Cengiz Zaim: Biyobenzer İlaçlar Sağlık Sistemlerinin Sürdürülebilirliğinde Anahtar Rol Oynuyor!

Yazan Hatice Pala Kaya
3 Mart 2026  |   Kategori: Sağlık Gündemi, Sektör Print

Önümüzdeki 10 Yılda 300 Milyar Dolarlık Biyolojik İlacın Patenti Bitecek, Biyobenzerler Sağlık Sistemlerinde Yeni Bir Dönem Başlatacak!
Biyobenzer ilaçların sağlık sistemleri için öneminin giderek arttığını söyleyen Sandoz Türkiye ve META Ülke Başkanı Cengiz Zaim, patenti dolan biyolojik ilaçların yerini alan biyobenzerlerin, daha fazla hastanın tedaviye erişimini sağladığını, geri ödeme sistemlerinde daha geniş endikasyonlarda kullanılabildiğini belirtti. Bu ilaçların ayrıca sağlık harcamalarında tasarruf sağlayarak sistemin sürdürülebilirliğine katkıda bulunduğunu dile getiren Cengiz Zaim, biyobenzerlerin sadece hasta sağlığı için değil, aynı zamanda ekonomik açıdan da kritik bir rol üstlendiğini vurguladı.

Ankara’da düzenlenen basın toplantısında ilaçta sürdürülebilirlik, biyobenzerlerin rolü ve ruhsat süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cengiz Zaim, Türkiye’de biyolojik ilaç pazarının 2,5-3 milyar dolar büyüklüğünde olduğunu, biyobenzerlerin bu pazar içindeki payının ciro bazında yaklaşık yüzde 10 seviyesinde bulunduğunu kaydetti. Zaim, patenti bitmiş biyolojik ürünlerde biyobenzer kullanım oranının ise yüzde 50-55 seviyelerinde olduğunu, bazı Avrupa ülkelerinde bu oranın yüzde 80-90’a ulaştığını aktardı.

Biyolojik İlaçlar Hastalara Yeni Tedavi Seçenekleri Sunuyor

Son 20 yılda biyolojik ilaçların tedavi alanında önemli bir dönüşüm yarattığına işaret eden Zaim, bu ilaçların özellikle onkoloji ve romatoid artrit gibi alanlarda hastalara yeni tedavi imkânları sunduğunu ancak biyolojik ilaçların yüksek maliyetli olması nedeniyle sürdürülebilir bir finansman modeli ihtiyacının küresel ölçekte tartışıldığını anlattı.

Sandoz’dan Türkiye yatırımları için 80 milyon dolarlık yeni sermaye artırımı

Önümüzdeki 10 yılda 300 Milyar Doların Üzerinde İlacın Patenti Bitecek

Cengiz Zaim, ilaç endüstrisinde önümüzdeki dönemde yaşanacak patent dönüşümünün biyobenzer ilaçlar açısından önemli fırsatlar barındırdığını belirterek, “Önümüzdeki 10 yıl içerisinde yaklaşık 300 milyar doların üzerinde biyolojik ilacın patenti bitiyor. Böyle bir dönem hiçbir zaman ilaç endüstrisinde olmadı” dedi.

Bu gelişmenin sağlık sistemleri açısından önemli sonuçlar doğuracağını ifade eden Zaim, söz konusu sürecin daha fazla hastanın ilaca erişimi için fırsat sunduğunu vurguladı. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde biyobenzer ilaçların daha kritik bir rol üstleneceğinin altını çizen Zaim, ilacın gayrisafi milli hasıla içindeki payının düşük olduğu ülkelerde biyobenzer penetrasyonunun artırılmasının önemine dikkat çekti.

Ruhsat Sürelerinin Kısalması Biyobenzer İlaçlara Erişimi Hızlandırır

Biyobenzer kullanımının artmasının en önemli koşulunun ruhsat süreçlerinin hızlandırılması olduğunu dile getiren Zaim, Türkiye’de ruhsatlandırma sürecinin 2,5-3 yıla kadar uzayabildiğine dikkati çekerek, “Komisyonların toplanmasında gecikmeler olabiliyor. Önceliklendirme uygulanabilir; örneğin, ilk biyobenzer olacak ve kamu yararına katkı sağlayacak ilaçlar önceliklendirilebilir” dedi.

Avrupa Birliği’nde bu sürenin 210 gün seviyesinde, öngörülebilir bir takvimle tamamlanabildiğini ifade eden Zaim, ruhsat süreçlerinin kısalmasının hem bütçe yönetimine hem de hasta erişimine katkı sağlayacağını vurguladı. Avrupa ve Amerika’da klinik çalışmalarda basitleştirme yöntemleriyle ruhsatlandırma süreçlerinin hızlandığını vurgulayan Cengiz Zaim, “Artık analitik çalışmalarla kuvvetlendirilmiş bir biyobenzer serisine ruhsat verilebiliyor. 20 yıl önce bu zorken, artık daha basit klinik çalışmalar yeterli olabiliyor. Türkiye’de de bu uygulamalar hayata geçerse, ruhsat süreçleri mutlaka hızlanacaktır” şeklinde konuştu.

Zaim, sürecin hızlanmasının hem sistemi rahatlatacağını hem de hastaların ilaçlara daha hızlı erişimini sağlayacağını vurgulayarak, “Dünyanın en çok tüketilen bir onkoloji ilacı, ülkemizde geri ödemeye gireli 9 ay oldu. Hızlanan ruhsat süreçleri, benzer durumlarda erişimi kısaltacaktır” bilgisini verdi.

Sandoz Türkiye ihracatını ikiye katladı ve ilaç sektöründe bir sıra yükselerek ikinci oldu

Biyobenzer ile Eşdeğer İlaç Arasındaki Fark

Cengiz Zaim, biyobenzer ve jenerik ilaç arasındaki farkı ise şöyle açıkladı: “Kimyasal ilaçlarda “eşdeğer ilaç” ifadesini kullanıyoruz. Bunlar hem analitik yani kimyasal ortamda eşdeğerliği kanıtlanmış hem de belirli sayıda hasta üzerinde yapılan çalışmalarla eşdeğerliği gösterilmiş ilaçlardır. Biyobenzeri ise genelde şöyle açıklıyorum; bir kapıyı açan iki anahtar düşünün. Biri, evi ilk teslim aldığınızda verilen anahtar diğeri ise sonradan yaptırdığınız anahtar. İkisi de aynı kapıyı açar, ancak birebir aynı değildir. Referans biyolojik ilacın bile her serisi birbirinden farklıdır. Ancak biyobenzer ilaçlar, onkoloji, immünoloji, dermatoloji ve gastroenteroloji gibi hangi alanda endikasyonu varsa, o alanlarda yapılan klinik çalışmalarla biyobenzerliği kanıtlanmış ürünlerdir” bilgisini verdi.

Covid-19 Sonrası Biyobenzerlerin Yükselişi

Covid-19 pandemisinin ardından geri ödeme kurumlarının mali sürdürülebilirlik konusunu daha güçlü bir şekilde gündeme aldığına dikkati çeken Zaim, “Pandemiden sonra biyobenzerlerin tüm dünyada kullanımı arttı çünkü Covid döneminde geri ödeme kurumları şunu fark etti: ‘Bir tane daha kriz olursa bunun altından kalkamayız.’ Dolayısıyla nereden tasarruf yapıp krize fon yaratabiliriz, nereden yeni inovasyona kaynak ayırabiliriz diye düşündüklerinde biyobenzerler ön plana çıktı” dedi.

Sandoz’un bu alandaki lider konumunu hem global hem de Türkiye pazarında sürdürdüğünü vurgulayan Zaim, “Türkiye’de biyobenzerlerin patenti bitmiş ürünlerdeki payı yüzde 50-55 civarında. Bu oran Kanada ve İtalya gibi ülkelerde yüzde 80-90’lara kadar çıkabiliyor. İtalya, hatırlayın, Covid’de en fazla etkilenen ülkelerden biriydi” diye konuştu.

Yeni Fiyat Kararnamesi ve Sürdürülebilirlik

Kur problemi ve maliyet artışlarına ilişkin de açıklama yapan Zaim, Türkiye’de maliyetlerin hızla yükselmesine rağmen ilaç fiyatlarının aynı oranda artmadığını söyledi. Zaim, “Girdilerimizin bir kısmı ithal olduğu için maliyetler artıyor ancak son beş yılda masraflarımız beş katına çıkarken ilaç fiyatları yalnızca iki-iki buçuk katı arttı. Bu nedenle sürdürülebilirlik sorunu mevcut. Bugün için bir ilaç bulunma problemi yok ancak önümüzdeki 10 yılda olmaması için Türkiye’de yeni bir fiyat kararnamesi şart” dedi.

55 ülkeye ihracat yapan Sandoz Türkiye ilaç ihracatında ilk üçte yer aldı

Bazı ilaçların ticari açıdan anlamlı olmasa da halk sağlığı için kritik olduğunu ve bu ilaçların erişiminin sürdürülmesinin şirketin öncelikleri arasında yer aldığını belirten Zaim, önümüzdeki 10 yıl için ilacın bulunabilirliğini güvence altına almak amacıyla Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye ve Hazine ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın önderliğinde önemli bir kararname üzerinde çalışıldığını açıkladı. Kararnamenin yürürlüğe girmesi ve ruhsat süreçlerinin hızlanmasıyla birlikte Türkiye’ye daha fazla yatırım ve yeni ilaç getirilmesinin mümkün olacağını sözlerine ekledi.

Biyobenzerlerde En Geniş Portföye Sahibiz

Biyobenzer ilaç alanındaki küresel deneyimlerini ve Türkiye’deki büyüme potansiyelini değerlendiren Zaim, bu alanda öncü şirketlerden biri olduklarını belirterek, “Biz dünyada bunu ilk yapan firmayız. Bu sene ilk yaptığımız ilacın 20. yılı. Dolayısıyla burada ciddi bir birikimimiz var. Dünyada şu an 11 ilacımız pazarda bulunuyor ayrıca 25 ilacı da aday olarak çeşitli aşamalarda geliştiriyoruz. Dolayısıyla hem ürün hattımızda (pipeline) yer alan ve gelecekte pazara sunulacak ilaçlar hem de mevcut piyasadaki ürünler açısından bu alandaki en geniş portföye sahibiz. Aynı zamanda 100 ülkede faaliyet göstererek, en geniş coğrafyada bu işi yapan firmayız” dedi.

İlaç Harcamalarında OECD Ortalamasının Altındayız

Türkiye ilaç pazarının büyüklüğünün yaklaşık 10 milyar dolar seviyesinde olduğunu kaydeden Zaim, toplam ilaç harcamalarının gayrisafi milli hasıla (GSMH) içindeki payının yüzde 1 ila 1,5 aralığında seyrettiğini söyledi. Zaim, OECD ülkelerinde bu oranın yüzde 2’nin üzerinde olduğunu ifade ederek, Türkiye’nin ilaç harcamalarının milli gelir içindeki payı bakımından OECD ortalamasının altında bulunduğunu ifade etti. Türkiye’de ilaç harcamalarının yüzde 90’dan fazlasının kamu tarafından karşılandığını dile getiren Zaim, yaşlanan nüfus, artan onkoloji ve immünoloji hastalıkları nedeniyle ilaç harcamalarının stratejik önem taşıdığını vurguladı.

AIFD üyelerinin 2024 yılı toplam klinik araştırma yatırım miktarı %69 artışla 17 milyar TL’yi aştı

Türkiye, Tablet ve Kapsül Üretiminde Küresel Mükemmeliyet Merkezi

Sandoz’un Türkiye’de 700 kişiye istihdam sağladığını, 60 ülkeye 100 milyon doların üzerinde ihracat gerçekleştirdiklerini anlatan Zaim, Türkiye’de satılan ürünlerin yüzde 98’inin yerli üretim olduğunu 2024 yılı sonunda üretim kapasitesini 5 milyar tabletten 15 milyar tablete çıkarmaya yönelik yatırım yaptıklarını açıkladı.

Türkiye’nin şirket açısından tablet ve kapsül üretiminde küresel bir mükemmeliyet merkezi konumunda olduğunu belirten Cengiz Zaim, ruhsat süreçlerinin hızlanması ve fiyatlandırma mekanizmasının sürdürülebilir hale gelmesi durumunda Türkiye’ye daha fazla yatırım ve ürün getirebileceklerini sözlerine ekledi.

Türkiye’den ABD’ye İlaç İhracatı Hazırlığı

Cengiz Zaim, Türkiye’den ABD’ye ihracat için hazırlık yaptıklarını da açıkladı. Zaim, ABD’ye yapılacak ihracatın ülkeye önemli bir katma değer sağlayacağını belirterek, “Amerika’ya ihracat yaptığımızda buradan ciddi bir katma değer sağlayacağımıza inanıyoruz. Hâlihazırda 60 ülkeye ihracat yapıyoruz ancak dünyanın en büyük ilaç pazarı Amerika olduğu için buranın katkısı çok daha yüksek olacaktır” dedi.

Dr. Ümit Dereli: Küresel aşı üretim kapasitesi, bu yıl 11 milyar doza ulaşmış olacak

ABD’ye ihracatın Türkiye’den ilk kez gerçekleştirileceğini ifade eden Zaim, şirketin küresel yatırım stratejisine de değindi. Slovenya’daki yatırımların biyobenzer üretimine odaklandığını belirten Zaim, burada 400 milyon dolarlık yatırımla bir biyobenzer tesisi kurduklarını söyledi. “Global ölçekte bir firma olduğunuzda, hangi yatırımı nerede yapacağınıza stratejik olarak karar vermeniz gerekiyor” diye konuştu.

Şirketin küresel ölçekte farklı ülkelerde odaklanmış mükemmeliyet merkezleri kurduğunu dile getiren Zaim, Türkiye’nin bu yapı içerisinde stratejik bir konumda bulunduğunu belirterek, “15 tesisimiz arasında Türkiye’nin yerini ilk üçte gösterebilirim” ifadelerini kullandı.

YORUMUNUZ VAR MI?

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla