İstanbul’u bölge üssü yapan Novo Nordisk, Türkiye’de üretim yapmayı hedefliyor

Yazan Nuray Tarhan
19 Temmuz 2017   |    16 Ağustos 2017   |   Kategori: Sağlık Gündemi, Sektör, Üye Yazıları Print

Bu yıl nisan ayında İstanbul’dan yönetilen ülke sayısını 11’den 22’ye çıkaran Novo Nordisk, böylece Türkiye’yi faaliyet gösterdiği 77 ülke arasında “en stratejik ve önemli 10 ülkeden 1’i” olarak konumlandırdı. Bu stratejik kararla İstanbul, Rusya, Yakın Doğu ve Bağımsız Devletler Topluluğu’nu kapsayan 670 milyon nüfuslu geniş bir bölgenin merkezi haline geldi. Şimdi bu adımı Türkiye’de üretim hedefi izleyecek. Diyabet tedavisinde lider olan şirket, kalem şeklindeki insülin enjeksiyonlarının üretilmesi için görüşmelere başladı. Eğer gerçekleşirse yüksek teknolojili üretim bilgisi ülkemize gelecek ve 100 milyon dolarlık yatırımla yüzlerce kişiye istihdam sağlanacak.

Danimarka kökenli Novo Nordisk, Türkiye’nin en köklü ilaç şirketlerinden birisi. 1974 yılında ürünleriyle girdiği ülkemizde 1995 yılında kurduğu ofisiyle en büyük ilaç şirketleri arasına girmeyi başarmış durumda. Ciro bazında Türkiye’nin en büyük 13. ilaç şirketi olan Novo Nordisk, diyabet ürünlerinde ise pazar lideri. Tüm ürünlerde %51, diyabet ürünlerinde ise %30 paya sahip olan Novo Nordisk’in Türkiye Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Dr. Burak Cem’le şirketin yeni hedeflerini ve yatırım planlarını konuştuk.

  • Nisan ayında İstanbul’dan yönettiğiniz ülke sayısını 11’den 22’ye çıkardığınızı açıkladınız. Bu ne anlama geliyor?

Bu kararla Yakın Doğu bölgesine ek olarak Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri de artık İstanbul’dan yönetilecek. Böylece İstanbul, 670 milyonluk nüfusu temsil eden bir coğrafyadaki Novo Nordisk operasyonlarının üssü olacak.

  • Bu kararı almanızda rol oynayan faktörler nelerdir?

Birçok faktör sayabilirim. Öncelikle Türkiye’nin coğrafi konumu onu başlı başına öncelikli pazar yapıyor zaten. Ayrıca Türkiye’nin sağlık sektöründe gerçekleştirmiş olduğu reformlar ve bu reformlar sayesinde sağlık hizmetlerine toplumun daha kolay ulaşabilmesi de bu kararı almamızda bir etken. Bunun yanında, her yetişkin 100 kişiden 14’ünün diyabet hastası olduğu Türkiye, Avrupa’da en yüksek diyabet görülme sıklığına sahip ülke. Son 10 yılda diyabet hastalığı görülme sıklığı 2 kat arttı.

Japon ilaç devi Takeda’nın Türkiye’ye güveni tam; büyümesini sürdürecek

Bugün Türkiye’de her 3 kişiden 1’i obezite hastası. Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması ise Türkiye’de obezite hastalığı görülme sıklığının yüzde 30 seviyelerinde olduğunu ortaya koyuyor. Tüm bu faktörler Türkiye’yi bizim için küresel ölçekteki en stratejik ve en önemli 10 ülkeden birisi haline getirdi.

  • Bu karar hedeflerinizde ve yatırım planlarınızda herhangi bir değişikliğe neden olacak mı?

2012-2016 yılları arasında Türkiye’de 813 hastanın katılımı ile 30 klinik araştırma gerçekleştirdik. Bu dönemde Türkiye’de yalnızca klinik çalışmalara 47 milyon TL tutarında yatırım yaptık. Yılda ortalama 14 milyon TL ile klinik araştırma yatırımlarımıza devam ediyoruz. Kocaeli Üniversitesi ile bir Ar-Ge işbirliği anlaşması imzaladık. 3 yıllık anlaşma çerçevesinde, ortak Ar-Ge projeleri desteklendi, burslar, değişim programları ve diyabet, hemofili ve büyüme hormonu ile ilgili alanlardaki eğitimler gerçekleştirildi. Şimdi Türkiye’nin 22 ülkeden sorumlu bir bölgesel yönetim üssü haline gelmesiyle ülkemize yapılan yatırımların ivme kazanacağına inanıyoruz.

  • Türkiye’de üretim yapmayı düşünüyor musunuz?

Dünyanın çeşitli yerlerinde üretim tesislerimiz var. Biz bu yüksek teknolojiyi Türkiye’ye de getirmek istiyoruz. Bunun için ilgili kurumlarla görüşmelerimiz sürüyor. Eğer maliyetler ve teşvikler uygun olur, hem hastalar hem devlet hem de firmamız için bir fırsat oluşursa, üretim için planlama yapabiliriz.

  • Böyle bir fabrikayı kurmak için ne kadarlık yatırım gerekir ve kaç kişi istihdam edilebilir?

Kalem şeklindeki insülin enjeksiyonu üretmek için yaklaşık 100 milyon dolarlık yatırım gerekiyor. Fabrikada çalışan sayısı da 150-200 kişiyi buluyor. Tabii istihdam noktasında, bu rakamı yan sanayi ve hizmet sektörlerini de katarsak 6 ile çarpmamız daha doğru olur. Bu ürünlerin üretimindeki en önemli fayda ise yüksek teknolojiyi ülkemize getirebilmek olacaktır.

• Türkiye’deki ürünlerinizin %85’ini diyabet ürünleri, %15’ini biyofarmasötik ürünler oluşturuyor. Ciro bazında klinik çalışma açısından Türkiye’de bulunduğunuz konum hakkında bilgi verebilir misiniz?

Novo Nordisk 1923 yılından beri diyabetliler için yeni ve daha iyi tedaviler geliştirmek için yapılan araştırmalar ve başarılarla dolu bir geçmişe sahip, bilim odaklı küresel bir sağlık şirketi. Ayrıca bir vakıf şirketi; kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Novo Nordisk Vakfı tarafından yönetiliyor. Bu vakıf yapısı bizlere operasyon için istikrarlı bir üs sağlıyor ve bilimsel, insani ve sosyal gelişime ciddi katkılarda bulunmamıza yardımcı oluyor.

https://www.medikalakademi.com.tr/novo-nordiskin-obezite-ilaci-2018-basinda-tuerkiyede-de-satisa-cikiyor/

Türkiye ise bizim için en önemli 10 ülkeden biri. Ürünlerimiz ilk kez 1974 yılında Türkiye’ye geldi. 1995’ten bu yana, İstanbul ve Ankara’daki ofislerimizde, şu an için 300+ kişilik ekibimizle yaklaşık 650 bin hastaya hizmet veriyoruz. Sağlık bilimindeki köklü geçmişimizle diyabet alanındaki tüm tedavi seçeneklerini hastaların hizmetine sunuyoruz.

Ciro bazında dünyanın en büyük 15’inci, Türkiye’nin ise 13’üncü ilaç şirketiyiz. Türkiye’de pazar payımız totalde %51’e, diyabette ise %30’a ulaşıyor. Diyabet ürünlerimizin %30’u Tip1 tedavisinde kullanılıyor. Dünyada ise diyabet ürünlerimizi kullanan hastaların sayısı 28 milyona ulaşıyor. Yılda ız yaklaşık %10 civarında büyüdüğümüzü söyleyebilirim.


Diyabetin Türkiye’ye yıllık maliyeti 1.6 milyar TL

Şehirleşmenin getirdiği hareketsiz yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıkları yüzünden son yıllarda diyabet tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hızla artıyor. 1998-2015 yılları arasında diyabetli sayısı neredeyse 3 kat artışla 2.5 milyondan 7.5 milyona yükseldi. Bu sayının 2040 yılına kadar 12.5 milyona çıkması bekleniyor. 4.2 milyon kişide ise bozulmuş glükoz toleransı bulunuyor. Üstelik diyabetlilerin %43’ü henüz hasta olduklarının farkında değil.

Maalesef diyabetin toplam maliyeti de her yıl %18 gibi yüksek bir oranda artıyor. SGK’nın yayımladığı Diyabet Raporu’na göre, 2012 itibarıyla komplikasyonları ile beraber düşününce diyabet, toplam sağlık harcamaları içinde %23 oranında bir paya sahip.

Bu da 2012 rakamlarıyla 1 milyar 557 milyon 800 bin TL’ye tekabül ediyor. Diyabete yapılan toplam harcamanın %74’ü ise hastalığın komplikasyonlarından kaynaklanıyor. Bu da 2012’de 4 milyar 308 milyon 200 bin TL ile, diyabete harcanan paranın yaklaşık 3 katını oluşturuyor.


1 ilacın piyasaya sürülmesi için 1 milyar euro gerekiyor

  • Ar-Ge harcamalarına bütçenizin ne kadarını ayırıyorsunuz?

Bir ilacın piyasaya sürülme şansı 10 binde 1’dir. 10 bin fikir içinden 10’u insanlarda deneme aşamasına ulaşır, bunların içinden de ancak 1 tanesinin pazara ulaşma olasılığı vardır. Bir ürünün piyasaya sürülmesi için en az 1 milyar Euro gerekiyor. Bu nedenle dünyada araştırma-geliştirme (Ar-Ge) çalışmalarına en çok bütçe ayıran şirketler arasında yer alıyoruz. Sağlık bilimine olan adanmışlığımız ile dünyada araştırma-geliştirme (Ar-Ge) çalışmalarına en çok bütçe ayıran şirketler arasında yer alıyoruz. Ar-Ge’ye ayırdığımız pay her yıl bütçenin %14’üne ulaşıyor.

Her yıl piyasaya iki yeni ilaç verebilecek durumdayız. Eğitimli hekim sayısının yüksek olduğu ülkemizde de klinik araştırmalarımız, sağlık hizmetlerinin artırılmasına ve hekimlerin eğitimine doğrudan kat sağlıyor. Böylece ülke ekonomisine de önemli bir kaynak oluşturuyoruz. 2012-16 yılları arasında 813 hastanın katılımıyla tamamladığımız 30 klinik araştırma sayısı ile Türkiye’deki ilk 5 ilaç firması arasında yer alıyoruz.


Yıllık cirosu 17.2 milyar dolar

• Diyabet tedavisi alanında 90 yılı aşkın süredir faaliyet gösteriyor.
• Genel merkezi Danimarka’da bulunan ve 77 ülkede 42 bin çalışanıyla hizmet veren şirketin ürünleri 165’in üzerinde ülkede satışa sunuluyor.
• Yıllık cirosu 17.2 milyar doları bulan şirket, diyabetin yanı sıra obezite, hemofili, büyüme hormonu ve hormon replasman tedavisi konularında öncü bir rol üstleniyor.

Novo Nordisk Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Dr. Burak Cem, 2.5 yıl doktor olarak görev yaptıktan sonra 4 yıl Eczacıbaşı İlaç’ta çalışmış. 2002 yılından bu yana da Novo Nordisk’te görev yapıyor. 15 yılın uzun bir süre olduğunu söylediğimde “Çünkü burası bir vakıf şirketi, kâr amacı gütmüyor ve etik değerleri var. O yüzden burada çalışmak beni çok mutlu ediyor” diyor.

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla