Prof. Dr. Eyüboğlu: Koronavirüs enfeksiyonu sigara içenlerde daha ağır seyredebilir

Yazan Hatice Pala Kaya
20 Mart 2020   |    24 Mart 2020   |   Kategori: Sağlık Gündemi, Solunum / Enfeksiyon Print

Sigara ve nargile içilmesinin koronavirüs (CoVID-19) enfeksiyonunun gelişimini kolaylaştırdığını söyleyen Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Füsun Öner Eyüboğlu, Çin’den tüm dünyaya yayılan koronavirüs hastalığının sigara içenleri çok daha olumsuz etkilediğini belirtti. Bağışıklık sisteminin virüsleri yenmekte önemli bir faktör olduğunu dile getiren Prof. Dr. Füsun Öner Eyüboğlu, şu uyarıları yaptı: “Sigara ve nargile gibi tütün ürünlerini kullananlarda solunum yolları savunma mekanizması bozluyor. Bu kişilerde koronavirüs dahil pek çok solunum yolu enfeksiyonunun gelişimini kolaylaştırıyor. Salgın sürecinde yapılan çalışmalarda sigara içenlerde hastalığın hem daha ağır hem de daha ölümcül seyrettiği saptanmıştır.”

Türk Toraks Derneği’nde bir basın toplantısı düzenleyen Prof. Dr. Füsun Öner Eyüboğlu, Prof. Dr. A. Fuat Kalyoncu, Prof. Dr. Metin Özkan ve Doç. Dr. Hikmet Fırat, koronavirüs enfeksiyonu hakkında açıklamalarda bulundu. Toplantı çerçevesinde Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice Pala Kaya’nın sorularını da yanıtlayan Prof. Dr. Eyüboğlu, önemli uyarılarda bulundu:

Sigara, akciğer savunma sistemini bozuyor

Virüs enfeksiyonların şiddetinin maruz kalınan virüsün hastalık yapma gücü ve solunum sistemine giren virüsün miktarına bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. Eyüboğlu şunları söyledi: “Bağışıklık sistemi virüsü yenmekte önemli bir faktördür. Genel olarak, bağışıklık sistemimiz yaşlılarda, altta yatan kronik hastalığı olanlarda, kanser hastalarında, iyi beslenmeyenlerde, bedensel ya da ruhsal olarak aşırı yorgun olan bireylerde daha zayıf oluyor. Bu bireylerde virüs enfeksiyonları daha ağır seyrediyor.

Koronavirüs REHBERİ: Nasıl bulaşır? Belirtileri, korunma yöntemleri ve tedavisi

Tütün ve tütün ürünleri (sigara, nargile gibi) kullanımı da solunum yollarının savunma mekanizmalarını bozuyor ve CoVID-19 dahil pek çok solunum yolu enfeksiyonunun gelişimini kolaylaştırıyor. Sigara içenlerde akciğer hücreleri yüzeylerinde gelişen değişiklikler sonucunda koronavirüslerin solunum yolu hücrelerine girişi kolaylaşıyor.

Anlık olarak Türkiye ve Dünya Koronavirüs hasta sayılarını görmek için tılayın: >>>

Salgın sürecinde yapılan çalışmalarda sigara içenlerde ağır zatürree ve solunum yetmezliği ile seyreden CoVID-19 vakalarının daha sık olduğu ve bu grupta ölüm riskinin daha yüksek olduğu saptanmış. Sigara, hava yolları ve akciğer dokusunda savunma sistemini bozar. Bu nedenle her türlü enfeksiyon daha kolay gelişir ve ağır seyreder.

Türk Toraks Derneği Solunum Sistemi Enfeksiyonları Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Füsun Öner Eyüboğlu

Solunum yetmezliği daha kolay gelişir. Bu nedenle sigara kullanan vatandaşlarımızdan pek çok hastalığın önemli nedeni olan sigarayı en kısa sürede bırakmalarını tavsiye ediyorum. Kronik sigara içicilerinin ve bu sebebe bağlı kronik akciğer hastalığı olanların da bu vesileyle sigaradan uzak durmalarını bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.”

Nargile salonları koronavirüs için çok yüksek risk taşıyor

Zararları bakımından tütün ve tütün ürünlerinin birbirinden hiçbir zaman ayrılmadığını belirten Prof. Dr. Füsun Eyüboğlu, nargile salonlarının aynı zamanda toplu olarak bulunulan yerler olduğu için ilave risk doğurduğunu belirtti. KOAH ve Astım gibi kronik hastalıkları olan kişilerin viral enfeksiyonlardan kendilerini daha fazla koruması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Eyüboğlu, bu kişilere mümkün olduğu kadar kapalı ve havasız ortamlarda ve toplu yerlerde bulunmamalarını önerdiklerini ifade etti.

Koronavirüs salgını ve ruh sağlığı: Krizi nasıl yönetmeli? Öneriler ve uyarılar

Hastalık 60 yaş üstündeki hastalarda daha ağır seyrediyor

Kronik hastalığı olanlarda virüsün seyrinin daha etkili olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Eyüboğlu, şunları kaydetti: “Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı, astım ya da kronik akciğer hastalıkları gibi durumlarda, altta yatan bağışıklık olumsuz etkilendiği için bu virüsün ve hastalığın seyri değişebilmekte. Öte yandan yine 60 yaş üzerindeki hastalarda, hastalığın daha ağır seyrettiğini biliyoruz. Bu ana kadar yapılan yayınlarda gördüğümüz, hastalığın seyrinde daha çok 60 yaş üstündeki hastalarda ağır solunum yetmezliği ve ölümlere kadar giden durumlar söz konusu ama genç nüfusun daha kolay atlattığını biliyoruz.

Vakaların yüzde 85 kadarı basit grip gibi geçirebiliyor bunu. Ama geri kalan yüzde 15 kadarı gerçekten hastaneye yatış gerektiren, bazı vakalarda yoğun bakım desteği gerektiren bir süreç geçiriyor. Yine influenzadan farkı, biraz daha uzun seyrediyor gün sayısı olarak. Yani diğerinde 7 gün içinde bir toparlanma süreci gelişirken bunda 2-3 hafta kadar uzun süren bir seyri var bu virüsün.”

Koronavirüs grubunun sıklıkla rastlanan bir virüs ailesi olduğunu ancak bu aileden CoVID-19’un daha önce aynı aileden salgına yol açan SARS virüsüne kıyasla daha bulaşıcı ve ölüm hızının daha yüksek olduğuna işaret eden Prof. Dr Eyüboğlu, bu nedenle küresel olarak daha ciddi bir sorun ortaya çıktığını belirtti.

Koronavirüsün özgün bir tedavisi ve aşısı yok

Hastalıktan korunma için henüz aşı bulunmadığını hatırlatan Prof. Dr. Füsun Öner Eyüboğlu, “Aşı çalışmalarının en yakın ihtimalle sonlandırılmasının 12 ayı bulacağı söylenmekte. Dolayısıyla şu anda özgün bir tedavisi ve aşısı olmayan bir hastalıkla karşı karşıyayız. İnfluenza dışında bu virüs enfeksiyonlarından, genel önlemler dışında korunma olanağı, genel sağlık desteği dışında tedavi seçenekleri yok” diye konuştu.

Solunum yolu virüslerinin büyük çoğunluğunun insanlara hayvanlardan geçtiğini hatırlatan Prof. Dr. Eyüboğlu, CoVID-19’un ana konağının henüz bilinmediğini, yarasalar olabileceğine dair çeşitli iddialar bulunduğunu ve insandan insana bulaşan bir virüs olmasıyla da Dünya’ya yayıldığını anlattı.

Koronavirüs hangi kan gruplarında daha ölümcül etkiler gösteriyor?

Koronavirüs enfeksiyonu belirtileri

CoVID-19’un hastalık yapma süresinin 14 gün olarak tanımlandığını ama ortalama 5-6 gün içinde ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Eyüboğlu, kuluçka döneminin 2-14 gün arasında olduğunu, bu dönemde belirti vermediğini ancak ilerleyen dönemde temel olarak ateş, öksürük ve nefes darlığına yol açtığını; bazı hastalarda boğaz ağrısı ve burun akıntısının da görüldüğünü bildirdi.

Hastalığın gençlerde daha hafif seyrettiğini kaydeden Prof. Dr. Eyüboğlu, şu bilgileri verdi: “Ağır hastalanan ve ölen kişilerin büyük kısmı, ileri yaştaki ve altta yatan hastalıkları (akciğer hastalıkları, organ yetmezlikleri, kanser, diyabet, bağışıklık baskılayan hastalıklar) olan kişilerden oluşuyor. Genç sağlıklı erişkinlerde hastalık nispeten hafif seyrediyor.

Kronik hastalar bu nedenle virüsü aldıklarında yanıtları çok değişken olabiliyor. Özellikle kronik akciğer hastalıkları, diyabet, kalp, hipertansiyon hastaları, böbrek yetmezlikli hastalar, kanser tedavisi gören hastalar yine farklı sebeplerle bağışıklığı baskılayan tedaviler alan hastalarda bu hastalık çok daha ağır seyredebiliyor. Çünkü savunma sistemi her iki duruma birden yetişme yeteneğini epey yitirmiş oluyor bu hasta grubunda.”

Koronavirüse karşı kağıt mendil kullanın, temastan kaçının

Enfeksiyondan korunmak için temasın olabilecek en alt seviyelere indirilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Eyüboğlu, bir metreden daha uzak mesafede durulması, ellerin sabunla en az 20 saniye boyunca düzenli olarak yıkanması, alkol temelli dezenfektan solüsyonların kullanılması, her durumda, olabildiğince, yıkanmamış ellerle gözlere, buruna ya da ağza dokunmaktan kaçınılması, tek kullanımlık mendil kullanılması gerektiğinin altını çizdi.

Prof. Dr. Ceyhan: Koronavirüs için tüm kurumları kapsayan pandemi planları yapılmalı!

Koronavirüse karşı maske nasıl kullanılmalı?

Hasta kişilerin maske takmasının koruyuculuğu artırdığını, hasta olmayan kişilerin maske takmasının koruyuculuğunun çok fazla olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Eyüboğlu, özellikle maskenin sürekli takılıp-çıkarılması, cebe konulması vb. gibi yanlış kullanımların söz konusu olduğunu, damlacık bulaşması nedeniyle asıl koruyuculuğun hasta kişilerin maske takmasıyla oluştuğunu anlattı.

Prof. Dr. Eyüboğlu, temas ve mesafe kavramlarına yönelik olarak şu bilgiyi verdi: “Temas dediğimiz durum; 1 metreden yakın mesafede, 15 dakikayı geçen süreler bir arada olduğumuz kişiler o hastayla temaslı olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla koridorda birbirimizin yanından geçtiğimiz zaman mutlaka bulaşması söz konusu değil.

Yine bugün bildiğimiz bilgiler doğrultusunda virüs, cansız ortamlarda ortalama 3-6 saat canlı kalabiliyor. 9 saati geçen sürelerde canlılığını sürdürebiliyor. Bu nedenle de örneğin; asansör tuşları, elektrik butonları vb. noktaları ellediğimiz zaman daha sonra ellerimizi temizlediğimizden emin olalım. Daha çok açık havalarda etkinliklerimizi yapalım. Beslenmemize dikkat edelim koruyucu önlem olarak.

Sağlıklı ve düzenli beslenme önemli. Uykumuzu uyumamız son derece önemli. Çünkü bağışıklık sisteminin gerçekten önemli parçaları doğru beslenme ve uyku uyumak. Hastalar mümkün olduğunca evden çıkmamalı, öksürürken ya da hapşırırken ağız ve burunlarını mümkünse kâğıt mendille kapatıp, mendili çöp kutusuna atmalılar.”

Prof. Dr. Benekli: Koronavirüs infeksiyonu kanserli hastalarda daha ciddi seyrediyor

Koronavirüse karşı zatürre (Pnömani) aşısı tavsiye ediliyor

Türk Toraks Derneği 1. Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fuat Kalyoncu ise pnömoni aşısının yılın 365 günü yapılabilecek nitelikte bir aşı olduğunu belirterek, 60 yaşını geçmiş, kalp ve akciğer hastalığı gibi ciddi hastalığı olanlara aşıyı önerdiklerini, diyabet, KOAH, astımlı hastalara mutlaka tavsiye ettiklerini söyledi. Prof. Dr. Fuat Kalyoncu, “Sadece bu dönemle ilgili değil, genel olarak öneriyoruz. Burada yapılan zatürree aşısının amacı, bu virüsten korumak değil, vücudun immün sistemini baskılayıp sekonder enfeksiyonlar dediğimiz diğer en çok zatürreeye neden olan mikroptan korumak içindir” bilgisini verdi.

Prof. Dr. Fuat Kalyoncu ayrıca koronavirüs tedbirleri kapsamında, trafik polislerinin, toplu taşıma araçlarında ayakta yolcu almaya yönelik denetimlerini artırmalarının yerinde olacağını söyledi. Kolonyalarda esansın önemi olmadığını belirten Prof. Dr. Kalyoncu, alkol oranı yüzde 60’ın üzerinde olan kolonyaların kullanılabileceğini bildirdi.

Dernek çalışma grubu

Türk Toraks Derneği bünyesindeki Solunum Sistemi Enfeksiyonları Çalışma Grubunun Çin’deki küme olguları bildiriminden itibaren takibe geçtiğini belirten Prof. Dr. Eyüboğlu, Ocak ayının son haftasında dernek internet sitesinden bilgilendirme faaliyetine başladıklarını, DSÖ’nün pandemi ilanından sonra Prof. Dr. Hasan Bayram, Prof. Dr. Adile Berna Dursun, Prof. Dr. Metin Akgün, Doç. Dr. Yavuz Havlucu, Dr. Pelin Duru Çetinkaya ile Solunum Sistemi Enfeksiyonları Çalışma Grubu’ndan Prof. Dr. Abdullah Sayıner, Prof. Dr. Füsun Öner Eyüboğlu, Doç. Dr. Cenk Babayiğit, Prof. Dr. Ebru Çakır Edis’den oluşan CoVID-19 Bilim Kurulu oluşturulduğunu ve Sağlık Bakanlığı’nın Bilim Kurulu’na da katılım yapıldığını kaydetti.

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla