Sedefe (Psoriasis) karşı yeni ve etkili bir tedavi seçeneği: Ustekinumab

18 Aralık 2012   |    29 Temmuz 2019    |   Kategori: Farmasötik / İlaçlar, Sedef Hastalığı Print

Biyolojik ajanlar Psoriasis’te yaşam kalitesini ve tedavi başarısını arttırıyor
Psoriasis’in tedavisinde kullanıma yeni giren biyolojik ajanlardan birisi olan Stelara (ustekinum) ile tedavi başarısı önemli oranda artarken hastaların yaşam kalitesi de ciddi düzelmeler sağlıyor. Stelara, sistemik tedaviye (siklosporin, metotreksat veya PUVA) yanıt vermeyen, kontrendike veya tedaviyi tolere edemeyen yetişkinlerde orta ve şiddetli plak tip psoriasis hastalarda etkin şekilde kullanılabiliyor. Subkutan yolla uygulanan Stelara tedavisi 1. haftada 45 mg’lık ilk dozu takiben 4 hafta sonra 45 mg’lık ikinci doz ve sonrasında her 12 haftada bir 45 mg’lık dozlar şeklinde uygulanıyor. Uzun arılıklarla alınan bir tedavi seçeneği olması ve hastalarda ciddi bir yaşam kalitesi farkı yaratması, Stelara’yı, Psoriasis tedavisinde önemli bir seçenek haline getiriyor.

Türk Dermatoloji Derneği tarafından Gaziantep’te düzenlenen XXIV. Ulusal Dermatoloji Kongresi’nde dikkat çeken oturumlardan birisi de Psoriasis tedavisinde kullanıma giren yeni nesil ajanların sağladığı avantajlardı. Kongrede Janssen tarafından düzenlenen oturumunda konuşan ABD İndiana Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Leon Kırcık, yeni geliştirilen Psoriasis tedavilerinin etkinliğini ve yan etki profili hakkında önemli bilgiler verdi.

Sedef hastalığı (psoriasis) nedir? Belirtileri, nedenleri ve tedavisi

Psoriasis tedavisi konusunda yaptığı araştırmalarla nedeniyle dünya çapında bir uzman olarak alınan Prof. Dr. Leon Kırcık, Psoriasis’in dünya nüfusun %2-3′ünü etkilediğini belirtirken kronik ve tedavisi zor karakterinin altını çiziyor. Hastalığın patofizyolojisinin tam olarak bilinmediğini de dile getiren Prof. Dr. Kırcık, son on yılda kullanıma giren yeni nesil biyolojik ajanlarla önemli bir gelişme sağlandığını belirterek şu bilgileri veriyor:

“Plak psoriasis, bu hastalığın en sık görülen dışavurumudur ve tüm hastaların %80-90′ını etkilemektedir. Plak psoriasisde tipik olarak, bazal keratinositlerin aşırı üretilmesi sonucunda deri yüzeyinde gözlenen sınırları belirgin, eritemli plaklar vardır. Plak psoriasis, saçlı deride, gövdede, kalçalarda ve ektremitelerde ortaya çıkabilmektedir. Ancak en sık dirsek ve dizde görülür. Sistemik tedavi gerektiren şiddetli semptomlar hastaların yaklaşık %20-30′nu etkiler. Psoriatik hastaların %50′inde el ve ayak tırnaklarında psoriasis ortaya çıkar. Ayrıca psoriatik deri lezyonları olan hastaların yaklaşık %15′inde psoriatik artrit de vardır.”

Sedef sistemik bir hastalık

Bundan 15-20 sene öncesine kadar Psoriasis’in bir cilt hastalığı olarak bilindiğini söyleyen Prof. Dr. Kırcık, “Ancak gürümüzde Psoriasis’in sistemik bir hastalık olduğunu ve pek çok mekanizmayı etkilediğini biliyoruz. Psoriasis’in sadece deri görüntüsüyle ortaya çıkan bir hastalık değildir. Metabolik ve otoimmün hastalıklarla da ilişkilidir.

Son elde edilen bilgiler Psoriasis’in inflamatuvar barsak hastalıkları gibi otoimmün hastalıklarla da ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bu hastalarda insülin direnci, obezite, yüksek trigliserid, düşük HDL, yüksek LDL, bel çevresi genişliği, hipertansiyon gibi metabolik sendrom bileşenleri; koroner kalp hastalığı ve lenfoma gibi hastalıklar da daha sık görülmektedir. Günümüzde yapılan pek çok çalışma Psoriasis’li hastalarda hipertansiyon, obezite, kalp hastalıkları ve metabolik sendrom gibi sorunların, Psoriasis olmayan hastalara kıyasla 2.3 kat daha fazla olduğunu göstermektedir” dedi.

Sedef anksiyete ve depresyon gibi ciddi sorunlara neden olur

Psoriasis’in diğer pek çok hastalıktan farklı olarak hastalarda ciddi sosyal ve psikolojik sorunlar yarattığını belirten Prof. Dr. Kırcık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kronik hastalığı olan kişiler genellikle toplum tarafından bilinmeden ve izole olmadan tedavilerini sürdürebilirler.

Oysa Psoriasis gibi cilt hastalıklarından mağdur kişiler sosyal ve psikolojik olarak hayattan kopabilirler. Hastalar iş hayatından kopabilir, sosyal çevreden dışlanabilir, ev kadınıysa bulaşık günlük işlerini yerine getiremeyebilir ve yaşam kalitesinde ciddi bozulmalar ortaya çıkabilir. Özellikle kaşınma, yanma, batma, duyarlılık ile ilgili ağrı ve bunlara eşlik eden kanama, deri pullanması ve uyuma güçlüğü hastalarda anksiyete ve depresyona yol açmaktadır. Psoriasis, kalp yetmezliğinden daha çok yaşam kalitesini düşüren bir hastalıktır.”

Genetik nedenler önemli bir faktör olabilir mi?

Hastalığın nedenin tam olarak bilinmediğini ancak genetik faktörlerinin önemli rol oynadığı konusunda bulgular olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kırcık, “Hastalığın nedenleriyle ilgili pek çok teori var ama kesin bir açıklama bulunmuyor. Yinede enfeksiyon, stres ve genetik faktörlerin önemli rol oynadığı konusunda önemli ipuçları bulunuyor.

Örneğin Psoriasis’li hastalarda stresin arttığı dönemde hastalık daha ağır seyretmektedir. Bunun yanında anne veya babasında Psoriasis bulunan kişilerde hastalığın çıkma riski %30′dur. Her iki ebeveynde de Psoriasis olması durumunda hastalık görülme riski %60′a çıkmaktadır. Bu da hastalığın genetik bir alt yapısı olduğu konusunda teorileri güçlendirmektedir” dedi.

Psoriasis tedavisindeki mevcut seçenekler

Son yıllarda Psoriasis’in immünogenezinin anlaşılması için pek çok çalışma yapıldığını dile getiren Prof. Dr. Kırcık, şu bilgileri verdi: “Yeni gelişmeler hastalığın patolojinin temelinde özgül immünolojik yolakları hedefleyen biyolojik ajanların geliştirilmesine yol açtı. Bununla birlikte ilk olarak Amevive adı verilen bir ajan geliştirildi. Ardından Raptiva, Embrel, Humira, Remicade gibi yeni ajanlar kullanıma girdi. Ancak bir süre sonra Amevive ve Raptiva gibi ajanlar marketten geri çekildi. Şu anda Türkiye’de yalnızca Embrel, Humira ve Remicade kullanılıyor.”

Ustekinumab tedavisi farklı mı?

Psoriasis’in, anormal bağışıklık yanıtı aktivasyonu sonucu ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Kırcık, “Yapılan pek çok çalışmada psoriatik deri lezyonlarında interlökin (IL)-12 ve IL 23 yolaklarının etkili olduğu saptanmıştır. Bunun üzerine yoğunlaşan araştırmacılar bu yolakları inhibe edebilecek ajanlar geliştirmek için çalıştılar. Stelara (ustekinumab) IL-12 ve IL-23 yolağını bloke eden tek biyolojik ajandır. Bu, siklosporin, metotreksat ve PUVA’yı da içeren diğer sistemik tedavilere yanıt vermeyen (kontrendike olan veya bu tedavileri tolere edemeyen yetişkinlerde) ağır şiddetli plak Psoriasis tedavisinde kullanılmaktadır.

Farklı bir yolak üzerinden hareket eden Stelara diğer biyolojik ajanlardan ayrışmaktadır. Önerildiği hastalarda önemli avantajlar sağlarken bazı hasta gruplarında kullanılabilecek tek tedavi seçeneği haline gelmiştir” diye konuştu.

Hepatitli hastalar bu güne kadar tedavi alamıyordu

Bazı Psoriasis’li hasta gruplarının bu güne kadar mevcut tedavilerden yararlanamadığını söyleyen Prof. Dr. Kırcık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Örneğin TNF alfa blokeri olan diğer ajanlar hepatitli hastalarda kontrendike oldukları için kullanılamıyordu ve bu hastalar tedavisiz kalıyordu. Oysa Stelara, bu hastalarda rahatlıkla kullanılabilmektedir. Bu, Hepatit B ve Hepatit C’nin sık görüldüğü toplumlar için son derece önemli bir avantajdır.”

Kullanım kolaylığı olan her ilaç üstündür

Kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların uzun süreli kullanım nedeniyle pek çok durumda tedaviye uyum sorunu yaratabildiğini belirten Prof. Dr. Kırcık, “Bu durumlarda uzun aralıklarla kullanılabilecek ve yan etki sorunu olmayan her ilaç seçeneği üstünlük sağlar. Psoriasis tedavisinde Stelara benzer bir avantaja sahip. Diğer biyolojik ajanlar ortalama haftada bir veya iki kez enjeksiyon şeklinde uygulanırken Stelara, üç ayda bir subkutan yolla uygulanabilen bir tedavi seçeneği. İlk yıl yılda 5 kez, daha sondaki yıllarda yılda 4′er kez uygulanıyor. Üstelik hasta enjeksiyonu kendisi de yapabiliyor.

Bu hastanın tedaviye uyumu ve yaşam kalitesi için büyük yarar sağlıyor. Yine Stelara’nın etkinliği de diğer seçeneklere göre daha iyi; 76 hafta sonunda lezyonlarda %90’lara ulaşan bir iyileşme hali söz konusu oluyor. Stelara’nın etkinlik profili orta ve şiddetli plak psoriasisi olan hastalarda yapılan PHONEIX-1/ -2 çalışmalarında ele alındı; 5 yıllık çalışmalarla ortaya kondu. Her iki çalışmada da Stelara’nın psoriasis için etkili bir idame tedavisi olduğu gösterildi. Ayrıcı Stelera’nın hastaların yaşam kalitesine önemli katkılar sağladığı da gösterilmiştir” dedi.

Yan etki profili

Stelara’nın sınırlı ve kontrol edilebilir bir yan etki profiline sahip olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kırcık, sözlerini şöyle noktaladı: “Yan etkisi olmayan hiçbir ilaç yoktur. Burada immün sistemin baskılanmasından kaynaklanan bir yan etkiden bahsedebiliriz. Bu tür tüm ajanlar hastaları doğal olarak enfeksiyonlara karşı daha hassas hale getirebilir. Ancak bu öngörülebilir ve kontrol altına alınabilir bir durumdur. Tedavi öncesinde hastaların tüberküloz gibi durumların varlığına karşı kontrolden geçirilmesi büyük avantaj sağlayacaktır. Stelara bazı maddeleri baskılayarak tedavi ediyor. Bu nedenle tedaviye başlamadan önce hastalarda aktif veya pasif tüberküloz olup olmadığının araştırılması sorunu çözmeye yetecektir.”

YAZIYI PAYLAŞ

Araç çubuğuna atla