
Kanser tedavisi gören hastaların medikal süreçleri tamamlandıktan sonra iş ve sosyal hayata adaptasyonu, bütüncül sağlık yaklaşımının en önemli aşamalarından birini oluşturuyor. Ankara Etlik Şehir Hastanesi Onkoloji Hastanesi bünyesinde kurulan ve Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan “Bütünleşik ve Önleyici Kanser Merkezi” multidisipliner yapısıyla bu konuda fark yaratıyor. Merkezde yürütülen çalışmalar ve sunulan imkânlar hakkında yapılan toplantı kapsamında Etlik Şehir Hastanesi Onkoloji Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniği’nden Doç. Dr. Tülay Eren, hastalara sağlanan psikososyal desteğin tedavi başarısına doğrudan katkı sunduğunu ifade etti.
Doç. Dr. Eren, “Kanser tedavisi ve yolculuğu gerçekten sadece medikal değil. Mutlaka hastalara psikososyal destek vermek gerekiyor ve bu tedavi başarımızı yüzde yüz artırıyor. Bunu artık biliyoruz. Son bilimsel gelişmelerde hastaların egzersiz yapması, yoga meditasyon yapmasının gerçekten meme kanseri hastalarında özellikle kanser nüksünü azalttığını biliyoruz” diyerek yaşam tarzı müdahalelerinin bilimsel önemine dikkat çekti.
Prof. Dr. Lütfi Doğan: Kanser Çağımızın Yeni Pandemisi, Mücadelemiz Bütüncül Olmalı
Sürecin sadece hastayı değil tüm aileyi kapsadığını vurgulayan Eren, “Ayrıca her ailede bir kanser var artık ve ailelere de dokunmamız gerekiyor. Kanser hastalarının çocuklarına, eşlerine dokunmak o aileyi gerçekten iyileştiriyor” sözleriyle aile terapisinin ve sosyal desteğin öneminin altını çizdi.
Hastaların yaşam kalitesini artırmak amacıyla dijital imkânlardan yararlandıklarını belirten Eren, yürütülen online uyku atölyelerinin hastalar üzerindeki moral ve motivasyon etkisini şu sözlerle paylaştı:
“Uyku sorunu olan hastalar için online uyku atölyesi yapıyoruz. Online yapıyoruz çünkü evde uyutuyoruz hastaları. O atölyelere ben de katılıyorum. Meditasyon yapıyoruz, pijamalarımızı giyiyoruz ve en son uykuya geçiyoruz. Herkes telefonunu kapatıyor ve toplantı şöyle bitiyor: ‘Hepinize iyi geceler’ diyoruz ve uyuyoruz.”
Dijital ortamda hastaların ev yaşamlarına konuk olmanın yarattığı manevi bağı anlatan Eren, “Hastanede mesela bir 5 dakika konuştuğu Tülay Hoca, o hastanın evine misafir oluyor. Hem mutlu oluyor hem onore oluyor hem değer verildiğini hissediyor. İnsanlar için değer verildiğini hissetmek çok önemli bir duygu” ifadelerini kullandı.
Hastanenin teknolojik altyapısını güçlendirecek yeni bir proje üzerinde çalıştıklarını açıklayan Doç. Dr. Tülay Eren, hastaların cep telefonlarından kullanabileceği mobil uygulama projesini anlattı. Eren, projenin detaylarını şu sözlerle aktardı:
“Yapay zekâyı eğiteceğiz, sistemimize oldukça pratik bir şekilde komutlarımızı tanımlayacağız. Hasta, cep telefonu üzerinden örneğin; ‘Bulantım geçmiyor, şimdi ne yapmalıyım?’ diye sorduğunda yapay zekâ anında yanıt verecek. ‘İlacınızı içtiniz mi?’, ‘Belirtilen ilacı kullandınız mı?’ gibi ön adımları yönlendirdikten sonra, ihtiyaç duyulması hâlinde biz hekimler olarak devreye gireceğiz. TÜSEB desteğimizi alır almaz yazılımımız hazır, uygulama hemen Google Play üzerinden indirilip kullanılabilecek. Bu proje, alanında Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyor.”
Prof. Dr. Nuri Karadurmuş: Kanser sadece medikal değil psikolojik mücadele de gerektiriyor
Merkez bünyesinde yürütülen diğer poliklinik ve rehabilitasyon hizmetlerine değinen Doç. Dr. Tülay Eren, hormon tedavisi alan prostat ve meme kanseri hastalarında görülen kemik erimesi takiplerinin titizlikle yapıldığını belirtti. Ayrıca cerrahi müdahale sonrası gelişebilen lenfödem vakaları için haftanın iki günü fizyoterapi hizmeti sunulduğunu kaydetti. Kas kaybının (sarkopeni) geri dönüşsüz bir süreç olduğuna dikkat çeken Eren, diyetisyen takibinin önemini şu sözlerle vurguladı:
“Hastada sarkopeni olup olmadığını anlamak için ‘handgrip testi’ adı verilen bir el kavrama testi uyguluyoruz. Bu testteki kavrama ve sıkma gücüne bakarak hastada kas erimesi bulunup bulunmadığını tespit ediyoruz. Kanser hastalarında kas erimesi ve kaybı başladıktan sonra bu durumu geri döndürmek mümkün olmuyor yani sarkopeni geri dönüşlü bir tablo değildir. Bu nedenle süreç o noktaya varmadan gerekli tedbirleri almak hayati önem taşıyor.”
Merkezin kullanım profiline ilişkin bilgi veren Eren, “Pratikte kim geliyor derseniz, genellikle tedavisi bitmiş ve hayata adapte olmaya çalışan insanlar geliyor” diyerek survivor hastaların uyum süreçlerine destek olduklarını ifade etti. EREN, hekim-hasta arasındaki güçlü iletişimin ve empatinin tedaviyi tamamlayan ana unsur olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Altuntaş: Uğraş terapi merkezleri kanserde yaşam kalitesini yükseltiyor
Kanser tedavisini başarıyla tamamlamış “Survivor” hastaların merkeze başvuru süreçlerine değinen Doç. Dr. Tülay Eren, merkezin her evreden hasta için erişilebilir olduğunu ancak pratikte ağırlıklı olarak tedavisi bitmiş bireylere hizmet verildiğini kaydetti. Merkezden yararlanan hasta profilini ve sunulan imkânları aktaran Doç. Dr. Eren, şu açıklamada bulundu:
“Merkezimize her evreden hasta başvurabilir ancak yoğun kemoterapi süreci devam eden ve fiziksel olarak belirgin halsizlik yaşayan bir hastamızın buraya gelip atölye çalışmalarına ya da resim faaliyetlerine katılması pratikte kolay olamayabiliyor. Aktif kemoterapi alan hastalarımıza da kapımız tamamen açık olmakla birlikte, uygulamada merkezimize çoğunlukla tedavisi tamamlanmış ve sosyal hayata yeniden adapte olmaya çalışan bireyler geliyor. Tedavisi bitmiş artık 3 ayda bir veya 6 ayda bir rutin kontrollere çağırdığımız hastalarımız bu imkânlardan yoğun olarak yararlanıyor. Merkezimiz, bu hastalarımızın tedavi sonrası süreçte hayata uyum sağlamalarına ve yaşam kalitelerini artırmalarına önemli bir katkı sunuyor.”
Merkezin kapılarının tüm vatandaşlara açık olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tülay Eren, başvuru kolaylığına ilişkin şu bilgileri verdi: “Merkezimiz Ankara’daki tüm kanser hastalarına açıktır. Hastaların mutlaka hastanemizde takipli olması gerekmiyor, başka merkezlerden de hastalar gelebilir. MHRS üzerinden randevu alınmasına gerek yoktur. Merkezimiz Onkoloji Binası eksi birinci katta yer almaktadır. Başvuran hastalarımızı aynı gün muayene ediyoruz. Biz onkoloji kliniği olarak gelen hiçbir hastayı geri çevirmiyor, tüm hastalarımızla aynı gün ilgileniyoruz dedi.
YAZIYI PAYLAŞ
YORUMUNUZ VAR MI?