Ilko
Ilko

Yargıtay, ölüm vakasında hekimi kusurlu gören Adli Tıp raporunu kabul etmedi

  |   Kategori: Hukuk / Mevzuat, Üye Yazıları

Bir devlet hastanesinde meydana gelen meningokoksemiden ölüm olgusunda, Sağlık Bakanlığı’nın aileye ödediği tazminatı muayeneyi yapan çocuk hekiminden istemesine ilişkin rücu davasında, çocuk doktorunu kusurlu gören Adli Tıp Raporu Yargıtayca kabul edilmedi. Yargıtay kararında, doktorun uygulamalarının tıp kurallarına uygun olup olmadığının, diğer bir deyişle ölüm olayının gerçekleşmesinde hekimin kusuru bulunup bulunmadığının değerlendirilmesini en adil ve gerçekçi yapacak bilirkişilerin, çocuk enfeksiyon hastalıkları uzmanları olduğu yönünde hüküm verildi.

Anayasa ve devlette çalışan doktorun sorumluluğu

Anayasanın 125 inci maddesinde “İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmü yer almaktadır. Anayasanın 129 uncu maddesine göre ise; “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.”

Ameliyat sonrası hastasını iyi takip etmeyen hekime meslekten men cezası

Bu düzenlemeye göre ister devlet memuru ister başka bir statüde çalışan kamu görevlisi olsun, kamu çalışanı bütün hekimlerin (veya hemşirelerin ya da diğer sağlık görevlilerinin) işledikleri kusurlardan dolayı açılacak tazminat davalarının öncelikle idare aleyhine açılması zorunludur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2012/25 karar sayılı bu kararında kamu görevlisinin eyleminin kasti, kötü niyetli ve hatta suç niteliğinde olması durumunda dahi idarenin sorumlu olduğunu ve davanın öncelikle idare aleyhine açılması gerektiğine karar vermiştir.

Bu nedenle kamu çalışanı hekimlerin fiilleriyle ilgili tazminat davaları da önce kurumlarına karşı açılmaktadır. Şayet kamu idaresi davacıya yani hastaya veya yakınlarına bir tazminat öderse bunu fiili gerçekleştiren hekimden rücu davası yoluyla talep etmektedir.
Sözcük manasıyla rücu, dönme anlamındadır ve borçlar hukukuna ait bir kavramdır. Konumuz anlamıyla rücu, kişilere tazminat ödemek zorunda kalan idarenin ödediği tazminatı hekimden veya zarara sebebiyet veren sağlık personelinden istemesi demektir.

Sağlık Bakanlığı tazminat ödedi

Olayımızda Sağlık Bakanlığına bağlı bir çocuk hastanesinde görevli doktor, yüksek ateş şikayeti ile getirilen bebeğin muayenesini yaparak evine göndermiş, ilerleyen saatlerde bebeğin ateşi yükselmeye devam etmiş ve sonuçta bebek meningokoksemi nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Aile tarafından açılan davada Sağlık Bakanlığı müteveffanın mirasçılarına karşı tazminat ödemeye mahkum edilmiştir. Bunun üzerine Bakanlık aileye ödediği tazminatı muayeneyi yapan çocuk hekiminden talep etmiştir.

Rücu davasında doktor yarı oranında kusurlu sayıldı

Rücu davasındaki yerel mahkeme, objektif olarak davalı doktorun daha özenli olması, en azından ateşli olarak hastaneye gelen çocuğu gözetim altında tutması gerektiği, ancak hastanenin hizmet kusuru göz önüne alındığında davalı doktorun tamamen kusurlu sayılmasının hakkaniyetli olmadığı, somut olgular karşısında hastane ile doktorun eşit oranda kusurlu olması kabulü gerekçesi ile doktoru yarı oranında kusurlu saymıştır.

Mahkeme, Amerikan Rehberini esas alarak doktora ceza verdi

Yargıtay adli tıp raporunu kabul etmedi

Rücu davasında Mahkeme çocuk doktorunu kusurlu gören Adli Tıp Raporunu hükmüne esas almıştır. Ancak bu rapor Yargıtayca kabul edilmemiştir. Yargıtay kararında doktorun uygulamalarının tıp kurallarına uygun olup olmadığının, diğer bir deyişle ölüm olayının gerçekleşmesinde hekimin kusuru bulunup bulunmadığının değerlendirilmesini çocuk enfeksiyon hastalıkları uzmanlarının yapması gerektiğine karar vermiştir.

Çocuk enfeksiyoncuları heyetinden rapor alınacak

Yargıtay kararında, “bebeğin ölümüne sebebiyet verdiği bildirilen meningokoksemi hastalığının, doğası gereği son derece hızlı seyreden sinsi bir çocuk enfeksiyon hastalığı olduğu, basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlayarak ateş, ense sertliği, deri döküntüleri ve şuur bulanıklığı gibi belirtilerle seyrettiği anlaşılmaktadır. Bu sebepledir ki; davalı doktorun uygulamalarının tıp kurallarına uygun olup olmadığının, diğer bir deyişle ölüm olayının gerçekleşmesinde davalının kusuru bulunup bulunmadığının değerlendirilmesini en adil ve gerçekçi yapacak bilirkişiler, çocuk enfeksiyon hastalıkları uzmanlarıdır” denilerek bu husus güçlü bir biçimde vurgulanmıştır.

Bu olguda yeni karar, üniversite bünyesinde görevli üç çocuk enfeksiyon hastalıkları uzmanı öğretim üyesinden oluşan bir heyetten doktorun kusurunun bulunup bulunmadığı hususunda rapor alındıktan sonra verilecek.

click-iconİletişim için: bilgi@erkingocmen.av.tr

. Av. Erkin Göçmen’i Twitter’da takip etmek için tıklayın >

. Av. Erkin Göçmen’i Facebook’ta takip etmek için tıklayın >

İlgili Aramalar: dogal ölum raporu veren hastaneye dava, hastanenin doktora rücu davası

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMLAR

avatar
wpDiscuz

Dr. Erkin Göçmen

Tıp Doktoru ve Hukukçu

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1993'te tamamlayan Dr. Göçmen, Sağlık Bakanlığı'na bağlı çeşitli kurumlarda görev yaptı. Aynı dönemde Türkiye ve Ortadoğu Kamu Yönetimi Enstitüsü'nde kamu yönetimi alanında yüksek lisans eğitimi aldı. Bu süreçte 9 Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde başladığı hukuk eğitimini 2004 yılında tamamladı. 2006'dan bu yana Ankara Barosu'nda serbest avukatlık yapmakta olan Dr. Göçmen aynı zamanda Ahmet Yesevi Üniversitesi'nde yüksek lisans düzeyinde sağlık hukuku dersleri vermektedir. Kendisinin sağlık, tıp, akademi ve bilim hukuku alanında çok sayıda makalesi bulunmaktadır. İletişim: https://www.facebook.com/erkin.gocmen
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Araç çubuğuna atla