D Vitamini eksikliği olan hamilelerin bebeklerinde astım riski artıyor!

Yazan Hatice Pala Kaya
Kategori: Gebelik, Üye Yazıları, Vitaminler Print

D Vitamini eksikliği olan anne adayların pek çok sağlık sorununun yanında bebeklerinde astım hastalığı riskinin de arttığını söyleyen Düzen Sağlık Grubu Tıbbi Biyokimya Uzmanı Dr. Cevdet Züngün, Türkiye’nin yaygın olan D vitamini eksikliğinin gebelik sürecinde büyük önem taşıdığını vurguladı. Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice PALA KAYA’ya bu alandaki araştırma ve bulguları değerlendiren Dr. Cevdet Züngün, D vitamininin gebelikteki etkilerine yönelik çeşitli araştırmalar yapıldığını ve bu araştırmaların önemli belirlemeler yaptığını ancak bazı alanlarda kesin bilimsel bilgiye henüz ulaşılmadığını hatırlattı.

D vitamini ve metabolitlerinin gebelik boyunca anne adayı ve fetustaki genetik haberleşmeye etkilerin araştırıldığını ancak henüz başlangıç aşamasında bir araştırma alanı olduğunu dile getiren Dr. Züngün, şu bilgileri verdi: “Yapılan çalışmalara dayalı olarak bildiklerimiz gebelik sürecinde D vitamini takviyesinin gebelik döneminde erken doğum, preeklampsi, gestasyonel diyabet ve doğan bebekte kemik mineralizasyonunda defekt ve erken dönemde akciğer dokusunun yeterince olgunlaşamamasına bağlı olarak astım gibi belirli olumsuz durumlara dönük riskleri minimize etmesidir.

Ancak şu an için D vitamininin bu etkileri hangi mekanizmalar ile gerçekleştirdiği henüz tam olarak açıklanamamıştır. Araştırmaların, bilim insanlarının bu konu üzerindeki çalışmalarının yoğunluğu gözönüne alındığında bu mekanizmaların tam olarak anlaşılmasının sadece zaman meselesi olduğu ön görülebilir.”

D vitamini neye yarar, hangi besinlerde bulunur? Faydaları ve eksikliği

Gebelik anne ve bebeği için çok hassas bir dönem

Gebelik döneminin anne adayı ve gelişmekte olan bebeği (fetüs) için çok hassas bir dönem olduğunu vurgulayan Dr. Züngün, bu süreçte gelişen olayların mükemmel bir uyum ve ince bir denge içinde ilerlemesi gerektiğini; annenin bağışıklık sistemi bir yandan fetüsteki babadan gelen yabancı proteinleri tolere ederken, diğer yandan anneyi hastalıklardan koruyabilecek düzeyde sağlam olması gerektiğini anlatarak, “Bu denge bozulursa anne preeklampsi ve bağışıklık sistemi disfonksiyonu gibi gebelik komplikasyonları riskleri ile infant ise kısa ve uzun vadede kemik mineralizasyon defektleri ve astım riski ile karşı karşıya gelebilmektedir” dedi.

Yetişkinlik döneminde ortaya çıkan hastalıklarla, anne karnında maruz kalınan besin ve çevresel etkiler arasındaki ilişkiye yönelik David Barker’in 1986’da ortaya attığı “Barker Hipotezi”ne atıfta bulunan Dr. Cevdet Züngün, bu hipoteze dayanak olabilecek örneklerden birinin iyot yetersizliği ve bu nedenle tiroid fonksiyon bozukluğuna bağlı olarak bebekte ortaya çıkan sonuçlar olduğunu anlattı.

Barker Hipotezi yaklaşımıyla gebelikte D vitamini

Folik asit eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkan hastalıkların tedavisine yönelik girişimlerin de Barker Hipotezi ile ilişkilendirilebileceğini kaydeden Dr. Züngün, gebelikte D vitamini eksikliğine mevcut bilimsel çalışma verileri ışığında bakıldığında, hipotezi destekler veriler gözlendiğini kaydetti. Dr. Züngün bu konuda şunları kaydetti: “Genetik proses üzerine etkileri yolu ile D vitamini eksikliği gebelik süresince anne adayı ve fetüsü etkiliyor.

Bu etkilenmenin tıpkı folik asit ve iyot yetersizliğinde olduğundaki gibi, annedeki D vitamini eksikliği ile ilişkili olarak astım hastalığı riskinin artışı şeklinde infantta/çocukta fenotipik olarak da karşımıza çıkabildiğini gösteren bilimsel çalışma sonuçları yayınlanmıştır.

Düşük D vitamini düzeyi menopoz öncesinde meme kanseri göstergesi

D vitamini ile in utero erken dönemde akciğer dokusu gelişimi arasında çok güçlü bir ilişkinin olduğunu ve gebelikte birinci trimesterin sonundan sonra başlanan D vitamini takviyesinin fetusta akciğer dokusunun gelişimi yönünden sağlayacağı faydalar açısından geç bir dönem olduğunu bildiren çalışmalar bulunmaktadır. D vitamininin erken dönem akciğer gelişiminde upregulasyonla matrix metallopeptidaz-9, EGF (epidermal growth factor), E1A bağlayıcı protein p300 gibi bazı genleri etkilediği ve aynı genlerin sonrasında astım gelişimi ile bağlantısının olduğu bilinmektedir.

Literatürde gebelik süresince D vitamini takviyesi ile yeterli düzeyde maternal D vitamini düzeylerine ulaşılması ile çocukluk döneminde astım riskini azaldığını rapor eden gözlemsel çalışma sonuçları bulunmaktadır. Bu pozitif bulgu, annenin dolaşımındaki D vitamini düzeylerinin gebe kalındığı dönemde en az 40 ng/mL olması ile ilişkili bulunmuştur.”

Anne ve bebek için yeterli D vitamini düzeyi nedir?

Düzen Sağlık Grubu Tıbbi Biyokimya Uzmanı Dr. Cevdet Züngün, bulgular sonucunda, “Güneş ışığının yeteri kadar alınabildiği durumlarda günlük optimal D vitamini alımı ne kadar olmalıdır?” ve “Hem anne hem de fetüs için hassas ve kritik olan bu gelişim sürecinde yeterli D vitamini düzeyi ne olmalıdır?” sorularının yanıtlanması gerektiğini belirterek, araştırmalardan elde edilen sonuçları şöyle özetledi:

“Dünya genelinde yapılan güvenilir çalışmaların ortaya koyduğu kanıtlar, gebe kalmayı düşünen kadınlarda ve hamile kadınlar için gebeliğin mümkün olan en erken döneminde en az 40 ng/mL’lik serum 25 (OH) Vitamin D düzeylerine ulaşılması gerektiğini öne sürmektedir. Bu seviyedeki D vitamini düzeyinin sağlanması, D Vitamini ile ilişkili preeklampsi, erken doğum ve doğan bebekte ilerleyen dönemde astım hastalığı ortaya çıkması risklerini düşürdüğü bildirilmektedir. Bu amaçla günde en az 4.000 IU D vitamini alımı önerilmektedir. Geçtiğimiz 15 yılda bu düzeylerde D vitamini desteğinin güvenli olduğu binlerce hasta üzerinde yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır.

Günlük 4.000 IU D vitamini takviyesinin güneş ışığından etkin şekilde yararlanamayan bireylerde, güneşli bölgelerde güneş ışığından direkt olarak ve yeterli miktarda faydalanabilen bireylerden elde edilen kan D vitamini düzeylerine erişilmesinin alternatifi olduğu öne sürülmektedir.

Özetle, mevcut klinik çalışmaların ortaya koyduğu net mesaj; günde 4.000 IU D vitamini takviyesi, hem anne hem de gelişen fetüs için kalsiyum ve kemik dengesine etkilerinin ötesindeki faydaları (bağışıklık sistemine olumlu etkileri) yönünden D vitamini metabolizmasının optimizasyonu için önem arz etmektedir.

D vitamini eksikliği kanserden MS’e kadar birçok hastalığı tetikliyor

D vitamini bağlayan protein, vücuttaki D vitamin reseptörleri, vücut kitle indeksi, gebeliğin başladığı dönemdeki D vitamini düzeyi ve güneş ışığından etkin faydalanabilme durumu, enlem derecesi gibi yaşanılan bölge ve/veya yapılan mesleğe göre değişen diğer durumlar göz önüne alınarak optimal günlük D vitamini dozunun belirlenebilmesi için daha ileri çalışmalara ihtiyaç olsa da, gebelik planlayan veya gebe kadınlarda olabildiğince erken dönemde 40 ng/mL serum 25(OH) D Vitamini düzeylerine erişilmesi tavsiye edilmektedir.”

Güneşten etkin faydalanmak isteyenlere tavsiyeler

Dr. Cevdet Züngün, güneşten yayılan ultraviyole B (UVB) ışınları sayesinde vücudun D vitamini oluşturabildiğini hatırlattı. UVB ışınlarından etkin şekilde yararlanabilmenin Türkiye’nin bulunduğu enlemde Nisan-Ekim ayları asında mümkün olduğunu kaydeden Dr. Züngün, cildimizin olabildiğince fazla bölümünün güneş ışınlarına direkt olarak teması ile D vitamini üretilebildiğini vurguladı. Dr. Züngün, saat 10:00-14:00 arası 15-20 dakika süreyle güneşin cilde direkt olarak temas etmesi gerektiğini kaydetti.

Diğer yandan, Kasım-Mart döneminde yeterli ve gerekli UVB ışınlarının olmadığını hatırlatan Dr. Züngün, bu dönem için de doktor tavsiye ve gözetimi altında takviye alınabileceğini belirtti.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla