D vitamini eksikliği kanserden MS’e kadar birçok hastalığı tetikliyor

Yazan Hatice Pala Kaya
Kategori: Üye Yazıları, Vitaminler Print

D vitamini eksikliği sadece kemiklerimizi değil, bağışıklık sistemimizi de etkiliyor. Ancak Türkiye’nin yüzde 75’inden fazlası D vitamini eksikliği yaşıyor! D vitamininin depresyondan kansere, kalp hastalığından diyabete kadar birçok hastalıktan koruduğunu söyleyen Düzen Sağlık Grubu’ndan Tıbbi Biyokimya Uzmanı Dr. Cevdet Züngün, D vitamininden yararlanmanın en kolay yolunun, haftada birkaç kere koruyucu krem kullanmadan güneşte 15-20 dakika vakit geçirmek olduğunu belirtiyor. D vitamini eksikliğinin ciddi boyutlara varan hastalıklara yol açtığına işaret eden Dr. Züngün, Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice PALA KAYA’nın sorularını yanıtladı.

D vitamini son zamanlarda çok ilgi görüyor. D vitaminini bu kadar önemli kılan şüphesiz kemik metabolizmasının yanı sıra diğer birçok hastalıkla ilişkisinin kurulmuş olması. Peki, nasıl oluyor da kaynağı güneş olan bir vitamin çoğumuzda eksik ve bu kadar çok hastalıkla ilişkili olabiliyor?

Dr. Cevdet Züngün: Bu soruyu basit bir örnekle cevaplamaya çalışayım; kağıt, üretildiği günden beri haberleşmek amacıyla kullandığımız, belki de en ilkel haberleşme aracı. Tek başına pek bir fonksiyonu olmasa da üzerine yazdığımız notları birbirimizle haberleşmek amacıyla kullandığımızda çok önemli bir iletişim aracı haline geliyor. Varsayalım ki iş yerimizde geçen yıl şirket içi haberleşme amacıyla 500 adet kağıt kullanıldı.

Yüksek D vitamini düzeyi, kansere karşı hayatta kalma şansını arttırıyor

Bu sayede işler hiç aksamadan sürdürülebildi. Ama yeni yılda bütçe kısıtlamasına giden şirket yönetimi, tüketilen kağıt miktarının geçen yılın sadece %10’u kadarıyla işlerin sürdürülmesine, yani sadece 50 kağıtla iç iletişimin devamına karar verdi.

Ortaya çıkacak durumun kaos olacağını ön görmek zor değil. Aynı durum D vitamini için de geçerli. Çünkü vücudumuz tek başına bir fonksiyonu olmayan D vitaminini alır ve kağıdın üzerindeki yazının yaptığı görevin aynısını, yani hücreler arası iletişimin sağlanması için olması gereken aktif hale getirir.

Vücudumuzdaki hücrelerin birbirleri ile iletişiminde önemli rol oynayan bu aktif vitaminin- bu haliyle artık hormonun- eksikliğinde hücrelerin birbiri ile iletişiminin bozulması, hücrelerin ve oluşturdukları dokuların birbirlerinden habersiz, başına buyruk ve kontrolsüz hareketi ile sonuçlanacaktır. Bu kontrolsüz durumun neden olduğu en önemli hastalık ise vücudumuzdaki kaos olan kanserdir.

D vitamini eksikliğinde ortaya çıkan hastalıklar nelerdir, bu konuda bilgi verir misiniz?

Dr. Cevdet Züngün: D vitamininin gen yapımızdaki 300’ün üzerinde genle ilişkili olması onun öneminin, eksikliğinde ise birçok sistem ile bağlantılı hastalıklara dönük riskin artmasının göstergesidir. Günümüzde D vitamini eksikliğinde meme, prostat, akciğer ve kolon kanseri riskinin arttığı, yüksek D vitamini düzeylerinin ise bu hastalıklara yakalanma riskinin azaldığını gösteren, kanıt düzeyi yüksek, güvenilir bilimsel çalışmalar mevcut.

D Vitamini takviyesi meme kanseri tedavisinde sağ-kalımı arttırıyor!

Ayrıca bağışıklık sistemindeki rolü itibariyle D vitamini eksikliğine bağlı olarak bağışıklık sistemi hastalıkları ile de ilişkisini gösteren yayınlar vardır. Örnek olarak multipl skleroz (MS) hastalığı verilebilir. MS hastalarında, MS ile ilişkili şikayetlerin düşük D vitamini düzeylerinde arttığı, D vitamini takviyesi alanlarda ise bu şikayetlerin azaldığı randomize kontrollü çalışmalar dediğimiz, yüksek kanıt düzeyi olan çalışmalarla ortaya konulmuştur.

D vitamininin ilişkili bulunduğu düşünülen bir diğer hastalık ise, dünya üzerindeki en yaygın hastalıklardan bir tanesi olan diyabettir. D vitamini eksikliği halinde kalp damar hastalıkları açısından önemli bir risk faktörü olan diyabet riskinin arttığı iddia edilen yayınlar var.

Güneşli bir ülkede yaşamamıza rağmen neden insanların D vitamini düzeyleri düşük?

Dr. Cevdet Züngün: Evet, ülkemizin birçok bölgesinde yaz aylarında yeterince güneş görüyoruz ama önemli olan D vitamininin vücudumuzdaki üretim yeri olan cildimizin, D vitamini sentezinin olmazsa olması ultra viyole B (UVB) ışınları ile ne kadar temas ettiği. Vücudumuzun yaz aylarında bile-deniz kenarında geçirdiğimiz tatil dönemleri hariç tutulursa-neredeyse %80’inin kıyafetle örtülü olduğunu düşünürsek, cildimiz güneşten çok az faydalanıyor diyebiliriz. Tatil dönemlerinde bolca kullandığımız ve cildimizin güneşle temasını kesen güneş kremlerini de unutmayalım.

Güneş kremi tabii ki kullanabiliriz ama dikkat edilmesi gereken, cildimizin güneşle yeterli miktarda temasını sağladıktan sonra kullanmalıyız. Beyaz tenli bir kişinin, yaz aylarında, güneşli bir günde, saat 10:00-14:00 saatleri arasında, vücudunun büyük bir kısmı (dirsekler ve dizler açıkta olacak şekilde) sadece 15-20 dakika güneşle direkt teması -UVB camdan geçmez- vücudumuzda yeterli miktarda D vitamini sentezlemesine yetiyor. Bu şekilde sentezlenen D vitamini düzeyi ile Ekim-Kasım aylarına kadar idare edebiliyoruz. Çünkü D vitaminini vücudumuzdaki yağ dokularında yedekleyebiliyoruz.

Ekim-Kasım ayından itibaren güneş, D vitamini sentezlemede kullandığımız UVB ışınlarının etkisini kaybediyor. Yani D vitamini kışına giriyoruz. Yaz ayları dışında D vitamini sentezi güneşli günler bile yaşasak asla mümkün olmadığından ve yukarıda bahsettiğim şartları çoğu zaman sağlayamadığımızdan D vitamini düzeylerimiz yaklaşık yüzde 75’imizden fazlasında düşük seyrediyor.

Yeterli güneş ışığı alamayan kişiler D vitamini ihtiyaçlarını hangi yollarla karşılayabilirler?

Dr. Cevdet Züngün: Çoğu zaman, özellikle güneşle çok temas etme imkanı bulamayanlarda – yaşlılar, çocuklar, kapalı ortamlarda çalışmak zorunda olanlar vb- D vitamin takviyesi gerekiyor. Günümüzde, beslenme kılavuzlarında önerilen günlük D vitamini miktarlarının-günlük 600 ünite- yeterli kan D vitamini seviyelerinin sağlanması için çok yetersiz kaldığını belirtmek lazım. Bu günlük alım miktarını karşılaştırabilmeniz için bir örnek verelim. Yukarıda bahsettiğimiz şartlarda 15-20 dakika UVB ile direkt temas halinde 10 bin ünite D vitamini sentezleyebiliyoruz ki bu bile kış aylarında yeterli miktarda (30 ng/mL) kan D vitamini düzeylerinin sağlanmasına yetmiyor.

Vitamin takviyeleri ne zaman kullanılmalı? Fayda ve zararları nedir?

Son olarak iki bilimsel çalışmanın verilerinden bahsederek tamamlayalım. İlkinde yaz aylarında günlük 400 ünite D vitamini ve günlük 4000 ünite D vitamini verilen iki ayrı gruba, yaz ayı sonunda bir mutluluk anketinin soruları yöneltiliyor. Bu anket uyku kalitesi, stres durumu, halsizlik hissi ve mutluluk durumlarını sorguluyor.

Anket sonuçları günlük 4000 ünite D vitamini takviyesi alan grupta kış-depresyonu da denilen durumun neredeyse hiç yaşanmadığını gösteriyor. İkincisi ise yaşlı bir hasta grubunda D vitamini eksikliği ve kırık riski değerlendirilmesi hakkında. Çoğunluğu yaşlı erkeklerde oluşan yaklaşık 2600 kişilik bir grup üzerinde gerçekleştiriliyor.

Çalışmaya katılanlara yılda üç kez olmak üzere bir zarf postalanıyor. Zarfın içinde tek bir hap var. Katılımcıların yaklaşık yarısına içerisinde hiçbir şey içermeyen haplar gönderilirken, diğer yarısına içerisinde 100 bin ünite vitamin D içeren haplar gönderiliyor. Zaman içerisinde bu iki grupta kaç tane kalça kırığı vakası olduğu takip ediliyor. Çalışma yaklaşık 6 yıl sürdürülüyor. Yılda 4 kez 100 bin ünite vitamin D içeren zarfın gönderildiği grupta kalça kırığı vakalarında %25’lik bir azalma olduğu görülüyor. Eğer bu osteoporoz tedavisi için patent almış bir ilaç olsaydı, belki gece gündüz reklamı yapılabilirdi. Oysa ki vitamin D belki erişimi en kolay, en ucuz bileşik. Güneşten doğru faydalanabileceğiniz bir yaz ve hastalık riski düşük bir ömür geçirmeniz dileğiyle.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla