İşitme ve konuşma engelliliğinin başlıca nedenleri

Yazan Dr. Yildirim Bayezit DELDAL
Kategori: Kulak Burun Boğaz, Üye Yazıları Print

İşitme-Konuşma Engelliler
İşitme engelli olmanın çeşitli nedenleri vardır. Bu engelliliğin (%95) doğum öncesi (%5) ise çocuk dili öğrenirken oluşmaktadır. İşitme engelliliğin nedenleri üçe ayrılır. Bunlar; Doğum Öncesi Faktörler, Doğum Anı Faktörleri ve Doğum Sonrası Faktörler’dir

  1. Doğum Öncesi Faktörler: Annenin hamilelik esnasında geçirdiği hastalıklar (sarılık, kızamıkçık, kabakulak) gebe kalındığı sırada röntgen çekilmesi radyasyona maruz kalması, sigara, alkol kullanımı, toksin madde solunması, çeşitli kazalar, akraba evliliği, kan uyuşmazlığı ve genetik faktörlerdir.
  2. Doğum Anı Faktörleri: Doğum anında oluşan kazalar, komplikasyonlar, bebeğin kordonunda meydana gelen problemler, doğum anında bebeğin oksijensiz kalması, bebeğin erken doğumu, ağırlığının çok düşük olması, kan değişimini gerektirecek kadar ciddi sarılık vakası, doğum anında bebeğin baş, kol ve gövdesinde, omurilikte, boyun ve kulakta görülen zedelenmeler.
  3. Doğum Sonrası Faktörler: Kulak yapısında deforme (orta ve iç kulak) çeşitli çocuk hastalıklarının meydana gelmesi (yüksek ateşle gelen havale, kızıl ve kızamıkçık, menenjit) devamlı orta kulakta akıntı ve iltihaplanma, çeşitli kazalar  (kafatasına ve kulak kısmına darbe, kulakta yırtılma, kafatasında çatlak, yüksek sese maruz kalma ve kulağa sokulan sert cisimler)

İşitme kaybı, insanın ses duyarlılığını yitirip iletişim görevini yapamamasıdır. İşitme engeli, bireyin işitme eşiğinin odyogram üzerinde sıfırdan herhangi bir şekilde belirli derecede sapması işitme engeline neden olmaktadır. İşitme engelliler, işitme problemleri olan ve özel eğitime ihtiyaç duyan kişilerdir.

Çocuklarda bilişsel gelişim problemleri ve dijital oyunlar

İşitme sorunu olan kişilerin erken tanısının koyulması, kişinin sosyal, psikolojik, zihinsel gelişimi acısından önem arz etmektedir. Erken tanının koyulmasıyla beraber bireye çeşitli faydaları olacaktır. Bu faydalar sırasıyla; işitme engellinin eğitiminde kolaylık, ailenin uyum sağlamasının kolaylaşması, işitme cihazının erken takılması, bireyin sosyal uyumunun gelişmesi ve çevresiyle iletişim becerisini arttırması, tedavi acısından kolaylık getirmesidir.

Dilin gelişimi, insanın doğumuyla başlayıp ömür boyu süren bir eğitim sürecini kapsamaktadır. Doğum anından itibaren bebeklik döneminde çevreden duyduğu sesleri anlamaya çalışan bebek, ağlama, bağırma, gülme gibi sesler çıkarır ve duyduğu sesleri taklit etmeye çalışır. Bebek ilerleyen yıllarda ses taklitleri, heceler, kısa cümleler ile dil gelişimde belirli aşamaları geçerek konuşulanları, sesleri anlaması ve konuşmaya başlaması ile bu süreç devam eder.

Normal işiten bebekler dış çevreden sesleri duyarak tepki verir ve seslerle oyun oynamaya, taklit etmeye çalışır ve dili doğal olarak öğrenir. İşitme kaybı olan bebeklerde 8-9 aylara kadar normal sesleri çıkarırken daha sonraki dönemlerde sessizleşme, seslendirememe, gerileme, anlayamama, taklit edememe, mırıldanamama, eşlik edememe, sesin kaynağına yönelememe gözlenir.

Zekâ seviyeleri normal olan sadece işitme kaybı bulunan bireyler kaynaştırma eğitimi ile eğitim ve öğretim hayatlarına devam etmektedirler. Ülkemizde işitme kaybı olan bireylerin eğitimleri için sınıf öğretmenlerinin destek alamadığı bilinmektedir. İşitme engelli olan bireyler eğitim hayatları boyunca öğretmenleri ve ailesinin bıkmadan usanmadan destek olması, her alanda yardımcı olunması engelli çocuğun daha iyi öğrenmesini sağlayacaktır.

Öğretmenler, işitme engelli öğrenciler için bireysel çaba sarfederek çeşitli sorunları gidermeye ve eğitime devam etmeye çalışmaktadırlar. İşitme engelli çocuğun tanısının konması ve ailenin bunu kabullenmesi, bu konuda bilgilenmesi gerekmektedir. Ülkemizde işitme engellilerin teşhisinin gecikmesinin sebeplerinden, Odyologların sayısının azlığı, yanlış cihazlandırma, bilgi ve yönlendirmenin eksik olması gibi pek çok neden sayılabilir.

Engellilerin en çok karşılaştığı başlıca sağlık problemleri

Konuşma bir iletişim biçimidir. Dilin anlamlı bir şekilde organizasyonu sonucu hecelere ve sonrasında cümlelerin anlam bütünlüğü bozulmadan sıralanmasıyla konuşma gerçekleşir.

Konuşma diğer bir ifadeyle anlamlı organize olmuş seslerdir. İşitme engelli bireylerin ailelerinin işitme araçlarının kullanımı, bakım ve basit onarımı hakkında bilgilendirilmelidirler. İşitme engelli çocukların işitme cihazı takıldıktan sonra ilk önce duymaları garanti altına alınır.

İşitmeye başlayan çocuklarda alıcı dil, verici dilden önce gelişmeli çevredeki sesleri duyan birey cesaretlendirilmeli, inandırılmalı, duyduğunu söylemesi için teşvik edilmeli ve işitme deneyimi olmayan engelli bireyin bu ilk deneyimi iyi bir şekilde geçmesi için çevre sesler dinlettirilmeli ve seslerin ne olduğunun fark edilmesi sağlanmalıdır.

İşitme-konuşma engelli olan çocuğa Odyolog, çevresinde bulunan kişiler ile anne ve babasının tedavi sırasında ve ömür boyu yardımcı, anlayışlı olmaları gerekmektedir. İşitme engelli bireylerin dikkatlerini anlamlı sesler ve konuşma seslerine odaklanmaları sağlanmalıdır. Böylece işitme engelli birey seslere daha kolay adapte olacak ve duyduğu seslere konuşma dilinde cevap vermeye çalışacaktır.

Dil ve konuşma öğreniminin kazanılmasında duyu organlarımızın önemi çok büyüktür. Çevre uyarılarını alan çocuk kısa sürede kendi dilinin gramerini anlar ve kazanır böylelikle dil kurallarını pekiştirerek kavrar.

Yeni doğan bebek için ilk sesler ağlama, hıçkırık, gülme olabilir bu sesleri çıkaran bebek duyu yolu ile kendini duyar ve sesleri anlamlandırarak hisseder.

Bebeğin konuşmaya başladığı ilk evreler çevresini taklit ederek sesler çıkarmaya başlamasıyla mümkün olmaktadır. Dilin kazanımı seslerin sınıflandırılması, organizasyonu ve sıralanmasıyla gerçekleşir.

İşitme engelli bireylerin genel olarak yaşadıkları sıkıntılar: Dengede durma problemi yaşarlar, ip atlama, koşma, zıplama, tek ayakta durma, geri yürümede zorlanırlar. Bazı küçük motor yeteneklerini kullanırken de zorlanırlar ayakkabı iplerini bağlama, çatal, bıçak kullanmada zorluk yaşarlar.

Eğer işitme engelli bireyin tanısı erken koyulursa, yaşıtlarına göre alacağı eğitim sayesinde bilişsel gelişimi diğer çocukları yakalar veya birkaç yıl geriden gelir. Ebeveynler çocuklarının işitme kaybını görmezden gelir, inkâr eder ve takılırsa bu çocuklara olan ilgi azalır, çocuk toplumdan soyutlanır, içine kapanır ve tam olarak sosyalleşemez ve bu durumda çocuğun psikolojisini olumsuz yönde etkiler.

Özel gereksinimli çocuklar için neler yapmalıyız?

Söylenenleri işitmeyen bu çocuklar ihtiyaçlarını konuşarak anlatamaz, sinirlenirler ve kendilerini kötü hissederler. İşitemeyen çocuklar saldırgan olabilir, kendilerine olan güvenleri azalır ve çevresiyle etkileşimi kaybolur. İşitme engeline sahip bireyin ailesiyle birlikte öğretmeni de ilgilenmez ise ihmal edilen bireyin sözel tepkileri azalırı böylece yazma ve okuma öğrenimindeki problemler de artar.

Konuşma engeli olan bireyin yaşadığı başlıca sıkıntılar: Bireyin konuşma engeli varsa yaşı ilerledikçe bunun farkına varacaktır. Çocukluktan ergenlik çağına kadar çevre, aile ve toplumdan reddedilme, alay edilme, izole olma, acınma gibi korkular yasarlar. Bu kişilerin dilinde tutukluk veya kekemelik olabilir. Dil ve konuşma güçlüğü yaşayan bireylerin erken önlem alınması sayesinde normal okullarda eğitim ve öğretim görebilmektedirler.

Konuşma özrünün çeşitli türleri vardır bunlar kabaca şu şekildedir: Ses bozukluğu, işitme kaybı, kekemelik, tarım damak, yabancı dil, şiveler, gecikmiş konuşma gibi… Çeşitli sebepler konuşma güçlüğüne neden olur. Bu sebepler; Biyolojik ve Psikolojik sebeplerdir.

1. Biyolojik Sebepler:

Bunlar doğuştan ya da sonradan oluşan etkenlerin insan biyolojisine verdiği zarar neticesinde konuşma yetilerinin tamamen ya da kısmen kaybolmasıyla ortaya çıkar. İnsan biyolojisinin bebeğin gelişim aşamasından başlayıp doğumla birlikte çocuğun vücudunun şeklini aldığı, doğumdan sonrada belirli organların gelişimin devam ettiği (Beyin, akciğer ve çeşitli organlar) bilinmektedir.

Zekâ geriliği olan bireyin, doğuştan veya genetik unsurlar sebebiyle konuşmasında çeşitli problemler oluşabilmektedir. Beynin,  insan biyolojisi açısından çok kıymetli bir organ olduğu unutulmamalı ve bu organın en ufak bir zarar görmesi neticesinde tüm vücudun bundan etkilenerek çok ciddi anlamda deformasyonuna, çeşitli hastalıkların oluşumunun tetiklenmesine sebep olacağı bilinmelidir.

Mikrobik hastalıklar, ses tellerinin bozulması, ameliyatlar, beyin felci sinir ve kas sağlığının bozulması, konuşma organlarının zarar görmesi, gelişime bağlı olarak çene ve dil kaslarının yetersizliği gibi biyolojik sebeplerden sayabiliriz.

 2. Psikolojik Sebepler:

Doğumda hiçbir genetik faktör ve problem yaşamayan anne ailenin bir ile dört yaş arası konuşamayan çocuklarının farkına varmasıyla işitme engelli olduğu anlaşılır. Bu çocuklar konuşamadıklarından dolayı daha çok gözlem yardımıyla incelenmektedirler.

Çocuğun gelişimi normal olup konuşmayı öğrenebilir fakat büyük kazalar, duygusal şoklar nedeniyle konuşma yetilerini kaybedebilirler. (Aile içi şiddet, cinayete tanık olma, tecavüz vakaları)

İlk yetişkinlik döneminde çocuğun yasadığı her türlü kötü olay bireyin kendini ifade etmesini zorlaştırır ve konuşma gelişimini negatif olarak etkiler.

Gecikmiş konuşmanın en önemli belirtileri; öğrendikleri kelime sayısının azlığı, ben ve benim zamirlerini kavramakta zorlanmaları, cümle kuramamaları, eksik heceler, çevredeki insanların konuşmalarını dinlememe, isteklerini ifade edememe, isteklerini ve duygularını hareket yardımıyla ifade etme, çekme itme, vurma, işaret etme, elleyerek göstermedir.

Bir sağlık sorunu olarak görme engeli! En sık yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri

İşitme engelli çocuklar oyun oynamayı severler. Normal çocuklara göre daha çok bağırır, ağlar, hırslanır, kavga eder, oyuncakları kırar, oyunu bozar ve etrafı dağıtırlar. Uzmanın, çocuğa uygulayacağı tedavinin başarılı olması için  aile ve öğretmeninin  de desteklenmesi gerekmektedir.

Sosyal ve psikolojik olarak kendini iyi hisseden çocuk aldığı destek eğitimi sayesinde daha uyumlu ve kendini geliştiren, öğrenmeye istekli, kendinden emin, sorunlarının üstesinden gelmek isteyen,  her türlü zorlukla mücadele eden bir ruh hali içine girecektir. Unutmamalıdır ki işitme ve konuşma engelli çocuğun en büyük destekçisi ailesidir.

Konuşma güçlüğü olan bireylere uzman kişiler tarafından koyulacak teşhis, çocuğun ilerideki eğitim hayatını ve tüm yaşamını olumlu veya olumsuz etkileyeceğini unutmamamız gerekir. Koyulan teşhise göre bir tedavi ve eğitim alacak olan çocuğun ilerideki yaşamı bunların ne kadar doğru ve yerinde alınmış kararlar olduğunun bir göstergesi olacaktır.

Bu Makale Yazarın özgün araştırmasının bir sonucudur.
Yazar:
Ph.D. Dr. Yıldırım Bayezit DELDAL (Çocuk Gelişimi ve Psikolojisi)

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla