İEİS raporu: Türkiye ilaç pazarı 2025’te %32,7 büyüdü ama dışa bağımlılık ve fiyat baskısı sürüyor!

Yazan Hüseyin Kandemir
17 Haziran 2026  |   Kategori: Sağlık Gündemi, Sektör Print

İEİS’in “Türkiye İlaç Sektörü 2025” raporu, ilaç pazarının 2025’te 430,8 milyar TL’ye ulaştığını, ancak büyümenin büyük ölçüde fiyat ve maliyet artışlarından kaynaklandığını gösteriyor. Kutu bazında artış sınırlı kalırken, ithal ilaç bağımlılığı, ruhsatlandırma süreçleri, biyoteknolojik üretim kapasitesi ve dış ticaret açığı kritik sorunlar olarak öne çıkıyor. Rapor, sürdürülebilir ilaç erişimi için öngörülebilir fiyatlandırma, Ar-Ge desteği ve yerli üretimin güçlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.

İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS), Türkiye ilaç sektörünün güncel görünümünü ortaya koyan “Türkiye İlaç Sektörü 2025” raporunu yayımladı. Raporda, Türkiye ilaç ve tıbbi sağlık ürünleri pazarının yanı sıra ruhsatlandırma süreçleri, yatırım teşvikleri, Ar-Ge faaliyetleri, üretim, istihdam, dış ticaret, fiyatlandırma ve geri ödeme politikalarına ilişkin kapsamlı veriler yer aldı.

Dr. Ümit Dereli: Dünyayla rekabet etmek istiyorsak ilaçta bilgi üretmeliyiz

Rapora göre Türkiye ilaç ve tıbbi sağlık ürünleri pazarı 2025 yılında hastane ve eczane kanalında değer bazında %34,1 büyüyerek 479,4 milyar TL’ye ulaştı. Kutu ölçeğinde büyüme ise %3,5 ile daha sınırlı kaldı ve toplam hacim 2,92 milyar kutu olarak gerçekleşti. Bu tablo, pazardaki büyümenin büyük ölçüde fiyat ve maliyet dinamiklerinden kaynaklandığını, hacim artışının ise daha sınırlı seyrettiğini gösteriyor.

İlaç pazarı 430,8 milyar TL’ye çıktı

Türkiye ilaç pazarı 2025 yılında değer bazında %32,7 büyüyerek 430,8 milyar TL’ye ulaştı. Kutu bazında ise %3,2 artışla 2,65 milyar kutu seviyesine çıktı. Hastane kanalının pazar payı değer bazında %13,8, kutu bazında ise %7,8 olarak hesaplandı.Raporda 2015-2025 dönemine bakıldığında ilaç pazarının 17,6 milyar TL’den 430,8 milyar TL’ye yükseldiği belirtiliyor. Bu, nominal olarak %2.354’lük artış anlamına geliyor. Ancak aynı dönemde üretici fiyatları enflasyonu dikkate alındığında reel büyümenin sadece %27,9 düzeyinde kaldığı vurgulanıyor. Kutu bazında büyüme ise 11 yıllık dönemde %28,8 oldu. Bu veriler, sağlık hizmetlerine erişimdeki genişleme ve nüfus kaynaklı talep artışına rağmen sektörün reel büyüme kapasitesinin maliyet ve fiyat baskılarıyla sınırlandığını gösteriyor.

Geri ödeme kapsamındaki ürünler pazara hakim

Rapora göre 2025 yılında geri ödeme kapsamında yer alan ilaçların pazar değeri 401,6 milyar TL oldu. Bu, pazardaki ilaçların değer bazında %93,2’sinin geri ödeme listesinde yer alan ürünlerden oluştuğunu gösteriyor. Sağlık profesyonelleri açısından bu veri, Türkiye ilaç pazarının kamu geri ödeme politikalarına yüksek düzeyde bağımlı olduğunu ortaya koyuyor.

Yerli üretim biyoteknolojik ilaç pazarı 14 kat artarak 11,5 Milyar TL’ye ulaştı!

Pazara yeni giren ilaçlar açısından da dikkat çekici bir tablo bulunuyor. 2025 yılında pazara giren 342 yeni ilacın 47’si referans, 295’i eşdeğer ilaçlardan oluştu. Eşdeğer ilaçların 272’si imal ürün niteliği taşıdı. Bu durum, yerli üretim ve eşdeğer ilaçların erişim ve sürdürülebilirlik açısından merkezi rolünü koruduğunu gösteriyor.

Yerli üretimin kutu bazındaki ağırlığı artıyor

Raporda imal ilaçların 2025 yılında değer bazında pazar payının %55,4’e ulaştığı, kutu bazında ise payının %92,8’e yükseldiği bildirildi. Buna karşılık ithal ürünler daha düşük kutu payına rağmen özellikle yüksek fiyatlı ürün segmentlerinde belirleyici konumunu sürdürüyor.Bu ayrışma klinik pratik açısından önem taşıyor. Çünkü ithal ürünlerin önemli bir bölümü biyoteknolojik ilaçlar, onkoloji ürünleri, immünomodülatör ajanlar ve yüksek maliyetli tedavilerden oluşuyor. Bu nedenle ithal ilaçlara erişim, özellikle kronik hastalıklar, nadir hastalıklar, kanser ve immün aracılı hastalıklar açısından doğrudan hasta yönetimini etkileyebilecek bir başlık olarak öne çıkıyor.

Biyoteknolojik ve biyobenzer ilaçlar kritik alan olmaya devam ediyor

Rapor, biyoteknolojik ilaçların küresel ilaç pazarındaki payının arttığını, Türkiye’de de bu ürün grubunun değer bazında önem kazandığını ortaya koyuyor. 2025 yılında biyoteknolojik ilaçlarda referans ürünlerin değeri 82,7 milyar TL, biyobenzerlerin değeri ise 8,2 milyar TL düzeyine ulaştı. Toplamda biyoteknolojik ilaç pazarı yaklaşık 90,9 milyar TL seviyesine çıktı.

Biyolojik ve biyobenzer ilaçlar hastalara ek tedavi seçeneği sunuyor

Biyobenzer ilaçlar içinde antineoplastikler ve immünomodülatör ajanlar değer bazında %60,4 paya sahip oldu. Referans biyoteknolojik ürünlerde de aynı tedavi grubunun değer payı %55,8 olarak bildirildi. Bu tablo, biyoteknolojik ilaçların özellikle onkoloji ve immünoloji alanlarında sağlık bütçesi ve tedavi erişimi açısından stratejik önemini koruduğunu gösteriyor.

Raporda, Türkiye’de biyobenzer ilaç geliştirme ve üretim kapasitesinin güçlendirilmesinin hem arz güvenliği hem de kamu maliyesi açısından kritik olduğu vurgulanıyor. Biyoteknolojik ilaçların HIT-30 Projesi kapsamında stratejik sektörler arasında yer alması, bu alanda yeni yatırımlar için önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor.

Ruhsatlandırmada toparlanma sınırlı kaldı

Yeni ilaç ruhsatlandırma süreçleri raporda sektörün önünü tıkayan başlıca alanlardan biri olarak tanımlanıyor. 2025 yılında 507 yeni ruhsat verildi. Ancak bu sayı, pandemi öncesi 2014-2019 döneminin yıllık ortalaması olan 642 ruhsatın altında kaldı. 2020-2025 döneminin yıllık ruhsat ortalaması ise 435 olarak hesaplandı.

Bu veri, yeni tedavilere erişim açısından dikkatle izlenmesi gereken bir başlığa işaret ediyor. Ruhsat süreçlerindeki gecikmeler, özellikle yenilikçi ilaçlar, biyoteknolojik tedaviler ve yüksek klinik ihtiyaç alanlarında hastaların tedavi seçeneklerine erişimini geciktirebilir.

Dr. Hasan Kuş: Sağlık turizminde kazanımlarımızı kaybediyoruz, stratejik davranmalıyız!

Üretim, istihdam ve ihracatta artış sürüyor

Rapora göre Türkiye’de ilaç sektöründe üretim tesisi sayısı 2025 yılında 111’e yükseldi. Sanayi üretim endeksi verilerine göre ilaç sektörü üretimi 2025’te %5 artarak 170 puan seviyesine ulaştı. 2015-2025 döneminde ilaç sektöründeki üretim artışı %70,1 oldu. Bu oran, aynı dönemde imalat sanayindeki %50,8’lik ve kimya sektöründeki %47,1’lik artışın üzerinde gerçekleşti.

İstihdam tarafında da sektör güçlü görünümünü korudu. 2024 yılında ilaç endüstrisi istihdamı %0,8 artışla 50.205 kişiye ulaştı. 2015-2024 döneminde ilaç sektöründeki istihdam artışı %54 olarak gerçekleşti ve Türkiye toplam istihdam artışının üzerinde seyretti. Dış ticarette ise ilaç ihracatı 2025 yılında %9,3 artarak 2,51 milyar dolara ulaştı. 2015-2025 döneminde ilaç ihracatı %128,7 arttı. Buna karşın ithalat 2025’te %17,4 artışla 7,3 milyar dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı %34 seviyesinde kaldı. Bu tablo, sektörün ihracat performansını artırmasına rağmen dış ticaret açığının yapısal bir sorun olmaya devam ettiğini gösteriyor.

Fiyatlandırma ve Ar-Ge baskısı stratejik risk yaratıyor

Raporda, ilaç sektörünün fiyatlandırma ve geri ödeme kaynaklı mali sorunlarının temelinde kamu bütçesinden ilaca ayrılan payın azalmasının bulunduğu belirtiliyor. İlaç harcamalarının GSYİH içindeki payı 2009’da %1,6 iken 2025’te %0,65’e geriledi.

Japon ilaç devi Takeda’nın Türkiye’ye güveni tam; büyümesini sürdürecek

İEİS, ilaç fiyatlandırmasında esas alınan kur ile piyasa Avro kuru arasındaki farkın sektörün üretim, ihracat, yatırım ve Ar-Ge kapasitesini olumsuz etkilediğini vurguluyor. Raporda, dünya genelinde ilaç sektörünün yıllık cirosunun ortalama %15’ini Ar-Ge’ye ayırabildiği, Türkiye’de ise bu oranın %5’in altında kaldığı belirtiliyor. Bu durum, özellikle yeni ilaç geliştirme ve biyoteknolojik ilaçlarda atılım hedefleri açısından önemli bir sınırlılık olarak değerlendiriliyor.

Erişim, sürdürülebilirlik ve yenilikçilik birlikte ele alınmalı

“Türkiye İlaç Sektörü 2025” raporu, Türkiye ilaç pazarının büyüdüğünü ancak bu büyümenin önemli ölçüde nominal düzeyde kaldığını ortaya koyuyor. Sağlık çalışanları açısından raporun temel mesajı, ilaç arz güvenliği, yenilikçi tedavilere erişim, biyoteknolojik üretim kapasitesi, ruhsatlandırma süreçleri ve geri ödeme politikalarının birbirinden bağımsız başlıklar olmadığıdır.

Türkiye, güçlü üretim altyapısı, artan istihdamı ve büyüyen ihracatıyla ilaçta bölgesel üretim merkezi olma potansiyelini koruyor. Ancak bu potansiyelin sağlık sistemine ve hastalara daha fazla yansıması için öngörülebilir fiyatlandırma, hızlandırılmış ruhsatlandırma, Ar-Ge yatırımlarının desteklenmesi ve biyoteknolojik üretim kapasitesinin güçlendirilmesi kritik önem taşıyor.

YORUMUNUZ VAR MI?

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla