Malpraktis iddialarında sadece sigorta şirketi’ne dava açılabilir…

Yazan Av. Arb. Ümit Erdem
28 Haziran 2020   |    6 Temmuz 2020   |   Kategori: Hukuk / Mevzuat, Üye Yazıları Print

Malpraktis iddialarında hasta veya yakınları, doktor ve hastanelere dava açmadan sadece sigorta şirketi’ne dava açabilirler…
Örnek Olayımız’da; davacı vekili, davalı tarafça Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalanan dava dışı doktorun …’nın hamileliğini takip ettiğini, dava dışı doktorun genel olarak tıbbi kötü uygulaması sonucu müvekkili …’nun “down sendromlu” olduğunun hamilelik sırasında teşhis edilemediğini ve …’nun “down sendromlu” olarak doğmasına neden olduğunu, bu nedenle müvekkillerinin maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek Sigorta Poliçesi kapsamında zararlarının tazminini talep etmiş, Mahkeme’ce davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı Sigorta Şirketi İstinaf başvurusunda bulunmuştur.

/*/

Dava; davacılar ile dava dışı Sigortalı Doktor arasında bulunan tedavi hizmetine dair Vekalet İlişkisi’nden kaynaklanan maddi ve manevi zararın Sigorta Poliçesi kapsamında teminat altına alındığından bahisle gerçekleşen riziko nedeniyle tazminatın Sigorta Şirketi’nden tahsili istemine ilişkindir. Davacılar, Sigorta Sözleşmesi’nin tarafı olmadığı gibi taraflar arasında Sigorta Sözleşmesi’nden kaynaklı bir uyuşmazlık (da) bulunmamaktadır. Uyuşmazlık; rizikonun Sigorta Poliçesi kapsamında olup olmadığı ile tazminattan davalı Sigorta Şirketi’nin sorumluluğu olup olmadığı noktasında çıkmaktadır.

‘Hasta’ ihtilaflarında alternatif uyuşmazlık çözümleri

Davalı vekili, istinaf dilekçesinde belirttiği itirazları cevap dilekçesinde belirtmemiş ve istinaf dilekçesi ekinde sunduğu delillere cevap dilekçesinde dayanmamıştır.

/*/

Dosyada, davacı … davaya konu olay nedeniyle tutulmuş olan Hasta Dosyası ilgili Sağlık Kuruluşu’ndan getirtilmiş, gelen Hasta Dosyası üzerinden Bilirkişi İncelemesi yaptırılarak Rapor alınmıştır. Alınan Bilirkişi Raporu’na göre; “hasta dosyası içinde, davacının gebelik takibinin farklı doktorlarca yapıldığı, 31/08/2012 tarihinden itibaren davalının sigortalısı doktor tarafından takibinin yapıldığı, 13 haftalık gebelikte down sendromunun teşhisi için yapılması gereken üçlü testin bu doktor tarafından istendiği, ancak test sonuçlarına ilişkin dökümanın dosyada olmadığı, 11-14 haftalar arası ultrasonografi ile ense saydamlığı ve kombine test uygulandığına ilişkin kayıt bulunmadığı, bu testlerin olumsuz çıkması üzerine önerilmesi gereken amniyosentez yaptırılmasına ilişkin işlemin hastaya önerildiğine ilişkin kaydın ve bu testin yapıldığına ilişkin belgenin bulunmadığı, dava dışı sigortalı doktorun hamileliğin 15 ile 22. haftaları arasında davacıyı birden fazla muayene ettiği ancak yapılması önerilen down sendromu tarama testlerinin istendiğine ilişkin her hangi bir kaydın hasta dosyasında bulunmadığı, buna göre gebeliğin takibinde Hekim ve Hastane’nin ihmalinin olduğu” belirtilmiştir.

Buna göre dava dışı (sigortalı) Doktor’un; hamileliğin takibinde Down Sendromu’nun teşhisi için gerekli olan Tarama Testleri’nin yapılmasını talep ettiğine ilişkin Hasta Dosyası’nda kayıt bulunmadığından, bunların yapılmasının, yapılmaması halinde oluşacak risklerin hastaya bildirildiğini, bu hususların takibinin yapıldığını ispatlayamadığından kusurlu olduğu; Sigorta Poliçesi kapsamında rizikonun gerçekleştiği anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.

COVID-19 Pandemisi’nde malpraktis iddiaları için; Yargıtay’dan emsal olabilecek karar

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme Kararı’nın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, Davalı Sigorta Şirketi’nin istinaf başvurusunda ileri sürdüğü itiraz ve delillerinin HMK 357/1 maddesine göre istinaf aşamasında dikkate alınamayacak olmasına ve kamu düzenine aykırı bir husus da bulunmamasına göre Mahkeme Kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2018/1320 E., 2019/1676 K., 27.11.2019 T.)

/*/

Sonuç Yerine:

1. Dava; tıbbi kötü uygulama nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın Zorunlu Mesleki Sorumluluk Sigortası Şirketi’nden tahsili davasıdır.

2. Davacı taraf; dava dışı (sigortalı) Doktor’a ve (dava dışı) Özel Hastane’ye (Davalı(lar) olarak) husumet göstermeksizin işbu Dava’yı (Sadece) ZMSS Şirketi’ne yönelik olarak ikame etmeyi tercih etmiştir.

3. Uyuşmazlığın çözümünde, TTK’nın 6. Kitabı’nda yer alan Sigorta Hukuku’na ilişkin hükümler uygulanacağından Dava; TTK. 4 maddesi gereğince Mutlak Ticari Dava olup, TTK’nın 5. Maddesi gereğince “Ticaret Mahkemesi” görevlidir.

Gerçekten de; dava dışı Doktor ile davalı Sigorta Şirketi arasında tanzim edilen Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Mali Sorumluluk Sigortası’nda, davacıların Sözleşme’de taraf olmadıkları, Sigorta Şirketi ile davacılar arasında 6502 sayılı Kanun kapsamında kalan bir hukuki işlem ya da ilişki bulunmadığı, 1219 Sayı’lı Kanun’un Ek Madde 12. Maddesi gereği zorunlu olarak yaptırılan Sigorta’dan kaynaklı Sigorta Davaları’nın Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiş olması nedeniyle, davaya bakmaya Görevli Mahkeme; Asliye Ticaret Mahkemesi’dir. (Ayrıca Bknz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4358 E., 2018/6839 K., 07.11.2018 T.)

4. Ancak; Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A Hükmü’ne göre; Ticari Davalar’dan, konusu “paranın ödenmesi” olan Alacak veya Tazminat talepleri hakkında Dava açılmadan Arabulucu’ya başvurulmuş olması Dava Şartı olduğundan, öncelikle anılan sürecin başlatılması, sonlandırılması ve “Anlaşmama Tutanağı” ile birlikte Dava açılması gerekmektedir.

5. Davalı Sigorta Şirketi, dava dışı (sigortalı) Doktor ile aralarındaki Poliçe’nin (Risk Grubu’na göre belirlenen) üst limiti olan miktarı ile sınırlı olarak sorumludur.

6. Dava dışı (sigortalı) Doktor hakkında İdari veya Cezai Soruşturma açılmadığı ve anılan Doktor hakkında ayrı bir Dava açılmadığı anlaşıldığından, bu yöne ilişkin istinaf sebepleri de yerinde kabul edilmemiştir.

COVID-19 için görevlendirilen hekimler ‘Zorunlu Mesleki Sorumluluk Sigortası’ kapsamına alındı

7. HMK’nın 355. Maddesi’ne göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve Kamu Düzeni’ne aykırılık görüldüğü takdirde ise Re’sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

8. Davalı Sigorta Şirketi, HMK’nın 357/1 Maddesi’ne göre istinaf aşamasında yeni delillere dayanamayacağı gibi, cevap dilekçesinde belirtmediği savunma sebeplerini de ileri sür(e)meyecektir. Bu nedenle davalı Sigorta Şirketi vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği deliller incelen(e)memiştir.

Av. Arb. Ümit Erdem
av_umit_erdem@yahoo.com

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla