğu görülmektedir” bilgisini verdi. İkinci çözüm yolunun halkın bilinçlendirilmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Kaya, Dernek olarak bu alanda yoğun bir çaba içine girdiklerini, yalın bir dille bilgilendirici bir web sayfası hazırlığının sürdüğünü kaydetti.

Tetkik yoğunluğunun önemli bir sorun olarak gündemdeki yerini koruduğunu belirten Prof. Dr. Kaya, Tetkik Yoğunluğu Çalıştayından elde edilen çıktıların da sorunu tanımlamak ve çözüm önerileri sunmak için uzmanlar ve kamuoyu ile paylaşıldığını belirtti. Prof. Dr. Kaya, “Hastalarımıza hasta memnuniyeti sağlamanın yanı sıra daha kaliteli ve güvenli sağlık hizmeti verebilmek en büyük dileğimizdir” dedi.

Prof. Dr. Akpınar: Acil radyoloji yan dal olmalı

Dünya Radyoloji Gününün 8 Kasım günü kutlanacağını hatırlatan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Radyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Erhan Akpınar, bu yıl ana temanın acil radyoloji hizmetleri olduğunu belirtti. Türkiye’de her yıl 100 milyonun üzerinde acil servis başvurusu gerçekleştiğini hatırlatan Prof. Dr. Erhan Akpınar, “Acil servise başvuran hastaların görüntülemesinde direkt grafi, ultrason ve bilgisayarlı tomografi en sık kullanılan modalitelerdir. Acil servis hastalarının radyolojik değerlendirmesi hızlı olması gerekmektedir. Hasta sayısının fazla olması, hayati tehdit eden hastalıkların bazılarında radyolojik bulguların belli belirsiz olabilmesi nedeniyle bu grup hastaların değerlendirmesi oldukça streslidir” şeklinde konuştu.

Trafik kazası, düşme, darp gibi travmatik nedenlerle başvurularda kapsamlı tetkik gerektiğini ancak zamanın çok kısıtlı olduğunu belirten Prof. Dr. Akpınar, “Değerlendirme süreci hangi hastaya tetkik yapılacağı, hangi tetkikin yapılacağı ve değerlendirme süreci sonrası ek inceleme gerekip gerekmediğini kapsamakta olup, acil radyolojide çalışan radyolog ile hastayı tedavi eden klinisyen arasında sürekli iletişim ve işbirliği çok önemlidir. Ülkemizde de acil servisler içinde veya acil servise yakın radyoloji ünitelerinin ve sadece bu grup hastaların değerlendirmesinde görev alan Acil Radyologların sayısı artmaktadır. Kanuni olarakta Acil Radyoloji yan dal olarak kabul edilirse Acil radyologlarımızın sayısının daha hızlı olarak artacağını düşünmekteyim” dedi.

Türk Radyoloji Derneği’nin de Acil Radyoloji alt çalışma grubunun faaliyetini sürdürdüğünü belirten Prof. Dr. Akpınar, bu alanda eğitimler düzenlediklerini ve genç hekimlerin bu alana ilgi duymasını sağlamaya çalıştıklarını ifade etti.

Prof. Dr. Erhan Akpınar, “Acil servislerde radyolojik değerlendirme yapılan hasta sayısı ve bu hastalara yapılan inceleme sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Bu nedenle hasta ve tetkik sayısının fazla olduğu merkezlerde acil radyolojik değerlendirme için sadece bu grup hastaların değerlendirmesinde görev alan Acil Radyologların sayısının da artması gerekmektedir. Yan dal sürecinin hayata geçirilmesi yanında çalışma koşullarının uygun hale getirilmesi ve teşvik edici uygulamalar sayı artışı için önemlidir” diye konuştu.

Türk Radyoloji Derneği halka yönelik web sitesi kuruyor

Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Ankara Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Yiğit de değerlendirmesinde, Dernek olarak halkın bilinçlendirilmesine yönelik olarak, yalın ve anlaşılabilir bir dille radyoloji alanının anlatıldığı bir web sitesi kurulma çalışmalarının son aşamaya geldiğini bildirdi.

“Günümüzde radyoloji ünitesine yolu düşmeyen kalmadı” diyen Prof. Dr. Yiğit, bu nedenle radyoloji ve radyolojik tetkikler konusunda geniş kitlelerin bilgilendirilmesinin kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğunu kaydederek şu bilgileri verdi: “Radyoloji ve radyolojik tetkiklerle ile ilgili doğru bilgilere erişiminin sağlanması, Türk Radyoloji Derneği’nin gündeminde olan öncelikli konulardan biridir. Bu kapsamda Türk Radyoloji Derneği’nin halka yönelik bilgilendirme için bir web sitesi projesi mevcuttur. Henüz tasarım ve içerik hazırlama işlemleri devam eden web sitesinde Radyoloji ile ilgili genel bilgiler dışında kategorilere ayrılmış şekilde radyolojik tetkiklerle ilgili bilgiler, radyolojik tetkiklerin güvenliği ile ilgili konular ve Radyolojiyle ilgili sık sorulan sorulara ilişkin yanıtlar yer alacaktır. Bu bilgiler doktorlara yönelik değil, doğrudan halka yönelik hazırlandığından, herkesin anlayabileceği basit bir dil ile hazırlanmasına özen gösterilmektedir.”

YAZIYI PAYLAŞ

YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla