Anksiyete nedir? Kaygı neden olur? Belirtileri, tedavisi ve çözümü

Yazan Ekin Çakır
Kategori: Ruhsal Sağlık, Sağlık Sözlüğü, Üye Yazıları Print

Anksiyete çok yaygın görülen ve sıklığı giderek artan psikolojik bir rahatsızlıktır. Günlük hayatta zaman zaman kaygı duysak da anksiyete bozukluğu, kaygının genellikle bir sebep olmadan ortaya çıkıp uzun süre kalması, bu nedenle de günlük hayatımızı olumsuz etkilemesiyle oluşur. Genetik yatkınlık, tıbbi nedenler ve stresli yaşam olaylarından kaynaklanan anksiyetenin tedavisi mümkündür. Anksiyete tedavisi, hem aşırı kaygı, çarpıntı, titreme ve terleme gibi belirtileri ortadan kaldırmayı hem de kaygıyla etkili biçimde baş etme metotlarını kişilere kazandırmayı amaçlar. Anksiyetesi olan kişiler uzmanlardan destek almaktan çekinmemeli ve yaşam tarzlarında çeşitli değişikliklere gitmelidir. Uzmanların görüşleri doğrultusunda gerekiyorsa psikoterapi ve ilaç tedavisine başlamak ve bu tedaviyi aksatmamak anksiyete tedavisinde büyük önem taşır.

Anksiyete nedir?

Anksiyete (kaygı), vücudumuzun ve zihnimizin strese karşı verdiği doğal bir tepkidir. Herkes hayatının belirli dönemlerinde anksiyete yaşayabilir. Stres yaratan bir durumla veya bir tehditle karşılaştığımızda kalp atışlarımız ve nefes alış-verişimiz hızlanır. Durumla başa çıkıp çıkamayacağımıza göre, vücudumuz kaçmaya ya da kalıp savaşmaya hazırlanır. Hızlanan kalp atışlarıyla birlikte vücuttaki kaslara daha çok oksijen pompalanır.

Doğal bir tepki olmasına karşın, eğer anksiyete birden, sebepsizce ve çok sık oluşuyorsa; tehdit veya stres içeren unsur ortadan kalktığında hala sürüyorsa ve iş/okul veya sosyal hayatınızı etkiliyorsa tedavi edilmesi gereken bir durum haline gelir. Bu duruma kaygı bozukluğu da denir.

Anksiyete nedenleri

Anksiyetenin kesin nedenleri henüz bilinmemektedir. Anksiyete gelişiminde beyindeki nörotransmiter olarak bilinen serotonin ve norepinefrin kimyasallarının dengesiz halinin etkili olduğu bulunmuştur. Ancak araştırmacılar bu dengesizliğe sebep olan etkenleri de henüz tam olarak bilmemekte, birçok faktörün bir araya gelerek anksiyeteye sebep olduğunu düşünmektedir. Genetik yatkınlık gibi bazı doğuştan sebepler olduğu gibi, stresli veya travmatik yaşam olayları da anksiyete oluşumunda etkili olabilir.

Tıbbi nedenler

Yapılan araştırmalar sonucu, bazı hastalıkların anksiyeteyle doğrudan bir ilişkisi olduğu gözlenmiştir. Bu hastalıkların bazıları şunlardır:

  • Tiroid-hipertiroid
  • Diyabet
  • Kalp hastalıkları
  • Solunum hastalıkları
  • Menopoz
  • Uyuşturucu madde kullanımı veya yoksunluğu
  • Alkol veya ilaç yoksunluğu
  • Kronik acı veya irritabl bağırsak sendromu
  • Beyne kaç ya da savaş sinyali gönderen bazı tümör türleri

Eğer;

  • Ailenizde anksiyetesi olan bir birey yoksa,
  • Çocukluğunuzda kaygı bozukluğu yaşamadıysanız,
  • Kaygı yüzünden belli durumlardan ve eylemlerden kaçınma alışkanlığınız yoksa,
  • Yaşamınızdaki olayların etkisiyle açıklanamayacak ani gelişen bir anksiyeteniz varsa,
    anksiyetenizin tıbbi bir nedenden kaynaklanma olasılığı yüksektir.

Anksiyete risk faktörleri

  • DNA’daki çeşitliliklerin yol açtığı genetik yatkınlık
  • Anksiyetesi olan bir aile üyesine sahip olma
  • Ebeveynlerin kontrolcü davranışları ve tutumları
  • Özellikle çocukluk döneminde yaşanan anne-baba kaybı; fiziksel, duygusal veya cinsel istismar; ihmal gibi stres verici yaşam olayları
  • Depresyon gibi birtakım ruhsal problemlerin varlığı
  • Gergin bir iş ortamı ve yoğun bir iş temposuna sahip olma
  • Kadın olma – Kadınlardaki anksiyete oranı erkeklerin yaklaşık iki katıdır.

Panik atak nedir? Neden olur, belirtileri nelerdir? Testi ve tedavisi

Anksiyete belirtileri

  • Gergin, tedirgin ve huzursuz hissetme
  • Kötü bir şey olacak hissi veya paniğe kapılma
  • Kalp atışlarında ve nefes alış-verişte hızlanma, kalp çarpıntısı veya göğüste sıkışma
  • Terleme
  • Titreme
  • Güçsüz veya yorgun hissetme
  • Sırt ağrısı
  • Baş dönmesi
  • Kaygı dışında herhangi bir şeyi düşünmede ve bir şeye odaklanmada zorluk
  • Uykusuzluk
  • Gaz, kabızlık, ishal gibi sindirim problemleri
  • Kaygıyı kontrol etmede güçlük
  • Kaygı doğuran durumlardan kaçma isteği

Anksiyete teşhisi

Kaygınız normal olmaktan çıkıp sizi rahatsız edecek, günlük hayattaki işlevlerinizi etkileyecek boyuta geldiği zaman bir uzmana görünmeniz önemlidir. Uzmanlar sizinle görüşmeler yaparak şikayetlerinize göre birtakım psikolojik testler uygular ve belirtilerinizi tanı sistemlerindeki belirtilerle karşılaştırır. Durumunuzu daha net anlayabilmek için, bu psikolojik testler ve görüşmeler sırasında sizden düşüncelerinizi, davranışlarınızı ve duygularınızı tanımlamanızı isterler.

Bazı durumlarda kişiler belli fiziksel şikayetlerle doktora giderler ancak bu durumun altında da anksiyete yatıyor olabilir. Bu durumda doktorunuz, fiziksel bir hastalık ihtimalini elemek için kan testi gibi bazı tıbbi testler yaptırmanızı isteyebilir. Eğer kaygınız özel bir şeye yönelik olmaktan çok genel bir durumsa ve 6 aydan uzun süredir varlığını koruyorsa, yaygın anksiyete bozukluğu tanısı almanız muhtemeldir.

Anksiyete testi

Anksiyete tanısı tek bir testle belirlenemez. Fiziksel muayeneler, psikolojik testler ve ruhsal değerlendirmelerin sonucunda uzmanlar bir karara varır. En çok kullanılan ölçeklerden biri olan Beck Anksiyete Ölçeği, son bir hafta içinde hangi anksiyete belirtilerini ne sıklıkta ve/veya hangi şiddette hissettiğinizi ölçmeyi amaçlayan 21 maddelik bir testtir.

Anksiyete türleri

Anksiyetenin çeşitli türleri bulunmaktadır. Tüm anksiyete türlerinin ortak özelliği, algılanan veya gerçek bir tehdide yönelik aşırı korku ve kaygı içermeleridir. Bu türler şöyle sıralanabilir:

Sosyal anksiyete bozukluğu (Sosyal fobi)

Sosyal anksiyete bozukluğu, sosyal ortamlarda insanlar tarafından eleştirilme, yargılanma ve küçük düşürülmeye ilişkin duyulan aşırı korku durumudur. Sosyal ortamlarda bulunmak kişilerde çarpıntı, terleme veya titremelere yol açabilir. Bu korku çoğunlukla gerçeği yansıtmaz, yine de sosyal anksiyete bozukluğuna sahip insanlar korku ve kaygı nedeniyle sosyal ortamlardan kaçınabilirler.

Yaygın anksiyete bozukluğu

Yaygın anksiyete bozukluğu, en sık rastlanan psikolojik rahatsızlıklardan biridir. Bu problemi yaşayan kişiler, sürekli ve kontrol edilemeyen bir kaygı ve huzursuzluk hali içindedir. Genellikle kaygının sebebini tanımlamakta zorlanırlar. Hiçbir somut gösterge olmaksızın sınıfta kalacaklarına, işten atılacaklarına, başlarına bir felaket geleceğine dair kaygı duyabilirler. Yorgunluk, asabiyet, alınganlık, konsantrasyonda zorlanma, kas ağrıları, baş ağrısı, yutkunmada zorlanma, nefes alamama hissi, sürekli terleme, sık idrara çıkma ihtiyacı ve uyku problemleri, en sık görülen belirtileridir.

Panik bozukluğu (Epizodik paroksismal anksiyete)

Panik bozukluğu, aniden ve yoğun biçimde gelen kaygı, korku ve dehşet duygularının oluşturduğu panik atakların beklenmedik ve tekrarlayan biçimde ortaya çıkmasıdır. Panik atak sahip olan kişiler terleme, nefes almada zorluk ve kalp atışlarında hızlanmayla birlikte bir dehşet duygusuna kapılırlar ve bu duygu birkaç dakika içinde iyice yoğunlaşır. Gerçek bir tehdit olmasa da ataklar sırasında sıklıkla ölecekleri korkusuna kapılırlar.

Çoğu insan hayatında bir ya da iki kere panik atak yaşayabilir. Ancak panik bozukluğu panik atakların sürekli tekrarlamasıyla oluşan bir ruhsal rahatsızlıktır. Panik atakla karıştırılmamalıdır.

Agorafobi

Kişilerin kaygıya kapılmaları veya kötü bir şey olması durumunda yardım alamayacaklarını, kaçmakta zorlanacaklarını düşündükleri yerlerde ve durumlarda bulunma korkusuna agorafobi denir. Genellikle açık ve kalabalık alanlarda bulunma korkusu olarak düşünülse de agorafobisi olan kişiler toplu taşıma aracına binmekten, alışveriş merkezine gitmekten, bir kuyrukta beklemekten veya bazı durumlarda evden ayrılmaktan bile kaçınabilirler. Agorafobi panik bozukluğu ile birlikte görülebilir.

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB)

TSSB, kişinin kendisinin veya bir yakınının hayatına veya vücut bütünlüğüne ilişkin bir tehdit algıladığı; doğal afet, kaza, savaş, fiziksel veya cinsel saldırı gibi travmatik durumlardan sonra gözlenen yoğun kaygı durumudur. TSSB’ye sahip kişiler tehdit geçmiş olsa bile devamlı bir tehlike algısıyla yaşarlar.

Stres nedir? Stresin neden olduğu hastalıklar ve stresle baş etme

Rüyalar veya flash-backlerle olayı yeniden yaşıyormuş hissine kapılabilir, olayı hatırlatan yer ve kişilerden kaçınabilir, olayla ilgili detayları hatırlamakta zorlanabilir ve huzursuzluk, konsantrasyonda zorlanma, kolayca ve aşırı uyarılma ile uyku problemleri gibi sorunlar yaşayabilirler. Bu kişilerde ayrıca yüksek bir suçluluk ve kaygı duygusuyla birlikte eğlenebilecekleri aktivitelerden kaçınma davranışı da sık sık görülür. TSSB’nun depresyonla birlikte görülme ihtimali yüksektir.

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB)

Obsesif kompulsif bozukluk; tekrarlayan, ısrarcı ve kaygı uyandırıcı düşünce ve dürtülerin (obsesyon) ve bu düşünceleri bastırma ve kendini rahatlatma adına yapılan tekrarlayan belirli davranışların (kompulsiyon) birlikte oluşturduğu bir psikolojik rahatsızlıktır. Genellikle ergenlik döneminde başlar ve kadınlarda daha sık görülür. Belirtileri kültürden kültüre değişiklik gösterebilir. En sık görülenler:

  • Bulaşma obsesyonu ve temizlik kompulsiyonu: Mikrop bulaşacağına dair duyulan sürekli kaygı sonucu aşırı temizlik yapma
  • Kuşku obsesyonu ve kontrol kompulsiyonu: Kapıyı kilitleyip kilitlemediğini, ütüyü fişte unutup unutmadığını sürekli kontrol etme; sevdiği birine zarar vereceği düşüncesiyle kesici aletlerden uzak durma
  • Simetri obsesyon ve kompulsiyonları: Objeleri simetrik bir hizaya getirme, evdeki eşyaları sürekli düzeltme
  • Dokunma ve sayma kompulsiyonları: Bir şeye dokunmazsa veya bir şeyi belirli bir sayıda yapmazsa kötü bir şey olacağına inanma
  • Biriktirme ve saklama kompulsiyonları: İleride lazım olacağı düşüncesiyle gereksiz eşyaları atmak yerine saklamak isteme

Batıl inançlara, uğurlu-uğursuz sayı ve renklere sahip olmak da günlük hayatı etkileyecek düzeydeyse OKB olarak değerlendirilebilir. Hepimizin kontrol ve tedbir için uyguladığı bazı davranışları veya zaman zaman takıntılı düşünceleri olabilir. Burada önemli olan, bu düşünce ve davranışların günlük hayatımızı veya zihinsel sağlığımızı etkilememesidir.

Panik atak

Aniden ortaya çıkan panik, korku veya dehşet nöbetlerine denir. Göğüste sıkışma, kalp çarpıntısı, terleme, titreme, baş dönmesi, uyuşma, bulantı, kontrolü kaybetme ve ölüm korkusu ile ortaya çıkan panik ataklar birden başlar, yaklaşık 10 dakika içinde en şiddetli seviyesine ulaşır, daha sonra azalarak 10-30 dakika içinde kendiliğinden sona erer. Nadir de olsa 1 saate kadar sürebilen ataklar vardır. Kişiler panik atak geçirdikleri sırada “Kalp krizi geçiriyorum” diye düşünerek ölüm korkusuna kapılabilir ancak bu korkunun gerçekliği yoktur.

Anksiyete krizi ve atakları

Panik ataklarla karıştırılabilen anksiyete atakları panik atakların aksine sebepsizce oluşmaz; kaygı uyandırıcı bir olay beklentisinden kaynaklanır, yavaşça gelişir. Panik atakta olmayan huzursuzluk ve stres gibi belirtilere sahipken, panik atakta görülen ölüm korkusu anksiyete ataklarında görülmez. Fiziksel ve fizyolojik belirtileri panik atakla benzerdir.

Anksiyete tedavisi

Anksiyete tedavisi yaşanılan kaygının şiddetine göre kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Ancak temelde psikoterapi ve ilaç tedavisi olmak üzere iki seçenek vardır. Kaygının görece az ve orta şiddetli olduğu durumlar için ilaç tedavisi gerekmeyebilir. Tedavinin amacı kaygı seviyesini düşürerek kaygıyı kontrol altına alabilmek, kaygının kişilerin hayatında neden olduğu olumsuzlukları en aza indirebilmektir.

Psikoterapi

İlaç gerektirmeyen daha az şiddetli kaygı durumlarında psikoterapi tek başına kaygıyı azaltmada ve günlük yaşamı normale döndürmede etkili ve yeterlidir. Kişilerin özelliklerine ve anksiyetenin durumuna göre çeşitli psikoterapi türleri seçilebilir. En sık kullanılan yöntemler:

Bilişsel davranışçı terapi

Kaygıya yol açan işlevsiz ve olumsuz düşünce biçimlerini değiştirmeyi amaçlayan kısa süreli bir terapidir. Terapide kişilerin hayatlarındaki sorunlara odaklanılır ve bu sorunlara ilişkin sahip oldukları düşünce, duygu ve davranışlara dair çalışılır. Hastaların yeni ve işlevsel baş etme yolları geliştirmesine yardımcı olunarak kaygıyı azaltmak amaçlanır.

Aile terapisi

Yine kısa dönemli olan bu terapide, hastanın ailesi de sürece dahil edilir. Aile, anksiyeteyle başa çıkma konusunda nasıl yardımcı olabileceğini, anksiyeteyi daha şiddetli hale getirmekten nasıl kaçınabileceğini öğrenir.

Danışmanlık

Psikoterapi süreçlerinden farklı olarak daha yüzeysel, günlük sorunlara odaklanan ve daha kısa bir süreçtir. Kaygının daha az olduğu durumlarda kişilere yeni baş etme mekanizmaları ve kişilerarası süreçlerde kullanması için yeni beceriler kazandırılması amaçlanır.

İlaç tedavisi

Kaygı şiddetinin yüksek olduğu durumlarda ilaç tedavisine başlanabilir. Burada akılda tutulması gereken, ilaç tedavisinin anksiyeteyi tedavi etmeyeceği, yalnızca anksiyeteyle başa çıkma ve günlük rutine dönme sürecine kişiyi rahatlatarak katkıda bulunacağıdır. Temel olarak kullanılan ilaç grupları şunlardır:

  • Benzodiazepinler: Bir yatıştırıcı grup olan benzodiazepinler, kas gevşemesine ve zihnin sakinleşmesine yardımcı olur. Panik bozukluğu da dahil olmak üzere birçok anksiyete bozukluğunun tedavisinde kullanılabilirler. Xanax, Librium, Ativan gibi ilaçlar bu gruptadır. Benzodiazepinler uzun süreli kullanımlarda uyuşukluğa, hafıza ve dengede problemlere ve bağımlılığa yol açabileceği için yalnızca kısa süreli tedavilerde tercih edilir.
  • Buspiron: Hem kısa süreli hem de uzun süreli (kronik) anksiyetenin tedavisinde kullanılan buspironun beyindeki kimyasalları etkileyerek ruh halini değiştirdiği düşünülmektedir. Etkili hale gelmesi için birkaç hafta kullanılması gerekir. Baş dönmesi, mide bulantısı ve baş ağrısı gibi yan etkileri vardır.
  • Antidepresanlar: Genellikle depresyon tedavisi için kullanılan antidepresanlar zaman zaman anksiyete tedavisinde de tercih edilebilir. En çok seçici serotonin geri alım engelleyici adı verilen SSRI (Lexapro, Prozac, Paxil, Zoloft) grubu ilaçlar tercih edilir. Bulantı, ağız kuruluğu, kaslarda zayıflık, ishal, baş dönmesi, sersemlik ve cinsel işlevsizlik gibi yan etkileri vardır.
  • Beta blokörleri: Adrenalin hormonunu engelleyen beta blokörleri, kalp kasının rahatlamasını sağlayarak kan basıncını düşürür. Anksiyeteyi genel olarak tedavi etmede çok işe yaramasa da bir davete katılma, topluluk içinde konuşma yapma gibi durumlarda kişilere geçici olarak yardımcı olabilir.

Anksiyete tedavisinde çok çeşitli ilaçlar tercih edilebilir. Ancak tüm bu ilaçların doktor tarafından önerilmedikçe kullanılmaması önemlidir. 

Anksiyete nasıl geçer?

Anksiyete tedavisi zor bir rahatsızlık değildir. Terapi seanslarınızı aksatmaz, uzmanınızın yazdığı ilaçları zamanında ve dozunda alır ve tedavi önerilerini yerine getirirseniz kaygınızı kontrol altına alabilirsiniz.

Anksiyete sorunu yaşayanlar için öneriler

  • Kafein tüketiminizi sınırlayın: Fazla kafein tüketmek kalp atışınızı hızlandırabilir, kalp çarpıntısına ve vücudunuzun stres altındaymış gibi davranmasına yol açabilir. Uzun vadede kafein tüketimi panik ataklara sebep olabilir.
  • Alkol ve nikotinden uzak durun: Alkol ve sigara kişiyi rahatlatıyormuş gibi görünse de aslında anksiyeteyi şiddetlendirir.
  • Dengeli ve sağlıklı beslenin: Sağlıksız beslenme birtakım sağlık problemlerine yol açarak anksiyetenizi tetikleyebilir.
  • Bol su için: Her gün 8-12 bardak su içmek vücudun düzenli çalışmasına yardımcı olur ve stresi azaltır.
  • Düzenli egzersiz yapın: Günde 30 dakika tempolu yürümek hem beden hem de ruh sağlığınız için yararlı olacaktır.
  • Uykunuzu yeterli düzeyde alın: Yetersiz uyku hem zihni yorar hem de stresi artırır. Her gece 7-9 saat uyumak sağlığınız için gereklidir. Her gün aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmaya çalışmak, uyumadan 1-2 saat önce parlak ekranlardan uzaklaşmak, düzenli egzersiz yapmak, ihtiyaç duyarsak öğlenleri kısa süreli bir şekerleme yapmak, gün ışığından mümkün olabildiğince faydalanmak uyku düzeni edinme konusunda yardımcı olabilir.
  • Kaslarınızı rahatlatın: Kaslarınıza masaj yaparak onları rahatlatmak kaygıyla başa çıkmanızda etkili olacaktır.
  • Meditasyon veya yoga yapın: Meditasyon dünyayı algılama ve olaylara yanıt verme şeklimizi değiştirebilir. Yoga; meditasyon, nefes egzersizleri ve vücudu esnetme tekniklerinin birleşimidir. Anksiyeteyle baş etmede etkilidir.
  • Nefes egzersizlerinden faydalanın: Nefes egzersizleri nefesinizi kontrol etmenizi sağlar. Böylece anksiyeteyle karşılaştığınızda hızlı nefes alış-verişlerinizi önleyebilirsiniz. Bunun için, sırtınız dik olacak bir şekilde düz bir yere oturun. Burnunuzdan nefes alın ve nefesinizi diyaframınıza göndermeye çalışın. Yeteri kadar hava aldığınızda, yavaşça ağzınızdan nefes verin. Gerektiği kadar tekrarlayın. Nefes egzersizlerinin başlarda zor gelebileceğini ve fazla oksijenden dolayı baş dönmesine sebep olabileceğini unutmayın.

Kaynaklar ve Referanslar: 
1- Everything About Anxiety, 2- Anxiety disorders, 3- Anxiety treatments

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla