Tüp bebek tedavisinde başarı şansını artıran yeni yöntemler geliştiriliyor

Yazan Hatice Pala Kaya
Kategori: Kısırlık / Tüp Bebek, Üye Yazıları Print

Endometrial zayıflığın tedavisinde kök hücre yöntemi tüp bebekte başarıyı artırıyor! Tüp bebek uygulamalarında başarısızlığın birçok nedeni bulunuyor. Rahim içi dokusunun (endometrium) kalınlığının yeterli olmaması bu nedenlerden biri. Genellikle 6 mm üstündeki kalınlık yeterli kabul edilirken, endometrial kalınlığın 6 mm’nin altında olması halinde gebelik şansı düşük olarak kabul ediliyor. Rahim içi dokusunun zayıf olduğu anne adaylarında ise yeni uygulamalar deneniyor. Nadir rastlanan bir durum olan, östrojen verilmesine rağmen endometriumda kalınlaşmanın görülmediği anne adaylarında, tüp bebek uygulaması sırasında başarı olasılığını artırmak için yeni yöntemler geliştirilmeye çalışılıyor. Bunların başında anne adayının kendi kanından alınan kök hücre veya trombosit ile rahim dokusunun istenen kalınlığa eriştirilmesi geliyor.

Tüp bebek sahibi olmak isteyen anne adaylarının rahim içi doku zayıflığı için yeni yöntemler denenmeye başlandığını söyleyen Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Gurur Polat, kök hücre veya trombosit ile yapılan tedaviyi 4 aydır denediklerini ve tüp bebek uygulamasında başarısızlık halinde bunun nedeninin anlaşılmasının önemli olduğunu belirtti. Yeni geliştirilen test ve yöntemlerle başarısızlık nedenini anlamada ilerleme kaydedildiğini söyleyen Op. Dr. Gurur Polat, Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice PALA KAYA’nın tüp bebek uygulamasında şansını artıran yeni yöntem ve tedaviler hakkında sorularını yanıtladı.

Tüp bebek nasıl bir tedavi şeklidir, bilgi verir misiniz?

Op. Dr. Polat: Tüp bebek tedavisi, kadından alınan yumurtalar ile erkekten alınan spermlerin laboratuar ortamında bir araya getirilerek vücut dışında suni bir döllenme gerçekleştirilmesi ile uygulanan bir yöntemdir. Tüp bebek tedavisi spermi olan, yumurtası ve rahmi olan bütün çiftlere uygulanabilir. İlk olarak tüplerinde hasar olan kadınlar için bulundu, daha sonra sistemin gelişmesiyle beraber, sperminde zayıflık olan erkekler için de mikroenjeksiyon adını verdiğimiz tipi uygulanmaya başladı.

Daha sonra ilerleyen yıllar içerisinde sebebi bilinmeyen infertil çiftler için de yine tüp bebek uygulanmaya başlandı. Aslında kısaca IVF (tüp bebek) diyoruz ama çoğunlukla uyguladığımız yöntem mikroenjeksiyon. Halk arasında tüp bebek olarak alışıldığı için biz doktorlar da genelde tüp bebek diyoruz.

Tüp bebek tedavisi kimlere önerilir? Tüp bebek tedavisi için çiftler ne zaman başvurmalıdır?

Op. Dr. Polat: Tüp bebek tedavisinde yaş çok önemli. Eğer çiftler 20’li yaşlarda evlenmişse, en az bir yıl süreyle kendiliğinden gebelik olması beklenir. Hatta bu ailelerin bir bölümü ikinci bir yıl içerisinde de yine kendiliğinden gebe kalabilirler. Fakat bu ikinci yıldaki kendiliğinden olan gebeliklerin oranı daha düşüktür. Onun için genel kabul, eğer bir çift bir yıl boyunca korunmuyorsa ve gebelik olmuyorsa o zaman bir doktora başvurması gerekiyor. Çiftlerin gittiği doktorun mutlaka bir tüp bebek uzmanı olması gerekmiyor ya da tedavinin mutlaka tüp bebek olması gerekmiyor.

Çünkü kısırlığa sebep olan çok çeşitli faktörler var. Mesela; kadında yumurtlama sıkıntısı olabilir, hormonlarda bir düzensizlik olabilir, tüplerin birinde sıkıntı olabilir veya erkekte hafif sorun olabilir. Problem ne ise, ona göre önlem almak ve tedavi etmek gerekiyor. Yani mutlaka tüp bebek diye işe başlamıyoruz. Fakat eğer evlilik yaşı 43-44 gibi ileri bir yaş ise, birkaç aylık denemeden sonra mutlaka bir uzmana gözükmesi gerekiyor.

Myomlar da gebeliğe engel midir?

Op. Dr. Polat: Evet, engel oluyor ama myomların nerede olduğu çok önemli. Örneğin; subseröz ise, mandalina, portakal büyüklüğüne gelene kadar myomlar ne hissediliyor ne de gebelik konusunda pek fazla bir etkisi oluyor, ama intramural ise 3 cm, endometriumun içindeki myomlar ise 1 cm’den itibaren problem oluşturuyorlar. Hem implantasyonu bozuyorlar hem de erken evrede düşüklere neden oluyorlar.

Genetik problemleri olan çiftelere de tavsiye ediliyor mu tüp bebek?

Op. Dr. Polat: Genetik problem varsa ve biliniyorsa, tanısı konulmuşsa, lokasyon belliyse özellikle öneriyoruz. Bazı genetik geçişli hastalıklar dominant, bazıları ise resesif yani çekiniktir. Özellikle bu resesif olanlarda anne ve babanın birinin ya da ikisinin birden taşıyıcı olması bizim yapacağımız embriyoda aynı hastalığın olup olmadığını belirlemek için çok önemli bir yol gösterici oluyor. Yani genetik açıdan belli bir hastalığı olmayan embriyoyu seçip, sağlam olanı içeri vermek gibi bir hakkımız var artık.

Tüp bebek tedavisi öncesinde dikkat edilmesi gereken noktalar var mı?

Op. Dr. Polat: Genel olarak her hamilelikten önce birkaç aylık dönem için folik asit alımı önerilir. Biz tüp bebekte de folik asit alımını öneriyoruz. Onun dışında birkaç tane hormonun prolaktin ve TSH’ın özellikle normal olması gerekiyor. Eğer guatr ile ilgili bir sıkıntı varsa, anti TPO ve anti TG’nin olabildiğince düzene girmiş olması gerekiyor. Yapısal herhangi bir anomali varsa, örneğin; uterus ile ilgili diyelim ki bir septum ya da sineşi var. Bu tür konuların önceden halledilmesi gerekiyor ki, biz kapasitesi yüksek bir uterus içine embriyoyu yerleştirebilelim, gebelik şansını arttırabilelim.

Tüp bebek tedavisinin başarı oranları hakkında bilgi verir misiniz? Tüp bebeğin başarısında embriyo seçiminin önemi nedir?

Op. Dr. Polat: Embriyo seçimi son derece etkiliyor çünkü tüp bebekte gebelik şansı, verilen embriyonun kalitesiyle birebir paralel olarak hesaplanır. Ayrıca kadının yaşı da başarıyı etkileyen diğer bir faktördür, bu ikisi çok önemli. Gebeliklerin sahip olduğumuz yüzdesini veren bu iki donedir. Üçüncü done ise, transferdir. Mesela; kadının yaşı 28-29 civarı olup, maksimal verimde olabilir, embriyo birinci kalite olabilir fakat zor ve sıkıntılı bir transfer ise, o ana kadar harcanan bütün emek yani o güzel embriyonun yaratılması için yapılan her şey boşa gitmiş olur. O nedenle bir üçüncü komponent de embriyo transferi esnasında embriyonun güzel ve rahat bir şekilde içeriye yerleştirilmesidir.

Tüp bebek tedavisinde dondurulmuş embriyo risk taşır mı? Taze embriyo transferine göre başarı oranını değerlendirir misiniz?

Op. Dr. Polat: Yirmi yılı aşkın bir süredir tüp bebek ile uğraştığım için embriyo dondurma işlemlerinin de, taze embriyo transferlerinin de nasıl geliştiğini bire bir gördüm. Eskiden 3-4 tane embriyo vererek sağladığımız gebelik oranlarını, şu anda 1 veya 2 embriyoyu vererek sağlayabiliyoruz. Ayrıca bundan yaklaşık 10 yıl kadar önce ailelere diyorduk ki, dondurulmuş embriyonun gebelik şansı taze embriyonun yarısı kadardır. Şimdi ise, neredeyse taze embriyodan daha fazla. Bunun birkaç tane nedeni var, fakat en önemlisi, embriyo dondurma ve çözme tekniklerindeki gelişmelerdir.

Bilgi kirliliği doğru beslenmeyi engelliyor ve toplum sağlığını tehdit ediyor

Eğer biz donduracak kadar fazla embriyo yapabiliyorsak, kadından fazla yumurta almışız demektir. Bu da kadın yaşının genç olması ve yumurta kalitesinin iyi olması anlamına gelir. Elde edilen embriyonun sayısını kadından gelen yumurta belirler. Mesela; sperm sayısı az, diyelim ki 1 milyon. Kadından 7 tane yumurta gelirse, bu 7 yumurta için 7 tane sperm kullanacağız demektir. Bu yumurtalardan 5 veya 6 tanesinin dölleneceğini varsayarsak, elimizde 5-6 embriyo olacak. Kadından eğer 15 yumurta gelirse, 15 sperm kullanacağız anlamına gelir. O zamanda 10-12 tane embriyo olacak.

Yani embriyo sayısını kadın yumurtası belirliyor. Elimizde bu kadar fazla sayıda embriyo olunca, bu embriyoları donduruyoruz. Fazla yumurta demek östrojen hormonu ve diğer bazı hormonların vücutta aşırı yükselmesi anlamına gelir. Hormonlar bu kadar yükselmişken eğer endometriuma embriyo verirsek, gebelik şansını düşürdüğümüzü fark ettik. Bunun üzerine şöyle kararlar almaya başladık; belli sayının üstünde embriyosu olan kadınlarda işlemin yapıldığı ay embriyoların hepsini donduruyoruz, hiçbirini vermiyoruz. Örneğin; elimizde 6-8-10 tane embriyo oldu diyelim.

Bu embriyoları ikişer, üçer vialler içinde donduruyoruz. Daha sonra aylara bölerek mesela bir ay sonra dondurduğumuz ilk viali çözüyoruz. İçinden iki embriyo çıktı, bir tanesi sağlam birinci kalite. Onu yerleştiriyoruz. Bu birinci tüp bebek sayılıyor. Diyelim ki olmadı, ikinci viali çözüp sonradan yerleştiriyoruz. Bu bir tüp bebek şansı daha demektir. Bu şekilde baktığımız zaman aslında dondurma yöntemiyle bir tüp bebekten iki bazen üç bazen de dört tüp bebek şansı çıkıyor. Kümülatif toplamda şans çok daha yüksek oluyor.

Tekrarlayan başarısız tüp bebek tedavilerinde ne gibi seçenekler var?

Op. Dr. Polat: Öncelikle neden başarısız olduğumuzu anlayabileceğimiz bazı testler artık elimizin altında. Bunlar eskiden yoktu. Sonuçları sadece yüzde şanslara bağlıyorduk. Sonradan birkaç unsuru fark ettik, bunlardan birincisi; kadınlarda eğer kanda pıhtılaşmaya, damar tıkanıklığına yatkınlık varsa, bu uterus içerisindeki embriyonun beslenmesini etkiliyor. Bu yüzden tüp bebek tedavisi esnasında kan sulandırıcı, cilt altı iğneler kullanıyoruz. Bazı vakalarda kadın vücudu uterus içine bıraktığımız embriyoyu bir yabancı, düşman gibi algılayabiliyor.

Çünkü kadında vücudu koruyan lökositler, lenfositler var. Bunların görevi virüslere, bakterilere, mantarlara karşı vücudu korumak. Transfer ettiğimiz embriyoyu yanlış yere düşman gibi algılarsa, (çünkü embriyonun yarısı babadan geliyor, tamamı anneye ait değil) embriyoya saldırmaya başladığı zaman orada embriyoyu tutundurmamız zorlaşıyor. Bir diğer grup test daha var bakığımız. Bazı kadınların bünyesi kendi kendine karşı düşmanca salgı yapıyor. Örneğin; eklemlerine karşı yapıyorsa, buna romatizma diyoruz veya tiroidine karşı yapıyorsa guatr hastalığı diyoruz.

 

Yani bünyenin kendine karşı yaptığı düşmanca bir salgı varsa, bu aynı zamanda embriyoyu da gidip vurabiliyor, embriyo ile de savaşıyor. Zira embriyo üzerinde de çok çeşitli reseptörler var. O zaman embriyonun yaşaması, gebeliği devam ettirmesi çok zorlaşıyor. Onun için bu grup otoantikorlara bakıyoruz. Bunun yanında fiziki yaptığımız şeyler de var. Örneğin; histeroskop ile kavite içine girip, herhangi bir sineşi mi var, embriyonun tutunmasını engelleyecek bir sorun mu var kamera ile bakıyoruz.

Tüp bebekte implantasyonun başarılı bir şekilde gerçekleşmesi için endometriumun uygun kalınlıkta olmasının önemini açıklar mısınız? 

Op.Dr. Gurur Polat: Bazı kadınların rahim içi dokusu (endometrium) nadir rastlanan bir durum olmakla beraber bir türlü kalınlaşmıyor. Bu da bazı durumlarda Asherman Sendromuna ve sineşilere bağlı olarak, bazı durumlarda ise tamamen sebebi bilinmeyen bir şekilde gerçekleşebiliyor. Gebeliğin oluşması için, endometrium yapısı son derece önemlidir. Genellikle zayıf endometrium dokusunu, verdiğimiz ek östrojenlerle kalınlaştırırız, fakat bazı kadınlarda buna rağmen kalınlaşma olmuyor.

Yaklaşık 3-4 aydır denediğimiz yeni bir yöntem ile kadının kendi kanından (80-100 cc) destek olarak trombosit grubunu veya Concentrated Growth Factor-Kök Hücre alıp, bunun içindeki büyüme hormonlarını uterus içine vererek embriyo tutunmasını artırmak amacıyla kullanabiliyoruz. İdeal bir gebelik şansı için endometrium kalınlığının maksimal verimi 10 mm’dir. Fakat 6 mm’nin üstündeki kalınlığı embriyo transferi için yeterli görüyoruz, 6 mm nin altındaki kalınlıklarda ise bu tür tedavileri kullanmak zorundayız.

Gebelik şansını artırabilmek için başka ne gibi tedaviler uygulanıyor?

Op. Dr. Polat: Benzer şekilde gebelik verimini artırabilmek için ozon terapisi de uygulanabilen tedaviler arasında. Ozonterapi jinekolojik alanda özellikle Avrupa’da yıllardır uygulanıyor. Bunda ozonun bakterilere karşı savaşma özelliğinin yanı sıra, doku rejenerasyonuna olan pozitif etkisi de büyük rol oynuyor. Sayılan özellikler sağlıklı bir gebeliğin oluşması için tüp bebek alanında da işimizi kolaylaştırıyor. Bu amaçla terapi majör veya lokal olarak da uygulanabiliyor.

Kadının rahatlayabilmesi, stresten uzaklaştırılabilmesi ve sonuçta gebelik şansının arttırılabilmesi amacıyla uygulanan bir diğer tedavi de akupunktur. Ayrıca, hipnoz tedavileri de var. Şu bir gerçek ki, kadın ne kadar stres altındaysa, gebelik şansı o kadar düşüyor. Bu bütün durumlar için geçerli. Yani stresi yüksek olursa bir kadının, kendiliğinden gebelik şansı da düşüyor, aşılama için ve tüp bebek için de şansı düşüyor. Bu mekanizmalardan en fazla kendiliğinden olan gebeliktekinin nasıl düştüğünü biliyoruz.

Diğerlerinde hepsi yapay olduğu için ilacı veriyoruz, yumurtayı büyütüyoruz, topluyoruz, döllüyoruz, birinci kalite embriyoyu veriyoruz vs. Burada sanki ortada stresin etkisi olmamalı gibi gözüküyor ama sonuçlar bunun tersini söylüyor. Kendiliğinden olan bir gebelikte, kadın sadece ve sadece stres nedeniyle, kendi ovulasyonunu bastırabiliyor. Böylelikle gebe kalmak isterken stres nedeniyle yumurta olmadığı için gebe kalamıyor.
Aşılama ve tüp bebekteki mekanizma ise biraz daha karışık, buradaki kadar basit değil. Başarısızlığı etkileyen faktörler arasında daima kadının yaşı birinci sırada. İkinci sıraya embriyo kalitesi ve stres faktörünü koyabiliriz.

Hangi yaşlarda tüp bebeğin başarı şansı düşer?

Op. Dr. Polat: 38 yaşından itibaren yavaşça düşmeye başlar. 40 yaşından itibaren biraz daha hızlanır. 42’den sonra maksimum hızla düşmeye başlar. Şu an için bildiğimiz, kendi yumurtası ile 46 yaşından daha büyük elde edilen gebelik yok.

Tüp bebek kaç kez denenebilir? Bir kadının ikinci tüp bebek denemesini ne kadar süre sonra yapması gerekir?

Op. Dr. Polat: Bunu özellikle iş kadınlarında görüyoruz çünkü onlar bir şeyi çalışarak başarmaya alışmış durumdalar. Fakat çocuk sizin çalışarak yapabileceğiniz bir şey değil, bu farklı bir şey. O nedenle en çok zorlandığımız grup, çalışan kadın grubu.
Vücudun dinlenebilmesi için iki yumurta toplama zamanının arasında üç ay olması lazım. Yani bünyenin dinlenmesi için araya üç ay vermek gerekiyor.

Deneme sayısı konusunda ise, ilk zamanlarda tüp bebek 3 ila maksimum 6 defa yapılır diyorduk. Çünkü istatistiki olarak tüp bebekte en yüksek gebelik oranlarını ilk üç denemede alıyorduk. Ondan sonra bu oran gittikçe aşağı doğru düşüyordu. Altıncı denemede de %10-15 civarındaydı. Bunu yaştan bağımsız olarak söylüyorum. Daha sonra yıllar içinde yurtdışında Almanya, Avusturya gibi ülkelerde yaşayan vatandaşlarımız Türkiye’ye gelmeye başladılar.

Biz gördük ki, 12.-13. kez tüp bebeğini yaptıran aileler var. Örneğin; 12 defa tüp bebek yaptırmış, bir veya iki defa tutmuş, düşmüş fakat 13. denemede burada gebe kalıp, sonra gidip Almanya’da doğuran hastalarımız oldu. Bu örneklere baktığımız zaman deneme sayısı konusunda bir sınır koymamız zor. Fakat şöyle bir istatistiki gerçek var; deneme sayısı arttıkça gebelik oranları aşağı doğru inmeye başlıyor. Her yeni denemede biraz daha az şansla tüp bebek yapmış oluyorsunuz.

Tüp bebek tedavisinde Türkiye nerede? Dünya ve Avrupa ülkeleri ile kıyaslar mısınız?

Op. Dr. Gurur Polat: Türkiye olarak çok iyi bir noktadayız. Öncelikle Türk doktorları meraklı, nerede yeni bir tedavi bulunsa ya yerinde gidip öğreniyor, ya da bir an önce alıp denemeye başlıyor. Denedikten sonra bütün denediğimiz her şey başarılı olmuyor. Başarısız olanları eleyip, başarılı olanlarla yolumuza devam ediyoruz. Baktığımız zaman, şu anda Avrupa ortalamasının daha üstünde bir Türkiye tüp bebek gebelik oranları var.

Amerika için ise, eyalet bazında konuşabiliriz. Kuzey Amerika’nın güney bölümüne doğru indiğimiz zaman onlarla da başa baş yarışırız. Fakat kuzey taraflarında, New York civarlarında dünyada adı çok iyi bilinen birkaç tane merkez vardır ve çoğu yenilik o merkezlerden çıkar. Bir ara bu işte Belçika çok öndeydi ama son zamanlarda Amerika biraz daha öne geçti. İkincisi, maddi olarak ne Avrupa ülkeleri ne de Amerika ile kıyaslanabilir bir tarafımız yok. Bir tek Rusya ve benzeri ülkelerle fiyat olarak karşılaştırabilirsiniz. Amerika’da bir tüp bebek tedavisinin fiyatı 10 bin dolar civarında.

Avrupa’da ise 6-7 bin Euro. Eğer sigortanız varsa, sigorta bu 6-7 bin Euro’nun yarısını karşılıyor, gerisini aile veriyor. Cebinden verdiği o üç bin Euro, Türkiye’deki tüp bebek ücretinin iki katı. Çünkü Avrupa ve Amerika’da bu ücretlere ilaçlar dahil değil. İlaçlar Amerika ve Avrupa’da burada olduğunun yine iki katı. Yani baktığımız zaman, aile herhangi bir Avrupa ülkesinde sigortasını kullanıp, tüp bebek yaptıracağı paraya ilaç ile beraber hesaplarsanız Türkiye’de iki defa yaptırıyor. Gebelik ortalamamız da gayet iyi. O nedenle Avrupa’dan pek çok aile özellikle Türkiye’ye tüp bebek yaptırmaya geliyorlar.

En çok hangi ülkelerden hasta geliyor size?

Op. Dr. Polat: Çalıştığımız hastane ve merkezlere Almanya, Avusturya, Hollanda gibi ülkelerden hastalar geliyor. Bir ara Irak’tan çok fazla geliyordu. Çok nadir olmak kaydıyla Amerika ve Avustralya’dan da tüp bebek tedavisi için gelen hastalarımız var.

Yurtdışından gelen hastalar size başvurdukları zaman nasıl bir planlama yapıyorsunuz?

Op. Dr. Polat: Eskiden Almanya’da yaşayan Türk ailelerin 3 veya 6 hafta izinleri vardı. Ona göre biz buradan uzun protokollerle internet üzerinden, yazışarak adetlerini ayarlıyorduk. O üç haftalık veya 6 haftalık süreye buradaki tüp bebek tedavilerini denk getiriyorduk. Orada yaşayan vatandaşlarımızın çoğu artık kendi işlerinin sahibi olduğu için böyle bir zaman kaygıları kalmadı.  Önden tüp bebek tedavisi yapacağımız kadın hastamız Türkiye’ye geliyor. Hatta biz yine önceden yazışarak hormon, sperm tahlil sonuçlarını istiyoruz. Hastalarımız o sonuçları internet üzerinden gönderebiliyorlar. Sonuçları değerlendirip, ek tahliller isteyebiliyoruz.

Bu yazışmalar sonucunda biz burada ne yapacağımızı biliyoruz, hazır durumda oluyoruz. Türkiye’den yine ilaçlarını yakınlarına götürtebiliyorlar. Çünkü orada aile doktorlarına tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçları yazdırmaları biraz zor oluyor. Orada sistem ve bazı işlemler daha uzun bir süreç alıyor. O nedenle son zamanlarda Türkiye tüp bebek konusunda çok tercih edilen bir ülke olmaya başladı. Bir de yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın dil ve kültür konusunda yaşadığı sıkıntılar var. Ne yazık ki bazı yurttaşlarımız yaşadıkları ülkenin dilini hala tam olarak öğrenmemişler veya öğrenememişler. O nedenle doktorla aralarında bir kopukluk oluyor. Bazı şeyler yanlış gidebiliyor, ilaç uygulamalarında yanlışlıklar olabiliyor. Türkiye’ye geldikleri zaman bu sorunların hiçbirisi ile karşılaşmıyorlar.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla